ÖĞÜTLÜ AYETLER

 SURE: 001, FATİHA SURESİ, (7) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (005) SURE.                                                                        

 

İNİŞİ: Müddessir Suresinden sonra Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir.  Kur’an ’ın bir önsözü ve özeti gibidir. 

ADI: Fatiha (Başlangıç), Ümmü’l-Kitab (Ki-tab’ın özü), el-Esas (Asıl Kitap), el-Vafiyeh (Hakkında yeterli bilgiyi veren), el-Kafiyeh (Kifayetli), es-Seb’ul-Mesani (“ikilenen, tekrarla-nan yedi”,  Bakara Araf arasındaki [6] sure ile Yunus Suresinden veya enfal ve Tevbe’nin birleştirilmiş şeklinden oluşan[7] uzun sure), el-Kenz (Define, hazine), eş-Şifa (Şifa veren), eş-Şükr (Tanrı’ya teşekkür eden), el-Hamdu lillah (Tan-rı’ya Hamd eden) ) ve es-Salat (Namaz, Hz Muhammed’in adı anıldığında ona söylenen dua)  isimlerini de taşımaktadır.  Namazda okunması vaciptir.

KONUSU: Kur’an’ın ana hatlarını içerir. Anlam  itibariyle en büyük dua ve yakarıştır.  Kur’an’ın bütün amaçlarını, getirdiği anlam, bilgi ve hükümleri özet halinde içermektedir.  Kur’an-ı  Kerim’in  gönderiliş  amacı,  insanların  dünyadaki  yaşamını  düzene koymak ve iyi (Tanrısal  irade, rıza ve düzene  uygun) bir dünya yaşamından sonra ebedi mutluluğu sağlamaktır. KYTMT, TDVİA, KKÖT (Bakınız ;KISALTMALAR)

NOT: Fatiha Suresinden önce indirilen ayetler, ait oldukları surelerin parçalarıdır ve bu sürelerin tamamlanmaları Fatiha Süresinin inmesinden sonra olmuştur.

                                   

AYETLER:

Euzübillahimineşşeytanirrracim                                                          Bismillahirrahmanirrahim

Kovulmuş şeytandan Tanrı’ya sığınırım                      Rahman ve Rahim olan Tanrı’nın adıyla

001.- Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.  Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla.

002.- Hamd (övgü ve övülme) Alemler (Tüm Evren)’in Rabbi (Tüm Evren’i yaratan ve

         yöneten) olan Allah’adır. 

         Övgü, Evren’in yaratıcısı (Rabbi olan) Tanrı’ya has (ait)‘tır. 

003.- O (Tanrı CC), Rahman (Esirgeyici)’dır ve Rahim (Bağışlayıcı)’dir.

         O (Tanrı CC), yarattıklarını esirgeyici ve kusurlarının bağışlayıcısıdır.  

004.- O (Tanrı CC), din gününün sahibidir.

         O (Tanrı CC) din (dirilişten sonraki hesap) gününün (o gün insanlar; dünyada yaşadıkla-

         rı sürede işlediklerinin [amellerinin] karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük

         (bulundukları yerden) çıkacaklardır. Her kim  zerre  kadar hayır işlemişse [insanlık ve

          tüm yaratılanlar için yararlı bir iş yapmışsa ve her türlü hayır işlemişse] onun karşılığını

          mutlak görecektir) sahibidir.  

005.- (Rabbimiz) Yalnız Sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz.

006.- Bizi doğru yola ilet.

007.- Bizi, (İyilik) Nimet verdiklerinin yoluna, kendilerine  gazap edilmiş olanların ve sapmış

         ların (doğru yoldan sapanların, bu nedenlerle cezalandırılanların) yoluna değil. (Kendi-

         lerini ödüllendirdiklerinin yoluna) ilet.  AMİN.

 

Hamd, Evren  (alemler)’in  Rabbi,  merhametli  olan, merhamet eden ve Din Günü’ nün sahibi olan Allah’a hastır.  Ancak Sana (Allah CC)  kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi 

doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin,gazaba uğramayanların,sapmayanların yoluna eriştir.

 

“Bilindiği üzere; Hz Muhammed SAV, İbranice bilmediği gibi çok önceleri (Çocukluk ve ilk 

Gençlik yıllarında okur yazar da değildi.  Bir öğreticiye gidip, Tevrat öykülerini ayrıntılarıyla

öğrenmemişti. Okur yazar olmayan, eski din kitaplarını okumamış, öğrenim görmemiş yaban-

cı dil bilmez bir insanın, İbranice olan Kutsal Kitap (Tevrat)!ın kıssa ve prensiplerini hem de,

ayrıntılarıyla ve fakat en özlü biçimde, yalvaçlar (peygamberler)’ın ahlakına yakışmayan iba-

                                                                 -01-

relerden soyutlayarak anlatması, vahiyden  başka bir şeyle açıklanamaz” S.A.         

 

                             ***********************************************

                                  

SURE: 002, BAKARA SURESİ, (286) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (087) SÜRE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. Hicret’ten sonra inmeye başlayan Sure’nin inişi (9–10) yıl sürmüş ve bütün  Medine  devri boyunca da devam etmiştir. 

ADI: Adını (67-71) ayetlerdeki kıssadan almıştır. İçindeki  Ayetü’l-kürsi’den (Ayet 255) dolayı  Süretü’l-kürsi, içerdiği hükümlerin çokluğu nedeniyle de Füstatü’l-Kur’an adları da verilmiştir. 

KONUSU: Kur’An-ı Kerim’in kendine has tertip ve üslubu içinde şu ana konuları içermektedir:  İslam’ın getirdiği inanç,  tapınma (ibadet) ve yaşam düzeniyle ilgili temel bilgiler; münafıklar, Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller, insanın yaratılışı, yetenekleri, sınavı; İsrailoğulları tarihi nin önemli kesitlerini, kamil  bir din olan İslam’ın, daha önceki dinlerin evrensel kısmını içerdiği, buna karşılık onların (değişmesi, ıslah edilmesi, düzeltilmesi gereken) yargılarını (hükümlerini) de  ıslah ettiği; Hz İbrahim  kıssası, Kabe’nin  yapılışı ve kıble oluşu; yiyecekler, kısas, vasiyet, oruç, savaş, hac, nikah, boşanma, dulluk, yetimlik, alkollü içki, kumar  faiz, sözleşmelerin yazılması, din ve vicdan özgürlüğü konularında bilgiler.  KYTMT, KYTMT

 

NOT:Biz bu  konuların içinden, yalnızca, çalışmamızın asıl amacı olan; “ÖĞÜT  VEREN AYET’ LERE” ve bunlarla ilgi açıklamalara, burada yer vereceğiz.  EE.

        

           AYETLER:        

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Doğruluğunda asla kuşku bulunmayan bu  Kitap  (Kur’an)  hiç  kuşkusuz,  (günah  ve 

          kötü  işlerden)  sakınanlar  için, bir  yol gösterici (rehber)’dir. 

003.-  Onlar (Sakınanlar), Tarafımız (Tanrı CC)’dan  gizli  tutulan  (gayb)’a  inanırlar,  özel 

          duygu ve davranışlarla Allah’a ibadet ederler (namazı kılarlar), kendilerine  verdiğimiz: 

          bilgi, yetenek, varlık ve diğer tüm kazanım (rızık)’larından, Allah  yolunda karşılık bek-

          lemeden (minnet etmeden), gereksinimi olan insanlar, içinde bulundukları  toplum  ve 

          tüm  insanlığın  yararına  olmak amaçlı olarak harcarlar. İsraf etmezler KYTMT

004.-  Onlar (sakınanlar) Sana (Hz Muhammed SAV) ve senden  önce indirilene ve öldükten                      

          sonraki ebedi yaşam’a (ahirete) kesin olarak inanırlar (iman ederler).

005.-  Rab’lerinden gelen doğru yol üzerinde olanlar, işte o sakınanlardır.  Kurtuluşa erenler

          de onlardır.  KYTMT

006.-  Hak din (Müslümanlık)’in getirdiği gerçekleri kabul etmeyenler (Tanrı CC’ya inanma-

          yanlar, yetime, yoksula ve yolda kalmışa, destek olmayanlar, kul hakkı yiyenler, varlık

          ve yeteneklerini insanlar için kullanmayanlar)’i uyarsan da, uyarmasan da birdir, inan-

          mazlar.  KYTMT

007.- Bu tutumlarından dolayı (Tanrı CC), inkarcılar (İnanmamakta ısrar edip, insanlık dışı

         davrananlar)’ın kalplerini ve kulaklarını mühürler, gözlerini de perdeler. (…)    

013.-  Onlar (İnanmayanlar)’a, “Sağduyulu insanların inandığı gibi siz de inanın” denildiğinde

          “Biz de, akılsızların inandıkları gibi mi inanalım?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar

          onlardır, fakat bilmezler.  KYTMT

016.-  Doğruya ve iyiye karşılık sapıklığı satın alanlar (Münafıklar, ikiyüzlüler) işte o inanma-

           yanlardır.  Bu  nedenle  de  (Bilinç  altlarının derinliklerinde fırtınalar kopuyor. Bunları

           bastırmak,  madde  ötesini  ve  beşeri  gücün  çözümden aciz kaldığı sorunları unutmak

                                                                        -02-          

           için baş vurdukları; zevk sefa  alemleri, içki, uyuşturucu, kumar masaları vb etkinlikle-

           ri) ticaretleri kar getirmedi.  Doğru yolu da bulamadılar.  KYTMT

019.-  (…).  Oysa Allah (gerçekleri) inkar edenleri çepeçevre kuşatmıştır. KYTMT.

021.-  Ey (din, dil, ırk, sınıf ve bölgesel  ayrılıklarından  arınmış, inanç durumları ne olursa ol-

          sun tüm)  insanlar!  Sizi ve sizden öncekileri yaratan (hiç bir ön koşul  olmaksızın Tanrı       

          CC  tarafından   kabul  olunmuş  olarak),  (asla  kendisinden  başka  kulluk  edilecek bir

          kimse bulunmayan) Rabbiniz’e kulluk edin,  ki sakınabilesiniz.  KYTMT

023.-  Eğer Kulumuz (Hz Muhammed SAV)’a  indirdiğimiz Kitaptan dolayı bir kuşku içinde

          iseniz, O’nun benzeri bir sure de siz getirin.  (…).  KYTMT

024.-  Yok  yapamadıysanız ki,  asla  yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, 

          ateşten sakının.

025.- (Ey Muhammed), Allah’a inanan ve yararlı işler yapan (yetimi ve yolda kalanı kollayan.

          (Tanrı CC’nın  yarattığı tüm evrendeki varlıkların tamamına saygı gösteren ve koruyan,

          çalmayan, kul ve yetim hakkı yemeyen, geçimliğini alın teri ile çalışarak kazanan, yalan

          söylemeyen, her an yaptıklarının hesabını verebilecek durumda olan EE) lara, kendileri

          için altlarından ırmaklar akan cennetler bulunduğu muştusunu ver!  (…). Hem onlar

          Cennette ebedi  kalacaklardır.

027.-  Onlar  (İnanmayanlar)  ki,  iyice  pekiştirdikten  (söz  verip  antlaşma  yaptıktan)  sonra,

           Allah’a  verdikleri sözü bozarlar.  Tanrı’nın birleştirmesini emrettiği iman ve akrabalık

           bağlarını  keserler  ve  yeryüzünde  bozgunculuk  yaparlar.  İşte  zarara  uğrayanlar on-

           lardır.  KYTMT

028.-  Cansız  nesneler  (ölü)  iken  (Canlıların evrim yoluyla cansız nesnelerden ortaya çıktığı 

           burada net olarak  açıklanmaktadır.EE), size  O (Tanrı CC) hayat verdiği halde, Allah’ı 

           nasıl inkar  edebiliyorsunuz?  Sonra  sizi öldürecek, sonra yine diriltecek.  Sonra da  O

           (Tanrı CC)’na götürüleceksiniz.

030.-  Hani  Rabbin  meleklere: “Ben  yer  yüzünde  bir  halife yaratacağım” (Burada anlatılan

           insanın yaratılması değil, Tanrı tarafından insana verilen özellikler, sorumluluklar, yet-

           ki ve nimetlerdir).   (Bunlardan [nimetlerden] biri ve belki de en önemlisi “halifeliktir”

           [buradaki  halifeliğin Tanrı  ile  ilgili olduğu ve “Tanrı’nın Halifeliği” olması]  özelliği-

           dir). (Ayet  açıkça  Adem  [Tüm insanlar]’in yeryüzünde “Tanrı CC’nın  Halifesi”  ola-

           caklarını  ifade  etmektedir) demişti. Melekler: (Tanrı’ya) “Biz seni eksiksiz bilirken ve

           durmadan  övgü  ile  anarken orada (yeryüzünde) fesat çıkaracak ve kan dökecek birini

           mi yaratacaksın?” dediler. Allah meleklere “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” diye  

           buyurdu.  KYTMT                             -                                                                         

034.-  Meleklere,  “Adem’e  secde  edin”  dediğimizde iblis (şeytan) dışındakiler derhal secde

          ettiler; iblis (şeytan) direndi, büyüklendi ve inanmayanlardan oldu.  KYTMT

037.-  Adem, Rabbinden öğrendiği sözcüklerle yakardı. Allah ta tövbesini kabul etti. Kuşku-

          suz O (Tanrı CC), tövbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir. 

039.-  İnanmayan ve ayetlerimizi  yalanlayanlara  gelince, onlar  cehennemliklerdir  ve  orada

           temelli kalıcılardır.  KYTMT

040.-  Ey İsrailoğulları (…)

041.-  Elinizdeki  (Tevrat’ı)  onaylayıcı olarak  indirdiğimiz  (Kuran’a), inanın; sakın O’nu in-

          kar edenlerin ilki siz olmayın! Ayetlerimi az bir çıkar karşılığı satmayın. Yalnız Benden

          (Tanrı CC) korkun.  KYTMT

042.-  Bile bile doğruyu yanlış ile (Hakk’ı  batıla)  karıştırıp, hakkı gizlemeyin.  (Tanrı CC;

          bütün insanlığa doğru ve gerçek olan ile yanlış ve asılsız olanı kasıtlı olarak karıştırma-

          maları, hakkı [doğruyu] örtüp saklamaktan  kaçınmaları gerektiği yönünde son derece

          önemli bir uyarıda (öğütte)  bulunmuştur).  KYTMT                                           

043.-  Namazı hakkıyla kılın, zekatı verin, (…).

                                                                     -03-

044.-  (…). Aklınızı! kullanmıyor musunuz? KYTMT.           

045.-  (Katlanılması ve kabullenilmesi  zor gelen durumlarda umarsızlık söz konusu ise) Sabır

           ve namazla Allah’tan yardım  isteyin. Kuşkusuz bunlar, Allah’a  saygı ile boyun eğen-

           ler den başkasına ağır gelir.  KYTMT

048.-  Öyle bir günden (din  günü; hesap, ödül  ve ceza günü, kimsenim kimseyle yardımlaşa-

          mayacağı, kimseden bir aracı/şefaatçi kabul olunmayacağı kimseden bir fidye alınama-

          yacağı günden) korkun ki, o gün hiç kimse  başkası için bir şey  ödeyemez; hiç kimse-

          den şefaat (bağışlanma)  kabul  olunmaz, fidye de alınmaz; onlara (insanlara) asla (hiç

          kimse tarafından) yardım da yapılmaz.  KYTMT                   

075.-  (Ey inananlar!) Şimdi bunlar (bütün inanmayanlar)’ın size hemen uyacaklarını mı umu-

          yorsunuz? Oysa bunlardan bir gurup (Yahudiler) vardı  ki, Tanrı’nın Kelamı (Tevrat)’nı 

          işitirlerdi de, sonra O (Tevrat)’na akılları yattığı halde bile, O  (Tevrat)’nu değiştirirler-

         di. KYTMT 

079.- (Yahudi bilginlerinin) Elleriyle  kitap yazıp, sonra da  yazdığını az bir bedel karşılığında

         satmak için “Bu Tanrı’nın katındandır, Allah’ın ayetlerini açıklıyor”  diyenlere  yazıklar 

         olsun! Elleriyle yazdıkları yüzünden vay haline onların! Ve yapıp ettikleri yüzünden vay

         haline onların!  KYTMT 

081.- Hayır!  Kim bir kötülük işler de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte bu kimseler

         cehennemliktirler;  (İnsanları  Tanrı  CC  adına  kandırıp,  günaha  batanlar)  onlar orada

         ebedi olarak kalırlar.  KYTMT 

082.- İnanıp, hayırlı işler yapanlara gelince, onlar da cennetliktirler; onlar orada ebedi kalacak

         -lardır.  KYTMT

085.- (…).  Allah sizin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.  KYTMT

098.- Her kim Allah’a, meleklerine, elçilerine (Peygamberlerine), Cebrail ve Mikail’e düşman

         ise bilsin ki, Tanrı da inanmayanların (inkarcıların) düşmanıdır.  KYTMT           

107.- Yine bilmez misin ki, gerçekte Tüm Evren (gökler)’in ve Dünya (Yer)’nın yaratıcı sahip

         liği (mülkiyeti) ve egemenliği Allah’ındır. Sizin (insanlar) için Tanrı’dan başka ne bir

         dost ne de yardımcı vardır.  KYTMT 

112.- (…), kim güzel niyet ve davranış sahibi olarak (Yahudi, Hristiyan veya başka bir inanç-

         tan olsun) kendini Tanrı’ya teslim ederse, Rabbi’nin katında onun ödülü vardır.  Öylele-

         rine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.  KYTMT      

115.- Doğu  da  Allah’ındır batı da  (Kastedilen  tüm  Evren’dir),  Nereye  dönerseniz  (nereye

         bakarsanız) Tanrı’nın zatı oradadır.  Kuşkusuz, Allah (zat ve sıfatlarında) sınırsızdır, her

         şeyi bilendir.  KYTMT                                                                                     

118.- Tarih bilgisinden yoksun olanlar (Kur’an’ı okumayıp, bilgi  sahibi  olamayanlar), “Allah 

         bizimle  konuşmalı  veya  bize  bir  mucizeli işaret gelmeli değil miydi?” dediler. Bunun

         gibi  onlardan  öncekiler,  de  onların  dediklerinin  benzerini demişlerdi. Anlayışları hep

        birbirine  benziyor!  Biz  (Tanrı CC),  gerçeği kabul  edenlere ayetleri (Mucizeli işaretin

         bizzat Kur’an ayetleri olduğunu) açıkladık.  KYTMT

121.- Kendilerine Kitap (Tevrat, İncil, Kur’an) verdiğimiz, O (Tevrat, İncil, Kur’an)’nu (Din

         bilginlerin çoğunluğu, burada ağırlıklı olarak, Yahudilere amaçlı Tevrat’ın kast edildi-

         ği üzerinde durmaktadırlar. Bize göre aynı mantık bütün kitaplar için de geçerlidir EE)

         hakkını vererek (ANALAMAK AMACIYLA) okumakta  olanlar  var ya, işte  inananlar

         onlardır; ama her kim onu inkar ederse işte asıl kaybedenler de onlardır. KYTMT          

147.- “Doğru olan gerçek” Rabbinden gelendir. Sen, (Hz Muhammed SAV) sakın (Yahudi         

          ve Hıristiyanların yanlış telkinlerine kapılıp) kuşkuya düşenlerden olma. KYTMT 

148.- (…).  Öyleyse siz hayırlarda yarışın. (…).  KYTMT

152.- Artık  siz  ben  (Tanrı CC)’i  anın ki ben de sizi anayım.  Bana şükredin, bana nankörlük

          etmeyin.  KYTMT   

                                                                    -04-

154.- Allah yolunda  (Yurt  savunması,  hak,  adalet,  doğruluk, mazlumlara yardım, özgürlük,

         bağımsızlık, yetim  ve  düşkünleri  koruma,  zalimlerin ve  düşmanla işbirliği yapanların

          defedilmesi ve benzeri amaçlarla EE.) öldürülenler (Şehitler) için “Ölüler” demeyin.

          Hayır onlar diridirler, fakat siz bunu bilemezsiniz.  KYTMT 

168.- Ey  insanlar!  Yeryüzünde  bulunan  maddelerin helal (İnsan sağlığına zararlı olabileceği

         nedeniyle hakkında yasaklama veya kısıtlama bulunmayanEE) ve temiz (İnsan sağlığına

         zararlı mikrop taşımayan EE.) olanlarından yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin (şeytanın

          izinden gidip haramlara bulaşmayın), çünkü o (şeytan) apaçık düşmanınızdır. KYTMT

169.- O   (Şeytan)   size   ancak   kötülüğü,  çirkini  ve   Allah   hakkında  bilmediğiniz  şeyleri

         söylemenizi buyurur.  KYTMT    

170.- Onlara  (İnanmayanlara  pek  çok  bilgi  verilip, uyarılar  yapılarak  sonuçta;) “Tanrı’nın 

          indirdiğine uyun” denildiğinde,(sanki kendilerine bu bilgiler hiç verilmemiş, bu uyarılar

          hiç yapılmamış gibi) “Hayır, atalarımızdan gördüğümüze uyarız, onların yolundan gide-

          riz”  dediler. Ya atalarının aklı bir şeye ermemiş, doğru yolu bulamamışlarsa.  KYTMT

173.- Allah  size  yalnızca leş (Ölü hayvan etini [Zira ölü hayvan etinde insan sağlığına zararlı

         bakteriler üremiş olabilir ve bu kesinlikle öldürücüdür EE.],  kanı, domuz etini (Domuz

         etinin insan sağlığına zararlı olduğu bilimsel olarak saptanmıştır EE.) ve Allah’tan   baş-

         kası adına kesilmiş olanı haram kıldı.  Ama biri  zorda  kalırsa, haksızlığa sapmadıkça,

         sınırı aşmadıkça kendisine günah yoktur.  (…).   KYTMT

174.- Allah’ın  indirdiği  Kitap (Bütün kitap ve vahiyler EE.)’ın bir  bölümünü  gizleyenler ve

         O’nu  (Onları)  az  bir  karşılık  (Çıkar amaçlı her türlü bedel EE.)  için satanlar yok mu?

         onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. (…).      

175.- İşte onlar, doğru yol (Hidayet) karşılığında sapıklığı, affedilmek  karşılığında azabı satın

         almış kimselerdir. (…). KYTMT

176.- Bu   azabın  nedeni,  Allah’ın, Kitab  (Kur’an)’ı hak (Doğru) olarak indirmiş olması ve o

         Kur’an    hakkında    aykırı   görüşlere   sapanların   derin   bir  ayrılıkçılık içine  düşmüş

         bulunmalarıdır.  KYTMT

177.- (…)  Asıl erdemli kişi: Allah’a,  ahiret  gününe, meleklere, kitaba (Vahiy  yoluyla  gelen

          bütün  kitaplara) ve bütün elçi (Peygamber)’lere inanan; yardım isteyenlere ve özgürlü-

          ğünü kaybetmiş olanlara özgürlüklerini kazanmaları için harcayan, namazı  kılıp zekatı

          verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar, darlıkta, hastalıkta ve savaş

          zamanında sabrederler. İşte, doğru olanlar bunlardır ve işte takva sahipleri bunlardır. 

180.- Sizden birinize ölüm yaklaştığında, eğer geriye mal bırakıyorsa anasına, babasına (Eğer

          hayatta iseler EE.) ve akrabasına uygun bir vasiyette bulunması, sakınanlara bir borç

          olmak üzere yazıldı (Emir olundu). KYTMT 

183.- Ey inananlar!  Sizden  öncekilerin  üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize

         de sayılı günlerde oruç yazıldı (Emir olundu).  KYTMT

184.- İçinizden  hasta  veya  yolcu  olan, başka günlerde sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorla-

         nanlar için  bir yoksulun  (Bir günlük günlük)  yiyeceği  kadar  fidye  vermesi  yeterlidir. 

         Bir iyiliği zorunlu olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ancak orucu tutmanız bilirse-

         niz sizin için daha hayırlıdır.  KYTMT

185.- O (sayılı günler), doğruyu  eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar

         ve insanlara  rehber  olarak  “Kur’an’ın  indirildiği”  ramazan  ayıdır.  Artık  kim  bu aya

         yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca

         tutar (Oruç tutamayanların fidye vermesi yasaklanmamıştır.).  (…).  KYTMT  

186.- Kullarım, Sana (Hz Muhammed SAV) Ben (Tanrı CC)’i  sorduklarında, bilsinler ki Ben

         kullarıma yakınım, bana dua ettiğinde (Bir istekte bulunduğunda)  dua edenin dileğine

         karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu

          bulmuş olsunlar.  KYTMT

                                                                              -05-

187.- (…).  Kadınlarınız, erkekleriniz için bir elbise (Örtü, koruyucu EE.)’siniz, erkekleriniz

         de  kadınlarınız  için bir elbise (Örtü, koruyucu EE,)’siniz. (…)  KYTMT  

188.- (…).  Bile bile günaha saparak, insanların mallarından bir kısmını (haksız yere) yemeniz

         için onun bir  parçasını da yetkililere (rüşvet olarak) aktarmayın.  KYTMT

190.- Sizinle, (Sizi yok etmek amaçlı olarak) savaşanlarla siz de Allah   yolunda savaşın, fakat

         aşırılığa sapmayın (siz de onlara benzeyip karşı tarafı haksız yere yok etmeye niyet

         etmeyin); Allah aşırılığa sapanları sevmez.  KYTMT 

194.-  (…) Allah’ın hükmüne saygılı olun ve bilin ki, Allah  kendisine saygılı olanların yanın-

           dadır.                   

195.-  Allah yolunda  harcama  yapın (Helal yollarla kazandıklarınızı yoksullarla, düşkünlerle,

          tüm muhtaç olanlarla paylaşın EE.);  kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. 

          Kuşkusuz Tanrı iyilik edenleri sever.

204.-  İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve O

          kişi, kalbindeki (yalan)’ne Allah’ı  şahit tutar. Oysa o (Münafık) kişi İslam düşmanları-

           nın en yamanıdır.

205.-  O (İslam düşmanlarının en yanında olan) kişi iş başına geçti mi, yeryüzünde  bozguncu-

           luk çıkarmak, ekini  (Ülkenin  ürün  varlığını) ve neslini  (İnsan yapısını)  helak  etmek

           için koşar. Tanrı ise bozguncuları sevmez.

206.-  O  (İslam  düşmanlarının  en  yanında  olan)’na  “Tanrı’ya  karşı saygılı ol” dendiğinde

           kendisini,  gururu  günah  işlemeye  sevk eder.  Cehennem de  O (İnanmayanların)’nun

           hakkından gelir. O (Cehennem) ne kötü bir yataktır.

207.-  Yine insanlardan kimi vardır ki, “kendisini Allah’ın rızasını kazanmaya adar” Allah ise

           kullarına çok merhametlidir.

208.-  Ey  inananlar! Hepiniz barış ve esenliğe girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o

          (Şeytan) sizin aranızı açan belli bir düşmandır.       

215.-  Ey Muhammed!  Sana  ne harcayacaklarını (Mali yardımlarda kimlere öncelik verilece-

           ğini) soruyorlar.  De ki: Hayır olarak  verdiğiniz nafaka,  ana,  baba, yakınlar, öksüzler,

           yoksullar, yolda kalmışlar içindir.  Hayır olarak (bunların ötesinde)  daha ne yaparsanız

           herhalde Tanrı onu bilir.

219.-  Ey Muhammed! Sana alkollü içki ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde de büyük

           bir günah vardır.  (Alkollü içkide)  insanlar için  bazı küçük yararlar vardır  fakat zararı

           çok daha büyüktür. (Kumarda kazanan için göreceli bir yarar vardır, çalışmadan edinil-

           lmiş bir kazançtır, ancak  kaybeden için bir yıkımdır). Dolayısıyla günahları, yararların

           dan çok daha büyüktür. Yine sana neyi,  iyilik yolunda harcayacaklarını (İnfak edecek

           lerini) soruyorlar. De ki: Kendi gereksiniminizden fazlasını iyilik yolunda harcayın (İn-

           fak edin), İşte böylece Allah, size ayetlerini açıklıyor.  Umulur ki siz düşünürsünüz.

220.-  (…).  Sana (Hz Muhammed SAV) yetimleri de soruyorlar.  De ki: onları iyi yetiştirmek

          (Yüz üstü bırakmadan)  daha  hayırlıdır.  Eğer  onlarla  birlikte  yaşarsanız  (unutmayın)

           onlar sizin kardeşlerinizdir.  Allah düzeltenden bozanı ayırıp, bilir.  (…).

221.-  Allah’a  eş koşan kadınları, iman etmedikçe nikahlamayın. (…) Allaha eş koşan erkek-

           lere de Tanrı’ya eş koşmayan kadınları nikah ettirmeyin.  (…)

238.-  Namazlara ve orta namaza devam edin, Allah   için boyun eğerek kalkıp namaza durun.

244.-  O halde (Ülkenizi dolaylı veya dolaysız yöntemlerle ele geçirmek amaçlı size saldıran-

          lara karşı), Tanrı  yolunda çarpışın ve bilin ki  Tanrı her şeyi işitir ve bilir.

254.-  Ey iman edenler!  Alım,  satım,  dostluk ve aracılığın  olmadığı bir gün   (Hesap Günü)

          gelip çatmadan,  Allah’ın  size verdiklerinden Allah   için hayır yolunda harcama yapın.                   

255.-  Allah’tan  başka İlah (Yaratıcı) yoktur. O (Tanrı CC), daima diridir,  her şeyin varlığı O

          (Tanrı CC)’na bağlı ve dayalı (Kayyum) dur,  ne uykusu  gelir  ne de uyur. Göklerde ve

          Yerde ne varsa O (Tanrı)’nundur. (…).  O (Tanrı  CC)’nun kürsüsü  (Duruşu, etki alanı)  

                                                                       -06-

          gökleri (Tüm evreni) ve yer (Dünya)’i içine almıştır. (…).            

256.-  Dinde zorlama/baskı yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte  tanrıları

          (Tağut) reddeder de (bir tek) Tanrı’ya inanır ise, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her

          şeyi iştir ve bilir.

257.-  Allah inananların dostudur/velisidir. Onları karanlıktan aydınlığa çıkartır. Allah’a inan-

          mayanların dostu/velisi ise sahte tanrılardır; onları aydınlıktan karanlığa sürüklerler(…)     

261.-  (Helal  yolla  kazandıkları)  Mallarını Allah  yolunda harcayanların durumu, bir (Başak)

          tanesinin  durumu  gibidir  ki,  her  birinde  yüz  tane  olmak  üzere yedi başak veren bir

          başak tanesinin durumuna benzer. (Tanrı CC iyilik yolunda harcama yapanların  ürünle-

          rinin bereketimi arttırır. EE).  (…).

262.-  Allah yolunda iyilik ve harcama yaptıktan sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı 

          gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin, Rab’leri yanında ödülleri vardır.  (…).

263.-  Bir  tatlı  dil  ve  kusurları  bağışlamak, arkasından  eza  ve  gönül  bulantısı  gelecek bir

           sadakadan daha hayırlıdır.  (…).

264.-  Ey iman edenler! Sadakalarınızı, (…) başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin.(.)

266.-  (…)   İşte Allah, ayetlerini size böylece açıklıyor.  Umulur ki, düşünürsünüz (Tanrı CC          

          bütün bildirimlerinde biz insanlara düşünerek sonuç çıkarmamızı emrediyor EE).

268.-  Şeytan sizi fakirlikle korkutup, çirkin şeylere teşvik eder.  Tanrı da  (Size) lütfundan ve

           bağışlamasından bir takım vaatlerde bulunuyor.  (…).

269.-  (Tanrı  CC)  Dilediğine (Çalışıp hak edene)  hikmet verir, hikmet verilene  ise  pek  çok 

          hayır verilmiş demektir.  Ve bunu ancak üstün akıllar (Tanrı’ya inananlar içinde üstün

          olanlar) anlar.      

272.-  (…).  Allah  dilediğini  (Layık  olanı)  yola getirir.  Yaptığınız  her  iyilik  sırf  kendiniz

           içindir.  (…).  İyilik  cinsinden  ne  harcarsanız, o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde

           haksızlık yapılmaz.            

273.-  Sadakalarınızı,  kendilerini  Allah  yoluna  adamış  (Tanrı CC  emirlerine  uyup, sürekli

          iyilik yapan) olan fakirlere veriniz. Onlar  (…) utangaç olduklarından dolayı,  bilmeyen

          -ler,  onları  varlıklı  sanırlar.  (…).  Yüzsüzlük  yapıp kimseden bir şey de isteyemezler. 

          (…). 

275.-  Riba/tefecilik, (Borçludan borç süresi karşılığı alınan paradan daha yüksek alınan fazla-

           lık [Tefeci faizi]) yiyen kimseler, şeytanın çarparak sersemlettiği gibi kalkarlar.  Bunun 

           nedeni  onların “Alım satım da ancak faiz gibidir” demelerindendir.  Oysa,  Allah  alım

           satımı  helal,  tefeci  faizini  ise  haram  kılmıştır. Kim  de  yine  tefeciliğe dönerse, işte

           bunlar  orada  devamlı  kalmak  üzere  cehennemliklerdir.  (Bir emek karşılığı olmayan

            gelirler Tanrı CC katında makbul değildir. EE)     

 276.- Tanrı  tefeciliği  mahkum eder, sadakaları (karşılıksız yardımı) da bereketlendirir. Allah 

           günahta ve inkarda direnen hiç kimseyi sevmez.

277.-  İman  edip,  iyi  işler  yapan,   namazı  dosdoğru    (Düzgünce)  kılan,  zekatı  verenlerin

          Rab’leri  katında  elbette  iyi  ödülleri  vardır.  Onlara  hiçbir  korku olmadığı gibi, onlar

          mahzun da olmayacaklardır.

280.-  Eğer  borçlu  darlık içindeyse, (Sizin de durumunuz uygun ise) ona  ödeme  kolaylığına 

          kadar bir süre tanıyın. Bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz, eğer

          bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.  (Bunlar  elbette  alacaklının  varlık  durumuna  ve 

          genel geçimbilimsel durumların verdiği ölçülerde olabilir EE) 

282.-  Ey iman edenler!  Belli  bir  vade  ile karşılıklı  borç  alışverişinde bulunduğunuzda onu

           yazın. (…). Yazı bilen biri, Tanrı’nın kendisine öğrettiği gibi yazsın. (…). Hazırda olan

           iki kişiyi de şahit yapın. (…) Şahitler çağırıldıklarında kaçınmasınlar.  (…)  Alım satım 

          yaptığınızda  da yine şahit tutun.  (Bu şahitlik, alım satım işleminin kayıt altına alınması

          şeklinde de olmalıdır.).  Böylece  ne  kayıt  tutan,  ne  de  şahitlik yapan zarar görmesin. 

                                                                       -07-

          Eğer  onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur.  (…)  

283.-  (…).  Şahitliğinizi  inkar  edip  gizlemeyin,  onu  kim  inkar  ederse  mutlaka onun kalbi

           vebal içindedir.  Her ne yaparsanız Allah onu bilir.

285 – 286.-  Yalvaç (Peygamber), Rabbinden  kendisine  ne indirildiyse O’na iman etti.  Mü’- 

     minlerin de hepsi Allah’a, meleklerine, Kitaplarına ve Yalvaç (Peygamber)’larına iman

     ettiler.  “Biz  Allah’ın  Yalvaç (Peygamber)’ları arasında ayırım yapmayız, duyduk ve

     itaat ettik.  Ey Rabbimiz, bizi bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır” dediler.   Allah  

           hiç   kimseye  gücünün  yeteceğinden  başka  yük  yüklemez.  Herkesin kazandığı hayır

           kendisine,  yaptığı  kötülüğün  zararı  da  yine  kendisinedir.  Ey Rabbimiz, bize bizden

           öncekilere  yüklediğin  gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeye-

           ceği  yükü  de  yükleme.  Bağışla  bizi  ve  merhamet et  bize. Sen bizim Mevlamız sın.

           Kafir kavimlere karşı bize yardım et.         

 

                       ***********************************************

 

SURE: 003, AL-İ İMRAN SURESİ, (200) AYETTİR, İNİŞ SIRAMALASINDA (089) SÜRE.

 

İNİŞİ: Enfal Suresinden sonra, Ahzab Suresinden önce Medine’de inmiştir.

ADI: Süre’nin 33 ayetinde geçen “Alü İmran (İmran Ailesi)” tamlamasından almıştır.  Eman, Kenz, Mücadile, İstiğfar, Ma’niyye ve Tayyibe şeklinde isimleri de vardır.

KONUSU: Bu Sürenin önemli bir bölümünün iniş nedeni;  Necran Hristiyanları adına Medine ’ye gelen heyetle Hz  Muhammed arasında geçen, Tanrı inancı konusundaki tartışmalar olmuştur.  . 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla                                                               

002.-  Allah, O’ndan  başka  asla  yaratıcı  (ilah)  yoktur,  hayy  (Yaşam sahibi, ezeli ve  ebedi

          ölmeyen  diri)  ve  kayyum  (Yarattıklarını  her an gözetleyen, Evrenin varlığı kendisine

          bağlı olan, Evren’i yöneten)’dur.

007.-  (…).  Bunun (Kuran’ın) ayetlerinden bir kısmı muhkem  (Tahkim edilmiş,  engellenmiş

           dış etkilerden korunmuş, güvenilir, sağlam, bozulmaz, kesin anlamlı/açık seçik, kolay-

           lıkla anlaşılır)’dir  ki,  bu  ayetler, Kitap (Kur’an)’ın aslı demektir.   Diğer  bir kısmı da 

           müteşabih  (Aralarında birbirinden ayırt edilemeyecek ve zihin  karıştıracak  derecede 

           benzerlik bulunan) ayetlerdir. Kalplerinde kaypaklık olanlar, sırf  fitne çıkarmak için,

           bir de kendi keyiflerine göre yorum yapmak için O (Kuran)’nun “müteşabih”  olanları-

           nın peşine düşerler.  (…). (Kur’an’daki bu inceliği akıl, bilgi ve düşünce sahiplerinden

           başkası kavrayamaz. [Aklını kullananlardan başkası da derin düşünmez].)

008.-  Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi hak yolundan saptırma, bize

          tarafından rahmet bağışla, kuşkusuz sen bol ihsan sahibisin (Lütfu bol olan sensin).

016.-  Onlar  (İnananlar) ki, “Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı

           bağışla ve  bizi ateş azabından koru”  derler. (Tanrı CC, kuşkusuz her suçu bağışlamaz,

           Bunun takdiri ve hüküm Tanrı CC’ya aittir.)

070.-  Ey Kitap ehli! (Kur’an’ı kendi dillerinde okuyup anlayanlar) Gerçeği gördüğünüz halde

          niçin Tanrı’nın ayetlerini inkar ediyorsunuz?

071.-  Ey Kitap ehli! (Kur’an’ı kendi dillerinde okuyup, anlayanlar) Niçin doğruyu yanlış ile

          karıştırıyor, (hakkı batıla karıştırıyor) ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?                

073.-  (…)  De ki: “Kuşkusuz doğru yol, Allah/Tanrı’nın yoludur” (…).

075.-  Kitap ehlinden (öylesi erdemli kişiler de vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu 

                                                                        -08-

          sana eksiksiz geri verir. Öylesi de vardır ki, ona bir dinar (Bir birim para) emanet  etsen,

          tepesine dikilip durmadıkça onu sana geri vermez.  (…).  

077.-  Allah’a  verdikleri sözü ve  yeminlerini  az  bir  çıkar  karşılığında  satanlar var ya,  işte

          onların ahirette hiçbir payı yoktur.  (…).   Onlar için acı bir azap vardır.

084.-  (Ey Yalvaç) De ki:“Allah’a, bize indirilen Kuran’a, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup

          ’a  ve  torunlarına  indirilene, Musa’ya, İsa’ya  ve (diğer tüm) yalvaçlara/peygamberlere   

          Rablerinden verilene inandık.  Onların arasında fark gözetmeyiz, biz O (Tanrı CC)’na

          teslim olmuşlarız.           

085.-  Kim, (tüm yalvaçların/peygamberlerin bildirdiği)  İslam’dan/Tanrı’ya  teslim  olmaktan 

          başka bir din ararsa, ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden ola

          -caktır.

090.-  Kuşkusuz, iman  ettikten sonra  inkara  sapıp,  sonra da  inkarlarını daha da arttıranların

           tövbeleri asla kabul olunmayacaktır.  (…). 

092.-  Allah  yolunda  sevdiğiniz  şeylerden  harcamadıkça  iyiliğe  asla eremezsiniz, dünya ve

          ahirette mutlu olamazsınız. Ne harcarsanız Tanrı  onu hakkıyla bilir.

096.-  Kuşkusuz insanlar için (Tanrı CC tarafından)  kurulan ilk tapınak (Mabet), Mekke’deki

           çok kutsal ve (Bütün Alemlere) tüm evrene hidayet kaynağı olan (Kabe) Beyt’tir.

097.-  Orada apaçık deliller (kanıtlar), İbrahim’in makamı vardır.  Oraya  giren  güvene erer. 

          Oraya Gitmeye gücü  yetenin  o evi ziyaret etmesi (Kabe’yi haccetmesi), Tanrı’nın in-

           sanlar üzerinde bir hakkıdır.  Kim inkar ederse, kuşkusuz Tanrı tüm evrenden (Bütün

           Alemlerden) doygun (Müstağni)’dur.     

101.-  (…).  Kim  Allah’a (İman  edip,  Kur’an’a)  sımsıkı  bağlanırsa,  kesinlikle  Doğru   Yol 

          (Sırat-ı  müstakim yolu)’a iletilmiştir. 

104.-  İçinizden  hayra  çağıran,  iyiliği  emredip  kötülükten  men eden bir topluluk bulunsun. 

           İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. 

105.-  Kendilerine  apaçık  deliller  geldikten  sonra  parçalanıp  ayrılığa  (Mezhep,  tarikat  ve

          dinsel  cemaatlere)  düşenler  gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

108.-  (Ey Yalvaç/Elçi) İşte  bunlar, Allah’ın sana gerçek olarak okuduğumuz ayetleridir. 

          Allah tüm, hiçbir varlığa zulmedilmesini istemez.

110.-  Siz  (Tanrı  CC’nın  indirdiği  gerçeğe/Kur’an’a  içtenlikle  bağlananlar),  insanlar   için

          (insanlar için seçilmiş örnek olacak) en hayırlı ümmetsiniz.  (…).  İçlerinde iman eden-

          ler var ve fakat pek çoğu yoldan çıkmışlardır.

112.-  Kitap  (Tevrat,  İncil,  Kur’an  ve diğer vahiyler) sahiplerinin fanatikleri (Kitaplarını ve

          dinlerini kendi çıkarları amacıyla kullananlar [Din tüccarları]), (…).  Ayrıca isyan etmiş

          ve haddi aşmışlardı.

113.-  (…).  Kitap  ehli  içinde  doğruluk  üzere  bulunan bir erdemliler topluluğu da vardır ki,

          geceleri secdeye  kapanarak,  Allah’ın ayetlerini (Öğüt almak için  kendi dillerinde EE.)

           okurlar.

114.-  Allah’a ve ahret  gününe  inanırlar, kötülükten  vazgeçirmeye  çalışırlar,  hayır işlerinde

           de birbirleriyle yarışırlar.  İşte onlar iyi insanlardandır.

115.-  Onlar (İşte o iyi insanlar) ne hayır yaparlarsa bilsinler ki, karşılıksız bırakılmayacaklar-

          dır.   Allah kötülükten sakınanları bilir.

118.-  Ey  iman  edenler!  Kendi  dışınızdakiler  (Sizin  sıkıntıya düşmenizi isteyen ikiyüzlüler

          MS. )’den sırdaş edinmeyin.  (…).

129.-  Tüm  evren  (Gökler)’de  ve  yerde  olanların  hepsi  Allah’ındır.  (Tanrı CC) Dilediğini

           (Bağışlanmayı hak edeni)  bağışlar, dilediği  (Azabı hak eden)’ne azap eder.  Allah çok

           bağışlayan, çok koruyandır.

130.-  Ey  iman  edenler!  Kat kat artırılmış (Riba, tefeci faizi) olarak faiz yemeyin.  Allah’tan

           sakının ki, kurtuluşa eresiniz 

                                                                            -09-

139.-  İnananlar,  işlerinizde gevşeklik  göstermeyim, olumsuzluklara üzülmeyin, eğer gerçek-

          ten Allah’a inanıyorsanız, üstün olan sizsiniz.

145.-  Allah’ın  izni  olmadıkça  hiçbir  kimseye  ölüm  yoktur.  (Ölüm)  belirli bir süreye göre

           yazılmıştır.  Kim dünya nimeti isterse, kendisine ondan veririz.  Kim de ahiret sevabını

           isterse ona da ondan veririz.  Biz (Tanrı CC) şükredenleri ödüllendireceğiz.  

148.-  (…)  Allah güzel davrananları sever.

150.-  (…)  (Ey inananlar!) Sizin dostunuz Allah’tır. O (Tanrı CC) , yardım edenlerin en hayır

          lısıdır.

160.-  Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur.  (…)  İnananlar ancak Allah’a güvensin.    

169.-  (Gerçekten) Allah yolunda  öldürülenler (Şehitler [Yurt savunması, namusun korunma-

          sı,  insanlık  adına  iyi  işler yapılması, ve   benzeri   etkinlikler  uğruna  öldürülenler])’i

          sakın ölüler  sanma.  Onlar  Rableri (Tanrı CC) katında diridirler ve rızıklanmaktadırlar.

179.-  Allah, (…)  kirli olanı, temizden  ayıracaktır.  (…) Allah  yalvaç  (Peygamber)’larından

          uygun  gördüğünü  (Dilediğini)  seçip  gizli  olan (Gayb)’ı  bildirir.  O halde, Allah’a ve

          yalvaç (Peygamber)’larına iman edin.  (…).     

182.-  (…)  Allah kullarına asla zulmetmez.

185.-  (…) Dünya yaşamı, geçici ve aldatıcı bir zevkten ibarettir.  

186.-  Kesinlikle siz, mallarınız (Haram helal anlamında) ve canlarınız konusunda denemeden

           geçirilirsiniz.  (…). Eğer  sabreder ve  gereği gibi sakınırsanız, bilin ki, bu size gereken

           davranışlardandır.    

193.-  “Rabbimiz!  Biz, ‘Rabbiniz’e  iman  edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik,  hemen

            iman ettik.  Rabbimiz!  Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri (sana ermiş)

            kullarınla birlikte yanına al.” (Deyiniz.).   

194.-  “Rabbimiz!  Bize  yalvaç  (Peygamber)’larına  vaat  ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil

            etme.  Kuşkusuz sen (Tanrı CC) verdiğin sözden dönmezsin”

                                                         

                     *****************************************************

                    

 SURE: 004, NİSA SURESİ, (176) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (092) SÜRE.

 

İNİŞİ: Medine’de hicretten sonra (5) veya (6) yılda, Müreysi Gazvesinde dinsel hükümler ve uygulamalar arasına girdiği bilinene teyemmüm ayetini içermesi, ağırlıklı olarak bu yıllarda indiği düşünülmektedir. 

ADI: Süre Nisa (Kadınlar) adını içeriğinden almaktadır. Bir tek ismi vardır. 

KONUSU:  Bu Süre’de; Kadın-erkek ilişkisi ve aile yaşamı, kadın-erkek ilişkilerinde inanan ve inanmayan ayrımı ile vakit namazları, korku namazı, namaz için gerekli temizlik (taharet) gibi ibadetlere, kişisel ve toplumsal kurallar, düzenlemeler ve kurumlardan amacın sağlıklı bir “Yaratıcıkul” ilişkisi kurmaya, yalnızca Tanrı’ya kul olmak isteyenlerin önündeki engelleri kaldırmaya yönelik olduğuna işaret buyurulmuştur.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan (Aynısından) eşini yaratıp,  ikisinden

           bir  çok  erkekler ve  kadınlar  üreten  Rabbinizden sakının.  Kendi  adına  birbirinizden

           dilekte  bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık bağlarını kırmaktan (bozmaktan) sakının. 

           Kuşkusuz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.     

002.-  Öksüz  ve   yetimlere  mallarını verin,  helal  ile  haramı  karıştırmayın/kötüsünü  onlara

          vererek iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınızla karıştırıp, yemeyin. 

          Zira bu, büyük bir günahtır.     

                                                                    -10-

006.-  Evlenme/olgunluk çağına  gelinceye değin öksüz ve yetimleri gözetip deneyin.  Onların

          Akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin.  (…) Onları israf

          Ederek,  tez elden tüketmeyin.  Varlıklı olan, onların malını yemekten çekinsin.  Yoksul

          olan ise adalet ölçülerine göre  yesin.  Mallarını kendilerine verme işini şahitler yanında

          yapın.  Hesap görücü olarak Allah Yeter.

007.-  Ana, Baba ve akrabaların miras bıraktıklarından erkeklerin de (…) kadınların da payları

           vardır.  Bunlar, az olsun çok olsun farz kılınmış paylardır.                 

008.-  Paylaşma  sırasında  akrabalar, öksüzler  ve  yetimler,  yoksullar,  hazır  bulunuyorlarsa

           onlara da bir miktar pay verin ve onlara güzel sözler söyleyerek gönüllerini alın.   

010.-  Öksüz ve  yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, kesinlikle karınlarını ateşle doldur-

           muş olurlar ve cehenneme girerler.

023.-  Size şunları nikahlamanız haram kılındı. Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, hala

           larınız, teyzeleriniz, erkek ve  kız kardeşlerinizin  kızları, sizi emziren  süt  anneleriniz, 

           süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin  anneleri,  anneleriyle  gerdeğe girdiğiniz üvey kızları- 

           nız, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşle birlikte nikah yapmanız haramdır.  (…)

024.-  (…) başkalarının nikahı altındaki, kadın ve erkekler de size haram kılındı. (…) Bunla-

          rın dışındakiler ile iffetli yaşamak,  zina etmemek,  eşlerinize/kadınlarınıza  mehirlerini

          (Bakınız: en sonda “Sözlük” MEHİR maddesi)’lerini vermek kaydıyla onlarla karı koca

          ilişkisi yaşamak size helal kılındı. (…).   

027.-  Allah sizin tövbenizi kabul etmek istiyor.  Oysa şehvetine (Kötü arzularına) esir olanlar

           ise, sizin büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.             

029.-  Ey  inananlar!  (Helal  yollardan)  Üretim  ve  karşılıklı rızaya dayanan alışveriş yoluyla

          edindiğiniz  varlıklarınızı  aranızda  haksızlıkla  (hırsızlık ve  benzeri yollarla) yemeyin.

          Birbirinizin canına  (Vatan ve  nefis  savunması gibi  haklı  nedenler dışında) kıymayın.

          (…).                                              

032.-  Allah’ın  sizi  birbirinizden  üstün  kıldığı  şeyleri  iç çekerek  imrenmeyin. Erkeklere

           kazandıklarından  bir  pay  (hakları)   vardır,   kadınlara   da  kazandıklarından  bir  pay 

           (hakları) vardır. Allah’tan size güzellikler vermesini isteyin.  (…). 

035.-  Eğer karı-koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem erkeğin ailesinden,  

           bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin.   Bu arabulucu hakemler gerçek-

           ten barıştırmak isterlerse, Allah eşler arasındaki dargınlık yerine geçim verir.  (…)

036.-  Allah’a ibadet edin ve O (Tanrı CC)’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anneye, baba

          ya, akrabaya yetim ve  öksüzlere, yoksullara, yakın komşulara, yanında bulunan arkada-

          şa, yolda kalanlara,  (…)  iyilik edin.  Kuşkusuz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi

          sevmez.              

043.-  Ey iman edenler!  Sarhoş  iken ne söylediğinizi  bilinceye  değin  namaza  yaklaşmayın. 

           Cünüp  iken  de,  (…)  gusül  edinceye  değin  namaza  yaklaşmayın.  Eğer  hasta  olur,

           yolculukta  bulunursanız,  biriniz  abdest  bozmaktan  gelince  veya  cinsi  münasebette

           bulunup , su da bulamazsanız  o zaman  tertemiz  bir toprakta teyemmüm edin.  Niyetle

           yüzlerinize ve ellerinize sürün.  (…).        

058.-  Allah  size,   emanetleri  ehline  vermenizi  ve  insanlar  arasında  hükmettiğiniz  zaman

           adaletle hükmetmenizi emrediyor.  Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor.  (…).    

064.-  Biz  hangi  yalvaç  (Peygamber)’ı  gönderdikse,  sırf  Allah’ın izni ile yolunda gidilmek 

           (itaat edilmek) üzere gönderdik.  (…).    

079.-  Ey İnsanoğlu! Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendinden-

          dir.  (…) .  Buna tanık olarak Allah yeter.

080.-  Kim Elçi (Peygamber)’ye uyarsa Allah’a uymuş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz (Tanrı

          CC) sen (Elçi Hz. Muhammed)’i onlara bekçi olarak göndermedik.   

082.-  Onlar (Yüz çevirenler)  hala  Ku’ran’ı  gereği  gibi  düşünüp, anlamaya çalışmazlar mı? 

                                                                     -11-

           Eğer O (Kur’an)  Allah’tan  başkası tarafından indirilmiş olsaydı, mutlaka onda bir çok

           çelişkiler bulurlardı.

085.-  Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır.  Kim de kötü bir

          işte aracılık  yaparsa, ona da  o kötülükten pay vardır.  Allah her şeyi gözetip, karşılığını

          verir.    

087.-  Kendinden  başka  yaratıcı  olmayan  Allah,  sizi  kıyamet  gününde  mutlaka  bir  araya

           toplayacaktır.  Bundan asla kuşku yoktur.  Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir. 

103.-  (…).  Namaz inananlara belirli zamanlarda yazılı bir farzdır. 

111.-  Kim bir kötülük işlerse, kendi nefsine kötülük etmiş olur.  (…).   

116.-  Kuşkusuz ki, Allah  kendisine ortak koşulmasını  bağışlamaz.  (…) Allah’a ortak koşan,

           muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.

119.-  (...).  Kim, Allah’ı  bırakıp da, şeytanı  dost  edinirse,  kuşkusuz o kişi  apaçık bir ziyana

           Uğramış olur.

135.-  Ey İman edenler!  Kendiniz,  ana-babanız  veya akrabanız  lehine de olsa  adaletten asla

           ayrılmayınız. (…).

138.-  Münafıklara (Bakınız: Sözlük MÜNAFIK maddesi)  haber ver ki,  kendileri için çok acı

          bir azap vardır.

142.-  Münafıklar, (…) namaza  kalktıklarında  üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar.      

           Allah’ı pek az anarlar.

143.-  Münafıklar, küfür (Tanrı’ya inanmamak) ile iman (Tanrı’ya inanmak) arasında bocala-

          lamaktadırlar.  (…).

145.-  Münafıklar, ateşin en aşağı katındadır.  (…).

146.-  Ancak  tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’a sarılanlar ve Allah için dinlerine

          samimi  olarak  bağlananlar (…)   inananlarla  birliktedirler. Allah, inananlara büyük bir

          ödül verecektir.    

148.-  (…).  Bir kötülüğü  affederseniz, kuşkusuz ki Allah da ziyadesiyle affedicidir;  (…)

170.-  Ey  İnsanlar! (Yeryüzünde  yaşayan  tüm  insanlar) Resul (Hz Muhammed) size, Rabbi-

           niz’den  hakla (Doğruluk  ve  iyilikler ile)  geldi.  Kendi yararınıza olarak O (Resul)’na

           inanın.  (…).

171.-  Ey Kitap Ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğruları söyleyin. 

          (…).  Allah’a  ve  yalvaçlarına  inanın,  Allah  “Üçtür”  demeyin.  (…).  O  (Tanrı  CC),

           çocuk sahibi olmaktan yücedir.  (…).

174.-  Ey İnsanlar!  Size  Rabbiniz’den  bir  delil geldi ve size apaçık bir nur (Aydınlatıcı ışık)

          indirdik.

175.-  Allah’a  inanıp, O’na  sımsıkı sarılanları, Allah kendisinden bir rahmet ve lütfe sokacak

           ve kendi (Tanrı CC)’sine ulaştıran dosdoğru yola iletecektir.         

 

                     ***************************************************

 

 SURE: 005, MAİDE SURESİ, (120) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (112) SÜRE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. Tamamının bir defada indiği düşünülmektedir. 

ADI: 112-115 ayetlerde konusu edilen ve havarilerin isteği üzerine Hz. İsa’nın gökten bir “yemek sofrası” (maide) indirilmesi için dua etmesi dolayısıyla MAİDE adsını almıştır.  Ukud (akitle), Münkize (Kurtarıcı), Muba’sire (Dinsel hükümler) adları da verilmiştir.

KONUSU: Nisa Sure’sinin devamı içeriğindedir.    

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

                                                                 -12-

001.-  Ey iman edenler!  Sözleşmeleri (Anlaşmalarınızı) yerine getirin.  (…)

003.-  Leş, kan, domuz eti, Allah’tan  başkası  adına  kesilen;  boğulmuş, vurulmuş, yüksekten 

          düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da  canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar

          (Putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla paylaşmanız, size haram   kılındı. 

          (…).  Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zoruna kalırsa,

          ona günah yoktur.  (…).

004.-  (…)  De ki: “Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı.” Avlayıp, eğiterek yetiştirdiğiniz yır-

          tıcı hayvanları da Allah’ın adını anarak kesip yiyebilirsiniz .   (…).

006.-  Ey iman edenler!  Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzleriniz, ve dirseklerinize kadar

          ellerinizi  yıkayın.  Başlarınız mesh  edin,  iki topuğa  kadar  ayaklarınızı  yıkayın.  Eğer

          cünüp  iseniz  boy  abdesti  alın.    Hasta,  yahut  yolculuk  halinde  bulunursanız,  yahut

          biriniz  abdest  bozmaktan  gelirse, yahut da eşlerinize dokunmuşsanız  (Cinsel birleşme

          yapmışsanız)  ve   bu  hallerde  su  bulamamışsanız,  temiz  toprakla teyemmüm edin de

          yüzünüzü ve (Dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin.  (…).

008.-  Ey Tanrı CC’na inanlar  (Allah’a iman  edenler)!  Allah  için  hakkı  ayakta  tutanlar  ve

          adaletle şahitlik yapanlardan olunuz.  (…).

041.-  Ey Yalvaç (Peygamber), ağızlarıyla “inandık” deyip, kalpleriyle inanmamış  olanlardan

          ve Yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin.  (…).

042.-  Onlar,  yalana  çok  kulak verirler  ve çok haram yerler.  (…).  Kuşkusuz Allah, adaletli

          davrananları sever.                    

048.-  Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir  ümmet  yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek 

           istedi. Öyleyse iyiliklere koşun,  Hepinizin dönüşü Allah’a dır.   O  (Tanrı CC)  ihtilafa

           düştüğünüz konuları size haber verir.

055.-  Sizin   asıl  dostunuz  Allah’tır,  O  (Tanrı  CC)’nun  Resulü  (Hz  Muhammed)’ dür  ve

           namazlarını kılan, zekatlarını veren ve rükü eden inananlardır.

056.-  Kim  Allah’ı, O’nun Resülü (Hz Muhammed SAV)’nü  ve  inananları dost edinirse, (iyi

           bilsin ki) Allah’ın taraftarları galip geleceklerdir.        

067.-  Ey Şanlı  Resül  (Hz Muhammed SAV)! Rabbinden sana indirileni tebliğ et!  Eğer bunu

           yapmazsan yalvaç (Peygamber)’lık görevini yapmamış olursun.  (…).

072.-  Andolsun,  “Allah  Meryem’in  oğlu Mesih”’tir diyenler elbette kafir olmuşlardır.  (…).

          Kim Allah’a ortak koşarsa, kuşkusuz Allah onlara cenneti haram kılmıştır.  (…).   

073.-  “Allah, üç’ün üçüncüsüdür” diyenler elbette kafir olmuşlardır.  Oysa tek tanrı (İlah)’tan

           başka tanrı (İlah) yoktur.  (…).   

083.-  (İnsanlar) Yalvaç (Hz Muhammed)’a indirilen Kur’an’ı (Kendi  dillerinde)  dinledikleri

           zaman,  O (Kur’an)’nun  hak  olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup

            taştığını görürsün.  Onlar: “Ey Rabbimiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz”  derler.

090.-  Ey  iman  edenler!  (İçince  sarhoşluk  veren)  İçki, kumar, putlar ve fal okları şeytan işi

           birer pisliktir.  Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.   

099.-  Yalvaç (Hz Muhammed SAV)’ın  üzerine düşen sadece duyurmadır.  Allah açıkladıkla-

           rınızı da gizlediklerinizi de bilir.

104.-  Onlar  (İman etmeyenler)’a: “Allah’ın indirdiği (Kur’an)’ne ve Yalvaç (Hz Muhammed

           SAV)’a gelin”  dendiğinde;  “Atalarımızı  üzerinde  bulduğumuz şey bize yeter” derler. 

           Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsa da mı?

105.-  Ey  İnananlar! Kendinize  dikkat edin.  Siz doğru yolda olduğunuz sürece, doğru yoldan

           sapanlar size zarar veremezler.      

 

                               **********************************************

 

SURE: 006, EN’AM SURESİ, (165) AYETTİR,İNİŞ SIRALAMASINDA (055) SÜRE.

                                                                  -13-

İNİŞİ: 91, 92, 93, 151, 152, VE 153 AYETLER Medine’de, diğer ayetler Mekke’de inmiştir. ADI: En‘am; koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden, Hz Muhammed zamanından beri bu Süre’ye isim olarak kullanılan bir sözcüktür. 

KONUSU: Ağırlıklı olarak, Tanrı’nın birliği, bilim, irade, kudret, adalet gibi sıfatları: Tanrı’nın  elçiliği, vahiy, yeniden dirilme, müşrik ve inanmayan zümrelerin batıl inançlarını reddi, doğru inanca ulaşmanın yolları ve benzeri inançsal konular.     

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  O (Allah CC), tüm evrende (Göklerde) de, yer (Dünya)’de tek Tanrı’dır. Sizin gizlinizi,

          Açığınızı ve ne kazandığınızı bilir. 

032.-  Dünya yaşamı,  eğlence ve oyundan başka bir şey değildir.   Ahiret yurdu ise, Allah’tan

           korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? (Yüce Tanrı’mız her hal ve

           durumda, biz [yarattığı kullarına] aklımızı kullanmamızı öğütlemektedir EE).      

036.-  (İslam dinine) Çağrıyı ancak (Samimi olarak) dinleyenler kabul eder. (Tanrı CC insan-

          ların doğru yolu kendi akıl ve iradeleriyle bulmalarını tercih etmiştir KYTM)  (…). 

039.-  (Kur’an’daki) Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. 

          (…)

048.-  Biz  Yalvaç (Peygamber)’ları ancak rahmetimizin müjdecileri ve uyarıcılar olmak üzere

          göndeririz.  (…). 

050.-  (Ey Elçi [Hz Muhammes]) De ki: “Size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır deemiyo-

          rum.  Gaybı  da bilmiyorum, (Yüce Tanrı  CC  kendi elçilerine bile Gayb [Görünmeyen

          alem,  ahiret  yurdu,  cennet,  cehennem vb.]’dan  haber  veremeyeceğini,  gaybın ancak

          kendisi tarafından bilinebileceğini ifade ediyor.  Oysa tarikat, cemaat ve benzeri yapılan

          malarının önde gelenleri [şeyh,  şıh,  gavs]  gibi isimler  altında Tanrı’nın elçilerine bile

          reva görmediği marifetleri gösterdiklerini arkalarından gidenlere anlatıyorlar ve inandı-

          rıyorlar. Böylece kendilerini Tanrı CC’ya ortak koşuyorlar, yani şirk içindeler. EE) Size 

          ben  (Hz Muhammet SAV)  bir meleğim de  demiyorum. Ben  yalnızca  bana  indirilene

          uyuyorum” De ki: “Kör ile gören bir olur mu?  Hiç düşünmez misiniz? (Bura da insan-

          ların gerçekleri düşünerek anlamaları isteniyor EE.)   

054.-  (...)  Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tövbe eder, ken-

          dini düzeltirse, muhakkak ki O (Tanrı CC), bağışlayan, esirgeyendir.    

059.-  Gaybın  (Gizliliklerin)  anahtarları  O  (Tanrı CC)’nun  katındadır, onları O’(Tanrı CC)’

          ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları  O (Allah CC) bilir.  Bir yaprak düşmez

          ki, onu O (Tanrı  CC) bilmesin; ne  toprağın  karanlıklarında  bir  tane,  ne  de  kuru  ve

          yaş hiçbir şey yok ki, o her şeyi açıklayan Kitap’ta bulunmasın.       

071.-  (…)  De ki; “Allah’ın gösterdiği yol, tek doğru yoldur.  Bize Bütün evrenin (Alemlerin)

          Rabbi’ne teslim olmamız emir olundu”

072.-  Bize:  “Namazı   dosdoğru   kılın,   Allah’a  karşı  gelmekten  sakının”   diye  emredildi,

           toplanacağınız yer O (Tanrı CC)’nun huzurudur.  

073.-  O  (Tanrı CC)  Evren (Gökler)’i ve Yer (Dünya)’i gerçekle (Bütün bilimlerin [Matema-

          tik,  Fizik,  kimya,  biyoloji,  gökbilimi ve  benzeri  bilimlerin yasalarına uygun olarak])

          yaratan Allah’tır.  (…)  O (Tanrı CC)’nun sözü hak (Salt doğru olan)’tır. (…)

080.-  (…)  “(…)  Rabbim ilmi (Evrende egemen olan bütün bilimler)’yle her şeyi kuşatmıştır. 

          Hiç  düşünmez  misiniz?”  (Yüce Tanrı CC’mız evrenin yaratılması hakkına bizi düşün-

          meye sevk ederek, Felsefe biliminin de temellerini atmaktadır EE). 

082.-  (Tanrı CC’ya) İnananlar ve inançlarına haksızlık karıştırmayanlar, işte güven onlarındır

          (Onlar güvendedir) ve doğru yolu bulanlar da onlardır.    

092.-  Bu  Kitap  (Kur’an), kendinden  öncekileri  onaylayan,  şehirler anası  Mekke halkını ve

                                                                          -14-

          bütün  insanlığı (Hz Muhammed SAV’e Elçi sıfatıyla) uyarman için indirdiğimiz kutsal

          bir kitaptır.  (…).  

096.-  Karanlığı  yarıp,  tan  yerini ağartan O (Tanrı CC)’dır. Geceyi, dinlenmek için; Güneş’i,

          Ay’ı zamanlarınızı hesaplamak için yaratmıştır.  (…). 

101.-  Tüm evreni (Gökleri) ve Yer (Dünya)’i (Büyük patlama ile) yoktan  var  eden  O (Tanrı 

          CC)’dur. Eşi  de  olmadığı halde (Bknz. Farabi İDEAL DEVLET), nasıl olur da çocuğu

          olur?  (Yüce  Tanrı’mızın  çocuğu olması için eşi de olması gerekmez mi, oysa O [Tanrı

          CC] eşi olmayan tek yaratıcıdır. EE.)  (…).

104.-  Doğrusu  size  Rabbinizden  basiretler  (Doğruyu yanlıştan ayıracak idrak  güçleri,  kalp

          ve gönül  gözü) verilmiştir. Artık kim  hakkı  görürse,  yararı kendisine,  kim de  körlük

          ederse  zararı  kendisinedir.  Ben (Hz Muhammed SAV) siz (İnsanlık)’in bekçiniz deği-

          lim (İnsanların yaptıkları iyiliklerin ve kötülüklerin tüm sonuçları kendilerine aittir EE).  

105.-  İşte böylece ayetleri türlü türlü çevirip,  genişçe açıklıyoruz ki, onlar (Dinleyenler) sana 

          (Hz Muhammed SAV) “Sen iyi ders almışsın” desinler. Bir de bilen bir toplum için Kur

          ’an’ı iyice açıklayalım.

115.-  Rabbinin sözü  hem  doğrulukça, hem  de  adaletçe  tamamlanmıştır.  O (Tanrı CC)’nın

           sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur.  O (Tanrı CCAllah), işitendir, bilendir.

134.-  Size  (İnanan ve inanmayan tüm insanlığı) vaat  edilenler (Hesap günü geldiğinde) mut-

          laka gelecektir (Önünüze konacaktır), siz, onun önüne geçemezsiniz.    

136.-  (…)  Her bir meyve ağacı ürün verince, meyvesini yiyin,  hasat günü de  hakkını (Zekat

           ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah, israf edenleri sevmez.

152.-  Rüştüne  (Erginlik çağına)  erişinceye değin, yetimin malına yalnızca iyi tutumla yakla-

          şın.  Ölçü  ve  tartıyı  adaletle  yapın.   Biz  herkese  gücünün  yettiği  kadarını  yükleriz. 

          (Birisi  hakkında)   Konuştuğunuz  zaman,  yakınınız  bile  olsa,  adaletli  olun.   Allah’a

         verdiğiniz sözü tutun.  İşte bunları Allah sakınasınız diye emretti.    

159.-  (Ya Muhammed) Dinlerini (Çeşitli, Mezhep, tarikat, cemaat adları altında) parça  parça 

          edenler  ve  kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (Senin) onlarla hiçbir ilişiğin

          yoktur (Tanrı CC dini bölenler hakkında elçisini sorumlu tutmayacaktır.  Bu nedenle Hz

          Muhammed SAV  [Sorumluluk  almamak  için]  hadislerinde  ve konuşmalarında hiçbir

          şekilde  bu  konulardan  söz  etmemiştir, aksini söyleyenler çıkarları amaçlı yalan söyle-

          mektedirler. EE.)  Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah, yapmakta oldukları-

          nı kendilerine haber verecektir.    

160.-  Kim  bir  iyilik  getirirse, ona getirdiğinin on katı (Ecir) vardır. Kim de bir kötülük geti-

          getirirse, yalnızca onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.

162.-  (Ya Muhammed!) De ki; Benim namazım, tapınmam (İbadetim)  yaşamım  ve  ölümüm 

          hep tüm evren (Alemler)’in Rabbi Allah içindir.

164.-  (…).  Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Kendi günah yükünü taşıyan hiç kimse

          bir başkasının günah yükünü taşımaz.   (…). 

 

                       *************************************************

                                                                   

SURE: 007, A’RAF, SURESİ (206) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (039) SURE.  

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 163-170 arasındaki ayetlerin Medine’de indiği rivayeti vardır. En- ’am suresi ile birlikte “iki uzun sure” diye anılır.

ADI: Sözlükte “Sur, dağ, tepenin zirvesi” anlamlarındaki “urf”un çoğulu olan ve burada

Cennetle cehennem arasındaki  bir yerin adı olarak kullanılan A’raf sözcüğü, Sure’nin 46 ve

48 ayetlerinde geçer. 143 ayette “mikat” sözcüğü geçtiğinden bu adla, ayetin içeriği dolayısıyla “Misak” suresi olarak de adlandırılmıştır. KYTM.

                                                              -15-

KONUSU: Uslüp ve içerik bakımından En’am’ın devamı niteliğindedir.     

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  (Ey insanlar!) Rabbinizden,  size indirilene uyun ve O (Tanrı CC)’ndan  başka  dostlara

           uymayın.  Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!  

010.-  Doğrusu,  Biz sizi yeryüzünde yerleştirdik,  orada size geçimlik verdik;  Ne kadar da az

          şükrediyorsunuz.    

011.-  Doğrusu önce sizi yarattık; sonra size biçim verdik; sonra da meleklere, “Adem’e secde

           edin!” diye emir verdik.  (…)  

028.-  (…)  De ki: “Allah kötülüğü emretmez.” (…)

029.-  De ki; Rabbim bana adaleti emretti.  (…)

031.-  Ey Ademoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin,  için, fakat

           israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez. 

032.-  De  ki;  “Allah’ın  kulları  için yarattığı ziyneti (Güzel, süslü, değerli giysileri) ve temiz

           rızıkları kim haram kıldı (size haram kılınmadı)”  De ki; “Onlar dünya hayatında iman

           edenlere yaraşır; (…)”  (…). 

033.-  De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil

           İndirmediği  herhangi  bir  şeyi  Allah’a  ortak  koşmanızı , Allah’a  karşı  bilmediğiniz

           şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.  

036.-  Kim de, ayetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemlik-

          tirler ve orada sonsuz olarak kalacaklardır. 

042.-  İman edenler ve iyi amellerde bulunanlar, (..) cennet ehlidir.  (…)

051.-  Onlar  (İman  etmeyenler)  ki,  dinlerini  bir  eğlence  ve oyun yerine koydular ve dünya

           yaşamı kendilerini aldattı. (…).   

052.-  Gerçekten (Biz) onlara,  bilgiye göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici

          ve rahmet olan bir Kitap (Kur’an) getirdik. 

055.-  Rabbinize  yalvara  yalvara  ve  gizlice  yakarın  (Dua  edin).  Çünkü  O  (Allah),  haddi

           aşanları sevmez.

069.-  “Sizi uyarması için, içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı?  

           Düşünün ki, Allah sizi Nuh kavminden sonra, onların yerine egemen kıldı (…).  Allah-

           ’ın nimetlerini anımsayın ki kurtuluşa eresiniz”       

085.-  (…)..  Size. Rabbiniz’den .açık .bir. delil. geldi: Ölçüyü .ve tartıyı tam yapın, insanların

           Mallarını  eksik  vermeyin, düzeltildikten  sonra  yeryüzünde  bozgunculuk  yapmayın; 

           Eğer inanan insanlar iseniz, böylesi sizin niçin daha iyidir.    

087.-  Eğer  içinizden  bir  gurup  benimle  gönderilene  inanır,  bir gurup  ta inanmazsa, Allah

           aramızda hükmedinceye değin sabredin.  O (Allah CC), hüküm verenlerin en hayırlısı-

           dır.  

089.-  (…).  Rabbimizin bilimi (İlmi) her şeyi kuşatmıştır.  Biz yalnızca Allah’a dayanırız.  Ey

           Rabbimiz! (…) Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın

128.-  Musa, kavmine dedi ki: “Allah’ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Kuşku-

          suz ki arz Allah’ındır.  (…).  Sonunda kurtuluş takva sahiplerinindir.     

157.-  Onlar   (İnanlar)  ki o ümmi (Okuma,  yazması olmayan) yalvaç  (Peygamber)’a uyarlar

          (…) ve O (Hz Muhammed)’nun yalvaçlığı  (Peygamberliği)  ile  birlikte  indirilen  nuru

           izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.

158.-  De ki;  Ey insanlar! Ben  (Hz Muhammed SAV) sizin hepinize Allah’ın Resulüyüm.  O

          Allah ki, tüm evrenin (Göklerin) ve yerin bütün mülkü O (Allah  CC)’nundur.  O (Allah

          CC)’ndan  başka tanrı (İlah) yoktur. Öldüren de dirilten de O (Allah CC)’tır.  (…) Allah

          ’a ve resulüne (Hz Muhammed SAV) iman edin. Allah’a ve bütün sözlerine iman  etmiş

                                                                         -16-

          bulunan o ümmi (Okuma yazma bilmeyen) Yalvaç  (Peygamber)’a, evet  O’na  uyun  ki 

           hidayet (Hak olan Tanrı yolu, Müslümanlık yolu)’e  erebilesiniz.        

169.-  (…).  Bize  nasılsa  mağfiret  edilecek   (Bağışlanacağız)  diyerek,  şu geçici    dünyanın

           değersiz malını (kendilerine benzeri bir mal gelse de onu) alıyorlar.  (…). 

180.-  (…)  en  güzel isimler Allah’ındır.   Bundan dolayı, Allah’a onlarla (En güzel isimlerle)

           yakarın   (Dua edin).  (...).

187.-  Sana  (Hz Muhammed SAV), ne zaman kopacak diye kıyamet zamanını soruyorlar.  De

           ki; onun  bilgisi  yalnızca Rabbimin katındadır.  ( O zamanki bilgi düzeyi ile Dünyamız

           ve  Evrenin  yapısı yaşı gibi bilgiler bilinmiyordu.  Elbette bu bilgiler Allah CC tarafın-

           dan bilinmekte idi ve açıklanması söz konusu olamazdı.).   (…).   

188.-  (…).  Ben  (Hz Myhammed SAV), eğer  gaybı  bilseydim  daha  çok  hayır yapardım ve

           kötülük  denen  şey  yanıma  uğramazdı.  Ben  iman  edecek  bir kavme müjde veren ve

           uyaran bir yalvaç (Peygamber)’tan başka bir şey değilim. 

199.-  (Allah CC tarafından,  Hz Muhammed SAV’e) Sen, yine  de  affa sarıl,  iyiliği emret ve

           Cahillerden yüz çevir.

203.-  (…).  Bu  kur’an,  Rabbinizden gelen  basiretlerdir, iman  eden  bir  kavim  için  hidayet

           (Allah CC’ın yolunu gösterme)’tir, rahmet (Allah CC’ın yardımı)’tir.   

205.-  Sabah  akşam  demeden,  kendi içinden,  Allah sevgisiyle ve yalvararak,  alçak bir sesle

          Rabbini an ve gafillerden olma.   

 

                         **************************************************

 

SURE: 008, ENFAL SURESİ, (75) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (088) SURE.

 

İNİŞİ: 30 ve 36 ayetleri Mekke’de, diğerleri Medine’de inmiştir.

ADI:  Enfal, savaş ganimeti demektir.  Bir’inci ayette savaştan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resulüne ait olduğu ifade  edildiğinden,  Sure’ye bu ad verilmiştir. Bedir Savaşı sırasında gelmeye başladığı  ve Bedir de dahil olmak üzere savaşla ilgili hükümler taşıdığından “Bedir” adıyla da anılmıştır.

KONUSU: Gerçek bir inananda bulunması gereken nitelikler, hicret, Tanrı’nın ihlaslı ve fedakar kullarına yardımları, Tanrı ve elçisine bağlılığının gerekliliği ve sonuçları, takva ahlakı ile doğruyu yanlıştan ayırma bilinci arasındaki ilişki, İnanmamanın dünya ve ahiret yaşamında insana getirdikleri, Tanrı’nın lütuf, nimet ve cezasının, kulların kendilerini değiştirme ve iyileştirme çabalarıyla bağlantısı, maddi ve manevi değerleri koruyabilmek ve meşru savunmayı gerçekleştirebilmek için gerekli olan stratejik donanım ve hazırlık, İnananlar arasındaki birlik ve dayanışma ilişkisinin koşulları ve boyutları.                 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Gerçek inananlar onlardır ki;  Allah’ın adı anıldığında,  yürekleri ürperir, ayetler (Kendi

           dillerinde)  okunduğu  zaman  imanlarını  arttırır.  Onlar, yalnızca  Rableri’ne  dayanıp,

          güvenen kimselerdir.      

003.-  Onlar (İnanlar) ki, namazı özenle kılan, kendilerine rızık  olarak verdiklerimizden Allah

           yolunda harcayan kimselerdir.

004.-  İşte gerçek mümin olanlar onlardır.  (…)

010.-  (…).  (Zafer  hak  edenindir), yardım ise, ancak Allah katındandır (Tanrı CC hak  edene

           yardım  eder).  Mutlak galip  sahibi  olan  (Galip olan) ve hikmet sahibi  (Yardım edici)

           olan Allah’tır.        

028.-  İyi biliniz ki; mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer sınavdır.  Ödülü ise Allah katın-

                                                                           -17-

           dandır, (Sınavı kazananlar için) büyük ecir vardır. 

029.-  Ey iman edenler! Allah’a saygıda kusur etmezseniz;  O (Tanrı CC) size bir Furkan verir

           ve günahlarınızı gizler, sizi bağışlar.  Allah büyük lütuf sahibidir.   

030.-  Hani  bir  zamanlar  o  kafirler (…) sana tuzak kuruyorlardı.  (…)  Allah da karşılığında

           tuzaklarını boşa çıkarıyordu.  Allah tuzaklarına karşılık verenlerin en hayırlısıdır. 

034.-  (…).  (…).  O (Kabe)’nun hizmetine  ehil  olanlar  ancak takva sahipleridir.  Lakin çoğu

           bunu bilmezler.  

039.-  Baskı  ve  şiddet  kalkmayıncaya   (Din  ve  vicdan  özgürlüğü   yerleşinceye,   herkesin

          serbestçe  dinini  yaşaması  olanağı  doğuncaya  ve  böylece  hak  olsun,  batıl olsun din

          seçimi  ve  dini  yaşam  baskıya  değil,  samimi  inanca  dayanıncaya, (Bknz DİB Kuran

          Yolu II Cilt s.690), böylece din tamamıyla Allah’ın dini oluncaya değin, onlar (Tanrı

          CC ’nın Dini ile mücadele edenler)’la savaşın. Eğer  son  verirlerse,  kuşkusuz ki, Allah

          yaptıklarını görmektedir. .        

043.-  (…).  Çünkü O (Tanrı  CC), gönüllerde yatanı bilir.

044.-  (…).  Bütün işler Allah’a döndürülür.   

046.-  (…).  Birbirinizle  didişmeyin.   Sonra   içinize   korku  düşer  ve   gücünüz elden gider. 

          Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle birliktedir.      

049.-  (…).  Her  kim  Allah’a  tevekkül  ederse,  bilsin ki,  Allah  galiptir, güçlüdür ve hikmet

           sahibidir.     

051.-  (…).  Hiç kuşkusuz ki Allah, kullarına hiçbir şekilde zulüm etmez.

058.-  (…).  Allah hainleri sevmez.  

060.-  (…).  Allah yolunda her ne harcarsanız, onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksız-

           lığa uğratılmazsınız.

061.-  (…).  Allah’a güven.  Çünkü işiten ve bilen O (Tanrı CC)’dur.    

062.-  Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter.  (…). 

066.-  (…).  Allah sabredenlerle birliktedir.

075.-  (…).  Bir de akraba olanlar, Allah’ın kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar.  (…). 

 

                  ****************************************************

 

SURE: 009, TEVBE SURESİ, (129) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (113) SURE.

 

İNİŞİ: 128 ve 129 ayetleri Mekke’de, diğerleri Medine’de indirilmiştir. Başında besmele olmayan tek suredir. 

ADI: 104 ayette TEVBE sözcüğü geçtiğinden bu ad verilmiştir.

KONUSU: Kabe ve çevresinin inanmayanlardan arındırılması, elçiye bağlılık, iman, kardeşlik, zekat gibi konular. 

 

AYETLER:           

002.-  (…).  Şunu da bilin ki, Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz.  (…).

003.-  (…).  Yok yine tövbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah’ı yıldıracak değilsiniz.  (…).

004.-  (…).  Muhakkak ki Allah muttakileri sever. 

007.-  (…).  Allah hainlikten sakınanları elbette sever. 

009.-  Allah’ın ayetlerini az bir çıkara değiştirdiler de, Allah yolundan engellediler. Gerçekten

          de bunlar ne fena işler yaptılar.  

011.-  Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar.  (…).

013.-  (…).  Eğer  inanıyorsanız  her  şeyden  önce Allah’ı sevip,  (Kötülük yapmaktan) çekin-

           melisiniz. 

016.-  Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız?  (…).  Allah bütün yaptık-

                                                             -18-

           larınızdan haberdardır. 

018.-  Allah’ın  mescitlerini, ancak Allah’a ve ahret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren

           ve  Allah’tan  Başkasından korkmayan kimseler imar ederler.  İşte hidayet üzere olduk-

           ları umulanlar bunlardır.

019.-  (…).  Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez.

022.-  (…).  Çünkü en büyük ödül Allah katındandır.

031.-  (…). Allah’tan başka hiçbir tanrı (İlah) yoktur. O (Allah CC) müşriklerin ortak koştuğu

           şeylerden de münezzehtir.   

033.-  O, öyle bir Allah’tır ki, müşrikler hoşlanmasalar da, Resul  (Hz  Muhammed SAV)’ünü

           hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için göndermiştir.   

037.-  (…).  Allah kafir olan bir kavmi (Tövbe etmedikçe) doğru yola iletmez. 

038.-  (…).  (…) dünya hayatının zevki ahret zevkinin yanında ancak pek az bir şeydir.

040.-  (…).  Hani o kafirler, O (Hz Muhammed SAV)’nu Mekke’den çıkardıklarında, yalnızca

           iki kişiden biri iken, ikisi de  mağarada bulundukları sırada arkadaşına  “Üzülme, Allah

           bizimledir”  diyordu.  Allah  O (Hz Muhammed SAV)’nun  kalbine  sükunet ve kuvvet

           indirmiş ve O (Hz Muhammed SAV)’nu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti.  (…).   

051.-  De  ki;  “Bize hiçbir zaman,  Allah’ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz.  O

          (Allah CC) bizim koruyucumuzdur.  Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.    

060.-  Sadakalar  (Zekatlar)  Allah’tan bir farz olarak, ancak şunlar içindir: Yoksullar, düşkün-

           ler, zekat  toplayan  mamurlar, kalpleri  İslam’a  ısındırılacaklar, özgürlüğüne kavuşma

           mücadelesi veren köleler (Günümüzde ağır  geçim  koşullarına  sahip  çalışanlar), borç-

           lular, Allah yolunda çalışan ve mücadele veren gerçek aydınlar ve yolda kalmışlar.(…).

102.-  Onlar (Münafıklar)’dan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler.(…). Ola ki, Allah tövbelerini

           kabul eder.  Çünkü Allah Gafurdur, Rahimdir.   

 103.-  Onlar  (Günahlarını  itiraf  eden  münafıklar)’ın  mallarından  sadaka  al  ki,  kendilerini

           temizlersin.  Bir  de  haklarında hayır dua et, çünkü Sen (Hz Muhammed SAV)’in duan

           kalpleri yatıştırır.  

105.-  Ve  de  ki; “Çalışın!  Yaptıklarınızı  hem  Allah  görecek, hem  Resul’ü, hem  de inanlar

           görecektir.  (…) “  

108.-  (…).  Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit, elbette içinde namaz kılmana

           daha layıktır.  Onun  içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır.  Allah arınmış

           ak pak olmuş olanları sever.  

109.-  (…), (…) binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarı (Tabanı ve çevresi zayıf bir

          alan)’na kurup da, onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha hayırlı?  (…)  

112.-  (…), o tövbekar olanlar, o ibadet edenler,  o oruç tutanlar,  o secdeye kapananlar, iyiliği

           emredip, kötülükten vazgeçenler, Allah’ın hududunu koruyanlar, emirleriyle yasakları-

           nın ölçülerine riayet edenlerdir.  Müjde ver o müminlere, müjde! 

120.-  (…).  Allah güzel iş yapanların ödülünü zayi etmez. 

122.-  (…).  (...) bir  kısım  insanlar da  (Din ve beşeri)  bilimlerde  derinleşmeli  ve  kabileleri

          (Toplumları) savaş (Kalkınma ve gelişme yolunda çalışmalar yapma)’tan dönüp gelince

          (Toplumsal  yaşamlarında  birlikte olduklarında) onları uyarmalıdır ki, böylece Allah’ın

           azabından sakınırlar (Hataya düşmezler).      

 

                     ***************************************************

 

SURE: 010, YUNUS SURESİ, (109) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (051) SURE.

                                                                    

İNİŞİ:  40.  94 - 96  ayetler  Medine’de  diğerleri Mekke’de hicretten 2 yıl önce indirilmiştir 

                                                               -19-

ADI: 98 ayette bir kez Yunus adı geçmektedir.  O nedenle bu ad verilmiştir. 

KONUSU: Hz Yunus kavminden söz edilmektedir. Bütün elçilerin görev ve işlevlerine, Hz Muhammed SAV.’in gerçek bir Tanrı Elçisi olduğuna dair konular.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                       Esirgeyen bağışlayan Allah’ın adıyla

004.-  (…).  Her  şeyi  ilk  baştan  yaratan  O  (Allah CC)’dur.  Sonra  iman  edip,  Salih  amel

           işleyenleri  hak  ettikleri ölçüde ödüllendirmek için geri döndürecek olan yine O (Allah

           CC)’dur.  (…).   

005.-  O  Allah’tır  ki, (Geçen ve içinde  bulunduğunuz)  yılların  sayısını ve hesabını bilesiniz

          diye Güneş’i (Aynı  zamanda)  bir  ışık  kaynağı  ve (Geceleri gökyüzünde nurlu bir ışık

          olan)  Ay’a  da erimler  (Dönüşüne göre biçimler aldığı Menziller) tayin etmiştir.  Allah

          bunları hak olarak (Kendi  iradesiyle) yarattı. O (Allah CC)’ (Düşünmek  ve  incelemek

          yoluyla) bilecek olan topluluk (Kavim) için ayetlerini ayrıntılı olarak açıklar.       

006.-  Elbette  gece  ile gündüzün  birbiri  ardınca değişip durmasında ve Allah’ın göklerde ve

          yerde yarattıklarında sakınan (Dikkate alan) bir kavim için birçok deliller vardır.

009.-  Hiç  kuşkusuz, iman  edip  salih, ameller  işleyenleri, inanmışlıklarından  dolayı Rableri

           hidayete erdirir. (…).  

012.-  İnsana  bir sıkıntı dokunduğunda, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken

           bize  dua  eder.  Kendisinden  sıkıntısını giderdik mi, sanki kendisine dokunan o sıkıntı

           için bize hiç yakarmamış gibi aldırmadan geçer gider.  (…).  

015.-  (…).  De  ki;  “O (Kur’an)’nu  kendiliğimden  değiştiremem, bu olacak bir şey değildir. 

          Ben  (Hz Muhammed  SAV), ancak  bana  indirilene  (Vahyolunana)  uyarım.  Rabbime

           isyan edersem, kuşkusuz büyük bir günün (Hesap gününün) azabından korkarım”            

020.-  (…).  De  ki;  “(Bilinmeyeni) Gaybı  bilmek ancak Allah’a özgü (Mahsus)’dür, bekleyi-

           niz bakalım.  Kuşkusuz ben de sizinle birlikte bekleyeceğim”

023.-  (…). Ey insanlar taşkınlığınız yalnızca kendi zararınızadır. (Bu taşkınlıklarınızla ancak)

          şu  geçici  dünya  yaşamının  sağladığı  (Bazı) güzelliklerini yaşarsınız. Sonra nasıl olsa

           bize geleceksiniz.  Biz de bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.   

026.-  İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır.  Yüzlerine ne

           kara bulaşır, ne de aşağılanırlar.  Cennet ehli işte bunlardır.  (…).

027.-  Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası misli kadardır.  (…).

031.-  De ki; “Size gökten ve yerden kim rızık  veriyor?  O  (Allah CC),  Kulaklara ve gözlere

          hükmeden kim?  Ölüden  diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim?  İşleri (Tüm evrenin işleyi-

          şini)  yöneten kim?”  (İnananlar)  Hemen “Allah”tır  diyecekler.  De ki; “O halde Allah’  

          tan sakınmaz mısınız?       

036.-  Onların (İnanmayanların) bir çoğu zandan başka bir şeye uymaz.  Zan ise, haktan hiçbir

           şeyin yerini tutmaz.  (…). 

037.-  Bu  Kuran  Allah’tan  başka  bir  kaynaktan  gönderilmiş  olamaz.  Kendisinden  önceki

           kitapları  onaylar ve ayrıntılı  olarak  açıklar.  O  (Kuran)’nda kuşkulanılacak hiçbir şey

           yoktur.  Tüm evren (Alemler)’in Rabbi tarafından indirilmiştir.       

038.-  “O (Kuran)’nu  yalvaç  (Peygamber) uydurdu” mu diyorlar?  De ki; “Haydi siz de onun 

           gibi  bir  sure  getirin  ve Allah’tan  başka, çağırabileceğiniz  kim varsa onu da yardıma

           çağırın.  (…)”      

041.-  Eğer Sen (Hz Muhammed SAV)’i inkar etmeyi sürdürürlerse, de ki;“Benim yaptıklarım

          (Amelim)  bana  sizin  yaptıklarınız  (Ameliniz)  de  size  aittir.  Benim  yapacağım  sizi

          ilgilendirmez. Sizin yapacağınız da beni ilgilendirmez”      

047.-  Her  ümmetin  bir  yalvaç (Peygamber)’ı  vardır.  O  Yalvaçları (Peygamberleri) gelince

          (Ümmetlerinin insanları) arasında adaletle hüküm verir. O insanlar hiç zulüm görmezler   

                                                                       -20-

055.-  (…).  Açın gözünüzü, Allah’ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir.  Ancak insanların

          çoğu bunu bilmezler.      

057.-  Ey  insanlar!  Size Rabbinizden bir öğüt, sinelerde  olana bir şifa, inananlara bir hidayet

           ve rahmet geldi.     

062.-  Haberiniz  olsun  ki, Allah’ın  dostları  üzerine  ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun

          olurlar.   

063.-  Onlar  (Allah CC’ın dostları) ki, iman  etmişler ve Allah’a karşı gelmekten sakınmışlar-

          dır.

066.-  (…).  Allah’tan  başkasına  tapanlar dahi, Allah’a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar,

          ancak zanna uymuş oluyorlar.  (…).

068.-  Dediler  ki;  “Allah  kendine  çocuk  edindi”  O  (Allah CC), böyle şeylerden yücedir ve

           beridir (Dışındadır). 

094.-  Sana  (Hz Muhammed SAV)  indirdiklerimizden  kuşkuya  düşersen, senden önce kitap 

           (Zebur, Tevrat, İncil) okuyanlara sor.  And olsun ki, Sana (Hz Muhammed)  Rabbinden 

           hak gelmiştir.  Sakın kuşkuya düşenlerden olma.   

095.-  Sakın Allah’ın ayetlerini inkar edenlerden olma, sonra hüsrana uğrayanlardan olursun. 

100.-  Allah’ın  izni  olmadıkça  (Akıllarını  kullanmayan) hiçbir kişinin iman etmesi mümkün

           değildir.   Akıllarını    kullanmayanlar  üzerine  Allah  şeytanı  musallat  eder  ve onları

           zorda bırakır.

101.-  De ki; “Tüm  evrende  (Göklerde)  ve  yerde  (Dünyada)  olup bitenlere (Uzayda oluşan

           olaylar,  göktaşları,  dünya  dışı  gök  cisimlerindeki  oluşumlara  uzay  araştırmaları ile

           yaklaşılması ve Dünyamızın  coğrafi,  tektonik,  yer altı, yer üstü ve denizlerdeki etkin-

           liklerin  araştırılması)  dikkatle  bakın”   Fakat  o uyarmalar ve o ayetler, iman etmeyen

           bir topluluğa (Bu ayetleri ciddiye almayanlara) bir yarar sağlamaz ki.        

104.-  De  ki;  “Ey insanlar!  Eğer  benim  dinimde  bir kuşkunuz  varsa, şunu  bilin ki, Allah’ı

           bırakıp ta  sizin  taptıklarınıza tapmam.  (…).  Bana Allah’a inanlardan olmam emredil-

           miştir” 

105.-  “Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın  Allah’a ortak koşanlardan olma” diye

           emrolundum

108.-  (…).  Ben (Hz Muhammed SAV) sizin (İnsanlık alemi) üzerinize vekil değilim.

109.-  (…).  O (Allah CC), hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

                    *************************************************

 

 SURE: 011, HUD SURESİ, (123) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (052) SURE.

 

İNİŞİ: Yusuf suresinden önce, Mekke döneminin son bir yılı içinde inmiştir. 

ADI: 50 ve 60 ayetlerde  Arabistan  halkına  gönderilmiş  yalvaçlardan (Peygamberlerden) biri olan Hud (as) ’un  yaşamından  söz  edildiği   için  bu adı almıştır. 

KONUSU: Ağırlıklı olarak Tanrı’nın varlığı, birliği Tanrı elçilerinin önemi ile Nuh, Hud, Sa-

lih, İbrahim, Lut, Şuayb ve Musa yalvaçların kıssaları anlatılmaktadır.                      

                                                         

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  (…).  Bu  öyle  bir  kitaptır  ki, ayetleri muhkem kılınmış, sonra da her şeyden haberdar

          olan hikmet sahibi Allah tarafından ayetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

002.-  Öyle ki, Allah’tan başkasına kulluk etmeyin.  (…).

004.-  Dönüşünüz yalnızca Allah’adır.  O (Allah CC)’nun da her şeye gücü yeter. 

005.-  (…).  Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir.

                                                             -21-

006.-  Yeryüzünde rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir canlı yoktur.  (…).

012.-  (…).  Sen  (Hz Muhammed SAV)  yalnızca  bir  uyarıcısın.  Allah ise, her şeye vekildir.

013.-  Yoksa “O (Kuran)’nu kendi (Hz Muhammed SAV) uydurdu” mu diyorlar? O halde sen

          (Hz Muhammed SAV) de  onlara  (İnanmayanlara)  de ki; “Haydi siz de O (Kuran)’nun

           gibi uydurulmuş!  On  sure  getirin.  Allah’tan  başka çağırabileceğiniz kim varsa onları

           da yardıma çağırın.  Eğer doğru söylüyorsanız” bunu yaparsınız.      

014.-  (…), artık bilin ki, bu  Kuran  ancak  Allah’ın bilgisiyle (İlmiyle) indirilmiştir. O (Allah

          CC)’ndan başka tanrı (İlah) yoktur.  (…).

017.-  (…).  (…) Sen (Hz Muhammed SAV)  de bu Kuran’dan kuşku içinde  olma.  Kesinlikle 

          O (Kuran) haktır, Rabbindendir.  Fakat insanların çoğu inanmazlar.    

024.-  İki  ayrı  gurubun (İnananlar ve inanmayanlar) örneği, görmeyen ve işitmeyen ile gören

          ve işiten gibidir.  (…).  Hala düşünmeyecek misiniz? 

031.-  Ben (Hz Muhammed) size “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum ki.  Ben

          (Hz Muhammed SAV) bir meleğim” de demiyorum.  (…).

034.-  Ben  (Hz Muhammed SAV ) size  (İnsanlara)  öğüt  vermek istemiş olsam da, Allah sizi

          (Onulmaz  hatalarınızdan  dolayı)  cezalandırmayı düşünüyorsa, öğüt vermem bir sonuç

           vermez.  (…).

035.-  Yoksa  “O (Kuran)’nu  uydurdu” mu? diyorlar.  De ki; “Eğer uydurdumsa vebali benim

          boynumadır.  (…)”

048.-  “Ey Nuh” denildi,“Bizden bir selam sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmet-

          lere kutluluk  dileğiyle  gemiden in.  İleride kendilerini bir çok nimetten yararlandıraca-

          ğımız,  sonra  da  bu  yüzden  kendilerine  (Nimetlerimizi  inkar  edenlere)  tarafımızdan 

          acıklı  bir  azap dokunacak nice topluluklar (Ümmetler) olacaktır”        

049.-  İşte  bunlar  gayb  haberlerindendir.  Bunları  sana  vahiyle  bildiriyoruz.  Bundan  önce

          bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin.  (…).     

084.-  (…).  Ölçeği de, teraziyi de eksik tutmayın.  (…).

085.-  “Ey  kavmim!  Ölçerken de  tartarken de adaleti yerine getirin.  Halkın malına densizlik

          etmeyin ve yeryüzünde fesatlık yaparak (İnsanlara) kötülük etmeyin.

086.-  Eğer  mümin  iseniz, Allah’ın  helalinden  size ihsan ettiği kar sizin için daha hayırlıdır. 

          Bununla beraber ben (Hz Muhammed SAV) sizin üzerinize gözcü değilim.

088.-  (…).  Başarım  da  ancak  Allah’ın  yardımı  ile  olacaktır.  Ben  (Hz Muhammed SAV)

          yalnızca O (Allah CC)’na dayandım ve ancak O (Allah CC)’na döneceğim. 

090.-  Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O (Allah CC)’na tövbe ile yönelin.  (…).

109.-  (…).  Daha  önce  ataları  nasıl  ibadet  ediyor idiyseler, bunlar da öyle ibadet ediyorlar. 

          Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz.   

110.-  And olsun ki, Musa’ya kitab (Tevrat)’ı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü.  (…).  

112.-  İşte  bundan  dolayı, emrolunduğu gibi doğru ol!  Beraberindeki tövbe edenler de doğru

          olsunlar.  Aşırı gitmeyin! (…).  

113.-  Zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın.  (…).

114.-  Gündüzün  her  iki  tarafında  ve  gecenin  gündüz e yakın  olan  saatlerinde  namaz kıl! 

          Muhakkak ki iyilik kötülükleri giderir.  Bu ise düşünebilenlere bir öğüttür. 

115.-  Ve sabret!  Çünkü Allah iyilik edenlerin ödülünü yitirmez.

117.-  Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o ülkeleri haksız yere helak edecek değildir. 

118.-  Eğer Rabbin dileseydi, elbette  bütün insanları tek bir ümmet yapardı.  Bu durumda bile

          yine de (Aralarında) ihtilaf edip duracaklardı (Ayrılığa düşeceklerdi).

123.-  Tüm  evren  (Gökler)’in  ve  yer  (Dünya)’nın  gaybını  bilmek yalnızca Allah’ha hastır. 

          Her iş  O  (Allah CC)’na döndürülür.  Sen (Hz Muhammed SAV ve ümmeti) yalnızca O

          (Allah CC)’na dayanan Rabbin yaptıklarınızın hiç birinden gafil değildir.

                                                          

                                                                    -22-                    

                          **************************************************

 

SURE: 012, YUSUF SURESİ. (111) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (053) SURE.

 

İNİŞİ:  Surenin 1, 2 ve 3 ayetleri Medine’de diğer ayetler Mekke’de inmiştir. 

ADI:  4-101 ayetlerinin tamamında Hz Yusuf’tan söz edildiğinden bu adı almıştır.

KONUSU: Surenin tamamında HZ Yusuf Yalvaçtan söz edilmiştir.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                               Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  (…) İşte bunlar sana  (Hz Muhammed SAV) o açık ve seçik kitab (Kur’an)’ın ayetleri-

          dir. 

002.-  Gerçek şu ki, Biz (Allah CC ) O (Kuran)’nu (SİZ ARAPÇA BİLENLER) anlayasınız 

          (ANLAYARAK OKUYASINIZ) diye “Arapça” bir kitap olarak indirdik.

003.-  Sana  (Hz Muhammed  SAV)  bu  Kuran’ı  vahyetmekle  Biz  (Allah CC),  kıssaların en

           Güzelini  anlatıyoruz.  Gerçek  şu  ki, daha  önce Sen (Hz Muhammed SAV)’in bundan

           hiç haberin yoktu.        

023.-  (…).  “(…).  Doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar (Yola gelmezler)” (…).

038.-  (Hz Yusuf) “Atalarım  İbrahim,  İshak ve  Yakup’un dinine uydum.  Bizim, Allah’a hiç   

           bir  şeyi  ortak tutmamız olmaz.  Bu, bizde ve insanlara Allah’ın lütfudur.  Fakat insan-

           ların çoğu şükretmezler”

040.-  “Sizin  Allah’ı  bırakıp ta o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu bir takım isim-

           lerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için Allah hiçbir delil indirmiş değildir. 

           Hüküm  ancak  Allah’a  aittir: O (Allah CC), size, kendisinden  başkasına tapmamanızı

           emretti.  İşte dosdoğru din budur.  Fakat insanların çoğu bunu bilmezler”   

057.-  İman edip takva yolunu tutanlar için elbette ahret ödülü daha hayırlıdır. 

076.-  (…).  Ve her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.

087.-  “(…).  Allah’ın   rahmetinden   ümit  kesmeyin;  zira  (Allah  CC’ya)  inanmayanlardan

           başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” 

101.-  “(…).  Ey  tüm evreni (Gökleri) ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim Sen’sin,

           benim canımı Müslüman olarak al ve beni Salih kullarının arasına kat” 

104.-  (Hz Muhammed SAV)  (…)  onlardan (İnsanlardan) herhangi bir ücret de istemiyorsun. 

          O Kuran Tüm evrene (Alemlere) ancak bir öğüttür. 

109.-  (…).   Elbette  ahret  yurdu  Allah’a  hakkıyla  (Korkan ) inanan  ve  sevenler  için daha

           hayırlıdır.  Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız.   

111.-  (…).  Bu  Kuran  uydurulmuş  herhangi  bir söz değildir.  Lakın kendisinden önce gelen

           Kitapların onaylayıcısı, her şeyin ayrıntılarıyla açıklayıcısı ve iman edecek bir topluluk

           (Kavim) için hidayet ve rahmettir. 

 

                       *************************************************

 

SURE: 013, RA’D SURESİ, (43) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDEA (096) SURE.

                                                                

İNİŞİ: Rahman suresinden önce, Sure’nin  içeriği  dikkate alındığında, Mekke’de indiğini söyleyenlerin görüşü biraz daha ağırlık kazanmaktadır. 

ADI: 13 ayette Tanrı’nın adını andığı bildirilen ve “gök gürültüsü” anlamına gelen Ra’d sözcüğünden dolayı bu adı almıştır. 

KONUSU: Tanrı’nın varlığı, birliği, bilgisi ve kudretinin akıl yürütülerek ispatı ile ahlaki

konular. 

                                                             -23-

AYETLER:

           Bismilrahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Allah O (Allah CC)’dur ki, Evren (Gökleri)’i direksiz  yükseltti, (…), Güneş’ i ve  Ay’ı

          emrine  boyun eğdirdi.  Her  biri  belirli  bir zamanda  yörüngelerinde yol alırlar.  Bütün

          işleri  (Evrendeki  tüm  oluşumları)  O  (Allah CC ) yönetiyor.  Ayetleri  O  (Allah  CC)

          açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.    

007.-  (…).  Sen  (Hz Muhammed SAV)  yalnızca bir uyarıcısın.  Ve her topluluk (Kavim) bir

           hidayetçi vardır.

008.-  (…).  Doğrusu O (Allah CC)’nun katında her şey bir ölçü iledir. 

009.-  Allah  görünmeyeni  de  bilir, görüneni de.  Büyüktür ve yücelerden yücedir.  (Yüceler-

          den yücesin.  Kimse bilmez nicesin.  Karacaoğlan)

011.-  Her  insan  için önünden ve arkasından izleyenler vardır.  Allah’ın emrinden dolayı onu

          (İnsanı) gözetirler.  (…).

015.-  (…) evrende (Göklerde) olsun yerde olsun kim varsa (Canlı veya cansız) isteyerek veya

           istemeyerek, hem kendileri hem gölgeleri hepsi sabah akşam Allah’a secde ederler.   

016.-  De ki; “Evrenin  (Göklerin)  ve yerin  Rabbi  kimdir?”  De ki; “Allah’tır”  “(…).  De ki;

          “(…).  Hiç karanlıklarla  aydınlık bir olur mu?”  (…).  De ki; “Allah her şeyi yaratandır. 

          O (Allah CC), birdir.  Her şeye üstün ve kahredicidir”    

018.-  Rablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardır.  O (Allah CC)’na itaat etmeyenler

          (in) (…) varacakları yer de cehennemdir.  Orası da ne fena yataktır. 

019.-  Şimdi Rabbinden Sana (Hz Muhammed SAV) indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen

          (…) ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler. 

020.-  Onlar (İnananlar) ki, Allah’ın ahdini yerine getirirler ve antlaşmayı bozmazlar.  

021.-  Onlar  (İnananlar) ki, Allah’ın  uyulmasını  emrettiği  şeye  uyarlar  ve  Rablerine  saygı

          gösterirler ve hesabın kötülüğünden çekinirler (Korkarlar). 

022.-  (İnananlar)  Rablerinin  rızasını  kazanmak  arzusuyla  sabrederler  ve namazı dosdoğru

          kılarlar ve kendilerine  verdiğimiz  rızıklardan  gizli ve açıkça  Allah  yolunda harcarlar. 

          Çirkinlikleri  güzelliklerle  yok  ederler.    İşte  bunlar,  bu  hayatın  akibeti  kendilerinin

          olacak olanlardır.    

025.-  Allah’a verdikleri sözü sonra bozanlar ve Allah’ın birleştirilmesini emrettiği bağlantılar 

          koparanlar ve yer yüzünü bozguna verenler (…) (Ahiret) yurdunun kötüsü de onlarındır    

026.-  Allah,  dilediği  kimseye  (Layık  olana bir sınav vasıtası olarak EE)  rızkı  genişletir de, 

          daraltır  da.   (…).  Dünya yaşamı ahiret yaşamının yanında bir yol ağzından ibarettir.   

029.-  Onlar ki, iman  etmişler ve  Salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer

           de ne güzeldir.  

030.-  (…).  De ki;  “O Rahman benim Rabbimdir, O (Allah CC)’ndan başka ilah yoktur.  Ben

           ona dayandım, tövbem de O (Allah CC)’nadır. 

033.-  (…).  Doğrusu küfre sapanlara (Allah’ inanmayıp, kötü işler yapanlara EE) kendi oyun-

           ları güzel gösterildi de, (Doğru) yoldan saptırıldılar.  (…).

037.-  Biz Kuran’ı (Sizler  Arapça konuştuğunuz  için EE)  Arapça  bir hüküm olarak indirdik. 

          Yemin  olsun ki,  eğer  sen  (Hz  Muhammed SAV),   gelen  bu  bilgiden  sonra  Onların

          (İnanmayanların)  keyiflerine uyacak olursan, Sana (Hz Muhammed SAV) Allah’tan ne

           bir dost ne de bir koruyucu vardır.

038.-  (…).  Her ecel için bir yazı vardır.             

039.-  Allah  dilediğini  imha  eder, dilediğini de yerinde bırakır.  (Uzayda imha olan, yeniden

           oluşan gök cisimleri örneğinde olduğu gibi EE) 

040.-  (…).  Sana  (Hz Muhammed SAV) düşen yalnızca tebliğ etmek, Bize (Allah CC) düşen

           de hesaba çekmektir. 

043.-   O  Kafirler:  “Sen  (Hz Muhammed  SAV)    Allah  tarafından  gönderilmiş  bir  yalvaç

                                                                         -24-

           (Peygamber)  değilsin”  diyorlar.  De ki;  “Benimle  sizin  aranızda  tanık  olarak  Allah

           yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan yeter”

 

                            **************************************************

 

SURE: 014, İBRAHİM SURESİ, (52) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (072) SURE.

 

İNİŞİ: 28 ve 29 ayetleri Medine’de, diğer ayetler Mekke’de inmiştir. 

ADI:35-41 ayetlerde Hz İbrahim’in adına ve dualarına yer verildiğinden bu ad verilmiştir. KONUSU: .Tanrı’nın varlı-ğı, birliği, inanç konuları, Hz Musa yalvaç hakkında bilgiler.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  (…) Bu Kur’an öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan 

           aydınlığa, her şeye galip ve hem de layık olan Allah’ın yoluna çıkarman  için onu Sana

           (Hz Muhammed SAV) indirdik. 

004.-  Biz  her yalvaç (Peygamber)’i ancak bulunduğu topluluğun (Kavmin) diliyle gönderdik

           ki, onlara (Kavmine) apaçık anlatılsın.  (…). 

006.-  Musa  Topluluğu  (Kavmi)’na  demişti  ki:  “Allah’ın  üzerinizdeki  nimetini anımsayın. 

          (...).  Ve bunda Rabbinizden size büyük bir sınav vardır”

007.-  Anımsayın (…).  “(…) eğer nankörlük ederseniz hiç kuşkusuz azabım çok şiddetlidir”

012.-  Bize yollarımızı göstermişken, neden biz Allah’ dayanıp güvenmeyelim?  (…).  

024.-  (…).  Güzel bir söz, kökü yerde sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. 

026.-  Kötü sözün durumu da, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.  

030.-  (…).  De ki; “Şimdilik eğleniniz!  Çünkü varacağımız yer ateştir”

031.-  İman  eden kullarıma söyle:“Namazı dosdoğru kılsınlar,alışveriş ve dostluğun olmadığı

          (Herkesin   kendinden   sorumlu   olduğu)   bir   günün   gelmesinden   önce, kendilerine

          verdiğimiz rızıktan açık ve gizli harcasınlar”

032.-  Allah, öyle bir Allah’tır ki; evreni (Gökleri) ve yeri yarattı (…).

033.-  Sürekli   olarak   yörüngelerinde   hareket   eden  ay  ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin

           emrinize verdi.

034.-  O  (Allah  CC),  kendisinden  isteyebileceğiniz  her  şeyi  size  verdi.  Allah’ın  nimetini

          saymak isterseniz sayamazsınız.  (…).

038.-  “Ey  Rabbimiz!  Sen  bizim  gizlediğimizi  de, açığa vurduğumuzu da kuşkusuz bilirsin. 

           Çünkü Yerde ve Evren (Gök)’de, hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz”       

040.-  “Ey Rabbimiz! Beni ve soyumdan  gelecekleri, namazı  dosdoğtu  kılanlardan eyle!  Ey

           Rabbimiz! Duamı kabul et”  

041.-  “Ey  Rabbimiz! Herkesin  hesaba  çekileceği  günde  beni, anamı, babamı ve  inananları

           bağışla”

044.-  Ey Yalvaç (Peygamber  Hz Muhammed  SAV)! İnsanları azabın geleceği gün (İnanma-

           yanlar ve kötü işler yapanlar için ceza günü EE) ile korkut (Uyar EE).  (…).

052.-  Bu Kur’an kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek Tanrı (İlah) olduğunu bilsinler

          ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.   

 

                             **************************************************

 

SURE: 015, HİCR SURESİ, (99) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (054) SURA.

 

İNİŞİ: Ayetlerden 87’ncisi Medine’de, diğerleri Mekke’de inmiştir. 

                                                                    -25-

ADI: Arap yarımadası kuzey batısında, Medine-Tebük yolu üzerinde korunaklı bir vadinin adı bu sureye verilmiştir. Bu yerin Hz Salih yalvaçla ilgisinden dolayı “Medain-i Salih” diye de adlandırılmıştır.

KONUSU Kur’an, vahiy ve yalvaçlık konuları üzerinedir.  !

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  (…) Bunlar kitabın ve apaçık bir Kuran’ın ayetleridir.

002.-  Bir  zaman  gelecek  ki (Allah’a CC)  inanmayanlar, keşke Müslüman olsaydık (Allah’a

          CC inansaydık) diyeceklerdir.   

004.-  Biz (Allah CC), kendisi için  bilinen,  takdir  edilmiş  bir  kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi

          yıkıma uğratmadık (Cezalandırmadık). 

009.-  Hiç  kuşku  yok  ki, Kuran’ı  Biz  (Allah CC)  indirdik,  elbette  O (Kuran)’nu  yine Biz

          (Allah CC) koruyacağız.   

010.-  And  olsun,   Sen  (Hz  Muhammed  SAV)’den  önceki  uluslar  arasından  da  yalvaçlar

          (Peygamberler) gönderdik.   

022.-  Biz, rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık.  O                                  

           suyu haznelerde tutan da siz değilsiniz.  

026.-   DERİNLEMESİNE İNCELENECEK.

047.-  Biz  (Allah  CC)  o  cennetliklerin  kalplerindeki  kinleri  söküp  atarız.  Hepsi kardeşler

          olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar. 

055.-  (…).  “(…).  Sakın Allah’ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma” (…).

085.-  Biz  (Allah CC)  Evren  (Gök)’i ve  yeri  (Evre’nin  içindeki  Dünya’yı) ve  aralarındaki

          Varlıkları  ancak  hak ve hikmetle yarattık ve elbette kıyamet kopacaktır (Bu varlıkların

          da sonu gelecektir EE).  (…).  

086.-  Kuşkusuz Rabbin kemaliyle yaratandır ve iyi bilendir. 

089.-  De ki; “Kuşkusuz ben (Hz Muhammed SAV) apaçık bir uyarıcıyım”

099.-  Sana ölüm gelinceye değin Rabbine ibadet et.

 

                                 *************************************************

 

SURE: 016, NAHL SURESİ, (128) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (070) SURE.

 

İNİŞİ: Sondan 3 ayeti Medine’de, 125 ayeti de Mekke döneminin sonlarında inmiştir. 

ADI:  68 ayette geçen “Bal arısı” anlamına gelen Nahl sözcüğü geçtiğinden bu adı almıştır.  KONUSU: Surede başlıca; uluhiyyet (kutsallık), vahiy (Tanrı’dan bildirim, Tanrı’nın sözü), öldükten sonra dirilme ve Tanrı’nın huzurunda hesap verme gibi konular.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  Allah  Evren  (Gökler)’i ve  Yer  (Dünya)’i  (EVREN  VE YER  BİRBİRİNDEN AYRI     

         DEĞİLDİR. TANRI CC, BİZİM ÖZEL YARATILMIŞ OLDUĞUMUZU VURGULA-

             MAK İÇİN BÖYLE BUYURMAKTADIR. EE)  hikmeti ile yarattı. O (Allah  CC),   

          inanmayanların (Kafirlerin) (Allah’a  CC) ortak koştukları şeylerden çok daha yücedir.      

004.-  O  (Allah CC),  insanı  bir  damla  sudan  yarattı.  Bir de  bakarsın ki o (İnsan), Rabbine

           karşı apaçık bir düşmandır.     

008.-  (…).  Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.

009.-  Doğru yolu göstermek Allah’a aittir.  (…).

011.-  Allah,  sizin  için, (Gökten  indirdiği)  o  su  ile ekin zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her

                                                                           -26-

          çeşit meyveleri bitirir ,bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır. (GÖK-

          TEN İNEN  SUYUN DEĞERİNİ ANLAMAMIZ İÇİN, TANRI  CC DÜŞÜNMEMİZİ

          EMRETMEKTEDİR.  EE)    

012.-  Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı sizin hizmetinize o (Allah CC) verdi. (…). Kuşkusuz

           ki, bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.    

015.-  Allah, yeryüzü  sizi  sarsmasın  diye  araya  sabit  dağlar  yerleştirdi  (DEPREMLERDE

          DAĞLIK  ALANLARIN  OVALARA GÖRE DAHA GÜVENLİ OLDUĞU VE DAĞ-

          LARIN  DEPREMLERLE  OLUŞTUĞU  BİLİMSEL ÇALIŞMALAR İLE ANLAŞIL-

          MIŞTIR.  EE).  Yolunuzu  bulmanız  için  de  nehirler ve yollar  (DOĞAL GEÇİTLER)

          yarattı.     

016.-  (Allah CC)  Daha bir çok alemler (EVRENİ  OLUŞTURAN  GÖKADALAR  VB   EE)

           yarattı.  İnsanlar geceleyin de Allah’ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.    

023.-  (…).  Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez.

029.-  (…).  Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür! 

032.-  Takva  sahipleri  o kimselerdir ki, melekler, canlarını  rahat ve hoş alırlar.  “Selam size,

           yapmış olduğunuz güzel işlerin karşılığı olarak girin cennete…” derler.  

035.-  Allah’a ortak  koşanlar  dediler ki;  “Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O (Allah CC)  

          ’ndan  başka hiçbir şeye tapmazdık ve O (Allah CC)’nun emri dışında hiçbir şeyi haram

           kılmazdık”  Kendilerinden  öncekiler de  böyle yaptılar.  Buna karşı yalvaçların görevi,

           ancak açık, seçik bir tebliğden ibarettir.           

044.-  Biz  (Allah CC),  yalvaçları  (Peygamberleri)  mucizelerle  ve kitaplarla  gönderdik.  Ey

          Yalvaç  (Hz Muhammed SAV)’ım  Sana  da  Kur’an’ı  indirdik  ki,  insanlara  indirileni

           (Vahyedileni)  açıklayasın.  Belki  onlar  da  düşünürler.  (ALLAH CC  İNDİRİLENİN

           ÜZERİNDE DÜŞÜNMEMİZİ DE İSTEMEKTEDİR.  EE)     

049.-  Evren  (Gökler)’de ve yerde bulunan bütün canlılar ve melekler, kibirlenmeden Allah’a

          secde ederler.   

050.-  (İnananlar) Kendilerine  hakim  olan  Rablerinden  çekinirler ve  emrolundukları  her işi

           yaparlar.  

051.- Allah, buyurmuştur ki; İki  tanrı (İlah)  edinmeyin.  O (Allah CC), ancak bir tanrı (İlah)’

          dır.  Onun için yalnız Ben (Allah CC)’den çekinin.   

052.-  Evren  (Gökler)’de ve yerde olan her varlık yalnız O (Allah CC)’nundur.  Din de daima

          O (Allah CC)’nundur.  Böyle iken siz Allah’tan başkasından mı çekinirsiniz?  

053.-  Hem sizde nimet  adına ne varsa hepsi Allah’tandır.  Size bir sıkıntı dokunduğunda hep

          O (Allah CC)’na feryat edersiniz.    

054.-  Sonra  Allah  sıkıntıyı  sizden  kaldırdığında, bir de bakarsınız ki, içinizden bir topluluk

           hemen Rablerine ortak koşarlar.   

062.-  Allah’a  ortak  koşanlar  (Müşrikler), kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah’a isnat

           ediyorlar.  Dilleri, en  güzel  şeylerin  kendilerine  ait  olduğunu  yalan  yere  durmadan

           söyler.  (…).    

063.-  (…).  (…) şeytan, kafirlerin dostudur.  Onlar için acı bir azap vardır.     

064.-  Biz  (Allah CC), sana (Hz Muhammed SAV) bu Kur’an’ı sırf hakkında ayrılığa düştük-

           leri konuları  insanlara  açıklaman  için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet

           olsun diye indirdik.

067.-  Hurma  ve üzüm  meyvelerinden de  hem  güzel  içecekler, hem de güzel gıdalar edinir-

           siniz.  Kuşkusuz ki, bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.(ALLAH

           CC CANLILIĞIN DEVAMI AMACIYLA VERİLEN NİMETLERİ  İRDELEMEMİZ

           İÇİN, AKLIMIZI KULLANMAMIZI İSTEMEKTEDİR. EE) 

070.-  (…).  Kuşkusuz ki Allah, çok bilgili ve büyük kudret sahibidir. 

082.-  (…).  Buna  rağmen  (İnsanlar)  eğer  yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana düşen

                                                                 -27-

           yalnızca açık bir şekilde (Sana indirilenleri) tebliğden ibarettir.  

089.-  (…).  Bu  Kitab (Kur’an)’ı da her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir

           rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.  

090.-  Kuşkusuz ki  Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasız-

           lıktan, fenalıktan ve azgınlıktan yasaklar.  Ders almanız için size böyle öğüt verir.   

091.-  (…) pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın.  (…).

092.-  (…) kuşkusuz  hakkında  ayrılığa  düştüğünüz  (İhtilaf ettiğiniz)  konuları kıyamet günü

           size mutlaka (Allah CC) açıklayacaktır. 

094.-  Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta etmeyin.  (…).

095.-  Allah’ın ahdini az bir bedel karşılığında satmayın.  (…).

096.-  Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir.  Allah’ın katındakiler ise tükenmez.  (…).

098.-  Şimdi Kur’an okumak istediğin zaman, önce o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

100.-  (…).  Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah’a ortak koşanlaradır. 

102.-  Onlara (İnsanlara) de ki; “Kur’an’ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, Müslümanlara

           bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi”  

103.-  Muhakkak biliyoruz ki  (Allah’a CC)  inanmayanlar (Kafirler); “Kur’an’ı Muhammed’e

           bir  insan  öğretiyor”  diyorlar.   Yalvaç  (Hz  Muhammed  SAV)’a  öğretiyor  zannında

           bulundukları  kimsenin  dili  yabancıdır.  Bu  Kur’an ise apaçık bir (HZ MUHAMMED 

          SAV YALNIZCA ARAPÇA BİLDİĞİ İÇİN) Arapça’dır.   

114.-  Artık  Allah’ın  size  rızık  olarak verdiği nimetlerden helal ve temiz olarak yiyin.  Eğer

           gerçekten o (Allah CC)’na ibadet edecekseniz, Allah’ın verdiklerine şükredin.  

116.-  Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi ile,“Şu helaldir, şu haramdır” demeyin, aksi halde

           Allah’a iftira etmiş  olursunuz.  Kuşkusuz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.

                                                                     -28-

125.-  Ey  Resulüm!  (İnsanları)  Rabbinin  yoluna  hikmetle  ve  güzel  öğütlerle  çağır!   (…). 

          Kuşkusuz  Rabbin, kendi  yolundan  sapanları en iyi  bilendir ve O (Allah CC). hidayete

          kavuşanları da en iyi bilendir.   

128.-  Kuşkusuz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.  

 

                               ************************************************

 

SURE: 017, İSRA SURESİ, (111) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (050) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de hicretten takriben bir buçuk yıl önce nazil olmuştur. 

ADI: Sure adını 1 ayet- ten almıştır.  2 v3 8 ayetlerde İsrailoğullarının adı geçtiğinden “Beni İsrail Suresi” ve Sure’nin ilk sözcüğünde dolayı “Sübhan Suresi” olarak ta anılmıştır.  KONUSU:  İsra olayı, İsrailoğullarının kötülükleri nedeniyle oluşan işgal ve kırım ile dinsel kaynaklı ahlak, yeniden dirilme, ve ahiret konuları.

 

AYETLER:     

          Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın Adıyla

001.-  Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu (Hz Muhammed SAV) bir gece

          Mescid-i Haram’dan,çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren O (Allah

          CC) yücedir.  Gerçekten O (Allah CC), işitendir, görendir.    

009.-  Kuşkusuz  ki; bu  Kur’an insanları en doğru ve en sağlam yola iletir.  Salih amel işleyen

           müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.     

010.-  Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azap hazırlamıştır.

012.-  Biz  (Allah CC)  geceyi  ve gündüzü  varlığımıza  işaret  eden  birer  delil kıldık.  Sonra

          Rabbinizden  bir  lütuf  aramanız,  yılların  sayısını  ve  hesabını  bilmeniz  için  gecenin

                                                                    -28-

          karanlığını silip, yerine eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik.  İşte Biz (Allah

          CC) her konuyu uzun uzadıya anlattık.     

020.-  (…).  Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

022.-  Allah  ile  birlikte  başka bir tanrı (İlah) edinme!  Yoksa kınanmış ve yalnız başına bıra-

          kılmış olarak oturup kalırsın.  

023.-  Rabbin  kesin  olarak  şunları  emretti:  Ancak  kendisine  tapının (İbadet edin), anne ve

          babaya iyilik edin. Onlardan (Anne ve baba) biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa

          sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama.  İkisine de tatlı ve güzel sözler söyle.     

024.-  İkisine de  acıyarak  tevazu  kanatlarını indir.  Şöyle de: “Ey Rabbim! Onların (Anne ve

          baba) beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et”    

025.-  (…).  Eğer  iyi  kimseler  olursanız  elbette  Allah  çok  tövbe  edenleri  bağışlayacaktır. 

          (BAĞIŞLANMANIN EN TEMEL KOŞULU, İYİ İNSAN OLMAKTIR.  EE)    

026.-  Akrabaya,  yoksula  ve  yolda  kalmışa  hakkını  ver.   Bununla  birlikte  (Helal  yollarla

          elde ettiğin) malını saçıp savurma.  

031.-  Bir de  geçim  korkusuyla  çocuklarınızı  dışlamayın  (Öldürmeyin, sokağa bırakmayın)  

          Onlara  da, size  de rızkı  Biz  (Allah CC)  veririz.  Kuşkusuz ki, çocuklarınızı  dışlamak

          (Öldürmek, sokağa bırakmak vb.), çok büyük bir suç ve günahtır.     

032.-  Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.  

033.-  Haklı  bir  neden  olmadıkça, Allah’ın  öldürülmesini  haram  kıldığı canı (İnsan ve tüm

          canlı varlıkları) öldürmeyin.  (…).  

034.-  Yetimin malına da yaklaşmayın.  (…).

035.-  Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın.  (…). 

036.-  Bir de  hiç bilmediğin  bir şeyin  ardına  düşme!  Çünkü  kulak, göz, gönül  bunların her

           biri yaptıklarınızdan sorumludur.  

037.-  Yer yüzünde  kibir ve azametle  yürüme! Çünkü sen asla (Tek başına ve yeterli teçhiza-

           zatın olmadan) yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin  

041.-  Biz (Allah CC),  bu Kuran’da  akıllarını  başlarına almaları için türlü şekillerde uyarı ve

           ihtarı açıkladık.  (…).  

044.-  Evren (Gökler), yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ı tesbih ederler.  O (Allah CC)

          ’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur.  (…).  

070.-  And  olsun  ki  Biz  (Allah CC) , insanoğlunu  şan  ve  onur  sahibi kıldık.  (…).  Onları

          (İnsanları) yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.  

072.-  Her kim bu Dünya’da manen kör ise, ahrette de kördür ve gidişçe daha şaşkındır. 

078.-  Güneş’in   batıya  kaymasından,  gecenin  karanlığına  değin  belirli  zamanlarda  gereği

           üzere  namaz  kıl,  bir de  sabah namazını kıl.  Çünkü sabah namazında gece ve gündüz

           melekleri hazır bulunur.    

079.-  Gecenin  bir kısmında da yalnızca Sana (Hz Muhammed SAV) mahsus bir nafile olmak

           üzere,  uykudan kalk,  Kur’an  ile  teheccüd  namazı  kıl.   Rabbinin  seni  bir  Makam-ı

           Mahmud’a göndermesi kesindir.   

081.-  De ki:  “Hak geldi, batıl zail oldu.  Elbette batıl yok olmaya mahkumdur”

084.-  De ki:  “Herkes  bulunduğu  hal  ve niyetine göre iş yapar.  Bu durumda kimin en doğru

           yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir”

088.-  De ki:  “Yemin  olsun, eğer  insanlar  ve  cinler  bu Kuran’ın  benzerini  getirmek  üzere

          toplansalar  ve  birbirlerine  yardımcı  da  olsalar, yine de  O (Kur’an)’nun  bir benzerini

          meydana getiremeyeceklerdir” 

089.-  Yemin  olsun ki:  Biz (Allah CC), bu Kuran’da insanlar için çeşitli misaller vermişizdir. 

          Yine de insanların çoğu inkarlarında ısrar ederler.     

105.-  Biz  (Allah CC)  bu Kuran’ı  hak  olarak  indirdik.  O  (Kur’an)  bütün gerçekleri içinde

          toplayarak  indi.  Ey yalvaç  (Hz Muhammed SAV)!  Biz (Allah CC)  ancak müjdeci ve

                                                                           -29-

           uyarıcı olarak gönderdik.      

106.-  Sana  (Hz Muhammed SAV) Kuran’ı verdik ve O’nu insanlara sindire sindire (İNSAN-

          LARIN  KURAN’I  İYİCE  ANLAMALARI  İÇİN.   ZİRA  KURAN  İNSANLARCA

          MEALEN  ANLAŞILMASI  AMACIYLA,  ALEMLERE  RAHMET OLARAK İNDİ-

          RİLMİŞTİR. EE)  okuyasın  diye  bölümlere  ayırdık  ve Biz (Allah CC) O (Kur’an)’nu

          yavaş yavaş (YILLARA YAYGIN OLARAK) indirdik.      

107.-  Ey Muhammed!  De ki:  İster  Kuran’a  inanın, iste r inanmayın;  O (Kur’an) daha önce

          kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar. 

108.-  Ve derler ki, Rabbimizi tenzih ederiz.  Kuşkusuz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir. 

110.-  (…).  Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç.

111.-  Şöyle de:Hamd o Allah’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp

          bir  yardımcıya da  gereksinimi yoktur.  Tekbir getirerek O (Allah CC)’nu noksanlıklar-

          dan yücelt de yücelt.  

 

                            **************************************************

 

SURE: 018, KEHF SURESİ, (110) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (069) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.                             

ADI: 9-26 ayetlerde anlatılan mağara dostları demek olan “Ashab-ı Kehf” adını almıştır. KONUSU: Yüce Tanrı’ya kutsallığı, kemal sıfatları, Kur’an’ın üstünlüğü ile 9-26 ayetler arasında inançları uğruna yurtlarından çıkıp bir mağaraya yerleşen gençlerin öyküsü anlatılır. 

 

AYETLER:

        Bismillahirrahmanirrahim                                        Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Hamd,  O Allah’a hastır ki,  Kulu (Hz Muhammed SAV)’na Kitab (Kur’an)’ı indirdi ve

          O (Kur’an)’na hiçbir eğrilik (Hata, yanlışlık) koymadı.  

002.-  O  (Kur’an)’nu  dosdoğru  bir  kitap  olarak  indirdi ki, katından  gelecek  şiddetli azaba

          karşı  insanları  uyarsın  ve yararlı  işler  yapan  müminlere  kendileri için güzel bir ödül

          bulunduğunu müjdelesin.    

004.-  Bu Kur’an, “ Allah çocuk edindi” diyenleri uyarır.

015.-  (…).  Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?

023.-  Hiçbir şey için, Allahın dilemesi dışında:  “Ben yarın şu işi yapacağım deme”

024.-  Ancak  Allah  dilerse  yapacağım  de.   Ve  unuttuğun  zaman  Allah’ı  an  ve  “Umarım

          Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir” de.

027.-  Rabbinin  Kitap (Kur’an)’ından sana (Hz Muhammed SAV) indirileni oku!  O (Kur’an)

          ’nun  sözlerini  değiştirecek  kimse  yoktur.   O  (Allah  CC)’ndan  başka,  sığınacak  da

          bulamazsın.

028.-  Nefsince de,  sabah  akşam  rızasını  isteyerek  Rablerine  yalvaranlarla  birlikte  candan

          sabret.  (…).  Kalbini, bizi  anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin  kötü arzusuna uymuş ve

          işi hep aşırılık olan kimseye uyma.   

054.-  Kuşkusuz  Biz  (Allah CC), bu Kuran’da  insanlara  çeşitli  anlamları değişik örneklerle

          açık olarak verdik.  İnsan ise, her şeyden çok mücadelecidir.   

056.-  (…) Biz  (Allah CC)  yalvaçlar (Peygamberler)’ı, ancak  müjdeciler  ve uyarıcılar  (İkaz

          ediciler)  olarak  göndeririz.  (Allah’a CC) İnanmayanlar (Kafir olanlar) ise hakkı, batıla

          ortadan  kaldırmak  için  uğraşıyorlar.  Onlar,  ayetlerimizi  ve korkutuldukları  azabı da

           alaya almışlardır.     

057.-  Rabbinin  ayetleri  ile  nasihat  edilip de  onlardan  yüz  çeviren  ve  daha  önce  işlediği

          günahları unutandan daha zalim kim olabilir?  (…). Ey Muhammed! Sen onları (Allah’a

                                                                           -30-

          inanmayanları) doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.  

058.-  Bununla  birlikte  rahmet  sahibi  olan  Rabbin  çok  bağışlayıcıdır, tövbe eden kullarına

          rahmeti boldur.  (…).

083.-  Bir de  Sana  (Hz Muhammed SAV) Zülkarneyn’den soruyorlar.  De ki:  Size ondan bir

          hatıra okuyacağım.   

084.-  Gerçekten  Biz  (Allah  CC)  O  (Zülkarneyn)’nu  yeryüzünde  iktidar  sahibi  yaptık  ve

          ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik. 

085.-  Derken O (Zülkarneyn)’da bu yollardan birini tutup gitti.

086.-  (…) Güneş’in  battığı  yere  vardığında, Güneş’i, sanki  kara  bir balçıkla batıyor buldu. 

          Bir de bunu yanında bir topluluk (Kavim) buldu.  (…).  

087.-  O  (Zülkarneyn)’da  demişti  ki:  “Kim  haksızlık  ederse  muhakkak  ona azap edeceğiz 

          Sonra Rabbine geri döndürülecek.  (…)”

092.-  Sonra yine bir yol tuttu.

093.-  Sonunda  iki  dağ  arasına  ulaştığında  onların  önünde,  hemen  hiç  söz  anlamayan bir

          topluluk (Kavim) bulmuştu.

094.-  Dediler  ki:  “Ey Zülkarneyn! Ye’cuc ve Me’cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar.  Onun için,

           bizimle onlar arasında bir sed yapman koşuluyla sana bir vergi versek olur mu?” 

095.-  (Zülkarneyn)  Dedi ki: “(…).  Bana  maddi yardımda bulunun da, sizinle onların arasına

          en sağlam Seddi yapayım” 

096.-  “Bana,  demir  kütleleri  getirin”   Nihayet  dağın  iki  ucunu  denkleştirdiği vakit; “Ateş

          yakıp  körükleyin”  dedi.  Demir  bir ateş koru haline gelince, “Bana erimiş bakır getirin

          üzerine dökeyim” dedi.

097.-  Artık Ye’cuc ve Me’cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.

110.-  De ki:  “Be n de  sizin  gibi  ancak bir beşerim.  Ne var ki, bana ilahınızın ancak bir ilah

           olduğu  vahyolunuyor.  Onun  için  her  kim  Rabbine  kavuşmayı  arzu ederse iyi amel

           işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin”

 

                            **************************************************

 

 SURE: 019, MERYEM SURESİ, (98) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (044) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke döneminin 4. Yılında inmiştir. 

ADI: Sure adını, 16-40 ayetlerde geçen Hz.   Meryem ’den almıştır. 

KONUSU: Esas olarak tevhid (Tanrının birliği) inancını doğruluğu ile yalvaçlık kurumunun gerçekliliği ve geçerliliği üzerinedir.  Hz Meryem’in Tanrının bir mucizesi olduğu ve yalvaçların hak dine davetleri, çabaları.

 

AYETLER:         

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Bu (Meryem Suresi), Rabbinin, kulu Zekeriya’ya olan rahmetini anmadır.

004.-  (Zekeriya)  Şöyle  demişti ”(…).  Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bahtsız

          olmadım”

012.-  “Ey  Yahya!  Kitaba  kuvvetle  sarıl”  dedik ve daha çocukken O (Hz Yahya)’na hikmet

          verdik. 

014.-  (Hz Yahya)  Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankar (Kötü

          davranan kişi) değildi. 

054.-  Kuran’da  İsmail’i  de  an;  çünkü O Hz İsmail), vaadine sadık bir kuldu ve gönderilmiş

           bir yalvaç (Peygamber)’di.

055.-  Ailesine  ve çevresine  namaz  kılmayı  ve zekat  vermeyi  emrederdi.  Rabbinin katında

                                                                        -31-

          hoşnutluğa ermişti.

056.-  Kitap (Kur’an)’da  İdris’i de an; çünkü O (Hz İdris), çok özü, sözü pek doğru bir yalvaç

          (Peygamber)’tı.

059.-  Sonra  bunların  ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terk ettiler, heva ve heveslerine

          uydular.  Onlar bu taşkınlıklarını karşılığını mutlaka göreceklerdir.

060.-  Fakat tövbe edip iman eden ve Salih amel işleyen bunu dışındadır.  (…).       

076.-  Allah,  hidayet kabul edenlere, daha çok hidayet verir.  Baki kalacak olan Salih ameller,

          Rabbinin  katında  sevap  bakımından  da  daha  hayırlıdır.  Sonuç  bakımından  da daha

          hayırlıdır.   

088.-  “Rahman çocuk edindi” dediler.

089.-  Yemin olsun ki, siz (“Rahman çocuk edindi” diyenler) çok çirkin bir şey söylediniz.

092.-  Oysa Rahman’a çocuk edinmek yaraşmaz.

096.-  İman edip, Salih amel işleyenler var ya, Rahman olan Allah, onlara bir sevgi kılacaktır.

097.-  Biz, (Allah CC) Kuran’ı Sen (Hz Muhammed SAV)’in  dilin (Senin anlayabileceğin dil

          olan  Arapça  dilinde )  üzere  kolaylaştırdık  ki,   O   (Kur’an)’nunla   Allah’tan  korkup

          sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de ikna edesin.  

 

                           ****************************************************

 

  SURE: 020, TAHA SURESİ, (135) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (045) SURE.

 

İNİŞİ: Hz Muhammed SAV efendimizin yalvaç (Peygamber)’lığının altıncı yılında Mekke’ de inmiştir.  Hz Ömer bu sureyi dinleyince Müslüman olmuştur. 

ADI: Surenin ilk ayetinde bulunan Ta Ha ifadesinden almıştır.  “Suretü’l-kelim” ve “Suretü Musa” adlarıyla da anılmıştır. 

KONUSU: Hz Muhammed’in maneviyatını yükseltmek Hz Musa ve Hz Adem hakkında bilgiler verilmiştir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Kur’an’ı Sana (Hz Muhammed SAV) sıkıntıya düşesin diye indirmedik. 

003.-  Ancak  Allah’tan  korkan  (ALLAH’TAN  ÇEKİNEN,  SAYGISIZLIK ETMEK İSTE-

          MEYEN EE.) kimse için bir öğüt olarak indirdik.

007.-  İster  yavaş konuş, ister açıktan, O (Allah CC)’na göre birdir.  Zira O (Allah CC) gizliyi

          de gizlinin gizlisini de bilendir.

053.-  “Yeryüzünü  sizin  için  bir  döşek  yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su

           indiren  O  (Allah CC)’dur.”   İşte  Biz (Allah CC) o cu ile türlü türlü bitkilerden çiftler

           çıkardık.       

054.-  Hem  siz  yiyin, hem de  hayvanlarınızı  otlatın.  Akıl  sahipleri  için bunda nice ibretler

           vardır.

090.-  (…).  Sizin gerçek rabbiniz Rahman’dır.  (…).

098.-  Sizin  tanrınız (İlahınız), ancak kendisinden başka hiçbir tanrı (İlah) bulunmayan Allah’

           tır.  O (Allah)’nun bilgisi (İlmi) her şeyi kuşatmıştır.     

113.-  İşte böylece Biz (Allah CC) O’nu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.  Onda tehditlerden

           nice  türlüsünü  tekrar  tekrar  açıkladık ki, belki  sakınırlar, yahut onlara (İnsanlara) bir

           ibret ve uyanış verir.     

114.-  (…).  Kur’an  Sana  (Hz Muhammed SAV) vahyedilirken, vahiy bitmeden önce unutma

          korkusu ile Kur’an’ı okumada acele etme; “Rabbim benim ilmimi arttır” de.    

130.-  (…).   Güneş’in  doğmasından  önce  ve  batmasından  önce  Rabbini hamd ile tesbih et. 

                                                                      -32-

          Gecenin bir kısmında ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnutluğa eresin.

132.-  Ehline  namaz  kılmalarını  emret,   kendin  (Hz  Muhammed  SAV)  de  ona  (Namaza) 

          sabırla  devam  et.  Biz  (Allah CC) Sen (Hz Muhammed CC)’den bir rızık istemiyoruz. 

          Seni Biz rızıklandırırız.  Güzel gelecek takya sahiplerinindir.

 

                  *******************************************************

 

SURE: 021, ENBİYA SURESİ, (112) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (073) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke döneminin son zamanlarında inmiştir. 

ADI: Surede 17 adet yalvaçtan söz edildiğinden “enbiya” adını almıştır. 

KONUSU: Tanrı’nın birliği, yalvaçlık ve inanç konuları işlenmiştir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

004.-  Yalvaç  (Peygamber)  (Hz Muhammed SAV); “Benim Rabbim Evren (GÖK)’de ve Yer

           (Dünya)’de söylenen her sözü bilir.  O (Allah CC) her şeyi işitir, her şeyi bilir” dedi.

005.-  Onlar  (İnanmayanlar):  “Hayır,  bunlar  karışık  rüyalardır; yok, O (Kur’an)’nu  kendisi

           uydurdu, yok, O (Hz Muhammed SAV) bir şairdir.  Böyle (Şair) değilse önceki yalvaç-

           lar (Peygamberler) gibi, O (Hz Muhammed SAV) da bize bir mucize getirsin” dediler.        

006.-  Onlardan  önce  yok  ettiğimiz  hiç   bir  ülke  halkı iman etmedi.  Şimdi bunlar mı iman

           edecekler?

010.-  And  olsun,  size  (Tüm  evrene  ve  insanlığa)  öyle  bir  kitap  indirdik ki, bütün şan ve

           onurunuz ondadır.  Hala akıllanmayacak mısınız? 

016.-  Biz (Allah CC) Evren (Gök) ile Yer (Dünya)’i, boş bie eğlence için yaratmadık.  

020.-  Gece gündüz hep Allah’ı tesbih ederler, usanmazlar.

030.-  (…).  Yaşayan (Canlı olan) her şeyi sudan yarattık.  Hala inanmıyorlar mı?

033.-  Geceyi,  gündüzü,  Güneş’i  ve Ay’ı  yaratan O (Allah CC)’dur.  Bunların her biri kendi

          yörüngesi (Dairesi)’nde dolaşmaktadır.   

035.-  Her nefis ölümü tadacaktır.Sizi bir sınav olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz.Hepiniz

           de sonunda bize döndürüleceksiniz.    

047.-  Biz (Allah CC) kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa

           uğratılmaz.  (…).

090.-  (…).  Doğrusu  Onlar  (İnananlar)  iyiliklerde  yarışıyorlar, umarak  ve hata  yapmaktan

           çekinerek Biz (Allah CC)’e yalvarıyorlardı.  Bize karşı derin saygı duyuyorlardı. 

093.-  İnsanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar.  Sonunda hepsi biz (Allah CC)’e

           döneceklerdir. 

094.-  İnanmış  olarak  yararlı    işleyenin  emeği  inkar  edilmeyecektir.  Biz (Allah CC) onu

           kuşkusuz yazmaktayız.  

106.-  Kuşkusuz bu Kuran’da (Yalnızca Allah CC’a) kulluk eden kimseler için yeterli bir öğüt

           vardır.   

107.-  Biz (Allah CC),  Sen (Hz Muhammed SAV)’i  ancak  Evren  (Alemler)’e rahmet olarak

           gönderdik.  

112.-  Hz Yalvaç  (Peygamber)  şöyle dedi.  “Ey  Rabbim!  Aramızda gerçekle hüküm ver   ve

          Rabbimiz O Rahmandır ki, isnat ettiğiniz yalan vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak

           olan da ancak O (Allah CC)’dur.  

 

                                        *************************************************

 

                                                                          -33-

SURE: 022, HACC SURESİ, (78) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (103) SURE.

 

İNİŞİ: 19 – 29 arası ayetler Medine’de geri kalan ayetler Mekke’de inmiştir.

ADI:  27 ayette geçen hac sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Tanrı’nın varlığına ve birliğine inanmayı önerir. Hac ve kurban ibadetinin önemi de ayrıca vurgulanmıştır.   

 

AYETLER:   

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  İnsanlardan  bazıları  Allah hakkında bir bilgisi olmadığı halde tartışır da, azılı şeytanın

          ardına düşer. 

004.-  O  şeytan  ki,  hakkında  (Tarafımızdan)  şöyle  hüküm  verilmiştir.   Kuşkusuz kim onu

          (şeytanı)  dost  edinirse,  o  (şeytan)  muhakkak  onu (şeytanın ardına düşeni) saptırır ve

          doğruca cehennem azabına götürür.    

005.-  Ey  insanlar!  Eğer  öldükten  sonra  dirilmekten  kuşkuda iseniz, bilin ki ne olduğunuzu

          size  açıklamak  için  kuşkusuz  biz  sizi  topraktan  (YERYÜZÜNDE ÖNCE TOPRAK

          VARDI.  SONRA  SU, CANLI HÜCRE VE ORGANİZMALAR OLUŞTU. EE), sonra

          spermadan,  sonra bir embriyodan, sonra yapısı belli belirsiz (ÇIPLAK GÖZLE GÖRÜ-

          LEMEYEN, MODERN CİHAZLARLA ALGILANABİLİNEN. EE) bir et parçasından

          yaratmışızdır.  Dilediğimizi  belli  bir  süreye  kadar  rahimlerde  tutarız.  Sonra  sizi  bir

          çocuk  olarak  çıkartırız.   Sonra  sizi  olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız.  Bununla

          birlikte  kiminiz bize döndürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilme-

          mek üzere, ömrünün en zor zamanı olan yaşlılığa ulaştırılır.  Bir de yeryüzünü görürsün

          ki kupkurudur; fakat biz  onun üzerine (UYGUN DOĞAL ORTAM YARATARAK) su

          indirdiğimizde, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.            

026.-  Bir zamanlar  Kabe’nin  yerini  İbrahim’e şu  şekilde  hazırlamıştık:  Sakın Bana (Allah

          CC)  hiçbir  şeyi  ortak  koşma;  tavaf  edenler,  orada  kıyama duranlar, rüku edenler ve  

          secdeye varanlar için Evim (Kabe)’i tertemiz et. 

027.-  İnsanları hacca çağır.  (…).

028.-  Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar.  (…).

029.-  Sonra  kirlerini  giderip  temizlensinler.   Adaklarını  yerine  getirsinler.   Kabe’yi  tavaf

           etsinler 

037.-  (…).  Görevlerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.

038.-  Kuşkusuz Allah inananları savunur. Çünkü Allah hain ve nankörlerin hiç birini sevmez. 

040.-  (…).  Kuşkusuz Allah kendi dinine yardım edene yardım edecektir.  (…).

041.-  Onlar,  O   müminler  (İnananlar)’dır ki, eğer kendilerini  yeryüzünde  iktidar  mevkiine 

           getirirsek  namazı  (Hakkıyla)  kılarlar, zekatı  verirler, iyiliği  emrederler  ve  kötülüğü

           (İNSANLARA YALAN SÖYLEMEYİ,KAMU MALINI ÇALMAK DA DAHİL HER

           TÜRLÜ HIRSIZLIĞI, ADALETSİZLİĞİ, İSRAFI, İNSANLAR ARASINDA AYRIM

           YAPMAYI VE BİRBİRLERİNE  DÜŞMAN KILMAYI VE DAYANIŞMAYI  ORTA

           DAN KALDIRMAYI,  ÜLKE  KAYNAKLARINI YABANCILARA DEVRETMEYİ,

           İNSANLARIN MADDİ REFAHINI YOK ETMEYİ UYGULAYICILARA EE)  yasak 

           ederler.   Bütün  işlerin sonu sırf Allah’a aittir.        

045.-  Nice  ülkeler  vardır  ki, zulüm  yaparlarken biz onları yok ettik.  (…).  Geride nice terk

          edilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar bırakılmıştır.    

046.-  (…).  Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.

051.-  Ayetlerimizi tartışarak bozmaya çalışanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler.  (…).

053.-  Allah  şeytanın  karıştırdığını,  kalplerinde  hastalık  bulunan  ve  kalpleri  kaskatı   olan

          kimseleri sınamaya vesile kılar.  (…). 

                                                                     -34-

054.-  (…).  Çünkü Allah yalnızca iman edenleri doğru yola eriştirir.

058.-  (…). Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.

059.-  (…).  Kuşkusuz  Allah  Alimdir  (Bilgi  sahibidir),  her  şeyi  bilir,  Halimdir,   kullarına

           yumuşak davranır.

060.-  (…).  Allah, Kuşkusuz çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. 

061.-  (…).   Allah, her şeyi işitir, her şeyi görür.

062.-  (…).  Allah, yücedir, büyüktür.

063.-  (…).  Gerçekten Allah çok lütufkardır, her şeyden haberdardır. 

064.-  (…).  Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeye layıktır.

065.-  (…).  Göğü  de  izni  olmaksızın  yere  düşmekten  O (Allah CC) koruyup hava tutuyor. 

          (NEWTON ÇEKİM YASASI GEREĞİNCE UZAYDA CİSİMLERİN BİRBİRLERİNİ

          ÇEKMELERİ NEDENİYLE DENGE HALİNİN OLMASI DURUMU açıklanmaktadır  

          EE).  Kuşkusuz Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir. 

078.-  (…).  Size  Müslüman  adını  veren  O  (Allah CC)’dur.  Artık  namaz kılın, zekat verin,

          Allah’a sarılın.  O (Allah CC) ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!

 

                         ************************************************************

 

SURE: 023, MÜ’MİNUN SURESİ, (118) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (074) SURE.

                                                             

İNİŞİ: Mekke döneminin sonunda inmiştir.      

ADI: 1.ayette geçen ve diğer ayetlerde de anlatılan inananlar “Mü’minun” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Surenin esas konusu inananların üstün özellikleridir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Gerçekten Mü’minler kurtuluşa ermiştir.

002.-  Onlar (Mü’minler) ki namazlarında huşu içindeler.

003.-  Onlar (İnananlar) ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.   

004.-  Onlar (İnananlar) k, zekat görevlerini yerine getirirler.

005.-  Ve Onlar (İnananlar) ki, iffetlerini korurlar.

008.-  O inananlar üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tam tamamına tutarlar

009.-  Namazlarını titizlikle kururlar.   

020.-  Tur-ı Sina’da  yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ, hem de yiyen-

           lerin ekmeğine katık edecekleri zeytin verir.

051.-  Ey  yalvaçlar  (Peygamberler)!  Temiz  ve helal  olan  şeylerden  yiyin;  güzel  amel   ve

           hareketlerde bulunun.  Çünkü Ben (Allah CC) sizin yaptıklarınızı bilirim.

057.-  Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler,

058.-  Rablerinin ayetlerine inananlar,

059.-  Rablerine ortak tanımayanlar,

060.-  Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;

061.-  İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar. 

062.-  Biz  (Allah CC)  hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız.  Yanı-

          mızda hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. 

091.-  Allah evlat edinmemiştir; O (Allah CC)’nunla birlikte hiçbir tanrı (İlah) da yoktur. (…).

096.-  Sen (Hz Muhammed SAV) kötülüğü en güzel bir davranışla uzaklaştır.  (…).

097.-  De ki; Rabbim!  Şeytanların kışkırtmalarından Sana (Allah CC) sığınırım!. 

098.-  Onların (Şeytanların) yanımda bulunmalarından da Sana (Allah CC) sığınırım.

                                                               -35-

118.-  Resulüm!  De ki; Rabbim, bağışla ve merhamet et!  Sen merhametlilerin en iyisisin. 

 

                   **********************************************************

 

SURE: 024, NUR SURESİ, (64) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (102) SURE.

 

İNİŞİ: Tamamı Medine’de inmiştir. 

ADI: 35 ayette Yüce Tanrı’nın nuru bir benzetme ile açıklandığından bu adı almıştır.  KONUSU: 1.Zinanın suç olduğu, 2.Namuslu kadınlara iftita atıldığında ispat zorunluluğu. 3.Hz Aişe’nin iftiraya uğraması sonucu aklanması. 4. İftir atanların kınanması. 5. Evlere girmek konusunda muaşeret kuralları. 6. Kadın erkek eşitliği ve toplumsal ilişkiler. 7. Köle ve cariye konuları. 8. Fuhşun yasak olması. 9.Şeytanın tuzakları. 10. Tanrı’nın insanları doğru yola sevk etmesi hakkında temsili açıklamalar 11. Tanrı’nın büyüklüğü ve nitelikleri. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

019.-  İnanan  insanlar  arasında  kötü  söz  ve davranışın  yayılmasını  arzulayan kimseler için

          dünyada da ahrette de acı veren bir azap vardır.  (…).

021.-  Ey İnananlar!  Şeytanın adımlarını  izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, bilsin ki

          o (Şeytan), edepsizlik ve kötülük yapmanızı  emreder.  Eğer üstünüzde Allah’ın lütuf ve

          merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse aklanmazdı.Fakat Allah dilediğini (Uygun

          gördüğünü) arındırır.  Allah işitir ve bilir.  

022.-  İçinizden  faziletli  ve servet  sahibi  kimseler   akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç

          edenlere  mallarından vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar, feragat göster-

           sinler.  (…). 

023.-  Namuslu, kötülüklerden habersiz inanan kadınlara zina suçlamasında bulunanlar, dünya

           ve ahrette lanetlenmişlerdir.  (…). 

027.-  Ey  iman  edenler!  Kendi  evinizden  başka  evlere  geldiğiniz  fark ettirip, o ev halkına

           selam vermedikçe  (Haberleri  olmadan)  girmeyin.  Bu sizin için daha iyidir.  Herhalde

           bunu düşünüp anlarsınız.  

028.-  Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar girmeyin. “Geri dönün” denilirse

           hemen geri dönün.  (…).

030.-  Resulüm!  Mümin  erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını

           söyle.  (…).

031.-  Mimin kadınlara da söyle:  Gözlerini harama bakmaktan korusunlar; namus ve iffetleri-

           ni esirgesinler.  Görünen  kısımları  istisna  olmak  üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. 

           Baş  örtülerini,  yakalarının   üzerine  kadar  örtsünler.  Kocaları,  babaları,  kocalarının

           babaları,  kendi  oğulları,  kocalarının  oğulları,  erkek   kardeşleri, erkek   kardeşlerinin

           oğulları,kız  kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar (…) henüz kadınların gizli kadınlık           

           özelliklerinin  farkında  olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. (..)     

035.-  Allah  Evren  (Gökler)’in  ve yerin  Nur’udur.  (…).  Bu  ışık  nur üstüne nurdur.  Allah

           dilediği (Layık [Uygun]  gördüğü)  kimseyi nuruyla hidayete iletir.  Allah insanlara işte

           böyle örnek verir.  Allah her şeyi bilir.   

037.-  Birtakım  insanlar  vardır ki, onlar  Allah’ı tesbih ederler.  “Ne ticaret ne de geçim işleri

          onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyamaz.  (…). 

045.-  Allah  her  canlıyı  sudan  yarattı.   (BİLİMSEL  ARAŞTIRMALAR  YER YÜZÜNDE

          CANLILIĞIN   İLK   FORMU   OLAN   İLK   HÜCRLERİN   OLUŞUMUNUN    SU

          BİRİKİNTİLERİNDE    ORTAYA    ÇIKTIĞI    TEZİNİ    GÜÇLENDİRMEKTEDİR. 

          OLUŞAN   HÜCRELER   ALLAH  CC’IN  YARATTIĞI  UYGUN  ORTAMLARDA

                                                                       -36-

          EVRİMLEŞEREK  CANLI  ORGANİZMALARI OLUŞTURMUŞLARDIR. EE).  İşte

          bunlardan  kimi  karnı  üstünde  sürünür,  kimi  iki  ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı

          üstünde yürür.  Allah dilediğini yapar;  Çünkü Allah her şeye kadirdir.   

052.-  Her  kim Allah’a ve Resulü’ne itaat eder (Buyruklarına uyar), Allah’a saygı duyar ve O

          (AllahCC)’ndan sakınırsa , işte asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır.    

054.-  (…).  Yalvaç  (Peygamber)  (Hz Muhammed SAV)’in  sorumluluğu, kendine yüklenen,

           sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir.  (…).  Yalvaç (Peygamber) (Hz Muhammed

           SAV)’a düşen, yalnızca açık açık duyurmaktır.      

055.-  (…).  Artık bundan sonra kim (Allah CC) inkar ederse, işte bunlar asıl büyük günahkar-

           lardır.  

061.-  (…).  Allah tarafından kutsal ve güzel yaşama dileği olarak birbirinize selam verin.  İşte

           Allah düşünüp anlayasınız diye size ayetlerini böyle açıklar.

 

                               ****************************************************

 

SURE: 025, FURKAN SURESİ, (77) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (042) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.68, 69 ve 70 ayetlerin Medine’de indiği hakkında rivayetler vardır. ADI: 1.ayette geçen “Furkan” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Yüce Tanrı’nın evrendeki hükümranlığı ve üstünlüğü hakkında.   

                                                                  

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Evren  (Alemler)’e uyarıcı  olsun diye Kulu (Hz Muhammed SAV)’na Furkan’ı indiren

          Allah ne yücedir. 

002:-  O  (Allah  CC)  öyle  bir  Tanrı  (İlah)’dır  ki,  Evren  (Gökler)’in  ve  Dünya  (Yer)’nın

           Hükümranlığı  kendisinindir.  O  (Allah CC) hiç öocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı

           yoktur.  O (Allah CC) her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.   

004.-  İnkar edenler:  “Bu (Kur’an) Muhammed’in uydurmasıdır, O (Hz Muhammed SAV)’na

           başka bir topluluk yardım etmiştir”  diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.    

006.-  Ey  Muhammed!   De ki: “O (Kur’an)’nu Evren (Gökler)’in ve Dünya (Yer)’nın (DÜN-

          YA’MIZ   DA   EVREN’İN   BİR   PARÇASI   OLMAKLA    BİRLİKTE,  İNSAN’IN

           EVRENDEKİ ÖZEL YERİ NEDENİYLE DÜNYA’MIZ  AYRICA  ZİKREDİLMEK-

           TEDİR.  EE)  gizemini (Sırrını) bilen (Allah CC) indirmiştir.  Kuşkusuz O (Allah CC),

           bağışlayandır, merhamet edendir”    

053.-  Birinin  suyu  tatlı  ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve

           aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O (Allah CC)’dur.    

054.-  O (Allah CC) hakir (Basit, sade, saf) sudan bir insan yaratıp (BAKINIZ, NUR SURESİ

           45. AYET. EE)  O  (İnsan)’na  bi r nesep  bahşede  ve sıhhiyet bağı ile akraba yapan O

           (Allah CC)’dur.  Rabbinin her şeye gücü yeter.      

056.-  (…) Biz  (Allah  CC)  Sen  (Hz Muhammed SAV)’i  ancak  müjdeci  ve  uyarıcı  olarak

           (Dünya’ya)  gönderdik.

057.-  De ki:  “Ben  (Hz Muhammed SAV),  buna  karşı  sizden bir ücret değil, ancak Rabbine

          doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler olmanızı istiyorum.   

063.-  O çok merhametli  olan  Allah’ın  has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler

           ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman incitmeksizin “Selam” deyip geçerler.  

067.-  Harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler, ikisi arasında orta bir yol tutarlar. 

068.-  Yine  onlar ki, Allah  ile birlikte  başka bir tanrıya yalvarmazlar.  Allah’ın haram kıldığı

           cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler.  Bunları yapan günahının cezasını bulur.  

                                                                    -37-

072.-  Onlar, yalan  yere  şahitlik  etmezler, boş  bir şeye  rastladıkları  zaman vakar ile oradan

           geçip giderler.

074.-  Onlar, “Ey Rabbimiz!  Bize  gözümüzü  aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi

           takva sahiplerine önder kıl” derler. 

077.-  De ki; “Sizin yakarı (Dua)’nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?  (…). 

 

                                ***********************************************

 

SURE: 026, ŞUARA SURESİ, (227) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (047) SURE.

 

İNİŞİ: Sure’nin 224, 225, 226 ve 227 ayetleri Medine’de, diğerleri Mekke’de nazil oldu. 

ADI:   224 ayette geçen şairler “Şuara” sözcüğünden bu ad verilmiştir. 

KONUSU:  Esas olarak Tanrı’nın birliği, yalvaçlık, vahiy ve ahiret konuları işlenmiştir.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Bunlar sana (Hz Muhammed SAV) apaçık Kur’an ayetleridir.

003.-  İnanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.

007.-  Yeryüzüne  (insanlar)  bir  bakmadılar  mı?   Biz  (Allah CC)  Orada  (Yeryüzünde)  her

           güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.   

008.-  Kuşkusuz bunda, mutlak bir nişan vardır; ama onların (insanların) çoğu iman etmezler  

077.-  “(…) Evren (Alemler)’in Rabbi, benim (Hz İbrahim AS) dostumdur”

078.-  “O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir”

079.-  “Beni yediren, içirendir”

080.-  “Hastalandığım zaman bana O (Allah CC), şifa verir”

081.-  “ O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir”

082.-  “Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur”  

083.-  “Ya Rab!  Bana hikmet (Hüküm) ver ve beni iyiler zümresine kat”

084.-  “Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!”

085.-  “Beni nimeti bol cennetin varislerinden eyle”

087.-  “İnsanların diriltilecekleri gün, beni mahcup etme”

088.-  “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar”

089.-  “Ancak Allah’a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)”

090.-  O gün cennet takva sahiplerine yaklaştırılmıştır.

091.-  Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.

103.-  Kuşkusuz   bunda   alınacak   bir   ders   vardır;   oysa  (İnsanların)  çokları  iman  etmiş

           değillerdir. 

181.-  “Ölçeği tam ölçün de, hak yiyenlerden olmayın”

182.-  “Doğru terazi ile tartın”

183.-  “Halkın mallarını değerinden düşürmeyin.  Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık

           çıkarmayın”

192.-  Muhakkak k, bu Kur’an Evren (Alemler)’in Rabbinin indirmesidir.

193.-  O (Kur’an)’nu Ruhu’l-emin indirdi.

194.-  Uyarıcılarda olasın diye Sen (Hz Muhammed SAV)’in kalbinin üzerine.

195.-  Açık parlak (Senin konuşabildiğin tek dil olan) bir Arapça lisan ile.  

196.-  O (Kuran’daki bilgiler), kuşkusuz daha öncekilerin kitaplarında da vardı. 

197.-  İsrailoğulları  (Din)  bilginlerinin  O  (Kuran)’nu  bilmesi, onlar  İnanmayanlar) için bir

           delil değil midir? 

198.-  Biz  (Allah CC)  O  (Kuran)’nu  Arapça  bilmeyenlerden  birine  indirseydik  de, bunu o   

                                                                    -38-

199.-  (Arapça bilmeyen) okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.AÇIKLAMA GEREKİYOR.

 

                                 *****************************************************

 

SURE: 027, NEML SURESİ, (93) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (048) SURE.

 

İNİŞİ: Neml Suresi Mekke’de inmiştir. 

ADI: 18 ayetteki karıncalar “Neml” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Bir önceki Şuara ve bir sonraki Kasas sureleriyle bütünlük teşkil eder.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

019.-  (…).  “Ey  Rabbim!   Bana   ve  ana  babama   verdiğin  nimete  şükretmemi  ve  hoşnut

          olacağın iyi iş yapmamı gönlüme tegir.  Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına kat. 

065.-  De ki:“Evrende (Göklerde) ve Yer (Dünya)’de Allah’tan başka kimse gaybı (Görünme-

          yen, bilinmeyen) bilmez.  (…).

075.-  Evren  (Gök)’de  ve Yer (Dünya)’de  gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta bulun-

          masın.  (GİZLİ YANİ KEŞFEDİLMEMİŞ, İCAT EDİLMEMİŞ, ARAŞTIRILMAMIŞ,

          BİLİMSEL ÇALIŞMA YAPILMAMIŞ TÜM  ALANLARDA  BU  ÇALIŞMALARIN

          MUTLAKA   YAPILMASINI,  ALLAH  CC   İNSANOĞLUNA   GÖREV OLARAK,

          EMİR VERMEKTEDİR.  EE)                                                                                

077.-  O  (Kur’an)  inananlar için  gerçekten  bir  Hidayet  ve (BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR

          İÇİN) Rehber ve rahmettir. 

078.-  (…).  Rabbin  kuşkusuz  onlar  (KUR’AN’I  YETERİNCE  ANLAMAK  AMACIYLA 

          OKUMAYIP,  GEREĞİNİ   YAPMAYANLAR)  arasında  kendi  hükmünü  verecektir.

           (...).

079.-  Sen  (Hz Muhammed SAV)  Allah’a  güven.  Çünkü Sen (Hz Muhammed SAV) apaçık

           gerçeğin üzerindesin.   

093.-  (…).  Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

 

                           ***************************************************

 

SURE: 028, KASAS  SURESİ, (88) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (049) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 25 ayette geçen kasas “kısa yaşam öyküsü) sözcüğü bu surenin adı olmuştur.  KONUSU: Hz Musa’nın kıssası anlatılmıştır. 

 

AYETLER:

            Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

014.-  Musa  yiğitlik  çağına  girip olgunlaşınca,  Biz  (Allah CC),  O (Hz Musa)’na hikmet ve

           bilgi verdik.  (…).  İşte güzel davrananları Biz (Allah CC) böyle ödüllendiririz.   

022.-  (Hz Musa)  Medyen’e  doğru  yöneldiğinde:  “Umarım  Rabbim  beni doğru yola iletir”

           dedi.

023.-  Musa, Meyden suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan bir çok insan buldu. Onların

           gerisinde de  hayvanlarını  suyun  olduğu  yerden  geri  çeken  iki  kadın gördü.  Onlara

           “Derdiniz nedir?”  diye  sordu.  Şöyle  yanıtladılar: “Çobanlar  sulayıp  çekilmeden  biz

           onların içine sokulup hayvanlarımızı sulamayız; babamız çok yaşlıdır” dediler. 

           (KADINA  KARŞI  OLUMSUZ AYRIMCILIK YAPILDIĞI VE BUNUN NE DENLİ

                                                                         -39-

           YANLIŞ OLDUĞU VURGULANMAKTADIR.  EE)  

024.-  Bunu  üzerine  Musa, onların davarlarını suladı.  Sonra bir gölgeye çekildi ve “Rabbim! 

          Doğrusu bana indireceğin her hayra gereksinim var” dedi.

025.-  Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek O (Hz Musa)’na geldi. “Babam, dedi

          bizim yerimize hayvanlarımızı sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor”   (YA-

          PILAN  HİÇ BİR  İYİLİĞİN KARŞILIKSIZ KALMAMASI GEREKTİĞİ BELİRTİL-

          MEKTEDİR.  EE) dedi. Musa (Kadınların   babası  yalvaç)  Hz Şuayb’a gelip  başından

          geçenleri anlatınca, O (Hz Şuayb), “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi.       

027.-  Şuayb dedi ki:“Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak

           istiyorum.  (…).”  (HZ ŞUAYB  ÇOK  YAŞLI OLDUĞUNDAN, GENÇ BİR ERKEK

           YARDIMCIYA GEREKSİNİMLERİ VARDI.  EE)

029.-  Artık Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafından bir ateş gördü.  (…).

030.-  Oraya  gelince,  o kutsal  yerdeki vadinin sağ kıyısından kendisine şöyle seslenildi: “Ey

          Musa!  Bil ki ben, bütün Evren (Alemler)’in Rabbi olan Allah’ım”  

035.-  Allah  buyurdu: “Sen (Hz Musa)’i Kardeşin (Harun) ile destekleyeceğiz ve size öyle bir

          Kudret  vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde onlar (Düşmanlarınız) size erişemeyecekler. 

          Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz” 

036.-  Musa  onlara  (İnanmayanlara) apaçık ayetlerimizi getirince, “Bu, olsa olsa uydurulmuş

           bir sihirdir.  Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik” dediler.       

043.-  Andolsun  ki, Biz  (Allah CC),  (…) Musa’ya, olur ki  DÜŞÜNÜR,  ÖĞÜT  ALIRLAR

           diye, insanlar  için  apaçık  deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak O Kitab (Tevrat)’ı

          vermişizdir.    

044.-  Resulüm  (Hz  Muhammed  SAV)!  Musa’ya  emrimizi  vahyettiğimiz  sırada  Sen  batı

           yönünde bulunmuyordun ve o olguyu görenlerden değildin.

045.-  (…).  Sen  (Hz Muhammed SAV ) onlara ayetlerimizi okuyarak, Meyden halkı arasında

           bulunanlardan da değildin; aksine Biz (Allah CC) başka yalvaç göndermiştik.   

046.-  Musa’ya seslendiğimiz zaman da, Tur’un yanında değildin.  Bilakis senden önce kendi-

           lerine yalvaç  gelmeyen  bir  kavmi  (Arap  Yarımadasındaki insanları ve tüm insanlığı)

           uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak orada geçenleri Sana (Hz Muhammed SAV)

           bildirdik.  OLA KJ, ONLAR DÜŞÜNÜP, ÖĞÜT ALIRLAR.     

048.-  (…) onlara  (Arap  Yarımadası  halkına)  Tarafımız (Allah CC)’dan  O Hak Yalvaç (Hz

          Muhammed SAV)  gelince, ”Musa’ya verilen mucizeler gibi, O (Hz Muhammed SAV)’     

          na da  verilmeli  deği l miydi?” dediler.   Peki  daha  önce  Musa’ya  verilenleri de inkar

          etmemişler miydi?  (…).    

049.-  Resulüm (Hz Muhammed SAV)!  De ki:  “Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından bana

           ve Musa’ya inen kitaplardan daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!”   

050.-  Eğer Sana (Hz Muhammed SAV) yanıt vermezlerse, bil ki onlar (İnanmayanlar) heves-

           lerine uymaktadırlar.  (…).

056.-  Resulüm!  Sen  (Hz Muhammed SAV) sevdiğini  hidayete eriştiremezsin; bilakis, Allah

          dilediğine  (Uygun   gördüğüne)  hidayet  verir  ve  hidayete  girecek  olanları  en  iyi  O

          (Allah) CC bilir. 

060.-  Size  verilen  varlıklar,  Dünya  yaşamının  geçim  aracı ve debdebesidir.  Allah katında

           olanlar ise, daha hayırlı ve ebedidir.  Hala buna aklınız ermeyecek mi?  

076.-  Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara (Kavmine) karşı azgınlık etmişti  (…).  Kav-

           mi ona demişti ki: “Şımarma!  Bil ki Allah şımarıkları sevmez”     

077.-  “Allah’ın sana verdiğinden (İyilik amaçlı) O (Allah CC)’nun yolunda harcayarak ahiret

          yurdunu  gözet, ama dünyadan da  nasibini  unutma!  (ALLAH YOLUNDA  DİYEREK

          DÜNYA YAŞAMINI TERKETME  EE) Allahın sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara

          iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama.  Kuşkusuz ki Allah bozguncuları sevmez

                                                                       -40-

079.-  Derken  Karun,  ihtişam  içinde kavminin karşısına çıktı.  Dünya yaşamını arzulayanlar,

          “Keşke Karun’a  verilenin  benzeri  bizim de olsaydı, gerçek şu ki o (Karun), çok büyük

          devlet sahibidir” dediler.  

080.-  Kendilerine  bilgi  verilmiş  olanlar ise, şöyle  dediler:  “Yazıklar olsun size!  İman edip

           iyi  işler  yapanlara, Allah‘ın  vereceği  ödül  daha üstündür.  Ona da ancak sabredenler

           kavuşabilir.”   

081.-  Derken  Biz  (Allah CC)  O (Karun)’nu da, görkemli  sarayını  yerin dibine geçirdik.  O 

          artık Allah’a karşı kendisine yardım edecek yandaşları olmadığı gibi, kendisini savunup

           kurtarabilecek kimselerden de değildi.

082.-  Daha  dün  onun  yerinde  olmayı isteyenler de, “Demek ki Allah kullarından dilediğine

           rızkı çok da az da verir.  (…).  Demek ki inkarcılar iflah olmazmış” demeye başladılar.     

083.-  İşte  ahret  yurdu!   Biz  (Allah CC)  onu  yeryüzünde  böbürlenmeyi  ve  bozgunculuğu

          arzulamayan kimselere veririz.  En güzel ekibet takva sahiplerinindir.  

086.-  Sen  (Hz Muhammed SAV)  bu  Kitab  (Kuran)’ın  sana vahyolunacağını ummuyordun. 

          Bu ancak Rabbinden bir rahmettir.  O halde sakın inanmayanlara arka çıkma. 

087.-  Allah’ın  ayetleri  Sana  (Hz  Muhammed SAV)  indirildikten  sonra,  artık  sakın  onlar

          (İnanmayanlar) seni bu ayetlerden alıkoymasınlar. Rabbin’e davet et. Asla müşriklerden

          olma.   

088.-  Allah  ile  birlikte  başka  bir  tanrıya  tapıp,  yalvarma!  O  (Allah CC)’ndan başka tanrı

          (İlah)  yoktur.  O  (Allah CC)’nun  zatından  başka  her  şey  (Sonunda)  helak olacaktır.         

         Hüküm O (Allah CC)’nundur ve siz ancak O (Allah CC)’na döndürüleceksiniz.      

                                                         

                  ************************************************************

                                                                        

SURE: 029, ANKEBÜT SURESİ, (69) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (085) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 41. ayetinde kafirlerin işleri örümcek ağına benzetildiğinden, sure bu ismi almıştır. KONUSU: Surenin ana konusu; doğru inanca sahip olmak ve bu yönde yaşamak şeklindedir.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  İnsanlar, sınavdan  geçirilmeden, yalnızca  “İnandık”  demeleriyle  bırakılacaklarını 

          sandılar?      

003.-  (…). Elbette Allah doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.  

004.-  Yoksa kötülükleri yapanlar Biz (Allah CC)’den kaçabileceklerini mi sandılar?  (…). 

008.-  Biz (Allah CC) insana, ana ve babasına iyi davranmasını önermişizdir.  (…).

022.-  (…).  Allahtan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.

041.-  Allah’tan   başka  dost  edinenlerin  durumu,  kendine  yuva  yapan  örümceğin  durumu

          gibidir  Oysa evlerin en çürüğü kuşkusuz örümcek yuvasıdır.  Keşke bilselerdi. 

045.-  (…).  Muhakkak  ki,  (Dosdoğru  kılınan)  namaz  hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. 

          Allah’ı anmak elbette en büyük tapınma (İbadettir)’dır.  Allah yaptıklarınızı bilir.   

048.-  Sen  (Hz Muhammed SAV)  bundan  önce, ne bir  yazı  okur, ne de elinle onu yazardın. 

          Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.  

050.-  (…) de ki: “Mucizeler  ancak  Allah’ın  katındadır.  Ben (Hz Muhammed SAV) ise yal-

           nızca apaçık bir uyarıcıyım” 

056.-  Ey inanan kullarım!  Kuşkusuz benim yarattığım yeryüzü geniştir.  (…).

057.-  Her can ölümü tadacaktır.  Sonunda Biz (Allah CC)’e döndürüleceksiniz. 

069.- (…). Hiç kuşku yok ki Alla iyi davrananlarla Birliktedir.

                                                             -41-

                             *******************************************************

 

SURE: 030, RUM SURESİ, (60) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (084) SURE.

 

İNİŞİ: Rum suresinin 17 ayeti hariç, tamamı Mekke’de inmiştir. 

ADI: 2.ayetinde “Rum” söz-cüğü geçtiğinden bu adı almıştır. 

KONUSU: Tanrı’dan inen kitap (İncil) sahibi Bizanslılar ile putperest İranlıların Bizans’a yenileceği ve Müslümanların buna sevineceği anlatılmaktadır. Gerçekten daha sonra yapılan savaşta Bizanslılar İranlılara karşı galip gelmişilerdir.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın Adıyla

002-  Rum (Bizans) orduları yenildi.

006.-  (…).  Allah vaadinden caymaz.  (…).

011.-  Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir, onu yeniden yapar.  (…).

017.-  (…) akşama girdiğiniz zaman da,sabaha girdiğiniz zaman da tesbih Allahın’dır (Allah’ı

          anın, namaz kılın, dua edin).   

018.-  (…).  İkini anında da, öğleye girerken de O N(Allah CC)’nu takdis edin. Namaz kılın!

022.-  Yine Evren (Gökler)’in ve Yer (Dünya)’in yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı

           oluşu O (Allah CC)’mum ayetlerindendir.  (…). 

030.-  (…) yüzünü Allah’ın, insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına dönder.  Allah’ın yara-

          tışında değişiklik bulunmaz.  Dosdoğru din budur.  (…).     

031.-  Başkasından  geçerek  hep  O  (Allah CC)’na  gönül  verin ve O’ndan sakının.  Namaza

           devam edin ve müşrik (Allaha ortak koşan)’lerden olmayın.  

032.-  O müşrikler, dinlerini  ayırıp  öbek öbek olmuşlardır.  Her grup kendilerindekine güven

          duymaktadırlar. . 

038.-  O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da.  (…).

039.-  İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz (Tefeci faizi), Allah yanında artmaz. 

           Allah’ın  rızasını  dileyerek  verdiğiniz  zekata gelince, işte onlar, malları kat kat artmış

           olanlardır.       

 

                             ********************************************************

 

SURE: 031, LOKMAN SURESİ, (34) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (057) SURE.

.

İNİŞİ: 27, 28, ve 29 ayetler Medine’de diğerleri Mekke’de inmiştir. 

ADI:  konusu: Hz Lokman’ın kısasını anlatmaktadır. 

KONUSU: Hz Lokman’ın oğluna verdiği öğütleri içerir.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

006.-   İnsanlardan  öyleleri  vardır ki,  bilgisizce  Allah  yolundan  saptırmak  ve onu  eğlence

           yerine  tutmak için  sözün boş ve gayesiz olanını satın alırlar.  İşte onlar için aşağılayıcı

           bir azap vardır.      

013.-  (…)  Lokman, oğluna  öğüt  vererek  demişti ki:  “Yavrucuğum!  Allah’a  ortak  koşma,

          çünkü Allah’a ortak koşmak, elbette büyük zulümdür”    

014.-  Gerçi  Biz  (Allah CC)  insana,  anasına  ve  babasına  itaati de  tavsiye  ettik.  (…).  Biz

          (Allah CC)  insana: “Bana  (Allah CC), annene  ve babana  şükret” diye de tavsiye ettik.

          (...).            

                                                                      -42-

015.-  Bununla  birlikte  eğer  her ikisi de  bilmediğin  bir şeyi, Bana (Allah CC) ortak koşman

          hususunda  seni  zorlarlarsa, onlara  itaat etme.  Fakat dünyada onlarla iyi geçin ve bana

          yönelenlerin yolunu tut.  (…).                                                                                                                                              

016.-  (Lokma  oğluna  dedi ki) “Yavrucuğum!  Haberin  olsun  ki, yaptığın  bir  hardal  tanesi

          Ağırlığınca  olsa  da, bir  kaya  içinde veya evrende, yahut yerin dibinde gizlense, Allah

          onu getirir, mizanına kor.  (…). 

017.-  (Lokman  oğluna dedi ki) “Yavrucuğum!  Namazı kıl, iyilik emret, kötülükten sakındır. 

          Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir”   

018.-  (Lokman  oğluna  dedi  ki)  “Hem  insanlara  karşı  kibirlenme  ve  yeryüzünde  çalımla

          yürüme.  Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez”

019.-  (Lokman  oğluna  dedi ki) Yürüyüşünde doğal ol, sesini alçalt, çünkü eselerin en çirkini

          elbette merkeplerin sesidir.

027.-  Eğer   yeryüzündeki   ağaçlar  hep  kalem  olsa,  deniz  de  arkasından  yedi  deniz  daha

           kendisine  destek  olduğu  halde  mürekkep  olsa, yine de Allah’ın sözcükleri yazmakla

           tükenmez.  (…). 

034.-  (…).  Hiçbir  kimse  yarın  ne kazanacağını bilmez.  Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini

           bilmez.  Kuşkusuz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.   

 

                          *****************************************************

 

SURE: 032, SECDE SURESİ, (30) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (075) SURE.

                                                                

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.                      

ADI: 15 ayetinde gerçek inananların teslimiyet, alçak gönüllülük içinde secdeye kapanmalarından söz edilmiş ve bu kavram surenin adı olmuştur. 

KONUSU:  Yalvaçlar ve onların getirdiklerine iman konusuyla başlanmış ve devam olunmuştur. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

022.-  Rabbinin ayetleriyle kendisine ÖĞÜT verilip de, sonra  onlardan  yüz çeviren kimseden

          daha zalim kim olabilir?  (…).

 

                         ***********************************************************

 

SURE: 033, AHZAB SURESİ, (73) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (090) SURE.

 

İNİŞİ: Hicretten sonra Medine’de inmiştir.

ADI:  Surenin tek adı vardır, grup, bolluk, topluluk anlamlarına gelen “Ahzab” sözcüğü bu sureye isim olmuştur. Müslümanlara karşı savaşmak üzere birleşen Arap kabilelerinden söz edildiği için bu isim verilmiştir. 

KONUSU: 1. Hz Muhammed’e ve ümmetine takva, tevekkül, Tanrısal emirlere uyma emri

verilmiştir. 2.Aile fertleri arasındaki hukuksal bağlar, evlat edinme. 3.Kan hısımlığı dışındaki velayet bağları. 4.Savaş nedeniyle münafıklar (iki yüzlüler)’ın psikolojileri ve olumsuz davra-nışları. 5.Hz Muhammed’in kişiliği. 6. Kadın erkek ayrımı yapılmadan bütün inananların eşit olduğu. 7.Kadınların giysileri. 8.Emanet kavramı ve emanete hıyanet edilmemesi konuları.    

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

                                                                        -43-

001.-  Ey yalvaç!(Peygamber)  Allah’tan kork, inanmayanlara ve münafıklara itaat etme, (…).  

002.-  Rabbinden Sana (Hz Muhammed SAV) ne vahyediliyorsa onun ardınca git.  Muhakkak

           ki, Allah ne yaparsanız haberdardır.   

005.-  Evlatlıkları babaları adına çağırın.  Allah yanında o daha doğrudur.  (…).

006.-  (…). Akraba da  Allah’ın  kitabında  birbirlerine, diğer  inananlardan  ve muhacirlerden

           daha yakındırlar.  (…).         

009.-  Ey İnananlar!  Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın.  (…).

015.-  (…).  Allah’a verilen söz ise sorumluluk yüklüdür (Mesuliyetlidir), mutlaka sorulur. 

024.-  Allah  sadıklara  sadakatleriyle  ödül  verecek, dilerse  (Uygun  görürse) münafıklara da

          azap edecek veya tövbe nasip edecektir.  (…).

035.-  Kuşku  yok  ki,  Müslüman  erkeklerle  Müslüman  kadınlar, inanan erkekler ile  inanan

           kadınlar,  itaat  eden  erkekler  ile  itaat eden kadınlar, sadık erkekler ile sadık kadınlar,

           sabreden erkekler ile sabreden kadınlar, mütevazi  erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka

           veren  erkekler ile  sadaka  veren  kadınlar, oruç  tutan  erkekler ile oruç tutan kadınlar,

           ırzlarını koruyan erkekler ile ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkeklerle

           Allah’ı  çok  zikreden  kadınlar,  var  ya,  işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir

           ödül hazırlamıştır.  

041.-  Ey iman edenler!  Allah’ı çokça anın.

042.-  O (Allah CC) sabah akşam tespih edin.

044.-  O (Allah CC)’na kavuşacakları gün müminlere esenlik dileği selamdır.  Allah onlar için

           cömertçe bir ödül hazırlamıştır.   

045.-  Ey  yalvaç  (Peygamber)!  Biz (Allah CC) Seni hem bir tanık, hem bir müjdeci, hem bir

          uyarıcı olarak gönderdik.   

046.-  Hem de izniyle Allah’a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil olarak gönderdik.

047.-  Müminlere müjdele!  Onlara Allah’tan bir ödül var.

070.-  Ey iman edenler!  Allah’tan çekinin ve sağlam söz söyleyin. 

 

                     *****************************************************

 

SURE: 034, SEBE’ SURESİ, (54) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (058) SURE.

 

İNİŞİ: Sebe suresinin 6 ayeti hariç bütünü Mekke’de inmiştir. 

ADI: 15 ayette geçen, Yemen ’de yaşamış bir “Sebe” adlı kavin ismi bu sureye ad olarak verilmiştir. 

KONUSU: Yüce Tanrı’mızın gücünün üstünlüğü ve biliminin kuşatıcılığı düşüncesi bu surede işlenmiştir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

010.-  Andolsun  ki,  Biz  (Allah CC) Davud’a tarafımızdan bir fazilet verdik.  (…).  ve O (Hz

          Davut AS)’na demiri yumuşattık.   

011.-  “Bol bol zırhlar yap  ve biçimlemede ölçüyü gözet” dedik.  Siz de iyi işler yapın, çünkü

           Ben (Allah CC) her yapacağınızı gözetliyorum.   

012.-  Süleyman’ın emrine de  rüzgarı  verdik.  (…).  Erimiş  bakır madenini O (Hz Süleyman

           AS)’na sel gibi akıttık.  (…). 

013.-  (…).  Çalışın  Ey  Davut  Hanedanı,  şükür  için  çalışın.  Ama kullarım içinde şükreden

           azdır    

046.-  (…).  Arkadaşınızda  (Hz Muhammed SAV)  delilikten  eser  yoktur.  O, yalnız  şiddetli

          bir azabın önünde sizi sakındıracak bir yalvaç (Peygamber)’dır.

                                                                            -44-

047.-  De ki: “Ben  sizden  herhangi  bir  ücret  istemem.  O  sizin içindir.  Benim ecrim ancak

          Allah’a aittir.  (…).

048.-  De ki:  “Gerçekten  Rabbim,  hakkı  yerli  yerine  koyar.  O  (Allah CC)  bilinmeyenleri

           hakkıyla bilendir.  

049.-  De ki: “Hak geldi, batılın önü de kalmaz, sonu da”

050.-  De ki: “Eğer ben yanılırsam, yalnız kendi adıma yanılırım. Ve eğer hidayeti bulmuşsam

           bilinmeli  ki  Rabbimin  Bana  (Hz Muhammed SAV ) vahiy  vermesiyledir.  Çünkü  O

           (Allah CC), yakındır, işitir, işittirir”     

 

                              *************************************************

 

SURE: 035, FATIR SURESİ, (45) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (043) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

ADI: İlk ayetinde yaratan anlamına gelen “Fatr” sözcüğünden bu adı almıştır. 

KONUSU: Tanrı’nın yaratıcılığı, ondan başka Tanrı olmadığı hakkında. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Hamd (…) Allah’a mahsustur.  (…).  Gerçekten Allah her şeye kadirdir. 

003.-  Ey insanlar!  Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın.  (…).

005.-  Ey insanlar!  (…) sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.

006.-  Çünkü şeytan size düşmandır.  (…) o, etrafında toplanan taraftarlarını ancak cehennem-

           liklerden olsunlar diye davet eder.

008.-  Hiç kötü işleri kendisine güzel görünen kimse, iyilik edip dürüst işler işleyen kimse gibi

           olur mu? (…).

010.-  Her kim izzet istiyorsa bilsin ki, izzet tamamıyla Allah’ındır. O (Allah CC) hoş sözcük-

           ler yükselir, onu da Salih amel yükseltir.  (…).  

011.-  Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı, (…).

015.-  Ey insanlar!  Siz Allah’a muhtaçsınız.  Allah ise zengin ve her hamde layıktır.

029.-  Allah’ın  kitabı  (Kur’an)’nı  (Anlamak, bilgi  sahibi olmak  amacıyla)  okuyan,  namazı

          kılan  ve  kendilerine  verdiğimiz  rızıktan  gizli  ve açık olarak (Hayır amaçlı) verenler,     

          kesinlikle batma olasılığı olmayan bir ticaret umarlar.     

039.-  Sizi yeryüzünde halifeler (Yöneticiler) yapan O (Allah CC)’dur.  (…).

043.-  (…) fena düzen  ancak  sahibinin  başına  geçer.  (…).  Sen Allah’ın sünnetinde asla bir

          değişme bulamazsın.  Sen Allah’ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.

 

                                           *********************************************

 

SURE: 036, YASİN SURESİ, (83) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (041) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Sure, adını iki harften oluşan ilk ayetinden almıştır. 

KONUSU: Kur’an’ın kalbi olarak kabul edilir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Hikmetli Kuran’a and olsun.

003.-  Sen (Hz Muhammed SAV) elbette gönderilen resullerdensin. 

                                                         -45-

004.-  Dosdoğru bir yol üzerindesin.

005.-  (Kur’an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah CC)’in indirmesidir.  

011.-  Sen  (Hz Muhammed SAV)  ancak  Kur’an’a Bağlı olan ve görünmediği halde Rahman

           olan Allah’tan korkan  (Allah’a karşı yanlış bir iş yapmaktan çekinen) kimseyi sakındı-

           rırsın.  İşte onu bir bağışlama ve çok şerefli bir ödülle müjdele.

069.-  Biz (Allah CC) O (Hz Muhammed SAV)’na şiir  öğretmedik.  Bu O’na yaraşmaz da.  O

           (Öğrettiğimiz Kitap) yalnızca bir ÖĞÜT ve apaçık bir Kur’an’dır.   

070.-  Bu  (Ku’ran),  yaşayanları  uyarmak  (YAŞAYANLARIN      KENDİ     DİLLERİNDE 

          OKUYUP AYDINLANMALARINI SAĞLAMAK, BÖYLECE YANLIŞ İŞLER YAP-

          MAMALARI İÇİN UYARMAK EE.) (…) içindir.  

077.-  İnsan, kendisini  bir  damla  sudan  yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım

           kesidi?   

079.-  De ki:  “Onları ilk defa yaratan, diriltecek.  O (Allah CC) her yaratmayı bilir.

081.-  Evren (Gökler)’i ve Dünya (Yer)’yı yaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir? 

          Elbette kadirdir. (…).     

 

                          *****************************************************

 

SURE: 037, SAFFAT SURESİ, (182) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (056) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 1 ayette geçen sıra sıra dizilenler, saf tutanlar  anlamlarına  gelen “Saffat” sözcüğü bu

Sure’nin adı olmuştur. 

KONUSU: Tanrı’nın birliği, ahiret yaşamının gerçekliği ve nasıl olacağı konuları işlenmiştir.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

035.-  (…)  onlar  (İnanmayanlar), kendilerine: “Allah’tan başka tanrı yoktur” denildiği zaman

           kafa tutuyorlardı.

036.-  “Biz ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız? Diyorlardı.

037.-  Hayır O (Kur’an) hak ile geldi ve bütün yalvaçları onayladı (Tasdik etti).

039.-  (…), (İnanmayanlara) hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.

040.-  Yalnızca Allah’ın ihlaslı kulları müstesnadır.

061.-  Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar.

074.-  Ancak Allah’ın ihlas ile seçilen kulları başka.

138.-  (…).  Hala akıl edip, düşünmez misiniz?

181.-  Gönderilen bütün yalvaçlara selam olsun.

182.-  Hamd, Evren (Alemler)’in Rabbi Allah’a mahsustur.

 

                   *******************************************************

 

SURE: 038, SAD SURESİ, (88) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (038) SURE.

                                                               

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 1. Ayetin başında bulunan “Sad” harfi bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Resul-u Ekrem (Hz Muhammed SAV)’in hak yalvaç olduğu gerçeğinin ispatı amaçlı anlatımlar.

 

AYETLER:

                                                                   -46-

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Sad, Bu zikirle dolu Kuran’a bak.

024.-  Davut  dedi  ki: “(…).  Gerçekten  bir toplumda  yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine

          haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de Salih amel işleyenler başka. Ama onlar pek az”  

026.-  Ey Davut!  Gerçekten Biz (Allah CC) Seni  yeryüzünde bir halife yaptık.  Artık insanlar

          arasında  hak  ile hüküm ver.  Keyfe, arzuya  uyma ki, Seni Allah yolundan saptırmasın. 

          Çünkü  Allah  yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli

          bir azap vardır.  

029.-  Bu (Kur’an) Sana (Hz Muhammed SAV) indirdiğimiz kutsal bir  kitaptır ki, insanlar O’

          nun ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.

067.-  De ki: “Bu, bir büyük haberdir”

068.-  Siz onlardan yüz çeviriyorsunuz. 

087.-  O Kur’an, Bütün Evren (Alemler) için bir zikir, bir ÖĞÜTTÜR.

 

                                    *********************************************

 

SURE: 039, ZÜMER SURESİ, (75) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMAMSINDA (059) SURE.

 

İNİŞİ: 53 ve  55 ayetleri Medine’de, gerisi Mekke’de inmiştir. 

ADI:71. Ve 73 ayetlerde geçen   Gruplar, topluluklar anlamına gelen “Zümer” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Tanrı ve ahiret inancı hakkındadır.  İnanmayanların topluluk halinde cehenneme,

inananların da yine topluluk halinde cennete sürüleceği konuları işlenmiştir.  

                                                                 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  İyi bil ki, halis din ancak Allah’ındır.  (…).

006.-  O (Allah CC), sizi  bir nefisten yarattı.  (…).  Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlık

           içinde  yaratılıştan  yaratılışa yaratıp duruyor.  İşte Rabbiniz Allah O’dur.  Mülk O’nun

           dur, O’ndan başka tanrı yoktur.  O halde nasıl haktan çevrilirsiniz.    

007.-  (…). Hiçbir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir.  (…).

009.-  (…).  De ki: “HİÇ  BİLENLERLE  BİLMEYENLER  BİR  OLUR MU?”  Ancak temiz

           akıl sahibi olanlar anlar.

010.-  De ki: “Ey inanan kullarım!  Rabbinizden (Kötü amel işleyip, ceza görmemek için çeki-

           nin)  korkun.  Bu  dünyada  güzellik  yapanlara  bir  güzellik  vardır.  Allah’ın  yeryüzü

           geniştir.  Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız verilecektir”  

018.-  (Benim  Kullarım) her sözü  duyarlar, en güzeline  uyarlar, işte Allah’ın  hidayete erdir-

           dikleri onlardır.  İşte onlar akıl sahibi olanların ta kendileridir. 

027.-  (…), bu Kuran’da  insanlar  için her türlüsünden temsil getirdik.  Yeter ki iyi düşünsün-

           ler.

028.-  Pürüzsüz  (Kolayca  anlaşılan) Arapça bi r Kuran indirdik ki, (Kitabın getirdiği öğütleri

           iyice anlayarak) Allah’ın azabından korunsunlar. 

039.-  De ki: “Ey Kavmim!  Haliniz  üzere  çalışın.  Ben  de  kendi  halime  göre  çalışıyorum. 

           Artık ileride bileceksiniz”  

044.-  De ki: “Bütün şefaat Allah’ındır  (…).”

046.-  Sen  (Hz Muhammed SAV  ve ümmeti)  şöyle dua et: “Allah’ım!  Ey Gökleri ve Dünya

           (Yer)’yı yaratan! Ey görünen, görünmeyen ne varsa bilen, Hakkında ihtilaf ettikleri her

           sorunda kulların arasında Sen elbette hükmedeceksin.  Ben bu güven içinde bekliyor ve

           sabrediyorum”    

                                                                        -47-

053.-  De ki: “Ey haddi  aşarak  nefislerine  karşı  israf  etmiş  kullarım!  Allah’ın rahmetinden

           ümit  kesmeyin.  Çünkü  Allah, bütün  günahları  bağışlar.  Kuşkusuz ki  O (Allah CC),

           çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir”    

054.-  Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azap gelmeden önce tövbe ile Rabbinize yönelin

           ve O (Allah CC)’na teslim olun.  Sonra kurtulamazsınız.   

055.-  Haberiniz  olmayarak  ansızın  başınıza  azap gelmeden halis Müslüman olun da Rabbi-

           nizden size indirilenin en güzelini takip ve tatbik edin.

062.-  Allah her şeyin yaratıcısıdır.  Her şey üzerine vekil de O (Allah CC)’dur.

063.-  Bütün göklerin ve yerin kilitleri O (Allah CC)’nundur. 

069.-  Yer, Rabbinin  nuru ile  parlamıştır.  Kitap  konmuş, yalvaçlar  ve tanıklar  getirilmiş ve

           aralarında hak ile hüküm verilmektedir.  Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz.   

075.-  Meleklerin de  arşın  etrafını  kuşatarak, Rablerine  hamd ile  tesbih ettiklerini görürsün. 

          Artık  halk  arasında  hak ile  hüküm  icra edilip “Alemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun”

          denilmektedir.    

 

                                   ***************************************************

 

SURE: 040, MÜ’MİN SURESİ, (85) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (060) SURE.

 

İNİŞİ: 56, 57, 85 ayetleri Medine’de diğerleri Mekke’de inmiştir.

ADI: 28. Ayette Mısır’da Firavun ailesinden olup, imanını gizleyen kişiden söz edildiğinden “Mümin” adını almıştır. 2. Ayette geçen bağışlayan anlamında “Gafur” sözcüğü de bu surenin

ikinci adı olarak anılmıştır.  

KONUSU: Ağırlıklı olarak “Tanrı’nın ayetlerini tartışmaya kalkışanlardan”, bu ayetlere karşı

olarak mücadele verenlerden söz edilmektedir.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

007.-  (…).  Ey Rabbimiz! Rahmetin ve bilgin (İlmin) her şeyi  kuşatmıştır. O, tövbe edip Sen

          (Allah CC)’in yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru”      

009.-  “(…).  Sen (Allah CC) her kimi  fenalıklardan korursan, o gün (Hesap günü) muhakkak

           onu rahmetinle bağışlamışsındır.  İşte asıl büyük kurtuluş da budur”

013.-  Size  ayetlerini  gösteren, sizin için  gökten  bir rızık  indiren  O  (Allah CC)’dur.  Fakat

           onları ancak gönül verip düşünenler anlar.

 

                     ****************************************************

 

SURE: 041, FUSSİLET SURESİ, (54) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (061) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 3. VE 44 ayetlerde geçen; apaçık, anlaşılır duruma getirilmiş anlamlarına gelen “Fussilet” sözcüğünden bu adı almıştır. 

KONUSU: İman konuları ile, Mekke putperestlerinin yaptıkları, inanmayan ve bunda inat

eden durumları konu edilmiştir.      

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  Bu, Arapça  bir  Kur’an  olarak, ayetleri  bilen  (ANCAK  ARAPÇA  BİLEN  KİŞİLER

           ARAPÇA KURAN’I OKUMAK VE BİLMEK ŞANSINA SAHİPTİR. ARAPÇA BİL-

                                                                          -48- 

           MEYENLER  İSE  ANCAK   KENDİ   DİLLERİNDE  OKUMAKLA,  BİGİ  SAHİBİ

           OLABİLİRLER.  EE) bir kavim için ayırt edilip açıklanmış bir kitaptır.  . 

006.-  De ki: “Ben Hz Muhammed SAV) yalnızca sizin gibi insanım, ancak bana tanrınızın bir

           tek tanrı  olduğu vahyediliyor.  Artık hep O (Allah CC)’na yönelin ve O’ndan bağışlan-

           ma dileyin.  Vay O (Allah CC)’na ortak koşanların haline”

044.-  Eğer  Biz  (Allah  CC)  O  Kur’an)’nu  yabancı   (ARAP  OLMAYAN  KAVİMLERİN

           DİLİNDEN)  bir Kur’an  yapsaydık, onlar  (ARAPLAR)  mutlaka, “Bu kitabın ayetleri

           genişçe (ARAPLARIN ANLAYACAĞI ŞEKİLDE) açıklanmalı değil miydi? Derlerdi. 

           Sen  (Hz Muhammed SAV)  de ki: “O (Kur’an)  inananlar  için  bir  hidayet  ve şifadır” 

           İnanmayanların  kulaklarında  ise  bir  ağırlık  vardır.  Kur’an onlara göre bir körlüktür. 

           Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar da duymuyorlar.    

 

                                        *********************************************

 

SURE: 042, ŞURA SURESİ, (53) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (062) SURE.

 

İNİŞİ: 23 ve 26 ayetleri Medine’de, diğerleri Mekke’de inmiştir. 

ADI: 38. Ayette geçen danışma, istişare etme kavramlarını anlamına gelen “Şura” sözcüğü Sure’nin adı olmuştur.

KONUSU: Ana konu; Elçi Hz Muhammed SAV’e bildirilenlerin, O (Hz Muhammed SAV)’a  indirilenlerin aynı kaynak (Tanrı CC)’tan geldiği, aralarında tam bir birlik olduğu konuları.     

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın Adıyla

007.-  Böylece  Biz  (Allah CC)  Sana  (HZ Muhammed SAV)  Arapça  bir Kur’an indirdik ki, 

          (MEKKE HALKININ  VE ETRAFUINDAKİLERİN KONUŞTUĞU DİLİN ARAPÇA

          OLMASIYLA) Mekke halkını ve etrafındakileri uyarasın (…).   

023.-  (…).  Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiliğini artırırız.  (…).

027.-  Eğer Allah, rızkı  bolca verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi (YÜZYILLAR

          ÖNCESİNDEN KAPİTALİZMİN AZGINLIĞI, GENİŞ YOKSUL KİTLELERE YAP-

          TIĞI  ZULÜM  HABER  VERİLMEKTE  VE ELEŞTİRİLMEKTEDİR.  EE).  Fakat O

          (Allah CC) dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor.  Kuşkusuz ki O (Allah CC), kullar-

          ından (KULLARININ DURUMUNDAN) haberdardır, onları hakkıyla görür.    

029.-  Evren (Gökler)’i,yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları (EVRENDE BİZİM DIŞIMIZDA

          BAŞKA  CANLILARIN  DA VAR OLDUĞU İFADE OLUNMAKTADIR.  EE) yarat-

           ması da Allah’ın  kudretinin  delillerindendir.  O (Allah CC)’nun dilediği  zaman onları

           bir araya toplamaya da gücü yeter.  

030.-  Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir.(…).

039.-  Onlar (İnananlar), bir zulüm  ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar. 

          (Asabiyetlik dayanışması içine girerler.  İbn Haldun, Mukaddime Cilt I, s 30-31) 

040.-  Bir  kötülüğün  cezası  yine  onun  gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun

           ödülü Alalh’a aittir.  Kuşkusuz Alaz zulüm yapanları sevmez. 

041.-  Zulme uğradıktan sonra hakkını (BU HAK ALMA YÖNTEMİ HUKUK KURALLARI

          İÇİNDE OLMAK KOŞULUYLA.  EE) alan kimseye gelince, işte onların aleyhine ceza

          vermek için herhangi bir yol yoktur.

042.-  Yol  ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler aleyhine-

           dir  İşte onlar için acı bir azap vardır.

043.-  Her kim de sabreder ve kusuru bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.  

 

                                                              -49-

                      ******************************************************

 

SURE: 043, ZUHRUF SURESİ, (89) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (063) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Sure’nin 35.ayetinde geçen ve süs anlamına gelen “Zuhruf” sözcüğün bu adı almıştır. KONUSU: Kur’an’ı Kerim’im bir mucize olduğu, bildirdiği dinin de hak din (Yüce Tanrı CC’nın dini) olduğu kanıtlanmaktadır.      

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  Biz  (Allah CC) O (Kur’an)’nu iyice  anlayasınız (KURAN’İN İYİCE ANLAŞILMASI

          GEREKTİĞİ, YÜCE   RABBİMİZ  TARAFINDAN  EMİR  OLUNMAKTADIR.  EE)

          diye  Arapça (ELBETTE KİTABIMIZIN İNDİĞİ KAVİM ARAPÇA KONUŞMAKTA

           İDİ  EE) bir Kur’an yaptık.   

011.-  Allah  gökten  belli bir  ölçüye  göre su indirdi.  (İNSANOĞLUNUN SERA GAZLARI

          SALINIMI VB. NEDENLERLE  DOĞAL DENGE ÖLÇÜSÜNÜ BOZMASI, SUYUN

          İNME ÖLÇÜSÜNÜ DE BOZMAKTADIR.  EE).  (…).    

044.-  Doğrusu o  Kur’an, Sen  (Hz Muhammed SAV)’in  için de, kavmin  için de  bir ÖĞÜT-

          TÜR ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.   

 

                      ********************************************************

  

SURE: 044, DUHAN SURESİ, (59) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (064) SURE.

                                                                    

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI:  Gafir – Ahkaf arasındaki (7) sureye ülkemizde “Hamimler” adı verilir.  Bu surenin 11. Ayetinde geçen ve duman anlamına gelen “Duhan” sözcüğünden bu adı almıştır. 

KONUSU: 1.Kur’an’ın indiği ilk gecenin değeri. 2.Tanrı’nın birliği ve büyüklüğü. 3.Firavun kavramı, geçmiş kavimlerin yalvaçlara karşı olumsuz tavırları ile yalvaçların Tanrı’nın birliği hakkındaki mücadeleleri. 4.Tanrı’nın yalvaçlarına inanmayanları dünyada ve ahirette bekleyen akıbet, öldükten sonra dirilme, cennet ve cehennem.        

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanbirrahim                                   Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  Biz  (Allah CC)  O  (Kur’an)’nu  gerçekten  kutsal  bir  gecede  (Kadir Gecesi) indirdik.

          Çünkü Biz O’nunla insanları uyarmaktayız. 

004.-  O gecede (Kadir Gecesi) her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır.

010.-  Şimdi Sen (Hz Muhammed SAV) göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği

           günü  gözetle  (UZAYIN   DERİNLİKLERİNDE   OLAN  OLUŞUMLAR,  ZAMANI

           GELİNCE   BİZİM   GÖKADAMIZDA VE GÜNEŞ SİSTEMİMİZDE DE OLACAK.

           UZAY BİLİMCİLERİN ÇALIŞMALARINI İZLEMELİYİZ.  EE). 

012.-  O gün insanlar: “Ey Rabbimiz!  Bizden bu azabı kaldır.  Artık biz inanıyoruz” derler.      

013.-  Onlar  için bunu düşünüp ÖĞÜT ALMAK nerede?  Oysa kendilerine gerçeği açıklayan

           bir de yalvaç gelmişti.

038.-  Biz  (Allah CC)  Evren  (Gökler)’i, Dünya  (Yer)’i  ve  ikisi arasındakileri  bir  oyun  ve

           eğlence olsun diye yaratmadık. 

039.-  Biz onları hak ve hikmetle yarattık.  (…).

058.-  Biz (Allah CC), Kur’an’nı  Sen (Hz Muhammed SAV)’in dilinde indirip kolaylaştırdık. 

                                                             -50-

           Umulur ki, Onlar  (İnsanlar)  ÖĞÜT  ALIRLAR.  (YÜCE KİTABIMIZ, ÖĞÜT ALIN-

           MASI AMACIYLA  KOLAYLAŞTIRILARAK, İNSANLARIN  KENDİ DİLLERİN-

           DE OKUNMASINI FARZ KILMAKTADIR.  EE

 

                                    ***************************************************

                                                           

SURE: 045, CASİYE SURESİ, (37) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (065) SURE.

                                                              

İNİŞİ: Mekke döneminin sonlarında inmiştir. 

ADI: 28 ayette geçen ve diz çöken anlamına ge-len “Casiye” sözcüğü surenin ismi olmuştur.  KONUSU: 1.Kur’an’ın Tanrı katından geldiği. 2.Evrendeki varlıkların ve işleyiş kurallarının Tanrı’nın varlık, birlik, kudret ve hikmetine de-lil olduğu. 3.Evrendeki pek çok nimetin Tanrı tarafından insanların yararına sunulmuş olduğu. 4.Kur’an’ı (Türkçesini) dinlememenin, O (Kur’an)’nun talimatına uymamanın acı sonuçları. 5.(Tanrı’ya) inanmayanların cezalandırıl-masının Tanrı’ya bırakılması. 6.İsrailoğulları örneğinden hareketle ve din kurallarıyla kullarını denediği, sınavı kaybedenlerin dünya ve ahirette zarara uğrayacakları. 7.(Tanrı’ya) inananlar ile inanmayanların Tanrı’nın nezdinde aynı değerde olmadıkları. 8.Öldükten sonra dirilmeyi inkar edenleri yeniden düşünmeye sevk eden deliller. 9.Bunca nimetin ve kemalin sahibi olan Tanrı’ya hamdü sena.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  Kuşkusuz Evren (Gökler)’de ve Dünya (Yer)’da inananlar için bir çok ayetler vardır.

004.-  Sizin  yaratılışınızda  ve  çeşitli  canlıları  yeryüzüne  yaymasında  kesin  olarak  inanan

           kimseler için ibretlere vardır.

012.-  Allah  o yüce bir  Zat’tır ki, içinde  emri  ve  izni  ile gemiler akıp gitsin diye, lütfundan

          nasiplerinizi arayasınız ve şükredesiniz diye denizleri sizin hizmetinize vermiştir.  

013.-  (…).  Kuşkusuz bunda DÜŞÜNEN TOPLULUKLAR için ibret ve deliller vardır.  

020.-  Kur’an, insanların kalb gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için

          de hidatet ve rahmettir.  

023.-  Heva ve hevesini  kendine ilah edinen, (…) kimseyi görüyor musun?  Şimdi onu Allah’

          tan başka kim hidayete erdirebilir?  Hala düşünmez misiniz?

029.-  “İşte  Kitabınız  (Kur’an), yüzünüze  karşı hakkı söylüyor.  Çünkü Biz (Allah CC) sizin

           yaptıklarınızı hep kaydediyorduk” denir.  

 

                         ************************************************

 

SURE: 046, AHKAF SURESİ, (35) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (066) SURE.

 

İNİŞİ: Hz Muhammed’e yalvaçlık geldikten iki yıl sonra Mekke’de inmiştir. 

ADI: 21 ayette geçen ve kum  tepeleri anlamına gelen “Ahkaf” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: 1. Tek yaratanın Tanrı olduğu ve O (Tanrı CC)’nun her şeyi bir hikmetle yarattığı,

2.(Tanrı’ ya) inanmayı kolaylaştıran deliller, akıl yürütme şekilleri. 3.iman ve istikametin meyvesi. 4.İnsanın ameli (yapıp ettikleri), yapıtları ile derecesi arasındaki koşutluk. 5.Aile bireylerinin karşılıklı hak ve ödevleri. 6.Ad kavmi ile yalvaçları arasında geçenlerin ibret için anımsatılması. 7.Cinlerin Kur’an’ı dinlemeleri ve inanmaya davet edilmeleri. 8.Yaratan ve insana can veren Tanrı’nın, ölenleri diriltmeye de yetkin olduğunun, diriltmeyi izleyen zaman

da inanmayanların başlarına geleceklerin anımsatılması. 

                                                                       -51-

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

009.-  De ki:  “Ben  yalvaçların  ilki  değilim.  Bana  ve  size  ne yapılacağını da bilmem.  Ben

          ancak bana indirilene uyuyorum (Tabi oluyorum).  Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.  

012.-  (…).  Bu  Kur’an  ise  zulmedenleri  uyarmak, iyilik  yapanları  müjdelemek  için  Arap

           lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri onaylayan bir kitaptır. 

015.-  Biz  (Allah CC)  insana anne ve babasına iyilik yapmayı önerdik.  Annesi onu zahmetle

          doğurdu.  Onun  anne  karnında  taşınması  ile sütten kesilme süresi otuz aydır.  Nihayet

          insan  olgunluk  çağına  ulaşıp, kırk  yaşına geldiğinde der ki: “Ey Rabbim!  Bana, anne

          ve babama  ihsan  ettiğin  nimetlerine  şükretmemi  ve senin hoşnut olacağın Salih amel

          işlememi ilham et. Benim neslimden gelenleri de Salih kimseler kıl.  Doğrusu ben tevbe

          edip Sana (Allah CC) yöneldim.  Ben gerçekten Müslümanlardanım”   

035.-  (…).  Bu bir tebliğdir.  Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?

 

                          *************************************************

 

SURE: 047, MUHAMMED SURESİ, (38) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (095) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de Bedir ve Uhut savaşları arasında inmiştir. 

ADI: Sure’nin 2.ayetinde Hz Muhammed SAV’den söz edildiğinden bu adı almıştır.  KONUSU: Başlıca; savaş belasından kurtulmak ve barışı devamlı kılabilmek için, barış düş-manlarının savaş arzusunu ve gücünü yok etmeye değin onlarla savaşmaya barış yanlılarını teşvik etmek.   

                                                                

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

007.-  Ey inananlar!  Eğer  siz  Allah’ın  dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve

          ayaklarınızı sabit tutar. 

022.-  Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akra-

          balık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi? 

038.-  (…).  Allah zengindir, siz ise yoksulsunuz.  (…).

 

                            ***************************************************

 

SURE: 048, FETİH SURESİ, (29) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (111) SURE.

 

İNİŞİ: Hicretin 6. yılında  Hudeybiye  antlaşması  dönüşünde, Mekke  ile  Medine  arasında  inmiştir.  Medine’de inen surelerden sayılmıştır. 

ADI: Sure adını, ilk ayette geçen “Fetih” sözcüğünden almaktadır. 

KONUSU: Ana konusu; Hudeybiye Antlaşması’nın değerlendirilmesi. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Kuşkusuz  Biz  (Allah CC)  Sana  (Hz Muhammed SAV) apaçık bir fetih bir fetih ihsan

          ettik 

002.-  Allah Sen (Hz Muhammed SAV)’in geçmiş ve  gelecek  günahlarını bağışlar, Sana olan

          nimetini tamamlar ve Sen’i doğru yola iletir. 

003-  Allah Sana (Hz Muhammed SAV) şanlı bir zaferle yardım eder.

                                                                -52-

008.-  Kuşkusuz  Biz (Allah CC)  Sen (Hz Muhammed SAV)’i, tanık, müjdeleyici  ve  uyarıcı

          olarak gönderdik.

028.-  Bütün  dinlerden  üstün  kılmak  üzere, Yalvaç (Peygamber)’ını  hidayet  ve hak  din ile

          gönderen O (Allah CC)’dur.  Tanık olarak Allah yeter.

029.-  Muhammed  Allah’ın  elçisidir.  O  (Hz Muhammed SAV)’nun  yanında  bulunanlar da

          inanmayanlara karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.  Onlar (İnananlar)’ı ruküa

         varırken, secde  ederken  görürsün.  (…).  Allah  inanıp iyi işler yapanlara mağfiret vaat

          etmiştir.      

 

                                *****************************************************

 

SURE: 049, HUCURAT SURESİ, (18) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (106) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: Hz Muhammed’in evi.  Hücrenin çoğulu “Hücurat” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.  KONUSU: Müslümanların Tanrı’ya ve elçisine karşı uymaları gereken edep, kendi aralarında ve başkalarıyla ilişki ve iletişimlerinde takınmaları gereken ahlaki  tavır konularında buyruk ve öneriler.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

006.-  Ey  inananlar,  eğer  bir  fasık, size  bir  haber  getirirse,  onu  etraflıca  araştırın.  Yoksa

          cehalet  sonucu  (Bilmeden), bi r kavme  (Kişi veya kişiler) kötülükte  bulunursunuz da,

          sonra işlediklerinize pişman olusunuz.

007.-  (…). Allah size (İnananlar) imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize ziynet yapmıştır. Küfrü

          fasıklığı, (Allah’a) isyanı da size çirkin göstermiştir.  İşte doğru yolda olanlar bunlardır.     

009.-  Eğer  inananlardan  iki  grup birbirleriyle vuruşurlarsa (TOPLUM KENDİ İÇİNDE İKİ

          VEYA  DAHA  FAZLA  GRUPA AYRILMIŞSA EE) aralarını düzeltin (İÇ CEPHEYİ

          SAĞLAM  KILIN EE).  Eğer  biri  ötekine  saldırırsa,  Allah’ın  buyruğuna  dönünceye

          (TOPLUMUN  ÇIKARLARINI  GÖZETENLERİN TARAFINA KATILINCAYA EE)

          kadar saldıran tarafla mücadele edin. Eğer dönerlerse aralarını adaletle düzeltin ve HER

          İŞTE ADALETLİ DAVRANIN.  Kuşkusuz ki ALLAH ADİL OLANLARI SEVER.  

010.-  Müminler  ancak  kardeştirler.  Öyleyse  kardeşlerinizin  arasını düzeltin  ve  Allah’tan

          çekinin ki rahmete eresiniz   

011.-  Ey  iman edenler!  Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin.  Belki de onlar, kendi-

          lerinden daha iyidirler.  Kadınlar da kadınları  alaya  almasınlar.  Belki onlar kendilerin-

          den  daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.

          (…).

012.-  Ey  iman edenler!  Zannın birçoğundan kaçının.  Çünkü zannın bir kısmı günahtır.  Bir-

          birinizin kusurunu araştırmayın.  Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin.  (AYNI AN-

          LAMDA  OLMAK  ÜZERE)  Biriniz, ölmüş  kardeşinin  etini  yemekten  hoşlanır  mı? 

          İşte bundan tiksindiniz.  (…). 

013.-  Ey insanlar!  Doğrusu Biz (Allah CC) sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.  Ve birbiriniz

           ile   tanışmanız  (Sizde   bulunmayanların  temini,  toplumsal  asabiyet  sağlanması  vb.

           nedenlerle  EE) için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.  (…).   

 

                             **************************************************

 

 

                                                                       -53-

SURE: 050, KAF SURESİ, (45) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (034) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Sure, Arapçada Kaf harfi ile başladığından bu adı almıştır. 

KONUSU: Başlıca; Kur!an’ı Kerime verilen önemle birlikte, öldükten sonra hesap vermek, ve dünyada elde edilen sonuca göre karşılık görmek üzere dirilme olayı açıklanmakta.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Kaf,  Onurlu Kur’an’a and olsun ki.

002.-  Kafirler kendi içlerinden uyarıcı bir yalvaç geldiğine şaşırdılar, dediler ki: Bu şaşılacak

           bir şeydir!

003.-  Öldüğümüz ve toprak olduğumuz vakit mi tekrar dirileceğiz?  Bu dönüş çok uzaktır.

016.-  Yemin olsun insanı Biz (Allah CC) yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. 

          Ve Biz (Allah CC) ona (İnsana) şahdamarından daha yakınız. 

017.-  Onun (İnsanın) sağınta ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutatrken,

018.-  İnsan  hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapt eden bir melek

          hazır bulunmasın.

031.-  Cennet de kötülükten sakınanlara yaklaştırılır.  Zaten uzak değildir. 

039.-  Ey Muhammed!  (…).  Güneşin  doğuşundan  önc e sabah  namazını ve batışından önce

          de öğle ve ikindi namazlarını kılarak Rabbini hamd ile tsbih et. 

040.-  Geceleyin akşam ve yatsı namazlarını kılarak, namazlardan sonra da vitir ve nafile kıla-

           rak O (Allah CC)’nu tesbih et.

041.-  Bir çağıranın yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.  

045.-  (…) Sen (Hz Muhammed SAV), Ben (Allah CC)’im uyarımdan korkanlara bu KURAN

          İLE ÖĞÜT VER.

                                                                            

                           ****************************************************

 

SURE: 051, ZARİYAT SURESİ, (60) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (067) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen savuranlar, tozu dumana katanlar anlamında “Zariyat” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Öldükten sonra dirilmenin gerçek olduğu hakkında.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen, bağışlayan Tanrı’nın adıyla

015.-  Takva sahipleri (Cennette) bahçelerde, pınar başlarındalar.

016.-  Rab’lerinin  kendilerine verdiği ödülleri almaktadırlar.  Çünkü onlar, daha önce Dünya’

          da yaşıyorken iyi davranan kimselerdi. 

018.-  Onlar seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dilerlerdi.

019.-  Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardır.

020.-  Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.

021.-  Kendi nefislerinizde de vardır.  Yine de görmüyor musunuz? 

050.-  Ey Muhammed!  De ki: “Öyleyse  Allah’a koşun, gerçekten ben size O (Allah CC)’nun

           tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.  

051.-  Allah’a  ortak  koşmayın.  Gerçekten Ben (Hz Muhammed SAV) size O’nun tarafından

          gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

                                                                -54-

                                 ****************************************************

 

SURE: 052, TUR SURESİ, (49) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (076) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayetinde geçen ve Sina dağı olduğu sanılan dağ adı “Tur” ismiyle bu surenin adı

olmuştur. 

KONUSU:  Yemin ifadeleriyle, hesap gününün kaçınılmaz olduğu vurgulanmaktadır.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen, bağışlayan Tanrı’nın adıyla

021.-  (…).  Herkes kendi kazandığına bağlıdır. 

041.-  Yoksa, gayb kendilerinin yanında da onlar mı (Bu Kitabı) yazıyorlar.

048.-  (…).  Her kalkışında Rabbini Hamd ile tesbih et!

049.-  Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışının ardında da O (Allah CC)’nu tespih et.

 

                           ****************************************************

 

SURE: 053, NECM SURESİ, (62) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (023) SURE.

 

İNİŞİ: 32. ayet Medine’de, diğerleri Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve yıldız anlamına gelen “Necm” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.  KONUSU: Kur’an’ı Kerim’in Tanrı tarafından Melek Cerbrail aracılığıyla elçi Hz Muhammed’e indirildiği ve Hz Muhammed’in de Tanrı’nın Elçisi sıfatıyla Tanrı’dan gelenleri sadakatle insanlığa tebliğ ettiği anlatılmakta.  

                                                             

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen, bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Arkadaşınız (Hz Muhammed SAV) sapmadı, azıtmadı da.

003.-  O (Hz Muhammed SAV) kendi istek ve arzusuna göre konuşmaz. 

004.-  O (Hz Muhammed SAV)’nun konuşması kendisine vahyedilenden başkası değildir. 

005.-  O (Vahy)’nu  kendisine  pek  güçlü  ve kuvvetli, O üstün  akıl  ve olgunluk  sahibi  olan

          melek Cebrail öğretti.

006.-  Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir.  Hemen doğruldu.

007.-  O (Melek Cebrail), en yüksek ufukta idi. 

008.-  Sonra yaklaştı ve aşağıya sarktı.

009.-  O (Melek Cebrail)’nunla (Hz Muhammed SAV) arasındaki açıklık, iki yay kadar, yahut

          daha az kaldı.

010.-  Allah, Kulu (Hz Muhammed SAV)’na verdiği vahyi verdi.

011.-  O (Haz Muhammed SAV)’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı.

012.-  O (Hz Muhammed SAV)’nun gördükleri hakkın da kendisiyle tartışacak mısınız?

033.-  Şimdi gördün mü O yüz çevireni?

034.-  Azıcık verip sonra vermekte direneni?

039.-  Doğrusu insana, çalışmasından (Çalışarak kazandığından) başka bir şey yoktur. (EMEK

          HARCANMADAN, HAK EDİLMEDEN EDİNİLEN KAZANÇLAR HELAL DEĞİL-

          DİR.  EE)

040.-  Çalışması da yakında görülecektir.   

041.-  Sonra, O (Çalışan)’na karşılığı, (HAK ETTİĞİ) tastamam verilecektir. (ÇALIŞMANIN

          KARİILIĞI TAM OLARAK VERİLECEKTİR. EE.)

                                                                        -55-

                       ******************************************************

 

SURE: 054, KAMER SURESİ, (55) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (037) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayetteki ay anlamına gelen “Kamer” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Kıyametin yaklaştığı (Dünyanın sonu; bilimsel çalışmalar sonucu ulaşılan yakla-şık en az 500 milyon Dünya yılı sonrası. Keza Evrenimizin oluşumu sürecinde 500 milyon yıl çok yakın bir zamandır.) uyarısını izleyerek inanmayanların taassubu eleştirilmekte.    

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen, bağışlayan Tanrı’nın adıyla

017.-  Yemin  olsun  Biz (Allah CC) Kuran’ı  ÖĞÜT  ALMAK  için kolaylaştırdık.  Öğüt alan

          yok mudur?

049.-  Haberiniz olsun ki, Biz (Allah CC) her şeyi bir kadere göre yarattık.

054.-  Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler. 

 

                      *******************************************************

 

SURE: 055, RAHMAN SURESİ, (78) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (097) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayetinde geçen ve Tanrı’nın isimlerinden olan “Rahman” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: İnsanın kendinde ve dış dünyada görebileceği dine ve dünyaya ait bir çok nimete

değinilmektedir.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Rahman olan Allah,

002.-  Kuran’ı öğretti,

003.-  İnsanı yarattı, 

004.-  Ona beyanı öğretti,

005.-  Güneş de Ay da bir hesap iledir.

008.-  Sakın tartıda taşkınlık etmeyin.

009.-  Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.

019.-  Acı ve tatlı su bulunan iki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar.

020.-  Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.  

060.-  İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?

077.-  Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

078.- Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir!

                                                 -

                        ****************************************************

 

SURE: 056, VAKIA SURESİ, (96) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (046) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayetindeki olay anlamına gelen n”Vakıa” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Kıyamet gününün gerçekliğinde asla kuşkunun bulunmadığı hakkında.

                                                          -56-

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla 

049.-  De ki: “Öncekiler ve sonrakiler”

050.-  “Belli bir günün belli anında mutlaka toplanacaklardır”

062.-  Yemin olsun, ilk yaratılışı bildiniz.  Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

077.-  O elbette onurlu bir Kur’an’dır.

078.-  Korunmuş bir kitaptır.

079.-  O (Kuran)’na temizlenenlerden başkası el süremez.

080.-  O (Kuran) Evren (Alemler)’in Rabbinden indirilmiştir.

081.-  Şimdi siz bu sözü mü küçültüyorsunuz?

 

                        ********************************************************

 

SURE: 057, HADİD SURESİ, (29) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (094) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: 25 ayetindeki demir anlamına gelen “Hadid” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.  KONUSU: İman ve infakın önemi üzerinde durulmaktadır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

003.-  O (Allah CC) ilktir, sonsuzdur, zahirdir, batındır.  O her şeyi bilendir. 

007.-  Allah’a ve Resulüne inanın. Sizi egemen kıldığı, sizin yönetiminize verdiği varlıklardan

          harcayın.  (…).   

009.-  Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O (Allah CC)’

          dur.  Kuşkusuz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.   

011.-  Kimdir o Allah’a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini kat kat artırsın

          ve onun için onurlu bir ödül de versin.

017.-  Biliniz ki, Allah  yeryüzünü  ölümünden  sonra diriltir.  Belki aklınızı kullanırsınız diye

          size ayetleri açıkladık.  

019.-  Allah’a ve Yalvaç (Hz Muhammed SAV)’ına inananlar var ya,işte onlar, Rableri yanın-

          da sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir.  (…).

020.-  Biliniz ki, dünya  hayatı (…) tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot ekincilerin hoşuna

          gider, sonra ot kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çer çöp olur. (…). Dünya hayatı, alda-

          tıcı bir zevkten başka bir şey değildir.     

021.-  Rabbinizden  bir mağfirete; (…) genişliği Evren (Gökle yerin genişliği) kadar olan cen-

          nete koşuşun.  İşte bu Allah’ın lütfudur.  (…). 

022.-  Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz (Al-

          lah CC) onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın.  (…).

023.-  Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmaya-

          sınız.  Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.  

024.-  Onlar (Kendini beğenip böbürlenen kimseler) cimrilik edip insanlara da cimriliği emre-

          derler.  (…).

025.-  And olsun, Biz  (Allah CC) Yalvaç  (Peygamber)’larımızı  açık  delillerle  gönderdik ve

          insanların  adaleti  yerine  getirmeleri  için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik.  Biz

          (Allah CC) demiri de  indirdik ki, ondan  büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar var-

          dır.  Bu, Alalh’ın  dinine  ve yalvaçlarına  görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. 

          Kuşkusuz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.     

027.-  (…). Meryem oğlu  İsa’yı da (…) gönderdik, O (İsa AS)’na İncil’i verdik  ve ona uyan-

                                                                         -57-

          ların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk.  Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu,

          Biz  (Allah CC)  yazmadık.  Fakat  kendileri  Allah’ın  rızasını  kazanmak  için yaptılar. 

          Ama buna da gereği gibi uymadılar.  (…).    

 

                       *********************************************************

 

SURE: 058, MÜCADELE SURESİ, (22) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (105) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: İlk iki sözcüğü ile “Kad Semia” adıyla da anılır. Sure bu adı ilk ayetinde geçen ve aynı kökten türetilmiş olan fiilden almıştır, “Mücadele” ve “Mücadile” şekillerinde telaffuz edilmektedir. 

KONUSU: Cahiliye devrinde kadın açısından sorun yara-tan “Zihar” kavramının (Bkz. Zihar) yanlış bir anlayışa (telakkiye) dayandığı ortaya konulmakta.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Kocası  hakkında  Seninle  (Hz Muhammed SAV) tartışan ve Allah’a şikayette bulunan

           kadının sözünü Allah işitmiştir.  Allah, sizin konuşmalarınızı işitir.  (…).  

002.-  İçinizde  zihar  yapanların  kadınları, onların  anneleri  değildir.  Onların anneleri ancak

           kendilerini doğuran kadındır.  (…). 

009.-  Ey  iman  edenler!  Aranızda  gizli  konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Yalvaç

           (Hz Muhammed SAV)’a karşı gelmeyi fısıldamayın.  İyilik ve takvayı konuşun.  Huzu-

           runa toplanacağınız Allah’tan korkun.

016.-  Yeminlerini  kalkan  yapıp Allah’ın yolundan çevirdiler.  Onlar için küçük düşürücü bir

           azap vardır. 

019.-  Şeytan onları istila etmiş, onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytanın yandaşı-

          dır.  İyi bilin ki şeytanın partisi kaybedecektir.   

022.-  (…).  İyi bil k, kurtuluşa ulaşacak olanlar Allah’ın yandaşlarıdır. 

 

                       *******************************************************

 

SURE: 059, HAŞR SURESİ, (24) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (101) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI:2.ayetinde geçen “Haşr” sözcüğü bu sureye ad olarak verilmiştir. 

KONUSU: Bütün varlıkların Tanr’’yı tüm  noksanlıklardan O (Tanrı CC)’nun tekliği yüceliği, biliminin sınırsızlığı, rahmet ve şefkatinin enginliği, irade ve gücünün mutlaklığı, eşsiz yaratıcı olduğu belirtilerek, kalplere tevhid inancı yerleşmesi amaçlanmıştır.    

 

AYETLER:                                                                    

          Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  (…).  Ey akıl sahipleri!  İbret alın.

007.-  (…). Yalvaç  (Hz Muhammed SAV)  size  ne verdiyse onu alın.  Size neyi yasakladıysa

          ondan sakının (…).   

023.-  O,  öyle  bir  Allah’tır  ki,  kendisinden  başka hiçbir Tanrı yoktur.  O, malik ve sahiptir,

           münezzehtir, selamet  verendir, güvenliğe kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür,

           istediğini  yaptıran, büyüklükte eşi olamayandır.  Allah puta tapanların ortak koştukları

           şeylerden arınmıştır.      

                                                                       -58-

024.-  O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur.  Evren

          (Gökler)’de  ve Dünya (Yer)’da  olanlar  O’nun şanını yüceltmektedirler.  O, galip olan,

           her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.

 

                           *******************************************************

 

SURE:060, MÜMTEHİNE SURESİ, (13) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (091) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: 10. Ayetinde sınayın sözcüğüne dayanarak, imtihan edin  anlamında “imtehina” fiili geçtiğinden bu adı almıştır.

KONUSU: Tanrı’ya karşı gelenlerle daha dikkatli dost olunacağı hakkında. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Ey  inananlar!  Benim  (Hz Muhammed SAV) de  düşmanım, sizin de  düşmanınız olan

           kimseleri dost edinmeyin.  (…).  Sizden bunu kim yaparsa doğru yoldan sapmış olur. 

003.-  Kıyamet  günü yakınlarınız ve çocuklarınız size fayda vermezler.  Çünkü Allah, aranızı

           ayırır.  Allaha yaptıklarınız görendir. 

004.-  (…). Rabbimiz!  Yalnız Sana dayandık, Sana yöneldik.  Dönüşümüz de ancak Sana’dır.  

010.-  (…).  Allah’ı inkar eden kadınları nikahınızda tutmayın.  (…).

013.-  Ey inananlar, Allah’ın gazap ettiği kimselerle dostluk etmeyin.  (…).

 

                        *********************************************************

                                                                                                                              

SURE: 061, SAFF SURESİ, (14) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (109) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: 4. Ayetinde geçen ve sıra, dizi anlamlarına gelen “Saf” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.  KONUSU: Öz ve söz  uyumluluğunun önemine vurgu yapılmaktadır. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Ey iman edenler!  Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?

003.-  Yapmayacağınızı söylemeniz, Allah yanında şiddetli bir buğza neden olur.

008.-  (…) inanmayanlar hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır.

 

                        ************************************************************

 

SURE: 062, CUM’A SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (110) SURE.

 

 İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: Cuma namazından söz eden 9.ayetinden alınmıştır. 

KONUSU: Hz Muhammed’in yalvaç olarak gönderilmesinin hikmetlerine değinilmiştir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

005.-  Kendilerine  Tevrat  yükletilip de  sonra  O’nu  taşımayanların  durumu, kitaplar taşıyan

           merkebin durumu gibidir.  Allah’ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. (…).

                                                                    -59-

006.-  De ki: “Ey  Yahudi  olanlar!  Eğer insanlar arasında yalnız sizin, Allah’ın dostları oldu-

           ğunuzu sanıyorsanız, o halde ölümü temenni edin, doğru iseniz?

007.-  Ama onlar (Yahudiler), ellerinin  yapıp öne sürdüğü işler yüzünden ölümü asla temenni

           etmezler.  (...).

009.-  Ey inananlar!  Cuma  günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah’ı anmaya koşun, alış-

          verişi bırakın.  Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.   

010.-  Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. (…)

011.-  Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve Seni (Hz Muham-

           med SAV) ayakta  bıraktılar.  De ki:  “Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaret-

           ten de hayırlıdır.  Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır”

 

                            *******************************************************

 

SURE:063, MÜNAFİKÜN SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (104) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: İlk ayetinde geçen, münafıklar sözcüğünün Arapça karşılığı “Münafikun” sözcüğü bu surenin ismi olmuştur. 

KONUSU: İman ettiklerini söylediklerinden Müslüman kabul edilen, fakat İslamiyet aleyhine çalışan kişiler hakkında önemli bilgi ve tasvirlere yer verilmiştir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  (…).  Allah münafıkların yalancı olduklarına şahitlik eder.

002.-  Yeminlerini  kalkan  yapıp insanları Allah’ın yolundan çevirdiler.  Onların yaptıkları ne

           kötüdür. 

004.-  (…).  Onlar düşmandır, onlardan sakın.  (…).

006.-  Onlara (Münafıklara) mağfiret dilesen de, dilemesen de onlar için birdir.  (…).  

007.-  Onlar  (Münafıklar)  öyle  kimselerdir  ki: “Allah’ın  Elçisi  (Hz  Muhammed SAV)’nin

          yanında  bulunanları  beslemeyin ki  dağılıp gitsinler” diyorlar.  Oysa Evren (Gökler)’in

          ve Dünya (Yer)’nın hazineleri Allah’ındır, fakat münafıklar anlamazlar.  

009.-  Ey inananlar!  Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu

           yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.  

010.-  Birinize  ölüm  gelip  de: “Rabbim, ben i yakın  bir süreye kadar erteleseydin de sadaka

           verip  iyilerden  olsaydım!”  demesinden  önce, size  verdiğimiz rızıktan Allah yolunda

           harcayın. 

 

                          *******************************************************

 

SURE: 064, TEĞABÜN SURESİ, (18) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (108) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: 9.ayette geçen aldanma kar zarar anlamlarına gelen “Teğabün” sözcüğünden bu adı almıştır. 

KONUSU: Tüm evrenle birlikte insanı Tanrı’nın yarattığına inanmayanlara ve inanlara (ya-şamın var ediliş hikmetinin gereği olarak) insanlara  olanak ve fırsat verildiği anlatılmaktadır.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

                                                                        -60-

003.-  Evren (Gökler)’i ve Dünya (Yer)’yı hak ile yarattı.  Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de

           güzel yaptı.  Dönüş ancak O (Allah CC)’nadır.  

006.-  (…) onlara  (İnanmayanlara)  yalvaçları, açık  deliller  getirdilerdi, fakat onlar (İnanma-

           yanlar): “Bir insan mı bize yol gösterecek?” dediler ve yüz çevirdiler.  Allah da muhtaç

          olmadığını gösterdi.  (…). 

007.-  İnanmayanlar, katiyen  diriltilmeyeceklerini sandılar.  De ki: “Hayır! Rabbim hakkı için

           mutlaka  diriltileceksiniz, sonra  yaptıklarınız  size  habe  verilecektir.  Bu,Allah’a göre

           kolaydır.    

014.-  Ey  iman  edenler!  (Kadın  veya  erkek)  Eşlerinizden  ve çocuklarınızdan  size düşman

          olanlar da vardır  (Olabilir).  Onlardan sakını n.  Ama affeder, kusurlarını yüzlerine vur-

          maz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.       

015.-  Doğrusu  mallarınız  ve çocuklarınız  sizin  için  bi r sınavdır.  Büyük ödül ise  Allah’ın

          yanındadır.  

016.-  (…).  Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

017.-  Eğer  Allah’a  güzel  bir borç  verirseniz, Allah da  onu  sizin için  kat kat  yapar  ve sizi

          bağışlar.  Allah çok ödül verendir, halimdir. 

 

                              *****************************************************

 

SURE: 065, TALAK SURESİ, (12) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (099) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI Boşama anlamına gelen “Talak” sözcüğü surenin ilk ayetinde aynı kökten gelen fiiller kullanıldığından bu sözcük sureye ad olarak verilmiştir. 

KONUSU: Aile kurumunun dinsel, etik ve hukuksal temelini oluşturan nikah konusu

incelenmektedir.

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

007.-  (…).  Allah bir kişiye ne vermiş ise ancak onu teklif eder.  Allah bir güçlükten sonra bir

          kolaylık yaratacaktır.

011.-  Size  Allah’ın  ayetlerini  açıkça  okuyan  bir  elçi  (Hz Muhammed SAV) gönderildi ki,

          inanıp  yararlı  işler  yapanları, karanlıktan  aydınlığa çıkarsın.  (KUR’AN BİR İYİLİK-

          LER VE AYDINLANMA KİTABIDIR.  BUNUN  İÇİN  İNSANIN KENDİ DİLİNDE

          OKUYUP ANLAMASI ZORUNLUDUR.  EE)

 

                      *******************************************************

 

SURE: 066, TAHRİM SURESİ, (12) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (107) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir.

ADI: Hz Muhammed’in kendisi için koyduğu geçici yasaklardan söz edilirken ilk ayette geçen fiilin mastarı olan “Tahrim” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.   

KONUSU: Hz Muhammed’in eşlerinden birine bir sır vermesi ve eşinin bunu koruyamaması üzerine gelişen olayların olumsuzluğu hakkında.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Allah gerektiğinde  yeminlerinizi  çözmek  için kefaret yolunu göstermiştir.  Allah sizin

                                                                   -61-

          yardımcınızdır, sahibinizdir.  (…).  

006.-  Ey insanlar!  Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun (…).

008.-  Ey iman  edenler!  Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün.  Umulur ki Rabbiniz sizin kötü-

           lüklerinizi örter,  (…). 

012.-  Irzını  korumuş olan, İmran kızı Meryem’i de Allah örnek gösterdi.  Biz (Allah CC), O’

          na ruhumuzdan  üfledik  ve Rabbinin  sözlerini  ve kitaplarını  tasdik  etti.  O (Meryem)

          gönülden itaat edenlerdendi. 

 

                            ***************************************************

 

SURE: 067, MÜLK SURESİ, (30) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMAMSINDA (077) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen malik olma, hükümranlık anlamlarına gelen “Mülk” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Genel olarak Yüce Tanrı’nın varlığı ve birliğini, azametini, evrendeki egemenliğini, tek yaratıcı olduğunu, yaşamın ve ölümün var ediliş amacını, öldükten sonra dirilmeyi konu edinmiştir.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  O (Allah CC) hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı 

          (…).  

003.-  (…).  Rahman’ın  yaratmasında  bir aykırılık, uygunsuzluk  görmezsin.  Gözünü döndür

          de bak, bir bozukluk görüyor musun?

010.-  (İnanmayanlar) Derler ki: “Eğer biz  (Uyarıları)  dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık

          şu çılgın (Cehennem) ateşinin halkı arasında bulunmazdık!?”

 

                        ******************************************************

 

SURE: 068, KALEM SURESİ, (52) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (002) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.  ADI: 1.Ayette geçen “Kalem”   sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: Hz Muhammed SAV’ın Tanrı tarafından gönderilmiş gerçek bir “Tanrı Elçisi” olduğu, yüksek kişiliği, Mekkeli inanmayanların onun aktardığı iletiler konusunda yaratmaya çalıştıkları kuşkular, inanmayanlardaki kişilik zayıflığı, nimete karşı nankörlüğün kötü sonuçları ve benzeri konular.        

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

002.-  Sen (Hz Muhammed SAV) Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin.

003.-  Kuşkusuz Sen (HZ Muhammed SAV)’in için tükenmez bir ecir var.

004.-  Sen (Hz Muhammed SAV) elbette yüce bir ahlak üzeresin.

010.-  Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık.

011.-  Daima kusur arayıp kınayan, hep laf götürüp getiren.

012.-  Hayra engel olan, saldırgan, günahkar.

013.-  Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı.

014.-  Mal ve oğulları var diye böyle davranır.

016.-  Yakında Biz (Allah CC) onu burnunun üzerinden damgalayacağız. 

                                                                -62-

052.-  Oysa O (Kuran) Evren (Alemler) için bir öğüttür.

 

                      *******************************************************

 

SURE: 069, HAKKA SURESİ, (52) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (078) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 1.Ayette geçen ve kıyamet ([Dünya’mızın sonu.] Yüce Tanrı’mız, Evren’in ve onun çok küçük bir parçası olan dünyamızın da bir sonu olacağını açıkça belirtiyor.) anlamına gelen “Hakka” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Kur’an’ın Tanrısal (Tanrı tarafından gönderilen) bir kitap olduğu ve Yalvaçlık konuları.

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

033.-  Çünkü o, Büyük Allah’a inanmıyordu. 

034.-  Yoksula yedirmeye teşvik etmiyordu.

040.-  Kuşkusuz  Kur’an, onurlu  bir Yalvaç (Hz Muhammed SAV)’ın Allah’tan getirdiği söz-

          dür

041.-  O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz.  

042.-  Bir kahin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz!

048.-  O (Kur’an) hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir ÖĞÜTTÜR.

051.-  Gerçekten O (Kur’an) kuşku götürmez bir bilgidir. 

 

                          ****************************************************

                                                               

SURE: 070, MEARİC SURESİ, (44) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (079) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 3. Ayette geçen yükselme dereceleri ve araçları anlamlarına gelen “Mearic” bu surenin ismi olmuştur. 

KONUSU: Öldükten sonra dirilme, hesap günü, cennet-cehennem ahiret yaşamı, yalvaçlık bibi konular.

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

005.-  O halde güzel bir sabır ile sabret.

017.-  (İnanmayan,  kıyamet  günü)  Çağırır,  (Kendisine  yardımcı  olmasını  istediği  ve fakat 

          asla ona yardım etmeyecek olan) sırtını dönüp gideni.      

018.-  Mal toplayıp kasada yığanı.

019.-  Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.

020.-  Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

021.-  Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.

022.-  Ancak (Allah’a inanıp) ibadet edenler bunların dışındadırlar.

023.-  Onlar ki ibadetlerini sürekli yaparlar.

024.-  Onların mallarında belli bir hak vardır. 

025.-  Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

029.-  Onlar ki namuslarını korurlar.

031.-  Bundan ötesini isteyenler var ya işte onlar haddi aşanlardır.

                                                                    -63-

032.-  Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.

033.-  Şahitliklerinde dürüsttürler. 

034.-  Namazlarına devam ederler.

035.-  İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.

 

                           ********************************************************

 

SURE: 071, NUH SURESİ, (28) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (071) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Hz Nuh’un yalvaç olarak gönderilişi, inanmayanlara karşı verdiği mücadeleler anlatıldığından bu adı almıştır. 

KONUSU: İman esasları ve Hz Nuh yalvacın mücadeleleri konu alınmıştır.

  

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Kuşkusuz  Biz  (Allah CC)  Nuh’u  kavmine  “Kavmine, acı bir  azap  gelmezden  önce

          onları uyar” diye gönderdik.

015.-  “Görmediniz mi, Allah (Gerçek  anlamı  yalnız  kendisince  bilinen  Evren’i) yedi göğü

           uygun tabakalar (Gökadalar, başka büyük katmanlar) halinde nasıl yaratmış?”

016.-  Ve Ay’ı  bunların  içinde   (Karanlıkları aydınlatan) bir nu r yapmış, Güneş’i de  (Enerji

          kaynağımız olarak) bir lamba kılmış. 

017.-  Allah sizi yerden (Evrim yasalarına uygun olarak) bir bitki bitirir gibi bitird.

019.-  Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.

020.-  Ki ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz. 

028.-  “Ey  Rabbim!  Bana, babama, anneme, mümin  olarak  evime  girene  ve bütün inanmış

          insanlara mağfiret buyur.  Zulüm yapanların da sadece helakini artır.   

 

                              *******************************************************

 

SURE: 072, CİN SURESİ, (28) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (040) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen “Cin” sözcüğünden bu adı almıştır. 

KONUSU: Ana konu, cinler ve buna ait özel durumlar.

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

016.-  Onlar  (Bazı insanlar)  gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol

          bir  su  verirdik.  (GÜNÜMÜZDE,  ATMOSFERE  KARBON  GAZI  SALINIMINDA

          GEREKLİ ÖZEN  GÖSTERİLSEYDİ,  İKLİM  DEĞİŞİKLİĞİ  VE  KURAKLIK  BU

          DÜZEYDE SORUN OLMAYACAKTI.  BU GERÇEK  ANLAMAK İSTEYENE NET

          BİR  ŞEKİLDE ANLATILMAKTADIR.  EE) 

026.-  O (Allah CC) bütün gaybı bilir.  Fakat gaybını hiç kimseye açmaz. 

027.-   Ancak seçtiği elçiye açar.  (…).

 

                                        *************************************************

 

SURE:073, MÜZZEMMİL SURESİ, (20) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (003) SURE

                                                                     -64-                                                              

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

ADI: İlk ayette geçen örtünüp, bürünen anlamına gelen “Müzemmil ” sözcüğü surenin adı olmuştur.                                     -

KONUSU: Tanrı’nın elçisinin (Hz Muhammed SAV) kişiliği ve yalvaçlığı ile ilgili bazı görevlerin verildiğini açıklayan ayetlerle başlar, kıyamet günü ve hesaplaşma konularını içerir.   

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Ey örtüsüne bürünen!  (Hz Muhammed SAV).

002.-  Gecenin birazı hariç olmak üzere,  geceleyin kalk.

003.-  Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eskilt.

004.-  Veya  üzerine  biraz  ekle.  Kur’an’ı tertil ile, düşünerek oku.  (YÜCE KURAN DÜŞÜ-

          NÜLEREK  OKUNULMASI  GEREKEN  BİR KİTAPTIR.   OKUDUĞUNU  ANLA-

          YAMAYAN NASIL DÜŞÜNSÜN.  EE)

005.-  Doğrusu Biz (Allah CC), Sen (Hz Muhammed SAV)’in üzerine ağır bir söz (KUR’AN)

           bir söz bırakacağız. 

006.-  Çünkü, gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.

007.-  Çünkü, gündüz  Sen  (Hz Muhammed SAV)’in  (KEZA  TÜM İNSANLARIN EE) için

           uzun bir meşguliyet vardır.    

008.-  Rabbinin adını an ve bütün gönlünle O (Allah CC)’na yönel.

010.-  Başkaların diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl. 

019.-  İŞTE BU BİR ÖĞÜTTÜR.  ARTIK DİLEYEN RABBİNE BİR YOL TUTAR.

020.- (…).  Kuran’dan kolayınıza geldiği kadar (ANLAYACAĞINIZ ŞEKİLDE bkz4. Ayet)

                                                               -65-

         okuyun, namazı  kılın, zekatı  verin  ve Allah’a  güzel  bir borç verin.  Hayırlı işlere mal

          sarf  edin.  Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği Allah katında daha hayırlı ve sevapça

          daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır,

          merhamet edendir.  

 

                                    *********************************************

 

SURE: 074, MÜDDESSİR SURESİ, (56) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (004) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk Ayette geçen ve bürünüp sarınan anlamına gelen “Müddesir” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Hz Muhammed’in ilk vahyi aldığında yaşadığı heyecana rağmen, yüklendiği göreve uygun olarak tebliğ sorumluluğunu yerine getirmesi, inanmayanları uyarması ve bu

alanda karşılaşacağı sıkıntılara katlanması emredilmiştir.  

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Ey örtünüp bürünen!

002.-  Kalk artık uyar.

003.-  Yalnızca Rabbini yücelt.

004.-  Elbiseni  temizle.  (TEMİZLİK, SALGIN  ZAMANINDA  MASKE VE MESAFE ÖN-

          CELİKLE  İSLAMIN  KURALLARI)

005.-  PİSLİKTEN SAKIN.

                                                                      -65-

006.-  Yaptığını çok görerek başa kakma.

007.-  Rabbin için sabret.

 

                        *********************************************************

                                                        

SURE: 075, KIYAMET SURESİ, (40) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (031) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk Ayette geçen “Kıyamet” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Tanrı’nın  insanları yeniden diriltmeye gücü olduğunu, kıyamet koparken evrende oluşacak olaylar, inanmayanların ahiret yaşamı hakkında bilgiler.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

006.-  O (İnsan) kıyamet günü ne zaman? Diye sorar.

007.-  Ne zaman ki o göz şimşek çakar.

008.-  Ay tutulur.

009.-  Güneş  ve ay  toplanır.  (GÖKBİLİMCİLERİN  GÜNEŞ  SİSTEMİMİZİN GELECEĞİ

          HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ DE BENZER YÖNEDİR.  EE)  

010.- İşte o gün insan, “kaçacak yer neresi?” der. 

020.-  (…) siz (İnsanlar) peşin olan dünyayı (Dünya nimetlerini) seviyorsunuz da,

021.-  Ahreti bırakıyorsunuz.

 

                                     ************************************************

                                                                   

SURE: 076, İNSAN SURESİ, ( 31) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (098) SURE.

                                                              

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen “İnsan” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: İnsanın yaratılış aşmaları, yükümlülükleri hakkında.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

 003.-  Kuşkusuz  (İnsan)  ister  şükredici  olsun,  ister nankör olsun.  Biz (Allah CC) ona yolu

          gösterdik.

029.-  İşte bu bir ÖĞÜTTÜR.  Dileyen Rabbine giden yolu tutar.

 

                       *********************************************************

 

SURE: 077, MÜRSELAT SURESİ, (50) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (033) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

ADI: İlk ayette geçen gönderilenler anlamında “Mürselat” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: Tanrı’nın varlığı, birliği, kudreti, melekler, kıyamet, ahiret yaşamı ve orada inananlar için hazırlanmış nimetler hakkında.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                       Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın Allah’ın adıyla

001.- 

                                                                      -66-

                            ******************************************************

 

SURE: 078, NEBE’ SURESİ, (40) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (080) SURE

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: 1. Ayette geçen ve haber anlamına gelen “Nebe” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.  KONUSU: Kıyamet, öldükten sonra dirilme, hesap konuları işlenmiştir.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

028.-  (İnanmayanlar) Ayetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı. 

029.-  Biz (Allah CC) ise her şeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.

 

                      ***********************************************************

 

SURE: 079, NAZİ’AT SURESİ, (46) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA  (081) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: ilk ayetteki “Naziat” sözcüğü surenin adı olmuştur.  

KONUSU: Kıyamet, hesap konuları işlenmiştir.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.- 

                                                            

                            **********************************************************

                                                               

SURE: 080, ABESE SURESİ, (42) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (024) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Sure’nin ilk sözcüğü olan ve yüzünü ekşitti, suratını astı anlamlarına gelen “Abese” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Kıyamet, öldükten sonra dirilme ve benzeri konular.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.- 

 

                              *******************************************************

 

SURE: 081, TEKVİR SURESİ, (29) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (007) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: ilk ayette geçen ve dürdü, dürüp sardı anlamlarına gelen “Tekvir” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Kıyamet, vahiy ve yalvaçlık konuları işlenmiştir.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

                                                                 -67-

                              ********************************************************

 

SURE: 082, İNFİTAR SURESİ, (19) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (082) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve yarıldı anlamına gelen “İnfitar” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: Kıyamet koparken evrende oluşacak değişiklikler esas olarak surenin konusudur.   

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

006.-  Ey insan!  İhsanı bol Rabbi’ne karşı seni aldatan nedir?

007.-  O Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi.

008.-  Seni dilediği herhangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.

017.-  Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin?

019.-  O gün, hiç  kimsenin  başkası  için  hiçbir  şeye  sahip olamadığı gündür.  O gün buyruk

          yalnız Allah’ındır.  

 

                             ****************************************************

 

SURE: 083, MUTAFFİFİN SURESİ, (36) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (086) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke döneminin sonunda inmiştir.

ADI: İlk ayette yer alan ve ölçü tartıda eksiklik yapanlar anlamına gelen “Mutaffifin” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Ölçü ve tartıda dürüstlükten uzaklaşanlar eleştirilmiştir.  

                                  

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Eksik ölçüp tartanların vay haline!

002.-  Onlar insanlardan kendilerine bir mal aldıklarında tam ölçerler.

003.-  Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.

007.-  Hayır!  Hileye sapmayın, ahreti  inkar etmeyin!  Doğrusu yoldan sapan kafirlerin hesap

          defterleri Siccin’dedir.

018.-  Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyin’dedir.

 

                                    ***********************************************

 

SURE: 084, İNŞİKAK SURESİ, (25) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (083) SURE:

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: ilk ayette yer alan ve göğün yarılması anlamına gelen “İnşikak” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Kıyametin kopması ve ardından gelişecek olaylar.

 

AYETLER:

           Bismilahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

006.-  Ey insan!  Kuşkusuz  sen  Rabbine  doğru  çaba üstüne çaba sarf etmektesin, sonunda O

          (Tanrı CC)’na varacaksın.

                                                                     -68-

019.-  Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.

 

                               *****************************************************

 

SURE: 085, BURUC SURESİ, (22) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (027) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve burçlar anlamına gelen “Buruç” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: (Hendek ehli) denen inanmayanların, inananlara verdiği sıkıntılar surenin başlıca konusudur. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

021.-  Hayır O onurlu bir Kur’an’dır.

022.-  (O Kur’an) Levh-i Mahfuz’dadır.

 

                         ********************************************************

 

SURE: 086, TARIK SURESİ, (17) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (036) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen yıldız anlamındaki “Tarık” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: İnsanın yaratılışı, yaptıklarını kayıt e3dildiği, öldükten sonra dirilme ve

inanmayanların tuzakları konuları işlenmiştir.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla                                                                  

001.-  Evren (Gök)’e ve Tarık’a ant olsun. 

004.-  Hiçbir nefis yoktur ki, başında bir denetleyici bulunmasın.

013.-  Kuşkusuz Kur’an, ayırıcı bir sözdür.

014.-  O (Kur’an) asla bir şaka değildir. 

 

                                 ********************************************

 

SURE: 087, A’LA SURESİ, (19) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (008) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inen ilk surelerdendir. 

ADI: İlk ayette geçen ve en yüce, en üstün anlamına gelen “A’la” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Yaratan Tanrı, vahiy, Kur’an, yalvaç ve tebliğ görevi, bunun karşısında insanların tavrı ve benzeri konular. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Rabbinin yüce ismini tespih et.

006.-  Bundan böyle Sana (Hz Muhammed SAV) Kuran’ı okutacağız da unutmayacaksın.

014.-  Doğrusu felah buldu temizlenen. 

015.-  Rabbinin adını anıp namaz kılan.

016.-  Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

                                                                       -69-

017.-  Oysa ahret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

 

                         *******************************************************

 

 SURE: 088, ĞAŞİYE SURESİ, (26) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (068) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayetinde geçen ve örten anlamına gelen “Gaşiye” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: Cennetliklerin ve cehennemliklerin ahiretteki durumları konu edinilmiştir. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

021.-  Haydi ÖĞÜT ver; Sen (Hz Muhammed SAV) sırf bir ÖĞÜTÇÜSÜN.

022.-  Onların (İnsanların) üzerinde bir zorba değilsin.

025.-  Kuşkusuz onlar (İnsanlar) döne dolaşa Biz (Allah CC)’e gelecekler.

026.-  Sonra da Biz (Allah CC)’e hesap verecekler. 

 

                        *****************************************************

 

SURE: 089, FECR SURESİ, (30) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (010) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve tan yerinin ağarması anlamına gelen “Fecr” sözcüğü surenin adı

olmuştur. 

KONUSU: Başlıca yalvaçlara karşı çıkan ve Tanrı’dan gelen iletileri reddeden eski toplulukların başına gelenler anımsatılmaktadır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

014.-  Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.

017.-  Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.  

018.-  Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.

019.-  Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haram-helal gözetmeden.

020.-  Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.

027.-  Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!

028.-  Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön. 

                                                         

                            ************************************************

 

SURE: 090, BELED SURESİ, (20) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (035) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk iki ayetlerinde geçen, “kent, ülke” anlamlarına gelen ve Mekke için kullanılan  gelen “Beled” sözcüğü surenin adı olmuştur.  Ayrıca “La Uksimü” adıyla da anılmaktadır.  Buhari, fsir”, 90 KYTM Tefsir S. 433. 

KONUSU: İnsanın, yaratılıp yaşam mücadelesine sokulduğu, Tanrı’ya karşı gelenlerin aldan-dığı, insana verilen nimetler ile hayır ve kötülükler anlatılmıştır. 

 

AYETLER:

                                                              -70-

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Yemin ederim şu beldeye,

003.-  Ana babaya ve çocuklarına,  

004.-  (…) Biz (Tanrı CC) insanı zorluklarla mücadele gücüyle yarattık,

008-009.- O’na (insana) iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?,

010.-  Ve O’na iki yol göstermedik mi?,

011.-  Fakat O (insan), sarp yolu gözer alamadı,

012.-  O sarp yol nedir, bilir misin?,

013.- Köle azat etmek (KUL HAKKI YEMEMEK, ÇALIŞANIN HAKKINI TAM OLARAK

         VERMEK EE.)’tir,

14-16.- Veya bir kıtlık günün (DOĞAL VEYA DEĞİL FELAKET ZAMANLARI)’de akraba

         lığı olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu (TÜM GEREKSİNİM İÇİNDE OLANLA-

         RI) doyurmak (GEREKSİNİMLERİNİ KARŞILAMAKTIR EE)’tır

018.- İşte bunlar hakkın ve erdemin yanında olanlardır,

019-020.- (…) doğrunu yanında olmayan erdemsizlerin hakkı, üzerlerine kapatılmış bir

         ateştir. 

 

                             *****************************************************

 

SURE: 091, ŞEMS SURESİ, (15) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (026) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk Ayette geçen ve güneş anlamında “Şems” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: İnsan doğasına iyilik ve kötülük eğilimlerinin verildiği, bunları kullanmanın insanın iradesine bırakıldığı hakkında.

 

AYETLER:

          

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

009.-  Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.

010.-  Onu isyanla, günahla bozup kirleten ziyan etmiştir.

 

                            ******************************************************

 

SURE: 092, LEYL SURESİ, (21) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (009) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

ADI: İlk ayette geçen ve gece anlamına gelen “Leyl” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: İnsanoğlunu cömertlik ve cimrilik zıt huylarından söz edilmektedir.

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

012.-  Doğru yolu göstermek muhakkak Biz (Allah CC)’e aittir.

018.-  O (İnanan) ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir.

020.-  O (İnanan) ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir.

021.-  Elbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır.

 

                  ************************************************************

 

                                                                        -71-

SURE: 093, DUHA SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (011) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve kuşluk anı anlamına gelen “Duha” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: Yalvaçımız Hz Muhammed SAV’e çocukluk ve zorluk zamanları anımsatılarak, kendisinin de yetime, yoksula ve çocuklara iyi davranması istenmektedir. 

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

004.-  Ahiret Sen (Hz Muhammed SAV)’in için dünyadan iyi olacaktır.

006.-  O (Allah CC) Sen (Hz Muhammed SAV)’i yetim bulup da barındırmadı mı?

007.-  Sen (Hz Muhammed SAV)’i yol bilmez bulup yola iletmedi mi?

008.-  Sen (Hz Muhammed SAV)’i yoksul bulup zengin etmedi mi?

009.-  Öyleyse sakın yetimi ezme.

 

                    ***********************************************************

 

SURE: 094, İNŞİRAH SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (012) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Açılıp genişlemek, huzura kavuşmak anlamlarına gelen “İnşirah” sözcüğü ile, ilk ayette aynı kökten gelen fiil kullanıldığından bu sözcük sureye ad olarak verilmiştir.  Sure ayrıca;

“Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır.

KONUSU: Yüce Tanrı’nın Hz Muhammed SAV’e lütufları özetlenmekte, kendisine her güçlüğün bir kolaylığı bulunduğu açıklanmaktadır. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla                                                      

005.-  Demek ki zorlukla birlikte kolaylık da vardır.

007.-  O halde boş kaldın mı, yine kalk başka bir iş ve ibadetle yorul! 

008.-  Ancak Rabbine yönel.

 

                             **************************************************

 

 SURE: 095, TİN SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (028) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

ADI: İlk ayette geçen ve incir anlamına gelen “Tin” sözcüğü surenin adı olmuştur.  Ayrıca “Ve’t-tin” adıyla da anılmaktadır. 

KONUSU: İnsanın değeri vurgulanarak, kötü ahlakın bu değeri düşürdüğü, Tanrı’ya inanıp iyi işler yapmanın daha övgüye layık olduğu anlatılmıştır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.- 

 

                          **************************************************

 

SURE: 096, ALAK SURESİ, (19) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (001) SURE.

                                                                      -72-

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.  Baştan beş ayet, Hz Muhammes SAV’e inen ilk ayetler olduğundan normalde, “ilk sure” kabul edilir. Başka surelerin de ilk sureler olduğu rivayetleri olmakla bir- likte gerçekte inen ilk ayetler, surenin ilk beş ayetleridir. 

ADI: Surenin ikinci ayetinde geçen ve asılıp tutunan anlamına gelen “Alak” sözcüğü sure ad olmuştur. Ayrıca oku anlamına gelen ve Kur’an’ın ilk sözcüğü olan “İkra” ve “İkra’bi’smike” adlarıyla da anılmaktadır.

KONUSU: Surede okumanın önemi vurgulanmakta, insanın yaratılış kaynağının ne olduğuna dikkat çekilmekte, kendi kendini yeterli görüp nankörlükle taşkınlık yapan insanın olumsuz geleceği nedeniyle uyarılmaktadır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Yaratan Rabbinin adıyla OKU.

002.-  O (Allah CC) İnsanı bir Alak’tan yarattı.

003.-  OKU!  Rabbin sonsuz kerem sahibidir.

004.-  O Rab ki, kalemle yazmayı öğretti.

005.-  İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

 

                                ****************************************************

 

SURE: 097, KADİR SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (025) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

ADI: Surede Kadir gecesinden söz edildiğinden bu adı almıştır.  “İnna enzelna” adıyla da anılmaktadır.  

KONUSU: Kur’an’ın Kadir Gecesi indirilmeye başlandığı bildirilmekte ve bu gecenin önemi

anlatılmaktadır. 

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Biz (Allah CC) o ki, Kuran’ı Kadir Gecesinde indirdik.

003.-  Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

005.-  O gece, tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir. 

 

                   ****************************************************************

 

SURE: 098, BEYYİNE SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (100) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve açık delil, kesim belge anlamlarına gelen “Beyyine” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Hz Muhammed SAV’ın yalvaçlığı karşısında Ehl-i kitap ve inanmayanların inkarcı tutumları eleştirilmekte.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Kitap  ehlinden  ve müşriklerden  Hakk’ı  tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye

           kadar inkarlarından ayrılacak değillerdi. 

002.-  Bu  delil,  tertemiz   sayfaları   okuyan,  Allah  tarafından  gönderilmiş  bir  Yalvaç  (Hz

                                                               -73-

          Muhammed SAV)’tır.  

003.-  O sahifelerde, en doğru hükümler vardır.

004.-  Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

007.-  İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır.

 

                     *******************************************************

 

 SURE: 099, ZİLZAL SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (093) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir. 

ADI: Surede kıyamet sırasındaki büyük yer sarsıntısından söz edildiğinden, deprem anlamına gelen “Zilzal” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU:  Kıyamet gününde yaşanacak sarsıntılardan söz edilmektedir.  

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

007.-  Her kim, zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.

008.-  Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir. 

 

                           *********************************************************

 

SURE: 100, ADİYAT SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (014) SURE.

                                                                -

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve koşan atlar anlamına gelen “Adiyat” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: İnsanoğlunu mala düşkünlüğü eleştirilmektedir. 

                   

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                       Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın Allah’ın adıyla

006.-  Kuşkusuz insan, Rabbine karşı çok nankördür.

007.-  Kendisi de buna tanıktır.

008.-  Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.

 

                        ********************************************************

 

SURE: 101, KAARİ’A SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (030) SURE.

                                                            

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayeti oluşturan ve sert nesne, korkunç olan ses ve kapı çalan anlamlarına gelen “Karia” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Ahiret sorumluluğu bilinci aşılayan uyarılarda bulunulmaktadır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.- 

 

                     **********************************************************

 

SURE: 102, TEKASÜR SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (016) SURE.

                                                                   -74-

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: ilk ayette geçen ve çokluk yarışı, çoklukla övünme anlamları-na gelen “Tekasür” sözcüğü surenin adı ol muştur. 

KONUSU: İnsanların, yaşamın aldatıcı yönleriyle meşgul olmalarından, mala düşkünlüğünden ve ahiret hallerinden söz edilir.    

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri.

005.-  Sakının bundan!  Eğer kesin bir tarzda (Bilime yakın) bilseydiniz böyle yapmazdınız. 

 

                       ********************************************************

 

 SURE: 103, ASR SURESİ, (3) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (013) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve zaman, çağ, ikindi vakti” anlamlarına gelen “Asr” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: İnsanı ebedi hüsrandan kurtaracak yollar gösterilmektedir.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla                                                                 

002.-  Bütün insanlar gerçekten ziyandadır.

003.-  Ancak  iman  edenler, Salih  amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler

           bunu dışındadır.

                      

                   **********************************************************

 

SURE: 104, HÜMEZE SURESİ, (9) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (032) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve arkasından çekiştirme anlamına gelen ”Humeze” sözcüğü surenin adı olmuştur.  

KONUSU: İnsanları küçümseme, kusur arama gibi davranışlar eleştirilmiş, edinilen servetlerin yanlış yolda kullanılmasının zararları anlatılmıştır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  İnsanları  arkadan  çekiştiren, küçük  düşüren, kaş  göz  hareketleriyle  eğlenenlerin vay

          haline!  

002.-  Böylesi mal yığar ve onu sayar durur.

003.-  Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır.

004.-  Hayır, andolsun ki, o Hutame’ye atılacaktır.

 

                        ********************************************************

 

SURE: 105, FİL SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (019) SURE.

                                                        

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

                                                                     -75-

ADI: İlk ayette geçen “Fil” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Surede Fil ordusu kısası anlatılmaktadır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?  

002.-  Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

 

                  **********************************************************

 

SURE: 106, KUREYŞ SURESİ, (4) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (029) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

ADI: İlk ayette geçen “Kureyş” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Kureyş’e cahiliye döneminde verilen ayrıcalıklardan, güvenlik, istikrar ve zenginlik gibi nimetlerin değerinden söz edilmektedir.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  (Kureyşliler) Kureyş’in  güvenlik  ve barış antlaşmalarından yararlanmalarını sağlamak

          için, 

002.-  (Ticaret kervanlarının) Kış ve yaz seferlerinde kadrini bilmiş olmaları için, 

003.-  Bu Kabe’nin Rabbine kulluk etsinler.

004.-  O (Allah CC), kendilerini  açlıktan  kurtararak  beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara

          güvenlik sağlamıştır.

 

                                  *****************************************************

 

SURE: 107,  MA’UN SURESİ, (7) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (017) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Son ayetinde geçen “Maun” sözcüğü surenin adı olmuştur.  Ayrıca “Eraeyte, Eraeytellezi, Din, Tekzib” adlarıyla da anılmaktadır. 

KONUSU: Tanrı’nın verdiği nimetler ve riyakarlar hakkında uyarılarda bulunulmaktadır.  

 

AYETLER:

          Bismillahirrahmanirrahim                                      Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Dini yalanlayanı gördün mü?

002.-  İşte o, öksüzü iter, kakar.

003.-  Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.

004.-  VAY HALİNE O NAMAZ KILANLARIN Kİ,

005.-  KILDIKLARI NAMAZIN DEĞERİNE ALDIRIŞ ETMEZLER.

006.-  GÖSTERİŞ YAPARLAR ONLAR.

007.-  VE KÜÇÜK BİR YARDIM VERMEZLER.

 

                          ******************************************************

 

SURE: 108, KEVSER SURESİ, (3) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (015) SURE.

 

                                                                       -76-

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen “Kevser” sözcüğü surenin adı olmuştur.  Ayrıca “İnna a’tayna…” ve “Nahr” adlarıyla sa anılmaktadır. 

KONUSU: Hz Muhammed SAV’e dünya ve ahirette verilen nimetlerden, Tanrı’ya kulluk etmesi ve kurban kesmesi emrolunmaktadır.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Kuşkusuz Biz (Allah CC) Sana (Hz Muhammed SAV) Kevser’i verdik. 

002.-  Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.

003.-  Doğrusu asıl soyu kesik olan, Sana (Hz Muhammed SAV) kin duyandır.

 

             *******************************************************

 

SURE: 109, KAFİRUN SURESİ, (6) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (018) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve inanmayanlar anlamına gelen “Kafirun” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Hz Muhammed SAV’ın inanmayanlarla Tanrı’ya ortak koşma ve sapkınlıkta birlik olamayacağı açık olarak ifade olunmaktadır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  De ki: Ey kafirler,  

002.-  Sizin taptıklarınıza ben tapmam.

003.-  Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.

004.-  Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

005.-  Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.

006.-  Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

 

               ****************************************************************

 

SURE: 110, NASR SURESİ, (3) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (114) SURE.

 

İNİŞİ: Medine’de inmiştir.               

ADI: İlk ayetinde geçen ve yardım, zafer anlamlarına gelen “Nasr” sözcüğü surenin adı olmuştur. 

KONUSU: Ayrıca “Tevdi, İza cea… ve Fetih” adlarıyla da anılmaktadır.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.- 

 

                        ************************************************************

 

SURE: 111, TEBBET SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMSINDA (006) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.

                                                                -77-

ADI: İlk ayette geçen ve surede kurusu sözcüğü ile beddua anlamında kullanılan “Tebbet” sözcüğü surenin de adı olmuştur.  Sure ayrıca “Mesed, Keheb, Ebu Leheb” adlarıyla da anılmaktadır. 

KONUSU: Servetlerinin gücüne dayanarak kötülük yapanlar Ebu Leheb örneğiyle eleştirilmektedir.   

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                    Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  Ebu Leheb’in eli iki eli kurusun; zaten kurudu da.

002.-  Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.

 

                          ************************************************************

 

SURE: 112, İHLAS SURESİ, (4) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (022) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: Yirmiye yakın adı olmakla birlikte, yaygın olarak İslam dininin temel ilkesi olan Tanrı’nın birliği “Tevhid” inancının veciz bir ifadesi olan “İhlas” sözcüğü, surenin asıl adı olmuştur.  Ayrıca “Kul hüvellahü ahad, Samed, Tevhid, Esas, Tecrid, Necat, Velayet, Mukaşkışe, Muavizze” adlarıyla da anılmaktadır. 

KONUSU: Surede Yüce Tanrı’mızın bazı sıfatları veciz bir şekilde açıklanmıştır. 

                                                              

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  De ki; O Allah birdir.

002.-  Bütün  varlıklar  O  (Allah  CC)’na  muhtaç, fakat  O  (Allah CC),  hiçbir  şeye  muhtaç

          değildir.

003.-  Ne doğurdu, ne de doğuruldu.

004.-  Ve hiçbir şey O (Allah CC)’nun dengi değildir.

 

                    *************************************************************

 

SURE: 113, FELAK SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (020) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.  Bundan  sonra  gelen  Nas  Suresiyle  birlikte “İki koruyucu” demek olan “Muavvizeteyn” ve şirketen uzaklaştıranlar anlamında “Mukaşkışeteyn” sureler

de denir. 

ADI: İlk ayette geçen ve sabah anlamına gelen “Felak” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: Surede bazı kötülüklerden dolayı Yüce Tanrı’ya sığınılması öğütlenmektedir.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  De ki:  Sabahın Rabbine sığınırım.

002.-  Yarattığı varlıkların şerrinden,

003.-  Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.

004.-  Düğümlere üfleyen büyücülerin (TUZAK KURUCULARIN) şerrinden.

005.-  Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.

 

                         *****************************************************

                                                                    -78-

SURE: 114, NAS SURESİ, (6) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (021) SURE.

 

İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. 

ADI: İlk ayette geçen ve insanlar anlamına gelen “Nas” sözcüğü surenin adı olmuştur.  KONUSU: İnananların, sinsice kötülüğe sürükleyen, cinlerin (şeytanın) ve insanların şerlerinden Yüce Yaratan’a (Tanrı CC) sığınılması öğütülmektedir.

 

AYETLER:

           Bismillahirrahmanirrahim                                     Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla

001.-  De ki: Ben (Hz Muhammed SAV) insanların Rabbine sığınırım.

004.-  O sinsi vesvesecinin şerrinden.

005.-  O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.

006.-  Gerek cinlerden gerekse insanlardan.

 

                           ****************************************************

 

ÖĞÜTLÜ AYETLER   -   SÖZLÜK – KISALTMALAR – KAYNAKÇA

ABDEST                : Başta  namaz olmak  üzere, bazı tapınma ve amellerin yerine getirilmesin

                                  de önceden  yapılan  dinsel  temizlik. Yahudilik,  Hıristiyanlık  ve  pagan

                                  dinlerde abdest benzeri temizlik çeşitleri görülmüştür. TDVİA

ADALET                : Davranış ve karar vermede (Hükümde) doğru olmak. Hakka göre hüküm

                                  vermek, eşit  olmak, eşit kılmak. Kur’an’da ve hadislerde genellikle “dü-

                                  zen, denge,  denklik,  eşitlik,  gerçeğe   uygun  karar   verme, doğru  yolu 

                                  izleme, takvaya  yönelme, dürüstlük, tarafsızlık” gibi anlamlarda kullanıl

                                  mıştır.  TDVİA    

ADEM                    : Göksel  (Semavi)  kitaplara göre  ilk insan ve ilk yalvaç (Peygamber)’tır. 

                                  Kur’an-ı Kerim’de Adem’e ve O’nun soyuna halife denildiğine bakılırsa,

                            yeryüzünde  Adem’den  önce başka bir insan türü (olasılıkla  Neondartel     

                            insanı) yaşamış olmalıdır.  Bunlar dünyayı fesada verdikleri  ve kan dök- 

                            tükleri için helak  edilmişlerdir.  Bu nedenle Homo Sapiens (Adem soyu) 

                            halife, yani bu eski insanların halefi olmuş, onların yerine geçmiştir.  (T

                            DVİA’dan yararlanılmıştır. Neondartel ve Homo Sapiens görüşler tarafı-

                            mıza aittir.  Bunu açıklayacak olan kuşkusuz BİLİM’dir. EE)           

ADL                       : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Mutlak  adalet sahibi, aşırılığa

                                  meyletmeyen.  TDVİA   

AFÜV                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Hiçbir  sorumluluk almayacak 

                                  şekilde günahları affeden.  TDVİA

AHİR                      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Varlığının  sonu  olmayan. 

                                  TDVİA  

AHİRET                 : (Dinsel inanışa göre) Dünya yaşamından sonra devam edecek olan ikinci

                             yaşam.  Kısa  bir  Dünya yaşamından sonra, ölümle her şeyin son buldu-

                            ğunu öne  sürmek, insan  ruhunu sonu belirsiz bunalımlara sürükler.  Dü-

                            şünen akıl  (Kafa) ve duyan gönüllerin bunu kabullenmesi kolay değildir

                            TDVİA.

AHİT                      : Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant, antlaşma. Devir, za-

                                  man. TDK.  Bir  hukuk  terimi  olarak  iyi  ile kötüyü, kar  ile zararı ayırt

                            etmeye  yarayan  zihni  melekeler  açısından yeterli olan kimse. TDVİA.                      

AHLAK                  : İnsanın  iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan tinsel(Manevi)        

                                   nitelikleri, huyları  ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu istençli (İradeli)

                                                                            -79-

                                   davranışlar bütünü:  Bu konularla ilgili Bilim Dalı.  

AHZAB                  : Parça, kısım:cemaat: silah ve harp aleti gibi anlamlara gelen Arapça hizb

                            sözcüğünün çoğuludur. 

AKIL                      : Hukuk  bakımından temyiz kudretine sahip kimse TDVİ.  Düşünme, anla

                             ma ve kavrama gücü, us.  ÖĞÜT, salık veren yol. Düşünce, kanı, bellek.

                            TDK

AKİD                      : En yaygın, hukuksal  işlemi ve borç kaynağını  ifade eden bir hukuk teri-

                             rimidir.  Ey iman edenler!  Akidlerin  gereğini yerine getiriniz.  (el-Mai-

                            de 5/1)  Hem terim olarak hem de geniş anlamıyla söylenmiştir. TDVİA

                            Bağıtçı, sözleşme, nikah TDK.     

AKİDE                    : Çoğulu  Akaid.  İslam dininde  inanılması  gereken  esasların  bütünü  ve

                             bunları konu edinen bilim dalı. TDVİA. 

ALAK                     : Genellikle “kan  pıhtısı”  diye  açıklanan alak’ın, döllenmiş hücrenin ana

                                   Rahminde tutunan, yani  embriyon safhasından  önceki  halini (nidation)  

                                   ifade ettiğini söylemek olanaklıdır.  Kur’an-ı Kerim Alak Suresi 2.Ayet- 

                                   de adı geçmektedir.   TDVİA 

ALEM                     : Maddi ve manevi,görülen ve görülmeyen, dünyada ve ahrette Allah Tea-

                             la’nın yarattığı her varlıktır. KKTAM.  Duyuya da akıl yoluyla kavrana-

                             bilen veya var  olduğu  düşünülebilen, Allah’ın  dışındaki  tüm varlık ve

                             olayların tamamını ifade eden terim.  TDVİA 

ALEVİ                    : Hz Ali’ye bağlı olan kimse.  TDK

ALEVİLİK             : Alevi olma durumu.  TDK

ALİ                         : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  İzzet,  onur  ve  egemenlik 

                                   bakımından en yüce.  Aşkın.  TDVİA

ALİM                     : Allah’ın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Hakkıyla  bilen, bilgi sahibi

                                  Zaman ve mekan  kaydı olmaksızın küçük büyük, gizli açık her  şeyi, her

                                  olayı hakkıyla bilen.  TDVİA    

ALLAH                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgi.  Varlığı  zorunlu  olan ve bü-

                                  tün övgülere  layık bulunan zatın özel ve en kapsamlı adı. Evren (Kainat)

                                  ’i yaratan  ve yöneten en yüce varlık.  Kur’an-ı Kerim O (Allah CC)’nun 

                                  Evren  (Alem)’in  yaratıcısı  ve devam  ettiricisi  olduğunu ifade ederken

                                  (Evvel ve ahir)  bir bakıma apaçık bir bakıma gizli (Zahir ve batın) oldu-

                                  ğunu da söylemiştir.(el-Hadid 57/3).  Etimolojik  anlamda değişik görüş-

                                  ler vardır.  TDVİA.                

AMEL                     : Dünya  ve ahrette  ceza  veya  ödül  konusu olan her türlü iş ve davranışı

                                  ifade eder.  TDVİA.

AMİN                     : Allah’a  yakarı  (Dua)’nın  kabulünü  temenni  etmek  niyetiyle  sonunda

                            söylenen bitiriş sözü.  TDVİA. 

ARŞ                        : Kur’an-ı  Kerim ve hadislerde kutsal (İlahi) egemenlik (Hükümranlık) ve

                                  kutsal (ilahi) taht anlamlarında kullanılan bir terim  TDVİA. 

ASABİYET            : Aynı  soydan gelenlerin veya bir başka nedenle aralarında yakınlık bulu-

                                  nanların kendilerine  karşı duranlara karşı birlikte hareket etmelerini sağ-

                            layan dayanışma duygusu.  TDVİA.  

ASHAB                  : Sözlükte “eskimiş sahipler, sahip çıkanlar”   Hz Muhammed SAV’i  gör-

                                   müş ve  onun  sohbetinde  bulunmuş, arkasında  saf  tutup namaz kılmış

                                   insanlar, sahabe.  TDK              

AYET                      : Allah’ın  varlığına,  yalvaç  (Peygamber)’ların  doğruluğuna  işaret eden

                                   delil,  mucize  anlamındadır.  Ayrıca  Kur’an-ı  Kerim  Surelerinin  belli 

                                   bölümlerinden her biri için kullanılan bir terimdir.     

                                                                      -80-

AZİM                      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği  ile ilgili.  Zatının ve sıfatlarının içe-

                                   riği anlaşılamayacak denli ulu.  TDVİA

AZİZ                       : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili. Yenilmeyen, yegane galip. 

                                   TDVİA       

AZRAİL                 : Dört büyük melekten, can almakla görevli olanı.

BAĞIŞ                    : Bağışlanan şey, yardım, hibe, teberru.  TDK.

BAĞIŞLAMAK     : Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek.Herhangi bir kötü

                            kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek.  Görevden çek-

                            mek, almak.  Hoş görmek.  TDK.  

BAİS                       : Tanrı’nın isimlerinden biri  Varoluşsal (Kevni).  Ölümden sonra dirilten. 

                                   TDVİA

BAKİ                      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Varlığının  sonu  olmayan. 

                                   TDVİA

BARİ’                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal  (Kevni).  Bir  model  olmaksızın

                                   canlıları yaratan.  TDVİA

BASIT                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni). Rızkı genişleten, ruhla-

                                   rı bedenlerine yayan.  TDVİA  

BASİR                    : Tanrı’nın isimlerinden.  Kişiliği ile ilgili.  Gören.  TDVİA

BATIL                    : Hz. Muhammed’e   veya  bir  İslam  büyüğüne  nispet  edilen asılsız söz. 

                            Gerçeğe uymayan  inanç  hüküm ve düşünceleri ifade eden terim, hakkın

                            karşıtı.  TDVİA           

BATIN                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Arapça  oba  anlamındadır. 

                                  Vakıf,vasiyet ve miras hukukunda; soyun nesep bakımından derecelerini

                                  ifade eder.  Gizli olanı bilmek,  bir şeyin iç yüzüne ve bir kimsenin sırla-

                                  rına vakıf olmak.  TDVİA 

BEDİ’                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).   Eşi ve örneği olmayan,

                                  sanatkarane yaratan.  TDVİA

BER                        : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  İyilik eden, vaadini  yerine

                                   getiren.  TDVİA     

BESMELE             : Kur’an’da özel bir konuma sahiptir. 009. Tevbe  Suresi hariç tüm surele-

                                  rin başında yer almıştır. Ancak, surelerden bağımsızdır. Yaygın görüşe

                                  göre Besmele Fatiha suresinin birinci ayeti olarak numaralandırılır.                                 

BEŞER                   : İnsani insanoğlu.

BİLİM                    : Arapça ilim. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, de-

                            neye  dayanan  yöntemler  ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya                  

                            çalışan düzenli bilgi  TDK.  

BİLİMSEL

DÜŞÜNCE:           : Bilim  temeline  dayanan, özgür eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce. 

                                  Uzmanlığa ve bilime dayanan düşünce.  TDK   

BOZGUNCULUK : Kargaşa çıkarma, kaos yaratma.  Var olan düzeni dağıtma, bozma.        

BUĞZ                    : Düşmanlık duygusu, nefret, kin, içten düşmanlık göstermek anlamlarında

                            dır  TDK.  Ayrıca; çekememe, istememe, incitme.

BUĞZETME          : Kin besleme.

BUKAĞI                : Ağır  cezalıların  ayaklarına  takılıp, ucuna pranga bağlanan demir halka.

                                  Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek.  TDK. 

BUTLAN               : Bir tapınmanın(İbadetin) veya yasal işlemin temeldeki bir noksanlık veya

                            bozukluk  nedeniyle  geçersiz (Hükümsüz) olması  anlamında  kullanılan

                            fıkıh terimi.  TDVİA.

CAFERİLİK          : Caferi düşünce ekolü, imamiye-i isnaaşeriye İslam mezhebinin temelini

                                                                            -81-

                                  teşkil eden  fıkıh  ekolü.  Caferiye  Şiiliği  olarak  adlandırıldığı  da  olur. 

                                  Şiilerin çoğunluğunun mensup olduğu fıkhi mezheptir.  Vikipedi.   

CAHİL                   : Öğrenim  görmemiş,  okumamış, belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan,

                                 deneysiz, geç, toy kişi.  TDK.     

CAHİLİYE            : Özel olarak Arapların İslamdan önceki dini ve sosyal yaşam anlayışlarını

                                  genel olarak da kişilerin ve toplumların günah ve doğruluk, iyilik düzen-

                                  lerine  baş  kaldırma (İsyan)’larını ifade eden bir kavramdır.  TDVİA.     

CAMİ’                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Toplayıp     düzenleyen,

                                 kıyamet gününü hesaba çekmek için yaratılanları toplayan.  TDVİA

CEBBAR               : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  İradesini her durumda yürü

                                  ten, yaratılmışların halini iyileştiren.  TDVİA                

CEBRAİL              : Kutsal (İlahi) emirleri  meleklere  ve Allah’ın  elçilerine  ulaştıran  Vahiy

                                  Meleği.  Ruhul  Kudüs  ve  Ruhül  Emin Kur’an_ı Kerim’de Cebrail için

                                  kullanılan isimlerdir.  TDVİA                                    :

CEHENNEM         : Allah’ı inkar edenlerin ve günahkarların ahrette cezalandırılacakları yer.

                            TDİA.

CELİL                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Azamet sahibi.  TDVİA

CEMAAT              : Ashab, “müctehid imamlar veya her devirdeki Müslümanların çoğunluğu

                           ” gibi anlamlara  gelen ve Ehli sünnet için kullanılan bir tabir.  Müslüman

                            ların din  kardeşliği esasına dayalı olarak gerçekleştirdikleri ve  katılmak 

                            zorunda oldukları  (Katılmak  zorunda  bırakıldıkları)  birlik,  beraberlik. 

                            Kütüb-i sitte yazarları hakkında kullanılan hadis terimi.  TDVİA.            

CENNET                : Bütün dinsel inanışlarına göre inananların ölümden veya kıyametin kop-

                            masından sonra sonsuz mutluluk içinde yaşayacakları yer.TDVİA

CEZA                     : İnsanların fiil ve davranışlarının dünyada veya ahretteki karşılığı kelam,

                                  suçluya uygulanacak maddi ve tinsel manevi yaptırım anlamında fıkıh

                                  terimi.  TDVİA.                        

CİN                         : Duyularla  algılanamayan  ve insanlar  gibi kutsal (İlahi) emirlere uymak

                             la yükümlü tutulan varlık türü.  TDVİA.

CÖMERT                : Cömertlik yapan.Eldeki olanakları, kabul edilir (Meşru) ölçüler içinde,

                                   gönüllü  olarak  ve  karşılık beklemeden başkalarının yayarına sunan. 

                                   Ahlak  kitaplarında cömertlik; israf ve cimrilik diye adlandırılan iki aşı-

                             rılığın (Rezilet) ortası sayılmıştır.  TDVİA.                                :      

DALALET              : Haktan yüz çevirip batıla yönelme, kutsal (İlahi) buyruklara aykırı dav-

                             ranma anlamına gelen bir kavram.

DAR (ZAR)            : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni) Zarar veren.  TDVİA

DİN                         : Seyyid  Şerif el-Cürcani: Akıl  sahiplerini  Allah’ın  elçilerinin bildirdiği

                             gerçekleri benimsemeye  çağıran  kutsal bir yasadır.  Zebidi: Akıl sahibi

                             insanları kendi  tercihleriyle  bizzat  hayırlı  olan  şeylere  götüren kutsal

                             (İlahi) bir yasadır.  Tehanevi: Akıl sahiplerini kendi istençleriyle (İrade-

                             leriyle) şimdiki halde (Dünyada)  salaha, gelecekte (Ahrette) felaha sevk

                             eden,   Allah  tarafından   konulmuş  bir  yasadır.  M. Hamdi Yazır: Din,

                             insanlar arasında  ihtilaf  ve çekişmeleri  önleyerek  barış  içinde  olmayı

                             (Müsalemeyi) sağlayan bir yasadır.  (Hak Dini, II.61-64).  TDVİA.  

DİN GÜNÜ             : İslam inanışında “ödül ve ceza günü”.  Her insanın ahrette hesaba çekil-

                                   diği ve hakkında hüküm verildiği gün.  KYTMT   

DİYANET               : Din kurallarına tam bağlı olma durumu.  TDK 

DÜŞÜNCE             : Uzay ve  zamanın  ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, du-

                                   yularla değil, yalnızca ruhen ve aklen algılanabilen asıl gerçeklik.  Fikir,

                                                                                 -82-

                                   ide, idea.  Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyeti tasarı, tasa, kay-

                                   gı, sıkıntı, ilke, yönetici, sav.  TDK

ECEL                      : Allah  tarafından her canlı için önceden takdir edilen yaşam süresi ve bu

                            sürenin sonu olan ölüm zamanı anlamında kelam terimi.  TDVİA 

ECİR                       : Kur’an-ı Kerim’de tekil ve çoğul  olarak geçen ecir: bu ayetlerde daha

                            çok “ödül”, bazen de “ceza” anlamına gelir. (Al-i İmran 3/185, ayrıca

                            “mehir” anlamında da kullanılmıştır.(en-Nisa 4/24-25)TDVİA

EHL-İ SÜNNET     : Sözlükte “manevi  alanda  çizilen  yolu  benimseyenler “  İslam  indinde:

                                  “Hz Muhammed SAV ile ashab  cemaatinin  İslam dininin temel konula-

                                  rında izledikleri yolu benimseyenler”  TDVİA  

ESİRGEME            : Koruma, himaye etme.  TDK

EVLATLIK            : Nesebi belli olsun veya olmasın, kendi  çocuğu  olarak kabul edilen baş-

                                  başkasına ait çocuk.  Evlatlık edinme geçmişte  ve günümüzde rastlanan

                            toplumsal ve hukuksal bir olaydır.  TDVİA  

EVREN                  : Kainat. Gök varlıklarının bütünü, cihan, alem, kozmos. Düzenli ve uyum

                                  lu bir bütün olarak düşünülen tüm varlıklar.  Büyük yılan.  Kişinin içinde

                                  yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam.  TDK     

EVVEL                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili..Varlığının başlangıcı olma- 

                                  yan.  TDVİA

EZAN                    : Bildirmek, duyurmak anlamındadır. Farz namazların vaktinin geldiğini

                           müminlere duyurmayı ifade eder. Müezzin: ezan okuyan, mi’zene: ezan

                           okunan yer (Minare) demektir.  Kur’an-ı Kerim (et-Tevbe 9/3)’de geç-

                           mektedir.  TDVİA.     

FAKİH                   : Din  bilgini, fıkıh bilgini. Sözlükte bilmek, her şeyi iyi anlamak anlamın-

                            dadır.  TDVİA.

FARZ                     : Sert bir cismi  kertmek, parçalara ayırmak, bir şeyi belirlemek, kesinleş-

                            tirmek anlamlarındadır.  Fıkıh usulünde: dinin inananlardan yapılması

                            kesinlikle ve bağlayıcı şekilde istediği eylem (fiil) anlamında fıkıh usulü

                            terimidir.  TDVİA.                                    :

FASIK                    : Sıfat  olarak; Allah’ın  emirlerini  tanımayan, günah işleyen.  Haram işle-

                                  yen ve bu günahları bilen, bile bile günaha giden.  TDK

FAZİLET               : İnsanın  iyilik  yapmasını ve kötülükten uzak durmasını sağlayan ruhsal

                           yetenekler.  Kur’an- Kerim’in genelinde adalet, itidal, hoşgörü, doğruluk,

                           dürüstlük, azim, sebat, ülfet, kardeşlik, dostluk, sevgi,dayanışma, barışçı- 

                           lık, cömertlik, tövbe, tevekkül, kanaatkarlık, Allah’a itaat ve teslimiyet,

                           hikmet, hayırda yarışma, güler yüzlülük, ölçü ve tartıda dürüst  davranma

                           selamlaşma, ağırbaşlılık, cesaret ve kahramanlık gibi bir çok faziletli tu-

                           tutum ve davranış üzerinde durulmuştur.  TDVİA.       

FELAH                  : Dünya ve ahret mutluluğu. 

FELSEFE               : Varlık, bilgi ve değerler alanıyla ilgili sorunları akılcı,deneysel, eleştirel

                                  yöntemlerle inceleyen ve temellendiren  sistemli düşünsel etkinlikler

                                  bütünü.  TDVİA.   

FER’İ                      : Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan, ikinci dereceden.  TDK

FESAD                   : Bozulmak, Çürümek.  Bir  tapınmanın  (İbadetin) veya hukuksal işlemin,

                                  vasıf ve koşullarındaki eksiklik ve bozukluk nedeniyle hükümsüz olması

                                  anlamında fıkıh terimi.  TDVİA

FETTAH                 : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  İyilik kapılarını açan, arabulu

                                   culuk (Hakemlik yapan.  TDVİA

FEYİZ                     : Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket, artma, çoğalma,  ilerleme, ekinsel

                                                                           -83-

                                   gelişme, olgunluk.  TDK

FIKIH                     : İslam tapınma (ibadet) ve hukuk bilimi. Sözlük anlamı bir şeyi iyi ve tam

                            anlamak, kavramak demektir.  İslam toplumunda dinsel bilginin gelişip,

                            alt dallarının oluşmasına koşut olarak VIII yüzyılın sonların  dan itibaren

                            İlam’ın kişisel ve toplumsal yaşama dair ameli hükümlerini bilmeyi  ve

                            bu konuyu inceleyen bir bilim dalını ifade eden bir terim halini almaya

                            başlamıştır.  TDVİA  

FITRAT                  : İnsanın doğuştan sahip olduğu bütün özelliklerini ifade eden bir kavram. 

                                  Sözlük anlamı,yarmak, icat etmek, yaratılış, belli yetenek ve yatkınlığına

                            sahip oluş.  İlk yaratılış, bir bakıma mutlak yokluğun yarılarak içinden

                            varlığın çıkması (Büyük patlama) şeklinde telakki edildiğinden; fıtrat

                            sözcüğü ile ifade edilmiştir.  Buna göre fıtrat: “ilk yaratılış anında varlık

                            türlerinin temel yapısını, karakterini ve henüz dış etkilerden etkilenme-

                            miş olan ilk durumlarını belirtir.  TDVİA.       

FİİL                         : Eylem.  İş, davranış.  Olumlu  veya olumsuz olarak çekimli durumda za-

                                   man kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavrami veren

                                   sözcük.  TDK    

FİRASET                : İnsanların, varlık  ve olayların  iç yüzünü keşfetme, gelecek hakkında

                                  doğru tahminde bulunma yetisi anlamında bir terim ve bu konuyu ele 

                            alan bilim dalı. TDVİA.  

FİRAVUN              : Eski Mısır krallarının ünvanı.  Krallık sarayını ve orada oturanları ifade

                                  etmektedir.  Kur’an_ı Kerim’de firavun sözcüğü yalnızca Hz Musa döne

                                  mindeki Mısır Kralını ifade etmekte olup Hz Yusuf devrindeki Kral için

                                  “rab” ve “ melik” sözcükleri kullanılmaktadır.  TDVİA.                          

FİTNE                    : Sınav, iyi veya kötü şeylerle deneme;dinsel, toplumsal ve siyasal kargaşa

                                  anlamlarında kullanılan geniş kapsamlı bir kavram. Kur’an’da başlıca şu

                                  anlamlara geldiği görülür: Sınama, deneme, şirk, küfür, müşriklerin Müs

                                  lümanlara uyguladıkları ve şirke döndürmeyi amaçlayan baskılar, sapık-

                                  lık, sapma, saptırma, azap, işkence, ateşe atma, düşman saldırısı, Allah’n

                                  kullarına farklı olanaklar vererek birbirlerine karşı niyet ve tutumlarını

                                   ortaya çıkarması, şeytanın hile ve tuzağı, şeytanın zayıf ruhlu kişilere

                                   aşıladığı batıl inanç ve kuruntu, delilik.  TDVİA.         

FURKAN               : İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren.  TDK

GAFFAR                : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Daima    affeden,  tekrarlanan

                                    günahları affeden.  TDVİA  

GAFLET                 : Dünya veya ahiret yaşamı için gerekli olan bir şeyin önemini kavraya-

                                   mama halini ifade eden ahlak ve tasavvuf kavramıdır.  Kur’an-ı Kerim’

                                   de maddi ve manevi çıkarlarından habersiz olanı gafil, yararlı olan bir

                                    şeyi bilerek terk etmek gaflet olarak nitelenmiştir  TDVİA. 

GAFÜR                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Bütün  günahları  bağışlayan. 

                                   TDVİA

GANİ                      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her şeyden müstağni, ken-

                                   di dışındaki her şey O (Allah CC)’na muhtaç. TDVİA        

GAYB                     : Melekler alemi.  Madde ötesi varlıklar.  Gizli olan, görünmeyen.  TDK.

GÖKLER                : Evren

GÜNAH                  : Kutsal emir ve yasaklara aykırı davranış ve eylemler.  Günah bu emirle-

                                   rin yerine getirilmemesi veya yasakların çiğnenmesiyle ortaya çıkan ve

                                   dini,ahlaki ve vicdani açıdan sorumluluk gerektiren bir olgudur. Toplum

                                   sal yaşamda yasa ve kuralların çiğnenmesi suç olarak adlandırılırken din

                                                                                    -84-

                                   alanındaki hata ve aşırılıklar günah kabul edilir.  TDVİA  

HABİR                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği  ile  ilgili.  Her    şeyin   içyüzünden

                                   haberdar olan.  TDVİA

HAC                        : Kutsal kabul edilen mekanları din maksatlı ziyaret etme. İslam’ın beş ko

                                   şulu (Şart)’undan biri.  Pagan veya diğer tüm dinlerde kutsal mekanları

                                   ziyaret etme ritüeli var olmuştur.  TDVİA

HADİ                      : Tanrı’nın isimlerinden biri. İnsanla ilgili.  Yol  gösteren, murada erdiren.      

                                  TDVİA

HADİS                    : Hz Muhammed SAV’in  sözlerini, yaptıklarını ve onayladıklarını tanım-

                                   layan kavram.  Hadisleri araştırma, saptama, geleceğe devretme ve anla-

                                   maya yönelik Bilim dalı.  TDVİA

HAFID                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Alçaltan      zillete     düşüren.

                                   TDVİA

HAFIZ                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Koruyup   gözeten   ve

                                   dengede tutan.  TDVİA

HAİN                      : İhanet eden.

HAK                       : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Fiilen  var  olan, varlığı ve

                                   kutsallığı (Uluhiyeti) gerçek olan. Sözlükte “gerçek, sabit  ve  doğru  ol-

                                   mak, gerekmek, bir şeyi  gerçekleştirmek, bir şeye yakinen vakıf olmak,

                                   varlığı kesin olan şey.  Çoğulu hukuk. Batılın zıddı kabul edilir. Hz Mu-

                                   hammed SAV’in duası: “Allahım!  Sen  haksın,senin  vaadin haktır,sana

                                   kavuşmak haktır,senin sözün  haktır, cennet haktır, cehennem haktır,yal-

                                  vaçlar (Peygamberler) haktır,Muhammed haktır, kıyamet haktır.TDVİA  

HAKEM                 : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Son hükmü veren. TDVİA

HAKİM                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Bütün   emirleri   ve   işleri

                                  yerli yerinde olan.  TDVİA

HALİFE                 : Sözlükte; arkada olmak, birinin arkasından gelmek, yerine geçmek.  Özel   

                                  olarak “birinin yerine geçerek işini, görevini devam ettiren.  Yeryüzünde

                                  bir  halife yaratacağım (el-Bakara 2/30) ayetiyle insanın Allah’ın halifesi

                                  olup olmayacağı İslam bilimciler tarafından tartışılmıştır.    

HALİK                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Takdirine uygun bir şe-

                                  kilde yaratan.  TDVİA 

HALİM                  : Tanrı’nın  isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Sabırlı  ve  temkinli, akıllı  ve

                                  ağırbaşlı olan, acele  ve  kızgınlıkla  karşılık  vermeyip, ileride  meydana

                                  gelecek gelişmelere fırsat tanıyan.  Dil bilimciler “gücü olduğu halde ce- 

                                  zalandırmayan ve cezayı  büsbütün terk etmeyip, gelişmelere  göre  hare-

                                  ket eden” şeklinde tanımlamışlardır.  TDVİA   

HAMD                   : Türkçede  övme, teşekkür  etme. Yalnızca Allah’a yapılır. Allah’ın, fıtrat      

                                  ve özellikleri takdir edip yaratarak insanlara bahşeden kudretinin eseridir

                            Hamd ile karşılık verilir.

HAMİD                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliğiyle ilgili.  Övülmeye layık.  TDVİA                    

HANBELİ

MEZHEBİ:             : Mezhebi Dört büyük Sünni fıkıh mezhebinden  biri.  Ahmet b. Hanbel’in

                                  görüşleri etrafında oluşan ve ona nispetle  anılan mezhep kolu.  Ehl-i re’

                                  y ’e karşın, “ehl-i hadis” görüşüne  yatkın olduğu anlaşılmaktadır.  Mu-

                                  tezile’ye karşı verdiği mücadeleden;hadisçiliği ve fıkıhçılığı yanında,

                                  aynı zamanda Ehl-i sünnet inancının yerleşmesine katkıda bulunmuştur.  

                                  TDVİA            

HANEFİ

                                                                         -85-

MEZHEBİ             : Dört büyük Sünni fıkıh mezhebinden biri.  İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin

                                  görüşleri etrafında oluşan ve ona nispetle anılan mezhep kolu.  Emevi’ler

                                  devrinde  coğrafi  genişlemeyle  oluşan çevre farklılığın adayalı Hicaz ve

                                                                        -

                                  Irak ekolleri, hüküm  çıkarmada  re’y  ve hadis’e  verilecek  yer ve değer

                                  konusuyla ilgili metodolojik bir ayrışma noktasına gelmiştir.Bu ayrışma-

                                  da Iraklılar  re’yciliği (ehl-re’y), Hicazlılar ise eser veya hadisçiliği (ehl-i

                                  eser, ehl-i re’y) temsil ediyordu.  İmam-ı Azam Ebu Hanife ehl-i re’y ‘in

                                  önderliğini yapıyordu.  TDVİA        

HARAM                 : Sözlükte; “bir şeyin bir kimseye yasak olması”  Dince yasaklanan eylem.  

HASİB                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Kullarına yeten, onları hesaba

                                   çeken.  TDVİA

HAY                       : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili. Ebedi hayatla diri Sözlükte

                                  yaşamak, diri ve canlı olmak.  TDVİA.

HAYA                    : Kınanma endişesiyle, kurallara aykırı davranmaktan kaçınma.  TDK

HAYIR                   : Sözlükte  “iyi olmak, iyilik etmek, üstün olmak, üstün kılmak”  Ragıp el-

                                  Isfahani “akıl,  adalet, fazilet  ve  yararlı  nesne”  Kur’an-ı Kerim’de 179

                                  yerde  geçer  “iyi,  güzel,  değerli,  yararlı  ve  mal mülk  gibi   arzulanan

                                  şeyler” el-Müfredat, “hyr”  md 1.).  Bu  kavram  genişliği, hayrın bir çok

                                  ayette  çeşitli  olumsuz  kavramların zıttı olarak kullanılmaktadır.  Şer’in

                                  zıttı.  TDVİA

HELAK                  : Ölme, öldürme, yok olma, yok etme.  TDK

HELAL                   : Yapılması  dine  göre serbest olan fiil.  Haramın karşıtı.  Kurallara, gele-

                                   neklere uygun.  Meşru, nikahlı eş.  TDK 

HIYANET              : Hainlik, ihanet.

HİCRET                 : Sözlükte, terk  etmek, ayrılmak, ilgisini  kesmek. Dini nedenlerle bir yer-

                                  den diğer bir  yere  göçme ve  özellikle Hz Muhammed SAV’ın Mekke’-

                                  den Medine’ye  göç  etmesi  olayı.  Taif’liler  ve  diğer  kabileler Resul-i

                                  Ekrem’i reddederken, Medine’den gelenlerin daha ilk  görüşmede İslama

                                   girmeleri ve her türlü tehlikeye ve sıkıntıyı göze alarak şehrin  kapılarını

                                   açmaları, Medine’nin  hicret  yeri  olmasını  sağlamıştır.  Böylece  İslam

                                   Dini gelişme  ve yayılma olanağı bulmuştur.  Hicret edenlere “muhacir”

                                   denir”  TDVİA       

HİDAYET               : Dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak yolu gösterme. Sözlükte; “doğ-

                                   ru yola gitmek, doğru  yolu  göstermek”  ve  “doğru yol, kılavuzluk” an-

                                   lamlarındadır.  TDVİA

HİKMET                 : Klasik sözlüklerde; yargıda  bulunmak, engellemek,  gemlemek,  alıkoy-

                                   mak, sağlam olmak anlamlarındaki Arapça ihkam mastarı ile ilişki kuru-

                                   lur.  İbrahim el-Farabi  hikmetin anlamını  kısaca  “anlamları  algılamak

                                   (İdrak etmek) şeklinde açıklamaktadır.  (Divan’ül-edeb, 1,200).  TDVİA    

HOŞGÖRÜ             : Her şeyi  anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, mü-

                                   samaha, tolerans.  TDK 

HUKUK                  : “Kişilerin birbirleriyle veya devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallar

                                   bütünü,  haklar“  anlamında  bir  kavram.  Hak  kavramının çoğulu, yani

                                   genel anlamda “Haklar”.  TDVİA

HUŞU                     : Allah’a duyulan saygının gereği olarak, başta namaz olmak üzere ibadet-

                                   lerin yerine  getirilmesi sırasında  sükunet  ve alçak  gönüllülük (tevazu)

                                   içinde  bulunma .  TDVİA 

HUTAME               : Cehennemin adlarından biri.  TDH

                                                                                 -86-

HUZUR                  : Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, erinç, bir yerde bulunma.  TDK

HÜKÜM                 : Sözlükte “iyileştirmek  amacıyla  menetmek,  düzeltmek,  karar vermek”

                                   Anlamlarında Arapça masdar ve “Bilim, derin anlayış, siyası egemenlik,

                                   karar ve yargı” anlamlarında isimdir.  TDVİA

İBADET                  : Kulluk, tapınma.  Allah’a karşı  sevgi, korku  ve boyun eğme duyguları-

                             nın ibadetin  temelini  oluşturur.  Kul, dünya  yaşamını bir sınavı olarak,

                             özgün iradesiyle yerine getirmekte veya ihmal etmektedir.  TDVİA

İÇTİHAT                : Sözlükte “bir konuda elden gelen çabayı harcamak.  Bir şeyi elde edebil-

                                  mek için olanca gücü harcamak”  Nas’sın (bkz. Nas) söylem ve anlamın-

                                  dan hareketle, Nas’sın bulunmadığında da çeşitli araştırma (istinbat) yön

                                  temleri kullanılarak yargısal ve şer’i (bkz. Şer’i) hüküm hakkında düşün

                                  sel, sanlı (zanni) bilgiye ulaşma çabası.  TDVİA          

İHLAS                    : Kulun  bütün  davranışları  ve sözlerine  yalnızca Allah’ın rızasını gözet-

                                  mesi anlamında  ahlak  terimi.  Sözlükte: “bir şeyi, içine  karışmış ve de-

                                  ğerini düşürmüş  olan  başka  şeylerden temizleme, arındırmak, saflaştır-

                                  mak.  Kavram olarak: “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından

                                  arındırıp, yalnızca Allah için yapmak”  TDVİA

İHSAN                    : Genel olarak iyilik ve lütufda bulunmak, bir işi en güzel şekilde yapmak. 

                                   Başkasına iyilik etmek, yaptığı işi güzel yapmak.  TDVİA  

İKRA                       : OKU.  İslam’ın ilk emri.  Hiç, okuyanla okumayan bir olur mu?

İLAH                       : Tanrı.  İlah  Arapça asıllıdır.  Tapılmaya layık görülen yüce varlık. Tapı-

                                   nılan, yüceliği  karşısında hayrete düşülen gönülden bağlanılıp sığınılan,

                                   duyularla agılanamayan varlık.  Allah Tanrı’nın gerçek ismi.  TDVİA 

İLHAM                   : Feyiz yoluyla insanın kalbine ulaştırılan bilgi.  Sözlükte: yutturmak.  Te-

                                   rim  olarak  ”Allah’ın,  doğrudan  veya  melek  aracılığıyla  iyilik  telkin

                                   eden bilgileri insanın kalbine ulaştırması”  TDVİA 

İLİM                        : Bakınız BİLİM

İLLİYYİN               : Amel  defterlerinin  bulunduğu  yer  anlamında  Kur’an terimi.  Sözlükte

                                   Arapça “yükselmek” anlamındaki  ulüv  (ala) kökünden  türeyen ve “üst

                                   makam, yüksek derece” demek olan illiyy sözcüğünün çoğulu.  TDVİA

İMAM                     : Arapça; önder, lider.  Cemaatte namaz kıldıran kişi.  Devlet başkanı.      

İMAN                      : İnanmak.  Din   adına   tebliğ   ettiği   konularda   yalvaç   (peygamber)’ı

                                  doğrulamak.  Güven duygusu içinde onaylamak, inanmak. Allah’tan alıp

                                  din adına tebliğ ettiği kesinlik kazanan hususlarda yalvaçları onaylamak, 

                                  inanmak.  Allah’a inananlara (iman edenlere) Müslüman denir.  TDVİA   

İNCİL                     : Hz İsa’ya  verilen  kutsal  (İlahi)  kitabın  Kur’an’daki adı.  Hristiyanlara

                                  göre Ahd-i Cedid’de İncil, yazılı bir metin değil Mesih (Hz İsa) ve hava-

                                  rilerin bildirdiği ileti (Mesaj)’yi ve müjdeyi, şifahi tebliğ.  TDVİA

İNHİSAR               : Yed-i Vahit, Tekel.  

İNKAR                   : Sözlükte  “kabul  etmemek,  reddetmek,  hoş  görmemek”  anlamındadır. 

                                  Bunları sergileyen, böyle davrananlara “münkir” abı verilir.  TDVİA

İRADE                   : Bir davranışı tercih edip gerçekleştirme gücü. Sözlükte: istemek, dilemek 

                                  Nefsin yapılması gerektiğine hükmettiği bir işi, bir amacı gerçekleştirme

                                  yi istemesi, ona yönelmesi.  Canlıyı, kendisinden değişik içerikteki fiille-

                                  rin doğmasını sağlayacak bir duruma getiren nitelik.  Bir yarar elde etme

                                  inancının ardından doğan eğilim.  TDVİA     .             

İRŞAD                   : Hem ianan ve hem de inanmayanlara doğru yolu gösterme.  TDVİA     

İSLAM                   : Son  kutsal  (İlahi)  din.  Sözlükte, kurtuluşa ermek, boyun eğmek, teslim

                                  olmak, teslim  etmek, barış  yapmak.  “Boyun  eğmek ve iradi olarak uy-

                                                                                   -87-

                                  mak suretiyle  barış ortamına  girmek” İbn Kuteybe. Allah’ın  Yalvaçları

                                 (Peygamberleri) ile  kullarına  gönderdiği  dinlerin  genel adıdır. İslam’da

                                  akıl, vahiy ve vicdan birlikte düşünülmelidir.  TDVİA  

İSRAF                    : Gerçek, geçerli  (Meşru)  ve  makul olanın dışına çıkma, itidalden sapma. 

                                  Sözlükte, “haddi  aşma, hata, cahillik, gaflet”, israf sözcüğü genel olarak

                                  inanç, söz  ve davranışta  dinin, akıl  veya örfün uygun gördüğü ölçülerin

                                  dışına  çıkmayı, özellikle  mal  ve olanakları meşru olmayan amaçlar için

                                  saçıp savurmayı ifade eder.  TDVİA   

İSRAFİL                : İslam inancına göre; dört büyük melekten biri olup kıyamet gününde Sur

                                  ’a üflemekle görevlidir.  TDVİA  

İSTİĞFAR             : Kişinin kusurunun bağışlanmasını Allah’tan istemesi.  TDVİA

İTAAT                    : Yasal (meşru) emir  ve isteklere  uyma.  Sözlükte. Arap’ça tav kökünden

                                  türemiştir ve aynı anlamlara gelmektedir.  Şöyle; “baş eğmek, emredileni

                                  yerine getirmek, söz dinlemek”  TDVİA 

İTİDAL                  : Duygu, düşünce, ahlak  ve davranışlardaki denge.  Sözlükte. “iki aşırı tu-

                                  tum ve davranış arasındaki orta hal”.  TDVİA

İ’TİKAD                : Sağlamlaştırmak,  kesin  karar  vermek, onaylamak  (tasdik etmek)  anla-

                                  mındadır.  İman karşılığı kullanılır.  TDVİA  

İZZET                    : Yenilgiye  uğramayı  ve aşağılanmayı  önleyen  güçlü  ve saygın  konum. 

                                 Sözlükte “güçlü  ve üstün  olmak, galip  gelmek, saygın  olmak”  yanında

                                 “bir kimsenin başkaları karşısında bedenseli psikolojik, geçimsel (ekono-

                                  mik),  toplumsal statü vb. yönlerden  güçlü, etkin ve saygın olması, baskı

                                  altına  alınamaz  bir  konumda  bulunması durumu”.   “Acizlik, alçaklık”

                                  anlamındaki zillet’in karşıtı olarak kullanılır.  TDVİA   

KABIZ                   : Tanrının isimlerinden biri.  Varoluşsal  (Kevni).  Rızkı  tutan,    canlıların

                            ruhunu alan.  TDVİA

KABİLE                 : Aynı  soya mensup, aileler topluluğu. Aynı atadan gelen ve birbirine kan

                                  bağıyla bağlı bulunan büyük insan topluluğu. Soy birliği bilincine dayalı

                                  toplumsal, geçimsel  (ekonomik) ve siyasal örgütlenme biçimini de ifade

                                  eden, nesilden nesile aktarılan kültürün bir arada tuttuğu kabilenin kimli-

                                  ği: din, dil (lehçe), tarihsel aktarımlar ve türe farklılaşması gibi sembolik

                                  alanlarda ortaya çıkar.  TDVİA      

KADER                  : Allah’ın  nesneleri  ve olayları , özellikle sorumluluk doğuran beşeri fiil-

                                  leri, ezelde planlayıp, zamanı gelince yaratması. Sözlükte “gücü yetmek,

                                  planlamak, ölçü ile yapmak, bir şeyin şeklini ve niteliğini  belirtmek, de-                                                        

                                  ğerini bilmek, rızkını  daraltmak” ve “Allah’ın  bütün  nesne  ve  olayları

                                  ezeli ilmiyle bilip belirlemesi”.  TDVİA    

KADI                      : Özellikle Osmanlı’da, “hukuksal uyuşmazlıkları  karara  bağlamak üzere

                                  Devlet’çe  atanan  görevli.  İnsanlar arasında  meydana gelen çekişme ve

                                  davaları şer’i hükümlere göre çözümlemek.(el-Mecelle md.1785)TDVİA  

KADİR                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her  şeye gücü yeten, kud-

                            retli.  TDVİA

KAFİR                    : Küfrü benimsemeyen.  “fıtri yeteneğini köreltip, örten”  TDVİA  

KAHHAR               : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili. Yenilmeyen, yegane galip.  

                            TDVİA

KASEM                  : Bakınız. Yemin. 

KAVİ                      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her  şeye gücü yeten, kud-

                             retli.  TDVİA

KAVİM                  : Topluluk, halk, ırk.  Sözlükte “aynı  soydan  gelen, töre, dil ve ekin (kül-

                                                                                    -88-

                                  tür)’leri bir olan insan topluluğu”  Irk ve ulus  anlamlarında da  kulanılır. 

                                  TDVİA

KAYYÜM              : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni). Her şeyin varlığı kendi- 

                             sine bağlı olup, Evren (Kainat)’i yöneten.  TDVİA

KAZA                     : Tanrısal (İlahi) takdirin zamanı gelince gerçekleştirilmesi (Kader).Vakti

                                   içinde  yerine  getirilemeyen  bir ibadetin, daha sonra yerine getirilmesi. 

                                   Yargılama hukuku ve yargı kararı. Osmanlı’da  Kadı’nın yetki alanı.  İl-

                                   çe, kaymakamlık.  TDVİA                                

KEBİR                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Zatının  ve sıfatlarının içe-

                             riği anlaşılamayacak kadar ulu.  TDVİA    

KELAM                  : İslam dininin ana ilkelerini konu edinen bilim dalı.  Sözlükte “bir düşün-

                                   ceyi tam olarak anlatan söz”  Konusuna göre yapılan tanımların; bir kıs-

                                   mı Allah’tan  başka  nübüvveti, bir kısmı da ahireti tanımının kapsamına

                                   almakla yetinmiştir (et-Tar’ifat, “Kelam” md., Topaloğlu. S.48), bir kıs-

                                   mı imanın üç temel esasına da yer vermiştir.  Buna göre: “Allah’ın kişi-l

                                   liğinden ve sıfatlarından, nübüvvet konularından, başlangıç ve sonuç iti-

                                   bariyle  evrenin  hallerinden   İslam  yasaları  gözleminde  bahseden  bir

                                   bilim dalıdır.  TDVİA  

KELİMEYİ               : İslam’ın beş koşulundan biri. Eşhedüenla İlahe İllallah ve Eşhedü enne  

ŞEHADET                  Muhammeden Abdühu ve Resulühu.                                   :     

KEREM                   : Soyluluk, Büyüklük, cömertlik.

KERİM                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili. Fazilet türlerinin   hepsine

                                   sahip.  TDVİA

KEVN                     : Toplumda bulunmak, yaratılan her şey. Doğa alanındaki varoluş.TDVİA                    

KEVSER                 :Sözlükte  sıfat  olarak “çok, pek çok”, isim olarak da “iyilik ve hayır” an-

                                  lamlarındadır.  Kur’an-ı Kerim’in 108. suresidir.  Hz Muhammed SAV’i

                                  teselli etmek amaçlı indirildiği görüşü egemendir.  TDVİA

KIRAAT                 : Sözlükte “okumak”  Genellikle Kur’an okuma anlamında kullanılır.  Na- 

                                   mazın bir rüknü olarak  kıyam  halinde (ayakta durma) iken Kur’an oku-

                                  mak .  TDVİA  

KISAS                    : Sözlükte“ardından  gitmek, iz  sürmek, yaptığı  işte  birinin  yolunu izle-

                                   mek, kesmek, eşitlemek  ve  misilleme  yapmak”   Etkili fiil   suçlarında

                                   suçlunun işlediği fiile denk bir ceza.  TDVİA

KISSA                    : Sözlükte “bir kimsenin  izini sürmek, ardınca gitmek, bir kimseye bir ha-

                                  ber  veya  sözü  bildirmek”.  Kur’an-ı Kerim’de  tarihi  kişilerle  olaylara

                                  dair yer alan haberler ve bunlardan söz eden bilim.  Öykü.  TDVİA

KIYAM                  : Sözlükte “doğrulmak, ayakta durmak, yönelmek”  Fıkıhta kavram olarak

                                  “namazda ayakta durmak”  TDVİA                                                                                  

KIYAMET             : Kur’an-ı Kerm’de  kıyametin tasviriyle ilgili ayetlerden anlaşıldığına gö-

                            re, bu olay  (Kıyamet), evrende  var  olan  kozmik  düzenin bozulmasıyla

                            başlayacaktır.  TDVİA

KİTAP                    : Ciltli  veya  ciltsiz  olarak  bir  araya  getirilmiş, basılı  veya  yazılı  kağıt

                                   yaprakların bütünü.  Herhangi bir konuda yazılmış yapıt.  TDK  

KİTAP EHLİ          : Kutsal bir kitaba inananlar.  TDK

KOZMİK               : Gökbilim terimi.  Evren ve onun genel düzeniyle ilgili.  Evrensel.  Haber

                                  alma ile ilgili.  TDK

KUDDÜS               : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her  türlü  noksanlıklardan

                            arınmış Münezzeh).  TDVİA

KUL                       : Tanrı’ya  göre insan.  Sözlükte “esir, köle” Osmanlı Devleti’nin kapıkulu

                                                                                -89-

                                  askerleriyle askeri ve mülki yöneticileri için kullanılan kavram.  TDVİA  

KUR’AN                : İslam  Dini’nin  kutsal  kitabı.  Sözcük  anlamı “Harfleri bir araya getirip

                                  seslendirmek, okumak” olan  Kur’an  sözcüğü,  genel  kabule göre vahiy

                                  kaynaklı  diğer kutsal kitapların temel kurallarını, bilgilerini içerdiği için

                                  Hz Muhammed SAV’e gönderilen kitabın adı olmuştur.  KYTMT.

KURRA                  : Kıraat Alimleri.

KUT                        : Devlet  yönetiminde  güç, yaratıcılık  ve  yetki  bakımından sahip olunan

                                   üstün güç.  Mutluluk, Tanrısal  (ilahi)  bir kaynaktan gelen rahmet, bere-

                                   ket.  TDK

KUTSAL                : Tanrıya adanmış olan, tanrısal olan. Bozulmaması, dokunulmaması karşı

                                  Çıkılmaması, çiğnenmemesi gereken, üstüne titrenilen.  Güçlü bir dinsel

                                  saygı uyandıran ve uyandırması gereken.  TDK.  Kutsalı  belirleyen öge:

                                  kişinin, kaynağı doğa üstü sayılan varlığa sevgi ve korunmaya dayalı bir

                                  duyguyla bağlanması eylemidir.  TDVİA   

KUTSİYET            : Kutsallık.  Doğa  üstü  bir  güçte ve onunla temas sonucunda bazı  varlık-

                                  larda bulunduğuna  inanılan  aşkın  nitelik.  Yaratılmışlık özelliklerinden

                                  ve içeriğinin  algılanmasından  uzak  (münezzeh) oluş anlamında Allah’a

                                  atfedilen kavram.  TDVİA   

KÜFÜR                  : Sözlükte “örtmek, gizlemek, nankörlük, etmek”.  Din  adına  tebliğ  ettiği

                                  Konularda  yalvaçları  (peygamberleri)  onaylamamak (tasdik etmemek).                           

                                  TDVİA

LATİF                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Yaratılmışların  gereksinimle-

                            rini en ince ayrıntısına değin bilip, sezilmez yollarla  karşılayan. TDVİA

LEVH-İ MAHFUZ: Sözlükte “üzerine  yazı  yazılan, silinmekten  ve  değişikliğe  uğramaktan

                                  korunmuş  düzgün  satıh”.  Bütün nesne ve olaylara ilişkin tanrısal (ilahi)

                                  bilgi ve takdirin kayıtlı bulunduğu kitap.  TDVİA   

MABUD                 : Kendisine tapınılan varlık.  TDK

MACİT                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili. Şanlı,    onurlu     (Şerefli). 

                            TDVİA

MADDİ                  : Madde ile ilgili, maddesel, özdeksel, manevi karşıtı.  TDK       

MAĞFİRET           : Sözlükte “örtmek, gizlemek, birinin  kusurunu  açıklamayıp bağışlamak” 

                                  Allah’a nispet edildiğinde “kulunun  günahların ı örtüp kusurunu bağışla

                                  ması”  TDVİA 

MAKAM-I          

MAHMUD             : Övgüye  layık  yer, yüksek  dereceli  manevi makam.  Hz Muhammed’in

                                  kıyamet gününde sahip olacağı manevi konumu.  TDK

MALİKİ

MEZHEBİ             : Dört  büyük  Sünni  fıkıh mezhebinden biri.  Hicri 2. (Miladi 7.-8.) asırda

                                  Medine merkezli  ortaya  çıkan  ehl-i Hicaz fıkhı, bu fıkhın gelişmesinde

                                  en büyük paya sahip bulunan  Malik b. Enes’e  nispetle  Maliki  Mezhebi 

                                  olarak  adlandırılır.  Mezhebe mensup fakihlere ve bu görüşle  amel eden

                                  kişilere de Maliki denmiştir  TDVİA

MALİKÜL MÜLK: Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni) Mülkün sahibi.  TDVİA

MANEVİ                : Tinsel.  Görülmeyen, duyularla sezilebilen, ruhani, maddi karşıtı.  TDK

MANİ’                    : Tanrı’nın isimlerinden biri. Varoluşsal (Kevni).  Dilemediği   şeyin   ger- 

                             çekleşmesine  izin vermeyen, kötü şeylere engel olan.  TDVİA 

MECİD                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Şanlı,     onurlu    (şerefli).    

                             TDVİA

MECUSİLİK          : Mecus dinine ait inançlara dayalı davranışların bütünüdür.  Esas akidele-

                                                                           -90-

                            ri “ateşe  tapmak  olan Zerdüştilik, Muhrailik, Zurvailik, Mazdekilik gibi

                            çeşitli inanışların ortak adıdır.  İbn Haldun Mukaddime.  

MEHİR                   : Sözlükte “ücret”  Nikah  akdinin sonucu olarak kocanın karısına ödemek

                                  türlerde  oldukça  eski  bir  geçmişi vardır.  Günümüzde  çok fazla önemi

                                  kalmamakla  birlikte, gelişmemiş  toplumlarda  değişik  örnekleri  görül-

                                  mektedir.

MELEK                 : Sami  dillerde  bulunan “göndermek” anlamındaki “l’ek”  kökünden  olup

                                 “haberci, elçi: güçlü kuvvetli, tasarrufta bulunan, yöneten” Allah’ın emir-

                                  lerine tam itaat eden iyi nitelikteki ruhani varlıklar.  TDVİA   

MELİK                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Görünen   ve  görünme-

                                 yen alemlerin sahibi.  Hükümdar, yetke (İktidar) sahibi.  TDVİA     

MENDUP              : Sözlükte “istenen, arzulanan, kendisine çağrılan  şey”İslam fıkıh kavramı

                                 olarak: yapılması  kesin  ve  bağlayıcı olmaksızın istenen ve terk edilmesi

                                 dini açıdan kınanmayan işler.  TDVİA                          

MERHAMET        : Sözlükte “acımak, şefkat  göstermek”, “acıma duygusu, bu duygunun et-

                                  kisiyle yapılan  iyilik,  lütuf”  Allah’ın  bütün yaratılmışlara yönelik lütuf

                                  ve ihsanı.  TDVİA      

METİN                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her şeye  gücü yeten, kud-

                            retli.  TDVİA

MEVLA                 : İslam hukukunda kölesini azat eden,azat edilen köle ve velayetlik sözleş-

                                  mesinin taraflarından biri.  Çeşitli hadislerde “Allah’ın  isimlerinden  biri

                                  olarak zikredilmiştir.  TDVİA   

MEZHEB               : Sözlükte; dinin asli veya fer’i (bkz.Feri) hükümlerinin dayandığı delilleri                                                 

                                  bulmakta  ve bunlardan  hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan din

                                  bilimcilerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem

                                  Dinin inanç esaslarını veya ameli hükümlerini anlama ve yorumlama ko-

                                  nusunda kendine özgü yaklaşımlara sahip düşünce sistemi. Bu yaklaşım-

                                  lar etrafında oluşan ekolleşmenin ürünü olan birikim.  TDVİA

MİKAİL                 : Dört  büyük  melekten  biri.  Müslüman dilciler; İbranice veya Süryanice

                                  olduğunu söylemektedir.  İslam inancına göre şeytana ve diğer meleklere

                                  Adem’e secde etmelerini emreden Mikail’dir.  O, semanın anahtarlarının

                                  muhafızı ve ahrette ölüleri dirilişe çağıracak olandır.  TDVİA                              

MİLLET                 : ULUS.  İbrani’ce ve Aramice’de, “mille” söz, sözcük.  Arapça’da, “mil-

                                  let”  din ve  izlenen,  gidilen yol.  Bu  çerçevede: (el-milletü’l-İslamiyye)

                                  İslam  yolunu  izleyenler,  (el-Milletü’l-Mujammediyye)  Muhammed’in

                                  yolunu izleyenler  şeklini almış.  Daha sonraları sözcüğün kendisine top-

                                  lumsal bakımından yüklenen anlamdan da etkilenip, Türkçe’deki  “ulus” 

                                  sözcüğünün eş  anlamlısı  olarak,  batının  “nation” kavramının  karşılığı,

                                  Türkçe’ye ve  Farsça’ya  geçmiştir.  Bu dillerde  sosyolojik ve siyasal bir

                                  anlam kazanmıştır.  TDVİA             

MUAHHİR            : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Geriye bırakan. TDVİA

MUCİZE                : Sözlükte bir şeye güç yetirememek anlamındaki acz kökünden türemiştir. 

                                  Yalvaç (peygamber) olduğunu  ileri  süren  kimsenin elinde doğruluğunu

                                  kanıtlamak için, Allah tarafından yaratılan olağanüstü olay.  TDVİA    

MUĞNİ                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Zenginlik  verip,  doyu- 

                            ran (Tatmin eden).  TDVİA 

MUHKEM              : Sözlükte “ sağlam kılınmış, dış etkilere ve bozulmalara karşı korunmuş” 

                                  Başka bir olasılık taşımayan açık anlamlı ayet ve hadislerle fıkıh usulün-

                                  de açıklık bakımından en üst düzeydeki söylem türü.  TDVİA

                                                                                -91-  

MUHSİ                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her şeyi  tek tek   ve bütün  

                            ayrıntılarıyla bilen.  TDVİA

MUHYİ                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Can veren.  TDVİA

MUİD                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni). Tekrar yaratan.  TDVİA

MUİZ                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili. Yücelten, izzet ve onur (Şeref)

                                  veren.  TDVİA   

MUKABELE         : Sözlükte“iki şeyi birbiriyle karşılaştırmak Bir başkasının Kur’an-ı Kerim

                                  ’i okuyuşunu  izlemesi  ve  bu  şekilde  hatim  indirmesi.  Bir  söz  içinde

                                  geçen  iki veya daha çok ögeden sonra her birinin karşıtını veya ilgilisini

                                  sırayla söylemek anlamında yazın sanatı.  TDVİA      

MUKADDİM         : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Öne alan.  TDVİA

MUKİT                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Bedenlerin ve  ruhların

                                  gıdasını yaratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan.  TDVİA   

MUKSİT                : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.Adaletle hükmeden.TDVİA

MUKTEDİR          : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her  şeye gücü yeten, kud-

                            retli.  TDVİA

MUSAVVİR          : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Şekil  ve  özellik veren.

                            TDVİA

MUSHAF               : Sözlükte “bir araya getirilip bağlanmış  yazılı sahifeler”  Kur’an-ı  Kerim

                                  ayetlerinin iki kapak arasında toplanmasından oluşan kitap.  TDVİA

MUTEZİLE            : Sözlükte “uzaklaşan, ayrılıp  köşeye  çekilen”  (Allah’ iman) konularının

                                   yorumunda akla ve iradeye öncelik veren kelam görüşü (mezhebi).  Ebü

                                   ’l-Kasım el-Belhi,  Mu’tezile’nin  “büyük  günah  işleyen  kimseyi  kafir

                                   veya mümin değil fasık sayması nedeniyle bu adı aldığını kaydeder. Zik

                                   rü’l-Mu’tezile s.115.  TDVİA     

MUTTAKİ              : Arap’ça.  Takvalı, Allahtan korkan ve sakınan.  TDK

MÜBAREK            : Bereketli.  Maddi  ve  manevi  açıdan  hayır  getirip  artarak devam eden. 

                                  TDVİA 

MÜBDİ                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni). İlkin yaratan.TDVİA

MÜCİB                   : Tanrı’nın isimlerinden biri. İnsanla ilgili. Dileklere karşılık verenTDVİA  

MÜCTEHİD           : İçtihat (bkz. İçtihat) konularıyla ilgileneni içtihat yapan. 

MÜHEYMİN         : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Evren (Kainat)’in bütün 

                            işlerini gözetip, yöneten.  TDVİA                                

MÜLK                    : Görülen, duyumlarla  algılanılabilen  (Hissedilen), insan bilgisinin ulaşa-

                            bildiği maddi varlıklar.  Şehadet alemi.  TDVİA                

MÜMİN                 : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Güven veren, vaadine güveni-

                                  len.  TDVİA

MÜMİT                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Öldüren.  TDVİA

MÜNAFIK             : Sözlükte “Allah’a  inanmadığı halde  kendisini  inanan (mümin) gösteren

                                  veya inanmakla inanmamak arasında bocalayan kimse.  TDVİA

MÜNEZZEH          : Temiz.  Uzak.  TDK

MÜNTAKIM         : Tanrı’nın isimlerinden biri. İnsanla ilgili. Suçluları cezalandıran.TDVİA

MÜSLÜMAN        : Allah’ inanan, iman eden.  (bkz. İman) 

MÜSTAĞNİ          : Gözü gönlü tok, elindekiyle yetinmesini bilen kimse.  

MÜŞRİK                : Şirk (bkz. Şirk) sahibi.

MÜTEALİ              : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  İzzet, onur (Şeref) ve ege-

                             menlik bakımından en yüce, aşkın.  TDVİA

MÜTEKEBBİR      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Azamet ve yüceliğini gös-

                             teren (İzhar) eden.  TDVİA

                                                                              -92-

MÜZİL                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Alçaltan, zillet veren.TDVİA

NAFİ                       : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Fayda veren.TDVİA

NAFİLE                 : Sözlükte “hak  edilen  miktara veya paya eklenen, ziyade, ilave, fazlalık” 

                                  Kişinin  insanlara yardımcı olmak, daha çok sevap kazanmak  için kendi

                                  isteğiyle yaptığı maddi, mali ve bedensel çabalar (ibadetler).  TDVİA   

NAMAZ                 : Özel duygu ve davranışlarla Allah’a İbadet duygusu ile, Allah’ın huzuru- 

                                  na çıkmak,  belli  şekillerle  Allah’a  tapınmak  ve Allah ile konuşmaktır. 

                                  Namaz: Allah’ın  kulunu huzuruna kabul etmesidir  KYTMT. 

NAS                        : Sözlükte “sözü  sahibine  kadar  götürmek,  bir  şeyi  açığa  çıkarıp  daha

                                  görünür ve  anlaşılır  hale  getirmek  için  yukarı kaldırmak, bir şeyin son

                                  sınırına  ulaşmak” İslam’da: Allah’ın ve  Hz Muhammed SAV’ın sözünü

                                  ifade eder, fıkıh  usulünde  açıklık bakımından yapılan söylem (lafız) ay-

                                  rımında kullanılan  anlamıdır.  Genelde, hüküm  kaynağı olması yönüyle

                                  Kitap ve Sünnet’in  ifadeleri  anlamında, fıkıh usulünde söylemin açıklık

                                  düzeyini belirtmek.  TDVİA   

NASİP                    : Allah’ın bir kimse için önceden belirlediği mutluluk payı.  TDVİA

NASİHAT              : Sözlükte “bir şey için  saf, halis  olmak.  Kötülük  ve bozukluluktan uzak

                                  bulunmak.  İyi niyet sahibi  olmak, başkalarının iyiliğini istemek,  başka-

                                  larının hata ve kusurlarını  gidermek için gösterilen çaba, iyiliği özendir-

                                  me, kötülükten sakındırma”  TDVİA   

NEBİ                      : Sözlükte “haber  veren, mertebesi  yüksek  olan, açık  seçik  yol, Allah’ın

                                  buyruklarını ve  ÖĞÜTLERİNİ  insanlara  bildirmek  üzere  seçtiği  elçi. 

                                  Gönderilmiş kişi.  TDVİA   

NECASET              : Pislik, kirlilik.  Bazı nesnelerin dinen pis sayılması.  TDVİA                              

NEFİS                     : Sözlükte“ruh, can, yaşam ve  yaşamın  ilkeleri, varlık, kişi, hevesler, kan

                                  beden, bedenden kaynaklanan aşağılayıcı (sufli) arzular” Kur’an’da: ruh,

                                  zat,  öz varlık.  İnsanın  özü, kendisi, tanrısal  güzellik, kötü  huyların  ve

                                  sufli  arzuların  kaynağı.  Kelam  bilginleri  nefsin  güzel  (latif) bir cisim

                                  olduğunu savunmuşlardır.  TDVİA          

NESEP                   : Soy bağı.  Çocukla anne, baba, nine, dede arasındaki soy bağı.  TDVİA 

NİMET                   : İyilik, lütuf, ihsan,  yaşamak  için  gerekli  her  şey,  yararlanılan  olanak,

                                  yiyecek içecek, özellikle ekmek.  TDK

NİSYAN                : Unutma.  TDK

NİYET                    : Sözlükte “yönelmek, ciddiyet ve  kararlılık”, “kalbin hemen veya sonucu

                                  itibariyle amaca  uygun  bulduğu, yani  bir  yarar sağlayacağına yahut bir

                                  zararı savacağına  hükmettiği  eyleme  yönelmesi”  Kesinlik kazanmış ve

                                  bir işlemin yapılmasına yönelme. TDVİA      

NUR                       : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Nurlandıran,  nur  kaynağı.

                                  TDVİA  

ORUÇ                     : İslam’ın  beş  koşulundan  biri.  Fars’ça  ruze sözcüğünün Türkçe’leşmiş

                                   hali.  Kavram olarak, tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına değin

                                   ibadet niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak.  TDVİA 

ÖDÜL                     : Mükafat. 

ÖĞÜT                     : Nasihat, vaaz. 

ÖKSÜZ                  : Annesini kaybetmiş evlat.

PAGAN                  : Çok tanrıcı din anlayışına sahip olan. TDK

PEYGAMBER       : Fars’ça  bir  sözcüktür,  “haber  getiren,  ulak”  anlamındadır.  Türkçe’de

                                  Allah’ın  elçisi anlamında kullanılmaktadır, Arapça’da kullanılmamakta-

                                  dır.  Türkçesi  Yalvaç’tır.  Kur’an  ve  hadislerde  nebi,  resul  ve  mürsel 

                                                                             -93-

                                  isimleri kullanılır.  YDVİA   

PUT                        : Aslı, Buddha  ismine  dayanan, Fars’ça  “but”  sözcüğü, Türkçe’ye “put”

                                  olarak geçmiştir.  Bilinçli ve  canlı  olduğuna  inanılan suret veya heykel. 

                                  Tamamen veya  kısmen bir dini ortam içinde kurumlaşmış, tapınma (iba-          

                                  det) konusu haline getirilmiş maddi cisim.  TDVİA  

RAB                       : Tanrısallığın (İlahiliğin) içkin  yönü olarak,  yarattıklarının  tüm  işlerinin

                                  yaratan, yöneten, yürüten ve kullarıyla hemhal olan.  Allah.  TDVİA

RAFİ’                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili. Yücelten, izzet ve onur (Şeref)

                                  veren.  TDVİA    

RAHİM                  : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Bağışlayan!   Sevdiklerine,

                            inananlara  merhamet  eden, koruyan  ve onlara acıyan.  Çok merhametli

                            merhametli.  Esirgeyen!  Allah’ın  kullarının  gelecekte elde etmek üzere

                            hak ettikleri, layık oldukları sınırsız rahmetini lütuf ve merhametini ifade

                            etmektedir.  TDVİA     

RAHMAN             : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Esirgeyen!  Rahmeti ile her 

                            şeyi  kuşatan.   Çok  merhametli.  Her  canlının  gereksinimlerini   ayırım

                            yapmadan karşılayan.  TDVİA  

RAHMET               : Allah’ın tüm yarattıklarına merhamet etmesi. Halk dilinde yağmur. TDK 

RAKİP                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Gözetleyip,     kontrol     eden.

                                  TDVİA

RAÜF                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Şefkatli  TDVİA.

REHBER                : İnsanların doğru yolu bulabilmesine olanak tanıyan birey ya da nesneler.  

RESUL                   : Sözlükte  “gönderilmiş  kişi”  Allah’ın  buyruklarını  ve   ÖĞÜTLERİNİ 

                                  insanlara  bildirmek  üzere  seçtiği kişi.  Ayrıca Allah  ile yalvaçları veya

                                  diğer  bazı yaratılmışlar arasında elçilik yapan melekler hakkında da kul-

                                  lanılır.  TDVİA  

RESUL-İ EKREM : Allah’ın  elçilerinin  en üstünü, en değerlisi olan Hz Muhammed, Resul-i

                                  Ekrem SAV (sallallahü aleyhi ve sellem) TDVİA 

REŞİD                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Bütün   işleri    isabetli   ve

                            hedefine ulaşıcı, aydınlatıcı (irşad edici).  TDVİA

REZZAK                : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Bedenlerin  ve  ruhların

                                  gıdasını yaratıp, veren.  TDVİA   

RIZIK                     : Sözlükte  “ yiyecek,  giyecek  ve  yararlanılacak  her  şey, yağmur, bağış,

                                  paynasip gibi  anlamlara  gelir.  Kavram olarak Allah Teala’nın canlılara

                                  yeme,  içme  ve  diğer  hususlarda  yararlanmak  üzere  verdiği  her  türlü 

                                  maddi manevi yararlanma araçları.  TDVİA    

RİBA                      : Bakınız faiz.

RİSALET               : Sözlükte “göndermek, elçilik, mektup, mesaj”  Bir  kimsenin  irade beya-

                                  nını diğer bir kimseye tebliğ etme.  Tebliğ edene elçi (resul),  elçiyi gön-

                                  deren  kimseye  (mürsil), elçinin  gönderildiği  kimseye (mürselün ileyh)

                                  denir.  TDVİA  

RİVAYET              : Sözlükte “sulamak,  su  başına  gidip  kana  kana  su  içmek,  nakletmek” 

                                  İslami kavram olarak “hadis vb haberleri deliliyle (senediyle) nakletmek,

                                  onları söyleyene veya yapana dayandırmak (isnat etmek)  TDVİA   

RUH                       : İnsanın  yaşamasını   sağlayan,   algılayıcı  (idrak  edici) ve bilici unsuru. 

                                  Ruh bir anlamda; kendisinin bir cüzünü teşkil eden ve devamlılığını sağ-

                                  layan “nefes” anlamına da gelir.  TDVİA 

RUKÜ                     : Öne doğtu eğilme. Namazda elleri dize dayayıp öne doğru eğilme.  TDK

SABÜR                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Çok sabırlı.  TDVİA 

                                                                       -94-

SADAKA                : Gönüllü  olarak  veya  dini  bir  vecibeyi  yerine  getirmek  üzere ihtiyaç

                                   sahiplerine  yapılan   maddi  yardım.  Allah’ın hoşnutluğunu  kazanmak

                                   için ihtiyaç  sahiplerine  yapılan  gönüllü  veya dinen zorunlu yardımlar. 

                                   TDVİA

SAHABE                  Sözlükte“ bir  kişiyle  bulunmak, onunla  dost  arkadaş  olmak”   Hz Mu-

                                   hammed’in  sohbetine  katılanlar.  Sahabe  bireylerine sahabi denir.  Sa-

                                   habi sayılmak için temyiz kudretine sahip olmak yeterlidir.  TDVİA 

SALAH                   : Bakınız Salih.  TDVİA

SALİH                     : Sözlükte “iyi doğru, yararlı ve uygun olmak, doğruluk, dürüstlük”  Dine

                                   ve dünyaya yönelik yararlı işlerle bu işleri yapan kimseler.  TDVİA

SALİH AMELLER: Dinin  yapılmasını  emir  veya  tavsiye ettiği,  iyi,  doğru,yararlı ve sevap

                             kazanmaya vesile olan işler.  TDVİA. 

SAMED                  : Tanrı’nın  isimlerinden  biri.  Kişiliği ile ilgili.  Arzu   ve  gereksinimleri

                             nedeniyle herkesin yöneldiği ulular ulusu bir müstağni.  TDVİA 

SAMİ                      : Hz Nuh’un oğlu olan Sam’dan türediklerine inanılmış beyaz ırkın, Arap-

                                  ça, Asur’ca, İbrani’ce, ve Habeş’çe konuşan kavimler topluluğu.  TDK                   

SEBİL                     : Sözlükte “yol”  Anlamının  “fi sebili’ilah”  (Allah  yolunda, Allah  rızası

                                   için)  deyiminden geldiği belirtilmektedir.  Büyük şehirlerin işlek cadde-

                                   leri  üzerinde  ve  genellikle  cami  yanlarında   içme  suyu  dağıtan  özel

                                   mimari birim.  TDVİA  

SECDE                    : Sözlükte “eğilmek,  boyun eğmek, tevazu ile alnı yere koymak” olan sü-

                                   cud mastarından  secde olmuş.  Fıkıh terimi olarak, namazda alın, burun  

                                   el ayaları, dizler ve  ayak parmakları zemine değecek şekilde yere kapan               

                                   mak.  TDVİA   

SEKAR                   : Beyne acı veren sıcaklık.

SELAM                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Esenlik veren. TDVİA

SELSEBİL              : Cennetteki berrak su kaynağı. 

SEMAVİ                 : Göksel.

SEMİ’                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  İşiten.  TDVİA

SEVAP                   : Dini açıdan geçerli sayılan davranışların ahretteki  ödülü, ebedi hayatta-

                                   ki mutluluk (mükafatı)  anlamında bir kavram.  TDVİA  

SİCCİN                   : Kötülerin amel defterlerinin bulunduğu yer anlamında.  TDVİA

SURE                      : Sözlükte “yüksek  ve  güzel bina, evin bir bölümü veya katı, yüce merte-

                                   be,  şan  ve  şeref,  alamet  ve  nişan”  Kavram  olarak   “Kur’an-ı Kerim

                                   ayetlerinin bir araya getirilmesi sonucunda oluşan, sınırları vahiy doğrul

                                   tusunda Resul-i Ekrem tarafından belirlenen bölüm.  TDVİA

SÜNNET                 : Farz veya  vacip derecesinde  olmaksızın  yapılması  stenen eylem (fiil). 

                                   Mendubun  en  önemli  bölümünü  oluşturur.  Hanefi usulcüleri sünneti:

                                   Farz  yahut  vacip  olmaksızın, Hz Muhammed SAV  ve  ashabının yolu

                                   olarak  açıklamıştır.  Alaeddin es-Semerkandi: Allah’ın  elçisinin sürekli

                                   biçimde  yaptığı  ve herhangi bir özrü bulunmadıkça terk etmediği işler-

                                   dir (Mizanül-uşül, s.34).   TDVİA   

SÜPHAN                : Tanrı, Allah.  TDH

ŞAFİİ MEZHEBİ   : Dört  büyük  Sünni  fıkıh  mezhebinden biri  Hicri ilk iki yüzyılda ortaya

                                   çıkan Hicaz fıkhı  ile  Irak  fıkhını yakından tanıma ve eleştirme olanağı

                                   bulup  bu  iki  eğilim  arasında  özgün  bir  sentez  gerçekleştiren   İmam

                                   Şafii’ye  nisbet  edilen  fıkıh doktrini ve bu çizgide üretilen fıkıh birikim

                                   TDVİA

ŞARİ                       : Din ve  hukukun  menşe  anlamında kaynağını, hüküm koyma yetkisinin

                                                                             -95-

                                   asıl sahibini belirlemek için kullanılan fıkıh usulu kavramı.  TDVİA

ŞEFAAT                 : Sözlükte “suçunun  bağışlanması  veya  dileğinin  yerine  getirilmesi için

                                   birine  aracılık  etme”  Ahrette  yalvaçların  ve  kendilerine  izin  verilen

                                   kimselerin inananların bağışlanması için Allah katında niyazda bulunma

                                   maları.  TDVİA

ŞEHİD                    : Tanrı’nın  isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Her  şeyi  gözlemiş olarak

                                  bilen.  TDVİA

ŞEKÜR                   : Tanrı’nın isimlerinden biri. İnsanla ilgili.  Az  iyiliğe çok ödül (Mükafat)

                            veren.  TDVİA

ŞER                        : Sözlükte“kötü olmak, kötülüğe eğilim göstermek, kötülük yapmak, kötü

                                  en kötü, çirkin, hayrın  karşıtı”  Allah’ın  emri ve insanın selim fıtratıyla

                                   bağdaşmayan kötü ve zararlı şeyler anlamında kelam kavramı.  TDVİA

ŞER’i                      : Şeriata uygun.                                :

ŞERİAT                  : İslam’a  ait  dinsel,  ahlaki  ve  hukuksal hükümler bütünü. Sözlükte “bir 

                                   yöne  doğru  açılarak  uzayıp gitmek, açık olmak, açık hale getirmek an-

                                   lamlarındaki şer kökünden oluşturulan şeriat; insanların ya da hayvanla-

                                   rın su içtiği  açıkta  olan  ve  kesilmeyen akarsu, bu  suya  giden  yollar” 

                                   Zaman içinde;  açık ve doğru kurallar, yerleşik davranış biçimi ile dinsel

                                   anlamda: bir tanrısal  (semavi) dine dayanan hükümler bütünü anlamları

                                   nı almıştır.  TDVİA     

ŞEYTAN                : İnsana musallat olup onu saptırmaya çalışan ruhani varlık.  TDVİA

ŞİA                         : Sözlükte “taraftar, yardımcı, destekleyici,  bir işi gerçekleştirmek için bir

                                   kimse etrafında toplanan  gurup”  Kavram olarak. Resul-i Ekrem’in ölü-

                                   münün ardından  Devlet  Başkanlığı’nın  (Halifeliğin) Hz. Ali’ye ve O’-

                                   nun soyumdan gelen  belli  kimselere  intikal etmesi gerektiğini savunan

                                   gurupları ifade eder.  Emevi kuvvetlerince şehid edilen Hz. Ali’nin oğlu

                                   Hüseyin’in kanı Şia’nın temel unsurunu teşkil etmiştir.  TDVİA      

ŞİRK                       : Evren’i yaratan ve yöneten en yüce varlığın kutsallığına, ilahiliğine (ulu-

                                   hiyyrtine) ortak tanıma.  TDVİA  

ŞÜKÜR                   : Teşekkür ile  aynı  anlamdadır.  İsteyerek  yapılmış  bir  iyilik  ve ihsana

                             karşı dille veya başka şekillerde uygun karşılıkta bulunmaktır.

TABİiN                  : İslam sahabesini Müslüman olarak gören ve Müslüman olarak ölen ikinci

                                  nesil.  TDVİA   

TAHARET             : Temizlik.  Sözlükte “ temizlenmek, arınmak” anlamındaki  taharet (tuhr)

                                  kavram  olarak “maddi  kiri  (necaset, habes) veya  tinsel  pisliği  (hades)

                                  gidermek”  Tuhr özellikle “hayızdan temizlenme”  TDVİA       

TAKDİS                 : Kutsal sayma, kutsama  TDK

TAKİYYE              : Kişinin  canına  veya malına yönelik bir tehlike karşısında inancını gizle-

                                  yip  gerektiğinde aksini söylemesi.  TDVİA

TAKVA                  : Dinin emir ve önerilerine  (tavsiyelerine)  uyma, haram  ve günahlardan

                                   kaçınma hususunda gösterilen titizlik.  TDVİA

TANRI                    : Doğu Hunları zamanından itibaren kullanıldığı bilinen tenri sözcüğü var. 

                                   Önceleri gök yüzünü, daha sonra tapınılan varlığı ifade etmek üzere, ten

                                   ri (tengri), tanrı, bayat tenri, ugan tenri biçimde kullanılmıştır.  Kaşgarlı

                                   Mahmud, Divanü lugati’t-Türk’te tengri sözcüğünün “ulu tanrı” anlamı-

                                   na geldiğini, Türkler’in  gözlerine büyük görünen her şeye tenri dedikle-

                                   rini nakleder.  TDVİA          

TASAVVUF           : İslam’ın zahir (bkz. Zahir) ve batın (bkz. Batın) hükümleri çerçevesinde

                                   yaşanan manevi deruni yaşam tarzı.  TDVİA.  TARİKATA GİREN İS-

                                                                             -96-

                                   LAM DİNİ’NDEN ÇIKMIŞTIR.  EE.

TEBLİĞ                  : Sözlükte “bir şeyi veya bir haberi ulaştırma.  Yalvaçların yükümlü oldu-

                                   ğu iletme  görevi.  Onların  (yalvaçların)  vahiy  yoluyla aldıkları bilgiyi

                                   insanlara ulaştırması.  İmamın tekbir ve zikirlerinin  hazır  olan cemaate

                                   duyurulması .  TDVİA    

TEFSİR                   : Sözlükte “açıklamak, beyan etmek, ortaya çıkarmak, sözcük veya sözde-

                                   ki kapalılığı gidermek” Kur’an-ı Kerim ayetlerini açıklamayı ve yorum-

                                   lamayı ifade  eden  kavram.  Kur’an  ayetlerini  yorumlama bilimi ve bu

                                   alandaki eserlerin ortak adı.  TDVİA 

TESBİH                  : Allah’ın noksan  sıfatlarından uzak ve yüce olduğuna inanıp bunu sözleri

                                   ve davranışlarıyla belirtme.  TDVİA

TEŞEKKÜR           : Şükür ile  aynı  anlamdadır. İsteyerek  yapılmış  bir iyilik ve ihsana karşı

                                  dille veya başka şekillerde uygun karşılıkta bulunmak

TEVAZU                : Ağıbaşlılık.

TEVEKKÜL           : Allah’a güvenip, dayanma. TDVİA                    

TEVHİD                 : Allah’ın kişiliğinde, sıfatlarında, kendisine  tapınılan varlık (mabud) olu-

                                   şun da bir ve tek olduğunu zihin ve kalp yoluyla kabul etmek.  TDVİA   

TEVRAT                 : Kur’an-ı Kerim’de Yahudilerin kutsal kitabına verilen ad.  Tevrat sözcü

                                   ğü, kutsal  kitap  (metinler)  söz konusu olduğunda Ahd-i Atik’in ilk beş

                                   kitabı  sayılmaktadır.  Tanah  (Ahd-i Atik), Mişna, Talmud  ve rabbilere

                                   (Yahudi  din  bilginleri) ait  eserler  Yahudi  geleneğinde  Tevrat  olarak

                                  adlandırılmaktadır.  TDVİA        

TEVVAB                : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Kullarını  tövbeye  sevk  eden

                             ve tövbeleri kabul eden.  TDVİA   

ULUHIYYET         : Kutsallık (İlahilik), Tapınılmaya (İbadet olunmaya) hakkı olmak.

UMRAN                 : Bayindırlık, mamurluk, uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk.  TDK

ÜLFET                    ; İnsanlarla  uzlaşma, kaynaşma, barış  içinde yaşama anlamında bir ahlak

                                   kavramı.  TDVİA

ÜMMET                  : Bir yalvaç (peygamber)’ın tebliğ ettiği dine inanan veya o dine muhatap

                                   olanların oluşturduğu topluluk.  TEDVİA

ÜMMİ                     : Hz. Muhammed SAV’in  bir  sıfatı.  Okuma  yazma bilmeyen anlamında

                                   bir Kur’an terimi.  TDVİA

VAAZ                     : Sözlükte “ÖĞÜT vermek, uyarmak, sakındırmak”  Bir  topluluğa  dinsel

                                   ve ahlaki konularda nasihat etmek.  TDVİA 

VACİD                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Dilediğini  dilediği  zaman

                                  bulan bir tok gözlü (müstağni).  TDVİA

VACİP                    : İslam’da  “dinsel  kuralların  yerine  getirilmesinde  doğru  ve  yapılması

                                   önemli davranışlar  ve  işlemler.  Kişinin  yükümlü  olmasa  da doğru ve

                                   güzel  davranış  sergilemesidir.   Hanefi  mezhebine  göre,  vitir namazı,

                                   bayram namazı, bozulan  nafile orucun  kazasını tutmak, Haccda sa’y ve

                                   veda tavafı yapmak Hanefi mezhebinde vacip olan durumlardır.  TDK  

VAHDET                : Sözlükte “birlik, teklik, bütünlük”  TDVİA 

VAHİD                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili. Bölünüp parçalara ayrılma-

                                   ması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek.  TDVİA

VAHİY                   : Sözlük  anlamı “süratlice  ve gizlice bildirmektir” Terim  olarak, “Allah’

                            ın elçilerine ulaştırdığı sözü, kelimesi, kelamıdır”  TDVİA     

VALİ                      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Varoluşsal (Kevni).  Evren   (Kainat)’e  ege-

                                  men olup, onu yöneten.  TDVİA      

VARİS                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Varlığının  sonu   olmayan.

                                                                         -97-

                            TDVİA

VASİ’                     : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Bilgisi  ve  merhameti   ile 

                                   her şeyi kuşatan.  TDVİA  

VEDÜD                  : Tanrı’nın isimlerinden biri. İnsanla ilgili. Çok seven, çok sevilen.TDVİA

VEHHAB               : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Karşılık  beklemeden  bol  bol

                            veren.  TDVİA

VEKİL                    : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Güvenilip dayanılan.  TDVİA  

VELA                     : İnce, renkli, ipekli değerli kumaş TDK.  Velayetlik “birinin yakını, dostu

                                  arkadaşı  ve  yardımcısı  olmak,  onun  yönetimini  elinde bulundurmak.                   

                                  TDVİA     

VİCDAN                : Kişiyi  kendi  davranışları  hakkında  bir  yargıda bulunmaya iten, kişinin

                                  kendi ahlak  değerleri  üzerine dolaysız  ve kendiliğinden yargılama yap-

                                  masını sağlayan güç.  TDK  

VELİ                      : Tanrı’nın isimlerinden biri.  İnsanla ilgili.  Yardımcı ve dost.  TDVİA                   

YALVAÇ               : Allah’tan vahiy yoluyla aldığı bilgileri ve emirleri tebliğ etmek, insanları

                                  hak dine çağırmakla görevlendirilen yüksek vasıflı kimse. 

YEMİN                  : And.  Sözlükte”sağ  el, sağ  taraf,  gerçek,  ant, kuvvet, bereket”  Kavram

                                 olarak ”bir  kimsenin  kararlılığını  pekiştirmek ve başkalarını ikna etmek

                                  amacıyla söz beyanı.  TDVİA

YETİM                   : Babasını kaybetmiş evlat. 

ZAHİR                   : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Varlığını ve birliğini belge 

                            leyen birçok delilin bulunması açısından aşikar.  TDVİA 

ZALİM                   : Zulmeden.                              

ZAN                       : Kuşku, kesinleşmemiş kanaat.

ZEBUR                   : Kur’an’da  Hz. Davut’a  indirilen  kutsal  kitap.  Bir  görüşe  göre, yazısı

                                  ağır olan kitaplarla kutsal kitaplar içinde anlaşılması güç olanlar “Zebur”

                                  olarak adlandırılmıştır.  TDVİA

ZEKAT                   : İslam’ın beş koşulundan biri.  Sözlükte “artma, arıtma, övgü ve bereket” 

                                   Kavram  olarak,  Kur’an’da  belirtilen  toplum  sınıflarına  sarf   edilmek

                                   üzere dinen zengin sayılan Müslümanların malından alınan belli bir pay. 

                                   TDVİA

ZİHAR                    : “Annem gibisin” anlamında bir kavram.

ZİKİR                      : Sözlükte “bir şeyi anmak, anımsamak”  İslam yazınında “Allah’ı anmak

                                   ve unutmamak suretiyle gafletten kurtuluş”  TDVİA

ZİLLET                   : İnsanın  aşağılanmasına yol açan zayıf ve itibarsız konum.  Bir kimsenin

                                   başkaları  karşısında  ruhsal, geçimsel (ekonomik), toplumsal duruşu vb.

                                   yönlerden zayıflığını ve etkisizliği.  TDVİA    

ZİNA                       : Evlilik dışı (meşru olmayan) cinsel ilişki.  TDVİA

ZÜL-CELALİ

VE’L İKRAM         : Tanrı’nın isimlerinden biri.  Kişiliği ile ilgili.  Azamet  ve  kerem sahibi.

                             TDVİA   

 

                  **********************************************************

 

KISALTMALAR:

BKZ       : Bakınız

DİB        : Diyanet İşleri Başkanlığı

DİBY      :Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları

EE           : Ekrem Ekmekcioğlu

                                                           -98-

EMHY    : Elmalılı M. Hamdi Yazır

KKÖT     : Kur!an-ı Kerim Öz Tefsiri, Süleyman ATEŞ.

KKTAM  : Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Açıklamalı Meali

KKYM   : Kur’an-ı Kerim Yüce Meali

KYTMT  : Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, TDVYayınları.

MD          : Madde.   

MS           : Mustafa Sağ

S             : Sahife

SA           : Süleyman AREŞ

TDH       : Türkçe’nin Diriliş Hareket   

TDK       : Türk Dil Kurumu.

TDV        : Türkiye Diyanet Vakfı.

TDVİA   : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

VB          : Ve Benzeri.

 

NOT: Bu Kur’an meallerinin tamamı TDV yayını “Kur’an Yolu Türkçe Meali ve Tefsiri”nden alınmıştır.  Açıklamalar da yine TDV yayını “Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nden alınmıştır.  Parantez içindeki açıklamalar tarafımızdan konmuştur.  EE. 

 

         ****************************************************************

 

KAYNAKÇA

001.-  (KYTMT) Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir I, II, III, IV, V Ciltler, Diyanet İşleri

           Başkanlığı Yayınları/590, Kaynak Eserler/32 Ankara 2006.

002.-  Kur’an-ı Kerim Meali, Diyanet İşleri Başkanlığı, 3. Baskı, Ankara – 2005.

003.-  Kur’an-ı Kerim ve Yüce Açıklamalı Meali,  Hazırlayanlar; Prof. Dr. Ali Özek, Prof.

          Dr. Hayreddin Karaman,  Doç. Dr. Ali Turgut,  Doç. Dr. Mustafa Çağrıcı,  Doç. Dr.

          İbrahim Kafi Dönmez,  Doç. Dr. Sadreddin Gümüş, Hadimü’l-harameyni’ş-şerifeyn

          Kral Fehd Mushaf-ı Şerif Basım Kurumu, Medine-i Münevvere.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                    -99-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İYİDEN BAKALIM …

(P) FOSFOR