ÖĞÜTLÜ AYETLER
SURE: 001, FATİHA SURESİ, (7) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (005) SURE.
İNİŞİ: Müddessir
Suresinden sonra Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Kur’an ’ın bir önsözü ve özeti gibidir.
ADI: Fatiha
(Başlangıç), Ümmü’l-Kitab (Ki-tab’ın özü), el-Esas (Asıl Kitap), el-Vafiyeh
(Hakkında yeterli bilgiyi veren), el-Kafiyeh (Kifayetli), es-Seb’ul-Mesani
(“ikilenen, tekrarla-nan yedi”, Bakara
Araf arasındaki [6] sure ile Yunus Suresinden veya enfal ve Tevbe’nin
birleştirilmiş şeklinden oluşan[7] uzun sure), el-Kenz (Define, hazine),
eş-Şifa (Şifa veren), eş-Şükr (Tanrı’ya teşekkür eden), el-Hamdu lillah
(Tan-rı’ya Hamd eden) ) ve es-Salat (Namaz, Hz Muhammed’in adı anıldığında ona
söylenen dua) isimlerini de
taşımaktadır. Namazda okunması vaciptir.
KONUSU: Kur’an’ın
ana hatlarını içerir. Anlam itibariyle
en büyük dua ve yakarıştır. Kur’an’ın
bütün amaçlarını, getirdiği anlam, bilgi ve hükümleri özet halinde
içermektedir. Kur’an-ı Kerim’in
gönderiliş amacı, insanların
dünyadaki yaşamını düzene koymak ve iyi (Tanrısal irade, rıza ve düzene uygun) bir dünya yaşamından sonra ebedi
mutluluğu sağlamaktır. KYTMT, TDVİA, KKÖT (Bakınız ;KISALTMALAR)
NOT: Fatiha
Suresinden önce indirilen ayetler, ait oldukları surelerin parçalarıdır ve bu
sürelerin tamamlanmaları Fatiha Süresinin inmesinden sonra olmuştur.
AYETLER:
Euzübillahimineşşeytanirrracim
Bismillahirrahmanirrahim
Kovulmuş şeytandan Tanrı’ya sığınırım Rahman ve Rahim olan
Tanrı’nın adıyla
001.- Rahman ve Rahim olan Allah’ın
adıyla. Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın
adıyla.
002.- Hamd (övgü ve övülme) Alemler (Tüm
Evren)’in Rabbi (Tüm Evren’i yaratan ve
yöneten) olan Allah’adır.
Övgü, Evren’in yaratıcısı (Rabbi olan) Tanrı’ya has (ait)‘tır.
003.- O (Tanrı CC), Rahman (Esirgeyici)’dır ve
Rahim (Bağışlayıcı)’dir.
O (Tanrı CC), yarattıklarını esirgeyici ve kusurlarının
bağışlayıcısıdır.
004.- O (Tanrı CC), din gününün sahibidir.
O (Tanrı CC) din (dirilişten sonraki
hesap) gününün (o gün insanlar; dünyada yaşadıkla-
rı sürede işlediklerinin [amellerinin] karşılığı kendilerine gösterilmek
üzere bölük bölük
(bulundukları yerden) çıkacaklardır. Her kim zerre
kadar hayır işlemişse [insanlık ve
tüm yaratılanlar için yararlı bir iş yapmışsa ve her türlü hayır
işlemişse] onun karşılığını
mutlak görecektir) sahibidir.
005.- (Rabbimiz) Yalnız Sana kulluk eder,
yalnız senden yardım dileriz.
006.- Bizi doğru yola ilet.
007.- Bizi, (İyilik) Nimet verdiklerinin
yoluna, kendilerine gazap edilmiş
olanların ve sapmış
ların (doğru yoldan sapanların, bu nedenlerle cezalandırılanların)
yoluna değil. (Kendi-
lerini ödüllendirdiklerinin yoluna) ilet. AMİN.
Hamd, Evren
(alemler)’in Rabbi, merhametli
olan, merhamet eden ve Din Günü’ nün sahibi olan Allah’a hastır. Ancak Sana (Allah CC) kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.
Bizi
doğru yola, nimete erdirdiğin
kimselerin,gazaba uğramayanların,sapmayanların yoluna eriştir.
“Bilindiği üzere; Hz Muhammed SAV, İbranice
bilmediği gibi çok önceleri (Çocukluk ve ilk
Gençlik yıllarında okur yazar da değildi. Bir öğreticiye gidip, Tevrat öykülerini
ayrıntılarıyla
öğrenmemişti. Okur yazar olmayan, eski din
kitaplarını okumamış, öğrenim görmemiş yaban-
cı dil bilmez bir insanın, İbranice olan
Kutsal Kitap (Tevrat)!ın kıssa ve prensiplerini hem de,
ayrıntılarıyla ve fakat en özlü biçimde,
yalvaçlar (peygamberler)’ın ahlakına yakışmayan iba-
-01-
relerden soyutlayarak anlatması, vahiyden başka bir şeyle açıklanamaz” S.A.
***********************************************
SURE: 002, BAKARA SURESİ, (286) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (087) SÜRE.
İNİŞİ:
Medine’de inmiştir. Hicret’ten sonra inmeye başlayan Sure’nin inişi (9–10) yıl
sürmüş ve bütün Medine devri boyunca da devam etmiştir.
ADI:
Adını (67-71) ayetlerdeki kıssadan almıştır. İçindeki Ayetü’l-kürsi’den (Ayet 255) dolayı Süretü’l-kürsi, içerdiği hükümlerin çokluğu
nedeniyle de Füstatü’l-Kur’an adları da verilmiştir.
KONUSU:
Kur’An-ı Kerim’in kendine has tertip ve üslubu içinde şu ana konuları
içermektedir: İslam’ın getirdiği
inanç, tapınma (ibadet) ve yaşam
düzeniyle ilgili temel bilgiler; münafıklar, Allah’ın varlığını ve birliğini
gösteren deliller, insanın yaratılışı, yetenekleri, sınavı; İsrailoğulları
tarihi nin önemli kesitlerini, kamil bir
din olan İslam’ın, daha önceki dinlerin evrensel kısmını içerdiği, buna
karşılık onların (değişmesi, ıslah edilmesi, düzeltilmesi gereken) yargılarını
(hükümlerini) de ıslah ettiği; Hz
İbrahim kıssası, Kabe’nin yapılışı ve kıble oluşu; yiyecekler, kısas,
vasiyet, oruç, savaş, hac, nikah, boşanma, dulluk, yetimlik, alkollü içki,
kumar faiz, sözleşmelerin yazılması, din
ve vicdan özgürlüğü konularında bilgiler.
KYTMT, KYTMT
NOT:Biz bu konuların içinden, yalnızca, çalışmamızın
asıl amacı olan; “ÖĞÜT VEREN AYET’ LERE”
ve bunlarla ilgi açıklamalara, burada yer vereceğiz. EE.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.- Doğruluğunda asla kuşku bulunmayan bu Kitap
(Kur’an) hiç kuşkusuz,
(günah ve
kötü işlerden) sakınanlar
için, bir yol gösterici (rehber)’dir.
003.- Onlar (Sakınanlar), Tarafımız (Tanrı
CC)’dan gizli tutulan
(gayb)’a inanırlar, özel
duygu ve davranışlarla Allah’a ibadet ederler (namazı kılarlar),
kendilerine verdiğimiz:
bilgi, yetenek, varlık ve diğer tüm kazanım (rızık)’larından, Allah yolunda karşılık bek-
lemeden (minnet etmeden), gereksinimi olan insanlar, içinde
bulundukları toplum ve
tüm insanlığın yararına
olmak amaçlı olarak harcarlar. İsraf etmezler KYTMT
004.-
Onlar (sakınanlar) Sana (Hz Muhammed SAV) ve senden önce indirilene ve öldükten
sonraki ebedi yaşam’a (ahirete) kesin olarak inanırlar (iman ederler).
005.-
Rab’lerinden gelen doğru yol üzerinde olanlar, işte o
sakınanlardır. Kurtuluşa erenler
de onlardır. KYTMT
006.-
Hak din (Müslümanlık)’in getirdiği gerçekleri kabul etmeyenler (Tanrı
CC’ya inanma-
yanlar, yetime, yoksula ve yolda kalmışa, destek olmayanlar, kul hakkı
yiyenler, varlık
ve yeteneklerini insanlar için kullanmayanlar)’i uyarsan da, uyarmasan
da birdir, inan-
mazlar. KYTMT
007.- Bu tutumlarından dolayı (Tanrı CC),
inkarcılar (İnanmamakta ısrar edip, insanlık dışı
davrananlar)’ın kalplerini ve kulaklarını mühürler, gözlerini de
perdeler. (…)
013.-
Onlar (İnanmayanlar)’a, “Sağduyulu insanların inandığı gibi siz de
inanın” denildiğinde
“Biz de, akılsızların inandıkları gibi mi inanalım?” derler. İyi bilin
ki, asıl akılsızlar
onlardır, fakat bilmezler. KYTMT
016.- Doğruya ve iyiye karşılık sapıklığı satın
alanlar (Münafıklar, ikiyüzlüler) işte o inanma-
yanlardır. Bu
nedenle de (Bilinç
altlarının derinliklerinde fırtınalar kopuyor. Bunları
bastırmak, madde
ötesini ve beşeri
gücün çözümden aciz kaldığı
sorunları unutmak
-02-
için baş vurdukları; zevk sefa
alemleri, içki, uyuşturucu, kumar masaları vb etkinlikle-
ri) ticaretleri kar getirmedi.
Doğru yolu da bulamadılar. KYTMT
019.-
(…). Oysa Allah (gerçekleri)
inkar edenleri çepeçevre kuşatmıştır. KYTMT.
021.-
Ey (din, dil, ırk, sınıf ve bölgesel
ayrılıklarından arınmış, inanç
durumları ne olursa ol-
sun tüm) insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan (hiç bir ön
koşul olmaksızın Tanrı
CC tarafından kabul
olunmuş olarak), (asla
kendisinden başka kulluk
edilecek bir
kimse bulunmayan) Rabbiniz’e kulluk edin, ki sakınabilesiniz. KYTMT
023.-
Eğer Kulumuz (Hz Muhammed SAV)’a
indirdiğimiz Kitaptan dolayı bir kuşku içinde
iseniz, O’nun benzeri bir sure de siz getirin. (…).
KYTMT
024.-
Yok yapamadıysanız ki, asla
yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan,
ateşten sakının.
025.- (Ey
Muhammed), Allah’a inanan ve yararlı işler yapan (yetimi ve yolda kalanı
kollayan.
(Tanrı CC’nın yarattığı tüm evrendeki varlıkların tamamına
saygı gösteren ve koruyan,
çalmayan, kul ve yetim hakkı yemeyen,
geçimliğini alın teri ile çalışarak kazanan, yalan
söylemeyen, her an yaptıklarının hesabını verebilecek durumda olan EE)
lara, kendileri
için altlarından ırmaklar akan cennetler bulunduğu muştusunu ver! (…). Hem onlar
Cennette ebedi kalacaklardır.
027.-
Onlar (İnanmayanlar) ki,
iyice pekiştirdikten (söz
verip antlaşma yaptıktan)
sonra,
Allah’a verdikleri sözü
bozarlar. Tanrı’nın birleştirmesini
emrettiği iman ve akrabalık
bağlarını keserler ve
yeryüzünde bozgunculuk yaparlar.
İşte zarara uğrayanlar on-
lardır. KYTMT
028.-
Cansız nesneler (ölü)
iken (Canlıların evrim yoluyla cansız
nesnelerden ortaya çıktığı
burada net olarak
açıklanmaktadır.EE), size O
(Tanrı CC) hayat verdiği halde, Allah’ı
nasıl inkar edebiliyorsunuz? Sonra
sizi öldürecek, sonra yine diriltecek.
Sonra da O
(Tanrı CC)’na götürüleceksiniz.
030.-
Hani Rabbin meleklere: “Ben yer
yüzünde bir halife yaratacağım” (Burada anlatılan
insanın yaratılması değil, Tanrı tarafından insana verilen özellikler,
sorumluluklar, yet-
ki ve nimetlerdir). (Bunlardan
[nimetlerden] biri ve belki de en önemlisi “halifeliktir”
[buradaki halifeliğin Tanrı ile
ilgili olduğu ve “Tanrı’nın Halifeliği” olması] özelliği-
dir). (Ayet açıkça Adem
[Tüm insanlar]’in yeryüzünde “Tanrı CC’nın Halifesi”
ola-
caklarını ifade etmektedir) demişti. Melekler: (Tanrı’ya)
“Biz seni eksiksiz bilirken ve
durmadan övgü ile
anarken orada (yeryüzünde) fesat çıkaracak ve kan dökecek birini
mi yaratacaksın?” dediler. Allah meleklere “Ben sizin bilmediklerinizi
bilirim” diye
buyurdu. KYTMT -
034.-
Meleklere, “Adem’e secde
edin” dediğimizde iblis (şeytan)
dışındakiler derhal secde
ettiler; iblis (şeytan) direndi, büyüklendi ve inanmayanlardan
oldu. KYTMT
037.-
Adem, Rabbinden öğrendiği sözcüklerle yakardı. Allah ta tövbesini kabul
etti. Kuşku-
suz O (Tanrı CC), tövbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
039.-
İnanmayan ve ayetlerimizi
yalanlayanlara gelince,
onlar cehennemliklerdir ve
orada
temelli kalıcılardır. KYTMT
040.-
Ey İsrailoğulları (…)
041.-
Elinizdeki (Tevrat’ı) onaylayıcı olarak indirdiğimiz
(Kuran’a), inanın; sakın O’nu in-
kar edenlerin ilki siz olmayın! Ayetlerimi az bir çıkar karşılığı
satmayın. Yalnız Benden
(Tanrı CC) korkun. KYTMT
042.-
Bile bile doğruyu yanlış ile (Hakk’ı
batıla) karıştırıp, hakkı
gizlemeyin. (Tanrı CC;
bütün insanlığa doğru ve gerçek olan ile yanlış ve asılsız olanı kasıtlı
olarak karıştırma-
maları, hakkı [doğruyu] örtüp saklamaktan kaçınmaları gerektiği yönünde son derece
önemli bir uyarıda (öğütte)
bulunmuştur). KYTMT
043.-
Namazı hakkıyla kılın, zekatı verin, (…).
-03-
044.-
(…). Aklınızı! kullanmıyor musunuz? KYTMT.
045.-
(Katlanılması ve kabullenilmesi
zor gelen durumlarda umarsızlık söz konusu ise) Sabır
ve namazla Allah’tan yardım
isteyin. Kuşkusuz bunlar, Allah’a
saygı ile boyun eğen-
ler den başkasına ağır gelir.
KYTMT
048.-
Öyle bir günden (din günü; hesap,
ödül ve ceza günü, kimsenim kimseyle
yardımlaşa-
mayacağı, kimseden bir aracı/şefaatçi kabul olunmayacağı kimseden bir
fidye alınama-
yacağı günden) korkun ki, o gün hiç kimse başkası için bir şey ödeyemez; hiç kimse-
den şefaat (bağışlanma)
kabul olunmaz, fidye de alınmaz;
onlara (insanlara) asla (hiç
kimse tarafından) yardım da yapılmaz.
KYTMT
075.-
(Ey inananlar!) Şimdi bunlar (bütün inanmayanlar)’ın size hemen
uyacaklarını mı umu-
yorsunuz? Oysa bunlardan bir gurup (Yahudiler) vardı ki, Tanrı’nın Kelamı (Tevrat)’nı
işitirlerdi de, sonra O (Tevrat)’na akılları yattığı halde bile, O (Tevrat)’nu değiştirirler-
di. KYTMT
079.- (Yahudi bilginlerinin) Elleriyle kitap yazıp, sonra da yazdığını az bir bedel karşılığında
satmak için “Bu Tanrı’nın katındandır, Allah’ın ayetlerini
açıklıyor” diyenlere yazıklar
olsun! Elleriyle yazdıkları yüzünden vay haline onların! Ve yapıp
ettikleri yüzünden vay
haline onların! KYTMT
081.- Hayır!
Kim bir kötülük işler de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte bu
kimseler
cehennemliktirler;
(İnsanları Tanrı CC
adına kandırıp, günaha
batanlar) onlar orada
ebedi olarak kalırlar. KYTMT
082.- İnanıp, hayırlı işler yapanlara gelince,
onlar da cennetliktirler; onlar orada ebedi kalacak
-lardır. KYTMT
085.- (…).
Allah sizin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir. KYTMT
098.- Her kim Allah’a, meleklerine, elçilerine
(Peygamberlerine), Cebrail ve Mikail’e düşman
ise bilsin ki, Tanrı da inanmayanların (inkarcıların) düşmanıdır. KYTMT
107.- Yine bilmez misin ki, gerçekte Tüm Evren
(gökler)’in ve Dünya (Yer)’nın yaratıcı sahip
liği (mülkiyeti) ve egemenliği Allah’ındır. Sizin (insanlar) için
Tanrı’dan başka ne bir
dost ne de yardımcı vardır.
KYTMT
112.- (…), kim güzel niyet ve davranış sahibi
olarak (Yahudi, Hristiyan veya başka bir inanç-
tan olsun) kendini Tanrı’ya teslim ederse, Rabbi’nin katında onun ödülü
vardır. Öylele-
rine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. KYTMT
115.- Doğu
da Allah’ındır batı da (Kastedilen
tüm Evren’dir), Nereye
dönerseniz (nereye
bakarsanız) Tanrı’nın zatı oradadır.
Kuşkusuz, Allah (zat ve sıfatlarında) sınırsızdır, her
şeyi bilendir. KYTMT
118.- Tarih bilgisinden yoksun olanlar
(Kur’an’ı okumayıp, bilgi sahibi olamayanlar), “Allah
bizimle konuşmalı veya
bize bir mucizeli işaret gelmeli değil miydi?”
dediler. Bunun
gibi onlardan öncekiler,
de onların dediklerinin
benzerini demişlerdi. Anlayışları hep
birbirine benziyor! Biz
(Tanrı CC), gerçeği kabul edenlere ayetleri (Mucizeli işaretin
bizzat Kur’an ayetleri olduğunu) açıkladık. KYTMT
121.- Kendilerine Kitap (Tevrat, İncil,
Kur’an) verdiğimiz, O (Tevrat, İncil, Kur’an)’nu (Din
bilginlerin çoğunluğu, burada ağırlıklı olarak, Yahudilere amaçlı
Tevrat’ın kast edildi-
ği üzerinde durmaktadırlar. Bize göre aynı mantık bütün kitaplar için de
geçerlidir EE)
hakkını vererek (ANALAMAK AMACIYLA) okumakta olanlar
var ya, işte inananlar
onlardır; ama her kim onu inkar ederse işte asıl kaybedenler de
onlardır. KYTMT
147.- “Doğru olan
gerçek” Rabbinden gelendir. Sen, (Hz Muhammed SAV) sakın (Yahudi
ve Hıristiyanların yanlış
telkinlerine kapılıp) kuşkuya düşenlerden olma. KYTMT
148.- (…).
Öyleyse siz hayırlarda yarışın. (…).
KYTMT
152.- Artık
siz ben (Tanrı CC)’i
anın ki ben de sizi anayım. Bana
şükredin, bana nankörlük
etmeyin. KYTMT
-04-
154.- Allah yolunda (Yurt
savunması, hak, adalet,
doğruluk, mazlumlara yardım, özgürlük,
bağımsızlık, yetim ve düşkünleri
koruma, zalimlerin ve düşmanla işbirliği yapanların
defedilmesi ve benzeri amaçlarla EE.) öldürülenler (Şehitler) için
“Ölüler” demeyin.
Hayır onlar diridirler, fakat siz bunu bilemezsiniz. KYTMT
168.- Ey
insanlar! Yeryüzünde bulunan
maddelerin helal (İnsan sağlığına zararlı olabileceği
nedeniyle hakkında yasaklama veya kısıtlama bulunmayanEE) ve temiz
(İnsan sağlığına
zararlı mikrop taşımayan EE.) olanlarından yiyin; şeytanın peşinden
gitmeyin (şeytanın
izinden gidip haramlara bulaşmayın), çünkü o (şeytan) apaçık
düşmanınızdır. KYTMT
169.- O
(Şeytan) size ancak
kötülüğü, çirkini ve
Allah hakkında bilmediğiniz
şeyleri
söylemenizi buyurur. KYTMT
170.- Onlara
(İnanmayanlara pek çok
bilgi verilip, uyarılar yapılarak
sonuçta;) “Tanrı’nın
indirdiğine uyun” denildiğinde,(sanki kendilerine bu bilgiler hiç
verilmemiş, bu uyarılar
hiç yapılmamış gibi) “Hayır, atalarımızdan gördüğümüze uyarız, onların
yolundan gide-
riz” dediler. Ya atalarının aklı
bir şeye ermemiş, doğru yolu bulamamışlarsa.
KYTMT
173.- Allah
size yalnızca leş (Ölü hayvan
etini [Zira ölü hayvan etinde insan sağlığına zararlı
bakteriler üremiş olabilir ve bu kesinlikle öldürücüdür EE.], kanı, domuz etini (Domuz
etinin insan sağlığına zararlı olduğu bilimsel olarak saptanmıştır EE.)
ve Allah’tan baş-
kası adına kesilmiş olanı haram kıldı.
Ama biri zorda kalırsa, haksızlığa sapmadıkça,
sınırı aşmadıkça kendisine günah yoktur.
(…). KYTMT
174.- Allah’ın
indirdiği Kitap (Bütün kitap ve
vahiyler EE.)’ın bir bölümünü gizleyenler ve
O’nu (Onları) az
bir karşılık (Çıkar amaçlı her türlü bedel EE.) için satanlar yok mu?
onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. (…).
175.- İşte onlar, doğru yol (Hidayet)
karşılığında sapıklığı, affedilmek
karşılığında azabı satın
almış kimselerdir. (…). KYTMT
176.- Bu
azabın nedeni, Allah’ın, Kitab (Kur’an)’ı hak (Doğru) olarak indirmiş olması
ve o
Kur’an hakkında aykırı
görüşlere sapanların derin
bir ayrılıkçılık içine düşmüş
bulunmalarıdır. KYTMT
177.- (…)
Asıl erdemli kişi: Allah’a,
ahiret gününe, meleklere, kitaba
(Vahiy yoluyla gelen
bütün kitaplara) ve bütün elçi
(Peygamber)’lere inanan; yardım isteyenlere ve özgürlü-
ğünü kaybetmiş olanlara özgürlüklerini kazanmaları için harcayan,
namazı kılıp zekatı
verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar, darlıkta,
hastalıkta ve savaş
zamanında sabrederler. İşte, doğru olanlar bunlardır ve işte takva
sahipleri bunlardır.
180.- Sizden birinize ölüm yaklaştığında, eğer
geriye mal bırakıyorsa anasına, babasına (Eğer
hayatta iseler EE.) ve akrabasına uygun bir vasiyette bulunması,
sakınanlara bir borç
olmak üzere yazıldı (Emir olundu). KYTMT
183.- Ey inananlar! Sizden
öncekilerin üzerine yazıldığı
gibi sakınasınız diye sizin üzerinize
de sayılı günlerde oruç yazıldı (Emir olundu). KYTMT
184.- İçinizden hasta
veya yolcu olan, başka günlerde sayısınca tutar. Orucu
tutmakta zorla-
nanlar için bir yoksulun (Bir günlük günlük) yiyeceği
kadar fidye vermesi
yeterlidir.
Bir iyiliği zorunlu olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ancak orucu
tutmanız bilirse-
niz sizin için daha hayırlıdır.
KYTMT
185.- O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma
konusunda açıklamalar
ve insanlara rehber olarak
“Kur’an’ın indirildiği” ramazan
ayıdır. Artık kim bu
aya
yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka
günlerden sayısınca
tutar (Oruç tutamayanların fidye vermesi yasaklanmamıştır.). (…).
KYTMT
186.- Kullarım, Sana (Hz Muhammed SAV) Ben
(Tanrı CC)’i sorduklarında, bilsinler ki
Ben
kullarıma yakınım, bana dua ettiğinde (Bir istekte bulunduğunda) dua edenin dileğine
karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman
etsinler ki doğru yolu
bulmuş olsunlar. KYTMT
-05-
187.- (…).
Kadınlarınız, erkekleriniz için bir elbise (Örtü, koruyucu EE.)’siniz,
erkekleriniz
de kadınlarınız için bir elbise (Örtü, koruyucu EE,)’siniz.
(…) KYTMT
188.- (…).
Bile bile günaha saparak, insanların mallarından bir kısmını (haksız
yere) yemeniz
için onun bir parçasını da
yetkililere (rüşvet olarak) aktarmayın.
KYTMT
190.- Sizinle, (Sizi yok etmek amaçlı olarak)
savaşanlarla siz de Allah yolunda
savaşın, fakat
aşırılığa sapmayın (siz de onlara benzeyip karşı tarafı haksız yere yok
etmeye niyet
etmeyin); Allah aşırılığa sapanları sevmez. KYTMT
194.-
(…) Allah’ın hükmüne saygılı olun ve bilin ki, Allah kendisine saygılı olanların yanın-
dadır.
195.-
Allah yolunda harcama yapın (Helal yollarla kazandıklarınızı
yoksullarla, düşkünlerle,
tüm muhtaç olanlarla paylaşın EE.);
kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin.
Kuşkusuz Tanrı iyilik edenleri sever.
204.-
İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin
hoşuna gider ve O
kişi, kalbindeki (yalan)’ne Allah’ı
şahit tutar. Oysa o (Münafık) kişi İslam düşmanları-
nın en yamanıdır.
205.- O
(İslam düşmanlarının en yanında olan) kişi iş başına geçti mi, yeryüzünde bozguncu-
luk çıkarmak, ekini (Ülkenin ürün
varlığını) ve neslini (İnsan
yapısını) helak etmek
için koşar. Tanrı ise bozguncuları sevmez.
206.-
O (İslam düşmanlarının
en yanında olan)’na
“Tanrı’ya karşı saygılı ol”
dendiğinde
kendisini, gururu günah
işlemeye sevk eder. Cehennem de
O (İnanmayanların)’nun
hakkından gelir. O (Cehennem) ne kötü bir yataktır.
207.-
Yine insanlardan kimi vardır ki, “kendisini Allah’ın rızasını kazanmaya
adar” Allah ise
kullarına çok merhametlidir.
208.-
Ey inananlar! Hepiniz barış ve
esenliğe girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o
(Şeytan) sizin aranızı açan belli bir düşmandır.
215.-
Ey Muhammed! Sana ne harcayacaklarını (Mali yardımlarda kimlere
öncelik verilece-
ğini) soruyorlar. De ki: Hayır
olarak verdiğiniz nafaka, ana,
baba, yakınlar, öksüzler,
yoksullar, yolda kalmışlar içindir.
Hayır olarak (bunların ötesinde)
daha ne yaparsanız
herhalde Tanrı onu bilir.
219.-
Ey Muhammed! Sana alkollü içki ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu
ikisinde de büyük
bir günah vardır. (Alkollü
içkide) insanlar için bazı küçük yararlar vardır fakat zararı
çok daha büyüktür. (Kumarda kazanan için göreceli bir yarar vardır,
çalışmadan edinil-
lmiş bir kazançtır, ancak
kaybeden için bir yıkımdır). Dolayısıyla günahları, yararların
dan çok daha büyüktür. Yine sana neyi,
iyilik yolunda harcayacaklarını (İnfak edecek
lerini) soruyorlar. De ki: Kendi gereksiniminizden fazlasını iyilik
yolunda harcayın (İn-
fak edin), İşte böylece Allah, size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.
220.-
(…). Sana (Hz Muhammed SAV)
yetimleri de soruyorlar. De ki: onları
iyi yetiştirmek
(Yüz üstü bırakmadan) daha hayırlıdır.
Eğer onlarla birlikte
yaşarsanız (unutmayın)
onlar sizin kardeşlerinizdir.
Allah düzeltenden bozanı ayırıp, bilir.
(…).
221.-
Allah’a eş koşan kadınları, iman
etmedikçe nikahlamayın. (…) Allaha eş koşan erkek-
lere de Tanrı’ya eş koşmayan kadınları nikah ettirmeyin. (…)
238.-
Namazlara ve orta namaza devam edin, Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun.
244.- O
halde (Ülkenizi dolaylı veya dolaysız yöntemlerle ele geçirmek amaçlı size
saldıran-
lara karşı), Tanrı yolunda
çarpışın ve bilin ki Tanrı her şeyi
işitir ve bilir.
254.-
Ey iman edenler! Alım, satım,
dostluk ve aracılığın olmadığı
bir gün (Hesap Günü)
gelip çatmadan, Allah’ın size verdiklerinden Allah için hayır yolunda harcama yapın.
255.-
Allah’tan başka İlah (Yaratıcı)
yoktur. O (Tanrı CC), daima diridir, her
şeyin varlığı O
(Tanrı CC)’na bağlı ve dayalı (Kayyum) dur, ne uykusu
gelir ne de uyur. Göklerde ve
Yerde ne varsa O (Tanrı)’nundur.
(…). O (Tanrı CC)’nun kürsüsü (Duruşu, etki alanı)
-06-
gökleri (Tüm evreni) ve yer (Dünya)’i
içine almıştır. (…).
256.-
Dinde zorlama/baskı yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim
sahte tanrıları
(Tağut) reddeder de (bir tek) Tanrı’ya inanır ise, sağlam bir kulpa
yapışmıştır. Allah her
şeyi iştir ve bilir.
257.-
Allah inananların dostudur/velisidir. Onları karanlıktan aydınlığa
çıkartır. Allah’a inan-
mayanların dostu/velisi ise sahte tanrılardır; onları aydınlıktan
karanlığa sürüklerler(…)
261.-
(Helal yolla kazandıkları)
Mallarını Allah yolunda harcayanların
durumu, bir (Başak)
tanesinin durumu gibidir
ki, her birinde
yüz tane olmak
üzere yedi başak veren bir
başak tanesinin durumuna benzer. (Tanrı CC iyilik yolunda harcama
yapanların ürünle-
rinin bereketimi arttırır. EE).
(…).
262.-
Allah yolunda iyilik ve harcama yaptıktan sonra verdiklerinin arkasından
başa kakmayı
gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin, Rab’leri yanında ödülleri
vardır. (…).
263.-
Bir tatlı dil
ve kusurları bağışlamak, arkasından eza
ve gönül bulantısı
gelecek bir
sadakadan daha hayırlıdır. (…).
264.-
Ey iman edenler! Sadakalarınızı, (…) başa kakmak, gönül kırmakla boşa
gidermeyin.(.)
266.-
(…) İşte Allah, ayetlerini size
böylece açıklıyor. Umulur ki,
düşünürsünüz (Tanrı CC
bütün bildirimlerinde biz insanlara düşünerek sonuç çıkarmamızı
emrediyor EE).
268.-
Şeytan sizi fakirlikle korkutup, çirkin şeylere teşvik eder. Tanrı da
(Size) lütfundan ve
bağışlamasından bir takım vaatlerde bulunuyor. (…).
269.-
(Tanrı CC) Dilediğine (Çalışıp hak edene) hikmet verir, hikmet verilene ise
pek çok
hayır verilmiş demektir. Ve bunu
ancak üstün akıllar (Tanrı’ya inananlar içinde üstün
olanlar) anlar.
272.-
(…). Allah dilediğini
(Layık olanı) yola getirir.
Yaptığınız her iyilik
sırf kendiniz
içindir. (…). İyilik
cinsinden ne harcarsanız, o size aynen ödenir. Size hiçbir
şekilde
haksızlık yapılmaz.
273.-
Sadakalarınızı, kendilerini Allah
yoluna adamış (Tanrı CC
emirlerine uyup, sürekli
iyilik yapan) olan fakirlere veriniz. Onlar (…) utangaç olduklarından dolayı, bilmeyen
-ler, onları varlıklı
sanırlar. (…). Yüzsüzlük
yapıp kimseden bir şey de isteyemezler.
(…).
275.-
Riba/tefecilik, (Borçludan borç süresi karşılığı alınan paradan daha
yüksek alınan fazla-
lık [Tefeci faizi]) yiyen kimseler, şeytanın çarparak sersemlettiği gibi
kalkarlar. Bunun
nedeni onların “Alım satım da
ancak faiz gibidir” demelerindendir.
Oysa, Allah alım
satımı helal, tefeci
faizini ise haram
kılmıştır. Kim de yine
tefeciliğe dönerse, işte
bunlar orada devamlı
kalmak üzere cehennemliklerdir. (Bir emek karşılığı olmayan
gelirler Tanrı CC katında makbul değildir. EE)
276.-
Tanrı tefeciliği mahkum eder, sadakaları (karşılıksız yardımı)
da bereketlendirir. Allah
günahta ve inkarda direnen hiç kimseyi sevmez.
277.-
İman edip, iyi
işler yapan, namazı
dosdoğru (Düzgünce) kılan,
zekatı verenlerin
Rab’leri katında elbette
iyi ödülleri vardır.
Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar
mahzun da olmayacaklardır.
280.-
Eğer borçlu darlık içindeyse, (Sizin de durumunuz uygun
ise) ona ödeme kolaylığına
kadar bir süre tanıyın. Bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka
etmeniz, eğer
bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.
(Bunlar elbette alacaklının
varlık durumuna ve
genel geçimbilimsel durumların verdiği ölçülerde olabilir EE)
282.-
Ey iman edenler! Belli bir
vade ile karşılıklı borç
alışverişinde bulunduğunuzda onu
yazın. (…). Yazı bilen biri, Tanrı’nın kendisine öğrettiği gibi yazsın.
(…). Hazırda olan
iki kişiyi de şahit yapın. (…) Şahitler çağırıldıklarında
kaçınmasınlar. (…) Alım satım
yaptığınızda da yine şahit
tutun. (Bu şahitlik, alım satım
işleminin kayıt altına alınması
şeklinde de olmalıdır.).
Böylece ne kayıt
tutan, ne de
şahitlik yapan zarar görmesin.
-07-
Eğer onlara zarar verirseniz, o
işte mutlaka size dokunacak bir günah olur.
(…)
283.-
(…). Şahitliğinizi inkar
edip gizlemeyin, onu
kim inkar ederse
mutlaka onun kalbi
vebal içindedir. Her ne
yaparsanız Allah onu bilir.
285 – 286.-
Yalvaç (Peygamber), Rabbinden
kendisine ne indirildiyse O’na
iman etti. Mü’-
minlerin de hepsi Allah’a, meleklerine,
Kitaplarına ve Yalvaç (Peygamber)’larına iman
ettiler.
“Biz Allah’ın Yalvaç (Peygamber)’ları arasında ayırım
yapmayız, duyduk ve
itaat ettik. Ey Rabbimiz, bizi bağışlamanı dileriz, dönüş
ancak sanadır” dediler. Allah
hiç kimseye gücünün
yeteceğinden başka yük
yüklemez. Herkesin kazandığı
hayır
kendisine, yaptığı kötülüğün
zararı da yine
kendisinedir. Ey Rabbimiz, bize
bizden
öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz, bize
gücümüzün yetmeye-
ceği yükü de
yükleme. Bağışla bizi
ve merhamet et bize. Sen bizim Mevlamız sın.
Kafir kavimlere karşı bize yardım et.
***********************************************
SURE: 003, AL-İ İMRAN SURESİ, (200) AYETTİR,
İNİŞ SIRAMALASINDA (089) SÜRE.
İNİŞİ: Enfal Suresinden sonra, Ahzab
Suresinden önce Medine’de inmiştir.
ADI: Süre’nin 33 ayetinde geçen “Alü İmran
(İmran Ailesi)” tamlamasından almıştır.
Eman, Kenz, Mücadile, İstiğfar, Ma’niyye ve Tayyibe şeklinde isimleri de
vardır.
KONUSU: Bu Sürenin önemli bir bölümünün iniş
nedeni; Necran Hristiyanları adına
Medine ’ye gelen heyetle Hz Muhammed
arasında geçen, Tanrı inancı konusundaki tartışmalar olmuştur. .
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Allah, O’ndan başka asla
yaratıcı (ilah) yoktur,
hayy (Yaşam sahibi, ezeli ve ebedi
ölmeyen diri) ve
kayyum (Yarattıklarını her an gözetleyen, Evrenin varlığı kendisine
bağlı olan, Evren’i yöneten)’dur.
007.-
(…). Bunun (Kuran’ın)
ayetlerinden bir kısmı muhkem (Tahkim
edilmiş, engellenmiş
dış etkilerden korunmuş, güvenilir, sağlam, bozulmaz, kesin anlamlı/açık
seçik, kolay-
lıkla anlaşılır)’dir ki, bu
ayetler, Kitap (Kur’an)’ın aslı demektir. Diğer
bir kısmı da
müteşabih (Aralarında birbirinden
ayırt edilemeyecek ve zihin
karıştıracak derecede
benzerlik bulunan) ayetlerdir. Kalplerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için,
bir de kendi keyiflerine göre yorum yapmak için O (Kuran)’nun
“müteşabih” olanları-
nın peşine düşerler. (…).
(Kur’an’daki bu inceliği akıl, bilgi ve düşünce sahiplerinden
başkası kavrayamaz. [Aklını kullananlardan başkası da derin düşünmez].)
008.-
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi hak yolundan
saptırma, bize
tarafından rahmet bağışla, kuşkusuz sen bol ihsan sahibisin (Lütfu bol
olan sensin).
016.-
Onlar (İnananlar) ki, “Ey
Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı
bağışla ve bizi ateş azabından
koru” derler. (Tanrı CC, kuşkusuz her
suçu bağışlamaz,
Bunun takdiri ve hüküm Tanrı CC’ya aittir.)
070.-
Ey Kitap ehli! (Kur’an’ı kendi dillerinde okuyup anlayanlar) Gerçeği
gördüğünüz halde
niçin Tanrı’nın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
071.-
Ey Kitap ehli! (Kur’an’ı kendi dillerinde okuyup, anlayanlar) Niçin
doğruyu yanlış ile
karıştırıyor, (hakkı batıla karıştırıyor) ve bile bile gerçeği
gizliyorsunuz?
073.-
(…) De ki: “Kuşkusuz doğru yol,
Allah/Tanrı’nın yoludur” (…).
075.-
Kitap ehlinden (öylesi erdemli kişiler de vardır ki, ona yüklerle mal
emanet etsen, onu
-08-
sana eksiksiz geri verir. Öylesi de vardır ki, ona bir dinar (Bir birim
para) emanet etsen,
tepesine dikilip durmadıkça onu sana geri vermez. (…).
077.-
Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini
az bir çıkar
karşılığında satanlar var
ya, işte
onların ahirette hiçbir payı yoktur.
(…). Onlar için acı bir azap
vardır.
084.-
(Ey Yalvaç) De ki:“Allah’a, bize indirilen Kuran’a, İbrahim’e, İsmail’e,
İshak’a, Yakup
’a ve torunlarına
indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve (diğer
tüm) yalvaçlara/peygamberlere
Rablerinden verilene inandık.
Onların arasında fark gözetmeyiz, biz O (Tanrı CC)’na
teslim olmuşlarız.
085.-
Kim, (tüm yalvaçların/peygamberlerin bildirdiği) İslam’dan/Tanrı’ya teslim
olmaktan
başka bir din ararsa, ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de
zarar edenlerden ola
-caktır.
090.-
Kuşkusuz, iman ettikten
sonra inkara sapıp,
sonra da inkarlarını daha da
arttıranların
tövbeleri asla kabul olunmayacaktır.
(…).
092.-
Allah yolunda sevdiğiniz
şeylerden harcamadıkça iyiliğe
asla eremezsiniz, dünya ve
ahirette mutlu olamazsınız. Ne harcarsanız Tanrı onu hakkıyla bilir.
096.-
Kuşkusuz insanlar için (Tanrı CC tarafından) kurulan ilk tapınak (Mabet), Mekke’deki
çok kutsal ve (Bütün Alemlere) tüm evrene hidayet kaynağı olan (Kabe)
Beyt’tir.
097.-
Orada apaçık deliller (kanıtlar), İbrahim’in makamı vardır. Oraya
giren güvene erer.
Oraya Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi (Kabe’yi haccetmesi),
Tanrı’nın in-
sanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim
inkar ederse, kuşkusuz Tanrı tüm evrenden (Bütün
Alemlerden) doygun (Müstağni)’dur.
101.-
(…). Kim Allah’a (İman
edip, Kur’an’a) sımsıkı
bağlanırsa, kesinlikle Doğru
Yol
(Sırat-ı müstakim yolu)’a
iletilmiştir.
104.-
İçinizden hayra çağıran,
iyiliği emredip kötülükten
men eden bir topluluk bulunsun.
İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
105.-
Kendilerine apaçık deliller
geldikten sonra parçalanıp
ayrılığa (Mezhep, tarikat
ve
dinsel cemaatlere) düşenler
gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
108.-
(Ey Yalvaç/Elçi) İşte bunlar,
Allah’ın sana gerçek olarak okuduğumuz ayetleridir.
Allah tüm, hiçbir varlığa zulmedilmesini istemez.
110.-
Siz (Tanrı CC’nın
indirdiği gerçeğe/Kur’an’a içtenlikle
bağlananlar), insanlar için
(insanlar için seçilmiş örnek olacak) en hayırlı ümmetsiniz. (…).
İçlerinde iman eden-
ler var ve fakat pek çoğu yoldan çıkmışlardır.
112.-
Kitap (Tevrat, İncil,
Kur’an ve diğer vahiyler) sahiplerinin
fanatikleri (Kitaplarını ve
dinlerini kendi çıkarları amacıyla kullananlar [Din tüccarları]),
(…). Ayrıca isyan etmiş
ve haddi aşmışlardı.
113.-
(…). Kitap ehli
içinde doğruluk üzere
bulunan bir erdemliler topluluğu da vardır ki,
geceleri secdeye kapanarak, Allah’ın ayetlerini (Öğüt almak için kendi dillerinde EE.)
okurlar.
114.-
Allah’a ve ahret gününe inanırlar, kötülükten vazgeçirmeye
çalışırlar, hayır işlerinde
de birbirleriyle yarışırlar. İşte
onlar iyi insanlardandır.
115.-
Onlar (İşte o iyi insanlar) ne hayır yaparlarsa bilsinler ki,
karşılıksız bırakılmayacaklar-
dır. Allah kötülükten
sakınanları bilir.
118.-
Ey iman edenler!
Kendi dışınızdakiler (Sizin
sıkıntıya düşmenizi isteyen ikiyüzlüler
MS. )’den sırdaş edinmeyin. (…).
129.-
Tüm evren (Gökler)’de
ve yerde olanların
hepsi Allah’ındır. (Tanrı CC) Dilediğini
(Bağışlanmayı hak edeni)
bağışlar, dilediği (Azabı hak
eden)’ne azap eder. Allah çok
bağışlayan, çok koruyandır.
130.-
Ey iman edenler!
Kat kat artırılmış (Riba, tefeci faizi) olarak faiz yemeyin. Allah’tan
sakının ki, kurtuluşa eresiniz
-09-
139.-
İnananlar, işlerinizde
gevşeklik göstermeyim, olumsuzluklara
üzülmeyin, eğer gerçek-
ten Allah’a inanıyorsanız, üstün olan sizsiniz.
145.-
Allah’ın izni olmadıkça
hiçbir kimseye ölüm
yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre
yazılmıştır. Kim dünya nimeti
isterse, kendisine ondan veririz. Kim de
ahiret sevabını
isterse ona da ondan veririz. Biz
(Tanrı CC) şükredenleri
ödüllendireceğiz.
148.-
(…) Allah güzel davrananları
sever.
150.-
(…) (Ey inananlar!) Sizin
dostunuz Allah’tır. O (Tanrı CC) , yardım edenlerin en hayır
lısıdır.
160.-
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. (…)
İnananlar ancak Allah’a güvensin.
169.-
(Gerçekten) Allah yolunda
öldürülenler (Şehitler [Yurt savunması, namusun korunma-
sı, insanlık adına
iyi işler yapılması, ve benzeri
etkinlikler uğruna öldürülenler])’i
sakın ölüler sanma. Onlar
Rableri (Tanrı CC) katında diridirler ve rızıklanmaktadırlar.
179.-
Allah, (…) kirli olanı,
temizden ayıracaktır. (…) Allah
yalvaç (Peygamber)’larından
uygun gördüğünü (Dilediğini)
seçip gizli olan (Gayb)’ı
bildirir. O halde, Allah’a ve
yalvaç (Peygamber)’larına iman edin.
(…).
182.-
(…) Allah kullarına asla
zulmetmez.
185.-
(…) Dünya yaşamı, geçici ve aldatıcı bir zevkten ibarettir.
186.-
Kesinlikle siz, mallarınız (Haram helal anlamında) ve canlarınız
konusunda denemeden
geçirilirsiniz. (…). Eğer sabreder ve
gereği gibi sakınırsanız, bilin ki, bu size gereken
davranışlardandır.
193.-
“Rabbimiz! Biz, ‘Rabbiniz’e iman
edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen
iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört,
bizleri (sana ermiş)
kullarınla birlikte yanına al.” (Deyiniz.).
194.-
“Rabbimiz! Bize yalvaç
(Peygamber)’larına vaat ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil
etme. Kuşkusuz sen (Tanrı CC)
verdiğin sözden dönmezsin”
*****************************************************
SURE:
004, NİSA SURESİ, (176) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (092) SÜRE.
İNİŞİ: Medine’de hicretten sonra (5) veya (6)
yılda, Müreysi Gazvesinde dinsel hükümler ve uygulamalar arasına girdiği
bilinene teyemmüm ayetini içermesi, ağırlıklı olarak bu yıllarda indiği
düşünülmektedir.
ADI: Süre Nisa (Kadınlar) adını içeriğinden
almaktadır. Bir tek ismi vardır.
KONUSU:
Bu Süre’de; Kadın-erkek ilişkisi ve aile yaşamı, kadın-erkek
ilişkilerinde inanan ve inanmayan ayrımı ile vakit namazları, korku namazı,
namaz için gerekli temizlik (taharet) gibi ibadetlere, kişisel ve toplumsal
kurallar, düzenlemeler ve kurumlardan amacın sağlıklı bir “Yaratıcıkul”
ilişkisi kurmaya, yalnızca Tanrı’ya kul olmak isteyenlerin önündeki engelleri
kaldırmaya yönelik olduğuna işaret buyurulmuştur.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan (Aynısından) eşini
yaratıp, ikisinden
bir çok erkekler ve
kadınlar üreten Rabbinizden sakının. Kendi
adına birbirinizden
dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve
akrabalık bağlarını kırmaktan (bozmaktan) sakının.
Kuşkusuz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.
002.-
Öksüz ve yetimlere
mallarını verin, helal ile
haramı
karıştırmayın/kötüsünü onlara
vererek iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınızla
karıştırıp, yemeyin.
Zira bu, büyük bir günahtır.
-10-
006.-
Evlenme/olgunluk çağına gelinceye
değin öksüz ve yetimleri gözetip deneyin.
Onların
Akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim
edin. (…) Onları israf
Ederek, tez elden
tüketmeyin. Varlıklı olan, onların
malını yemekten çekinsin. Yoksul
olan ise adalet ölçülerine göre
yesin. Mallarını kendilerine
verme işini şahitler yanında
yapın. Hesap görücü olarak Allah
Yeter.
007.-
Ana, Baba ve akrabaların miras bıraktıklarından erkeklerin de (…)
kadınların da payları
vardır. Bunlar, az olsun çok
olsun farz kılınmış paylardır.
008.-
Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler ve
yetimler, yoksullar, hazır
bulunuyorlarsa
onlara da bir miktar pay verin ve onlara güzel sözler söyleyerek
gönüllerini alın.
010.-
Öksüz ve yetimlerin mallarını
haksız yere yiyenler, kesinlikle karınlarını ateşle doldur-
muş olurlar ve cehenneme girerler.
023.-
Size şunları nikahlamanız haram kılındı. Anneleriniz, kızlarınız, kız
kardeşleriniz, hala
larınız, teyzeleriniz, erkek ve
kız kardeşlerinizin kızları, sizi
emziren süt anneleriniz,
süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin
anneleri, anneleriyle gerdeğe girdiğiniz üvey kızları-
nız, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşle birlikte nikah yapmanız
haramdır. (…)
024.-
(…) başkalarının nikahı altındaki, kadın ve erkekler de size haram
kılındı. (…) Bunla-
rın dışındakiler ile iffetli yaşamak,
zina etmemek,
eşlerinize/kadınlarınıza
mehirlerini
(Bakınız: en sonda “Sözlük” MEHİR maddesi)’lerini vermek kaydıyla
onlarla karı koca
ilişkisi yaşamak size helal kılındı. (…).
027.-
Allah sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Oysa şehvetine (Kötü arzularına) esir olanlar
ise, sizin büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.
029.-
Ey inananlar! (Helal
yollardan) Üretim ve
karşılıklı rızaya dayanan alışveriş yoluyla
edindiğiniz varlıklarınızı aranızda
haksızlıkla (hırsızlık ve benzeri yollarla) yemeyin.
Birbirinizin canına (Vatan
ve nefis
savunması gibi haklı nedenler dışında) kıymayın.
(…).
032.-
Allah’ın sizi birbirinizden
üstün kıldığı şeyleri
iç çekerek imrenmeyin. Erkeklere
kazandıklarından bir pay
(hakları) vardır, kadınlara
da kazandıklarından bir
pay
(hakları) vardır. Allah’tan size güzellikler vermesini isteyin. (…).
035.-
Eğer karı-koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem
erkeğin ailesinden,
bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçek-
ten barıştırmak isterlerse, Allah eşler arasındaki dargınlık yerine
geçim verir. (…)
036.- Allah’a ibadet edin ve O (Tanrı CC)’na hiçbir
şeyi ortak koşmayın. Sonra anneye, baba
ya, akrabaya yetim ve öksüzlere, yoksullara, yakın komşulara,
yanında bulunan arkada-
şa, yolda kalanlara, (…)
iyilik edin. Kuşkusuz Allah,
kibirlenen ve övünen kimseyi
sevmez.
043.-
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye
değin namaza yaklaşmayın.
Cünüp iken de,
(…) gusül edinceye
değin namaza yaklaşmayın.
Eğer hasta olur,
yolculukta bulunursanız, biriniz
abdest bozmaktan gelince
veya cinsi münasebette
bulunup , su da bulamazsanız o
zaman tertemiz bir toprakta teyemmüm edin. Niyetle
yüzlerinize ve ellerinize sürün.
(…).
058.-
Allah size, emanetleri
ehline vermenizi ve
insanlar arasında hükmettiğiniz
zaman
adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah bununla size ne güzel öğüt
veriyor. (…).
064.-
Biz hangi yalvaç
(Peygamber)’ı gönderdikse, sırf
Allah’ın izni ile yolunda gidilmek
(itaat edilmek) üzere gönderdik.
(…).
079.-
Ey İnsanoğlu! Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana ne kötülük
dokunursa kendinden-
dir. (…) . Buna tanık olarak Allah yeter.
080.-
Kim Elçi (Peygamber)’ye uyarsa Allah’a uymuş olur. Kim de yüz çevirirse,
Biz (Tanrı
CC) sen (Elçi Hz. Muhammed)’i onlara bekçi olarak göndermedik.
082.-
Onlar (Yüz çevirenler) hala Ku’ran’ı
gereği gibi düşünüp, anlamaya çalışmazlar mı?
-11-
Eğer O (Kur’an) Allah’tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı,
mutlaka onda bir çok
çelişkiler bulurlardı.
085.-
Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay
vardır. Kim de kötü bir
işte aracılık yaparsa, ona
da o kötülükten pay vardır. Allah her şeyi gözetip, karşılığını
verir.
087.-
Kendinden başka yaratıcı
olmayan Allah, sizi
kıyamet gününde mutlaka
bir araya
toplayacaktır. Bundan asla kuşku
yoktur. Allah’tan daha doğru sözlü kim
olabilir.
103.-
(…). Namaz inananlara belirli
zamanlarda yazılı bir farzdır.
111.-
Kim bir kötülük işlerse, kendi nefsine kötülük etmiş olur. (…).
116.-
Kuşkusuz ki, Allah kendisine
ortak koşulmasını bağışlamaz. (…) Allah’a ortak koşan,
muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.
119.-
(...). Kim, Allah’ı bırakıp da, şeytanı dost
edinirse, kuşkusuz o kişi apaçık bir ziyana
Uğramış olur.
135.-
Ey İman edenler! Kendiniz, ana-babanız
veya akrabanız lehine de
olsa adaletten asla
ayrılmayınız. (…).
138.-
Münafıklara (Bakınız: Sözlük MÜNAFIK maddesi) haber ver ki,
kendileri için çok acı
bir azap vardır.
142.-
Münafıklar, (…) namaza
kalktıklarında üşenerek
kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar.
Allah’ı pek az anarlar.
143.-
Münafıklar, küfür (Tanrı’ya inanmamak) ile iman (Tanrı’ya inanmak)
arasında bocala-
lamaktadırlar. (…).
145.-
Münafıklar, ateşin en aşağı katındadır.
(…).
146.-
Ancak tövbe edenler, durumlarını
düzeltenler, Allah’a sarılanlar ve Allah için dinlerine
samimi olarak bağlananlar (…) inananlarla
birliktedirler. Allah, inananlara büyük bir
ödül verecektir.
148.-
(…). Bir kötülüğü affederseniz, kuşkusuz ki Allah da
ziyadesiyle affedicidir; (…)
170.-
Ey İnsanlar! (Yeryüzünde yaşayan
tüm insanlar) Resul (Hz Muhammed)
size, Rabbi-
niz’den hakla (Doğruluk ve
iyilikler ile) geldi. Kendi yararınıza olarak O (Resul)’na
inanın. (…).
171.-
Ey Kitap Ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak
doğruları söyleyin.
(…). Allah’a ve
yalvaçlarına inanın, Allah
“Üçtür” demeyin. (…). O (Tanrı
CC),
çocuk sahibi olmaktan yücedir.
(…).
174.-
Ey İnsanlar! Size Rabbiniz’den
bir delil geldi ve size apaçık
bir nur (Aydınlatıcı ışık)
indirdik.
175.-
Allah’a inanıp, O’na sımsıkı sarılanları, Allah kendisinden bir
rahmet ve lütfe sokacak
ve kendi (Tanrı CC)’sine ulaştıran dosdoğru yola iletecektir.
***************************************************
SURE:
005, MAİDE SURESİ, (120) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (112) SÜRE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir. Tamamının bir
defada indiği düşünülmektedir.
ADI: 112-115 ayetlerde konusu edilen ve
havarilerin isteği üzerine Hz. İsa’nın gökten bir “yemek sofrası” (maide)
indirilmesi için dua etmesi dolayısıyla MAİDE adsını almıştır. Ukud (akitle), Münkize (Kurtarıcı), Muba’sire
(Dinsel hükümler) adları da verilmiştir.
KONUSU: Nisa Sure’sinin devamı
içeriğindedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
-12-
001.-
Ey iman edenler! Sözleşmeleri
(Anlaşmalarınızı) yerine getirin. (…)
003.-
Leş, kan, domuz eti, Allah’tan
başkası adına kesilen;
boğulmuş, vurulmuş, yüksekten
düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar
(Putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla paylaşmanız, size
haram kılındı.
(…). Kim açlıktan daralır, günaha
istekle yönelmeden bunlardan yemek zoruna kalırsa,
ona günah yoktur. (…).
004.-
(…) De ki: “Size iyi ve temiz
şeyler helal kılındı.” Avlayıp, eğiterek yetiştirdiğiniz yır-
tıcı hayvanları da Allah’ın adını anarak kesip yiyebilirsiniz . (…).
006.-
Ey iman edenler! Namaz kılmaya
kalktığınız zaman, yüzleriniz, ve dirseklerinize kadar
ellerinizi yıkayın. Başlarınız mesh edin,
iki topuğa kadar ayaklarınızı
yıkayın. Eğer
cünüp iseniz boy
abdesti alın. Hasta,
yahut yolculuk halinde
bulunursanız, yahut
biriniz abdest bozmaktan
gelirse, yahut da eşlerinize dokunmuşsanız (Cinsel birleşme
yapmışsanız) ve bu
hallerde su bulamamışsanız, temiz
toprakla teyemmüm edin de
yüzünüzü ve (Dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. (…).
008.-
Ey Tanrı CC’na inanlar (Allah’a
iman edenler)! Allah için hakkı
ayakta tutanlar ve
adaletle şahitlik yapanlardan olunuz.
(…).
041.-
Ey Yalvaç (Peygamber), ağızlarıyla “inandık” deyip, kalpleriyle
inanmamış olanlardan
ve Yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. (…).
042.-
Onlar, yalana çok
kulak verirler ve çok haram
yerler. (…). Kuşkusuz Allah, adaletli
davrananları sever.
048.-
Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir
ümmet yapardı, fakat size
verdiklerinde sizi denemek
istedi. Öyleyse iyiliklere koşun,
Hepinizin dönüşü Allah’a dır.
O (Tanrı CC) ihtilafa
düştüğünüz konuları size haber verir.
055.-
Sizin asıl dostunuz
Allah’tır, O (Tanrı
CC)’nun Resulü (Hz
Muhammed)’ dür ve
namazlarını kılan, zekatlarını veren ve rükü eden inananlardır.
056.-
Kim Allah’ı, O’nun Resülü (Hz
Muhammed SAV)’nü ve inananları dost edinirse, (iyi
bilsin ki) Allah’ın taraftarları galip geleceklerdir.
067.-
Ey Şanlı Resül (Hz Muhammed SAV)! Rabbinden sana indirileni
tebliğ et! Eğer bunu
yapmazsan yalvaç (Peygamber)’lık görevini yapmamış olursun. (…).
072.-
Andolsun, “Allah Meryem’in
oğlu Mesih”’tir diyenler elbette kafir olmuşlardır. (…).
Kim Allah’a ortak koşarsa, kuşkusuz Allah onlara cenneti haram
kılmıştır. (…).
073.-
“Allah, üç’ün üçüncüsüdür” diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa tek tanrı (İlah)’tan
başka tanrı (İlah) yoktur.
(…).
083.-
(İnsanlar) Yalvaç (Hz Muhammed)’a indirilen Kur’an’ı (Kendi dillerinde)
dinledikleri
zaman, O (Kur’an)’nun hak
olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup
taştığını görürsün. Onlar: “Ey
Rabbimiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz”
derler.
090.-
Ey iman edenler!
(İçince sarhoşluk veren)
İçki, kumar, putlar ve fal okları şeytan işi
birer pisliktir. Bunlardan
kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.
099.-
Yalvaç (Hz Muhammed SAV)’ın
üzerine düşen sadece duyurmadır.
Allah açıkladıkla-
rınızı da gizlediklerinizi de bilir.
104.-
Onlar (İman etmeyenler)’a:
“Allah’ın indirdiği (Kur’an)’ne ve Yalvaç (Hz Muhammed
SAV)’a gelin” dendiğinde; “Atalarımızı
üzerinde bulduğumuz şey bize
yeter” derler.
Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsa da mı?
105.-
Ey İnananlar! Kendinize dikkat edin.
Siz doğru yolda olduğunuz sürece, doğru yoldan
sapanlar size zarar veremezler.
**********************************************
SURE: 006, EN’AM SURESİ, (165) AYETTİR,İNİŞ
SIRALAMASINDA (055) SÜRE.
-13-
İNİŞİ: 91, 92, 93,
151, 152, VE 153 AYETLER Medine’de, diğer ayetler Mekke’de inmiştir. ADI:
En‘am; koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden, Hz
Muhammed zamanından beri bu Süre’ye isim olarak kullanılan bir sözcüktür.
KONUSU: Ağırlıklı
olarak, Tanrı’nın birliği, bilim, irade, kudret, adalet gibi sıfatları:
Tanrı’nın elçiliği, vahiy, yeniden
dirilme, müşrik ve inanmayan zümrelerin batıl inançlarını reddi, doğru inanca
ulaşmanın yolları ve benzeri inançsal konular.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.- O
(Allah CC), tüm evrende (Göklerde) de, yer (Dünya)’de tek Tanrı’dır. Sizin
gizlinizi,
Açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.
032.-
Dünya yaşamı, eğlence ve oyundan
başka bir şey değildir. Ahiret yurdu
ise, Allah’tan
korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? (Yüce
Tanrı’mız her hal ve
durumda, biz [yarattığı kullarına] aklımızı kullanmamızı öğütlemektedir
EE).
036.-
(İslam dinine) Çağrıyı ancak (Samimi olarak) dinleyenler kabul eder.
(Tanrı CC insan-
ların doğru yolu kendi akıl ve iradeleriyle bulmalarını tercih etmiştir
KYTM) (…).
039.-
(Kur’an’daki) Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış
sağır ve dilsizlerdir.
(…)
048.-
Biz Yalvaç (Peygamber)’ları ancak
rahmetimizin müjdecileri ve uyarıcılar olmak üzere
göndeririz. (…).
050.-
(Ey Elçi [Hz Muhammes]) De ki: “Size Allah’ın hazineleri benim
yanımdadır deemiyo-
rum. Gaybı da bilmiyorum, (Yüce Tanrı CC
kendi elçilerine bile Gayb [Görünmeyen
alem, ahiret yurdu,
cennet, cehennem vb.]’dan haber
veremeyeceğini, gaybın ancak
kendisi tarafından bilinebileceğini ifade ediyor. Oysa tarikat, cemaat ve benzeri yapılan
malarının önde gelenleri [şeyh,
şıh, gavs] gibi isimler
altında Tanrı’nın elçilerine bile
reva görmediği marifetleri gösterdiklerini arkalarından gidenlere
anlatıyorlar ve inandı-
rıyorlar. Böylece kendilerini Tanrı CC’ya ortak koşuyorlar, yani şirk
içindeler. EE) Size
ben (Hz Muhammet SAV) bir meleğim de demiyorum. Ben yalnızca
bana indirilene
uyuyorum” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? (Bura da insan-
ların gerçekleri düşünerek anlamaları isteniyor EE.)
054.-
(...) Sizden her kim bilmeyerek
bir kötülük işleyip de sonra arkasından tövbe eder, ken-
dini düzeltirse, muhakkak ki O (Tanrı CC), bağışlayan,
esirgeyendir.
059.-
Gaybın (Gizliliklerin) anahtarları
O (Tanrı CC)’nun katındadır, onları O’(Tanrı CC)’
ndan başkası bilmez, karada ve denizde olanları O (Allah CC) bilir. Bir yaprak düşmez
ki, onu O (Tanrı CC) bilmesin;
ne toprağın karanlıklarında bir
tane, ne de
kuru ve
yaş hiçbir şey yok ki, o her şeyi açıklayan Kitap’ta bulunmasın.
071.-
(…) De ki; “Allah’ın gösterdiği
yol, tek doğru yoldur. Bize Bütün
evrenin (Alemlerin)
Rabbi’ne teslim olmamız emir olundu”
072.-
Bize: “Namazı dosdoğru
kılın, Allah’a karşı
gelmekten sakının” diye
emredildi,
toplanacağınız yer O (Tanrı CC)’nun huzurudur.
073.-
O (Tanrı CC) Evren (Gökler)’i ve Yer (Dünya)’i gerçekle
(Bütün bilimlerin [Matema-
tik, Fizik, kimya,
biyoloji, gökbilimi ve benzeri
bilimlerin yasalarına uygun olarak])
yaratan Allah’tır. (…) O (Tanrı CC)’nun sözü hak (Salt doğru
olan)’tır. (…)
080.-
(…) “(…) Rabbim ilmi (Evrende egemen olan bütün
bilimler)’yle her şeyi kuşatmıştır.
Hiç düşünmez misiniz?”
(Yüce Tanrı CC’mız evrenin yaratılması hakkına bizi düşün-
meye sevk ederek, Felsefe biliminin de temellerini atmaktadır EE).
082.-
(Tanrı CC’ya) İnananlar ve inançlarına haksızlık karıştırmayanlar, işte
güven onlarındır
(Onlar güvendedir) ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
092.-
Bu Kitap (Kur’an), kendinden öncekileri
onaylayan, şehirler anası Mekke halkını ve
-14-
bütün insanlığı (Hz Muhammed
SAV’e Elçi sıfatıyla) uyarman için indirdiğimiz kutsal
bir kitaptır. (…).
096.-
Karanlığı yarıp, tan
yerini ağartan O (Tanrı CC)’dır. Geceyi, dinlenmek için; Güneş’i,
Ay’ı zamanlarınızı hesaplamak için yaratmıştır. (…).
101.-
Tüm evreni (Gökleri) ve Yer (Dünya)’i (Büyük patlama ile) yoktan var
eden O (Tanrı
CC)’dur. Eşi de olmadığı halde (Bknz. Farabi İDEAL DEVLET),
nasıl olur da çocuğu
olur? (Yüce Tanrı’mızın
çocuğu olması için eşi de olması gerekmez mi, oysa O [Tanrı
CC] eşi olmayan tek yaratıcıdır. EE.)
(…).
104.-
Doğrusu size Rabbinizden
basiretler (Doğruyu yanlıştan
ayıracak idrak güçleri, kalp
ve gönül gözü) verilmiştir. Artık
kim hakkı görürse,
yararı kendisine, kim de körlük
ederse zararı kendisinedir.
Ben (Hz Muhammed SAV) siz (İnsanlık)’in bekçiniz deği-
lim (İnsanların yaptıkları iyiliklerin ve kötülüklerin tüm sonuçları
kendilerine aittir EE).
105.-
İşte böylece ayetleri türlü türlü çevirip, genişçe açıklıyoruz ki, onlar (Dinleyenler)
sana
(Hz Muhammed SAV) “Sen iyi ders almışsın” desinler. Bir de bilen bir
toplum için Kur
’an’ı iyice açıklayalım.
115.-
Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de
adaletçe tamamlanmıştır. O (Tanrı CC)’nın
sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O (Tanrı CCAllah), işitendir, bilendir.
134.-
Size (İnanan ve inanmayan tüm
insanlığı) vaat edilenler (Hesap günü
geldiğinde) mut-
laka gelecektir (Önünüze konacaktır), siz, onun önüne geçemezsiniz.
136.-
(…) Her bir meyve ağacı ürün
verince, meyvesini yiyin, hasat günü
de hakkını (Zekat
ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah, israf edenleri
sevmez.
152.-
Rüştüne (Erginlik çağına) erişinceye değin, yetimin malına yalnızca iyi
tutumla yakla-
şın. Ölçü ve
tartıyı adaletle yapın.
Biz herkese gücünün
yettiği kadarını yükleriz.
(Birisi hakkında) Konuştuğunuz
zaman, yakınınız bile
olsa, adaletli olun.
Allah’a
verdiğiniz sözü tutun. İşte
bunları Allah sakınasınız diye emretti.
159.-
(Ya Muhammed) Dinlerini (Çeşitli, Mezhep, tarikat, cemaat adları
altında) parça parça
edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var
ya, (Senin) onlarla hiçbir ilişiğin
yoktur (Tanrı CC dini bölenler hakkında elçisini sorumlu
tutmayacaktır. Bu nedenle Hz
Muhammed SAV [Sorumluluk almamak
için] hadislerinde ve konuşmalarında hiçbir
şekilde bu konulardan
söz etmemiştir, aksini söyleyenler
çıkarları amaçlı yalan söyle-
mektedirler. EE.) Onların işi
ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah, yapmakta oldukları-
nı kendilerine haber verecektir.
160.-
Kim bir iyilik
getirirse, ona getirdiğinin on katı (Ecir) vardır. Kim de bir kötülük
geti-
getirirse, yalnızca onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa
uğratılmazlar.
162.-
(Ya Muhammed!) De ki; Benim namazım, tapınmam (İbadetim) yaşamım
ve ölümüm
hep tüm evren (Alemler)’in Rabbi Allah içindir.
164.-
(…). Herkesin kazandığı yalnız
kendisine aittir. Kendi günah yükünü taşıyan hiç kimse
bir başkasının günah yükünü taşımaz.
(…).
*************************************************
SURE: 007, A’RAF, SURESİ (206) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (039) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de
inmiştir. 163-170 arasındaki ayetlerin Medine’de indiği rivayeti vardır. En-
’am suresi ile birlikte “iki uzun sure” diye anılır.
ADI: Sözlükte “Sur,
dağ, tepenin zirvesi” anlamlarındaki “urf”un çoğulu olan ve burada
Cennetle cehennem
arasındaki bir yerin adı olarak
kullanılan A’raf sözcüğü, Sure’nin 46 ve
48 ayetlerinde
geçer. 143 ayette “mikat” sözcüğü geçtiğinden bu adla, ayetin içeriği
dolayısıyla “Misak” suresi olarak de adlandırılmıştır. KYTM.
-15-
KONUSU: Uslüp ve
içerik bakımından En’am’ın devamı niteliğindedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
(Ey insanlar!) Rabbinizden, size
indirilene uyun ve O (Tanrı CC)’ndan
başka dostlara
uymayın. Ne kadar da az öğüt
alıyorsunuz!
010.-
Doğrusu, Biz sizi yeryüzünde
yerleştirdik, orada size geçimlik
verdik; Ne kadar da az
şükrediyorsunuz.
011.-
Doğrusu önce sizi yarattık; sonra size biçim verdik; sonra da meleklere,
“Adem’e secde
edin!” diye emir verdik. (…)
028.-
(…) De ki: “Allah kötülüğü
emretmez.” (…)
029.-
De ki; Rabbim bana adaleti emretti.
(…)
031.-
Ey Ademoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve
yiyin, için, fakat
israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez.
032.-
De ki; “Allah’ın
kulları için yarattığı ziyneti
(Güzel, süslü, değerli giysileri) ve temiz
rızıkları kim haram kıldı (size haram kılınmadı)” De ki; “Onlar dünya hayatında iman
edenlere yaraşır; (…)” (…).
033.-
De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli işleri, günahı, haksız saldırıyı,
hakkında hiçbir delil
İndirmediği herhangi bir
şeyi Allah’a ortak
koşmanızı , Allah’a karşı bilmediğiniz
şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
036.-
Kim de, ayetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte
onlar cehennemlik-
tirler ve orada sonsuz olarak kalacaklardır.
042.-
İman edenler ve iyi amellerde bulunanlar, (..) cennet ehlidir. (…)
051.-
Onlar (İman etmeyenler)
ki, dinlerini bir
eğlence ve oyun yerine koydular
ve dünya
yaşamı kendilerini aldattı. (…).
052.-
Gerçekten (Biz) onlara, bilgiye
göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici
ve rahmet olan bir Kitap (Kur’an) getirdik.
055.-
Rabbinize yalvara yalvara
ve gizlice yakarın
(Dua edin). Çünkü
O (Allah), haddi
aşanları sevmez.
069.-
“Sizi uyarması için, içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir
gelmesine şaştınız mı?
Düşünün ki, Allah sizi Nuh kavminden sonra, onların yerine egemen kıldı
(…). Allah-
’ın nimetlerini anımsayın ki kurtuluşa eresiniz”
085.-
(…).. Size. Rabbiniz’den .açık
.bir. delil. geldi: Ölçüyü .ve tartıyı tam yapın, insanların
Mallarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra
yeryüzünde bozgunculuk yapmayın;
Eğer inanan insanlar iseniz, böylesi sizin niçin daha iyidir.
087.-
Eğer içinizden bir
gurup benimle gönderilene
inanır, bir gurup ta inanmazsa, Allah
aramızda hükmedinceye değin sabredin.
O (Allah CC), hüküm verenlerin en hayırlısı-
dır.
089.-
(…). Rabbimizin bilimi (İlmi) her
şeyi kuşatmıştır. Biz yalnızca Allah’a
dayanırız. Ey
Rabbimiz! (…) Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın
128.-
Musa, kavmine dedi ki: “Allah’ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır
gösterin. Kuşku-
suz ki arz Allah’ındır. (…). Sonunda kurtuluş takva sahiplerinindir.
157.-
Onlar (İnanlar) ki o ümmi (Okuma, yazması olmayan) yalvaç (Peygamber)’a uyarlar
(…) ve O (Hz Muhammed)’nun yalvaçlığı
(Peygamberliği) ile birlikte
indirilen nuru
izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.
158.-
De ki; Ey insanlar! Ben (Hz Muhammed SAV) sizin hepinize Allah’ın
Resulüyüm. O
Allah ki, tüm evrenin (Göklerin) ve yerin bütün mülkü O (Allah CC)’nundur.
O (Allah
CC)’ndan başka tanrı (İlah)
yoktur. Öldüren de dirilten de O (Allah CC)’tır. (…) Allah
’a ve resulüne (Hz Muhammed SAV) iman edin. Allah’a ve bütün sözlerine
iman etmiş
-16-
bulunan o ümmi (Okuma yazma bilmeyen) Yalvaç (Peygamber)’a, evet O’na
uyun ki
hidayet (Hak olan Tanrı yolu, Müslümanlık yolu)’e erebilesiniz.
169.-
(…). Bize nasılsa
mağfiret edilecek (Bağışlanacağız) diyerek,
şu geçici dünyanın
değersiz malını (kendilerine benzeri bir mal gelse de onu)
alıyorlar. (…).
180.-
(…) en güzel isimler Allah’ındır. Bundan dolayı, Allah’a onlarla (En güzel
isimlerle)
yakarın (Dua edin). (...).
187.-
Sana (Hz Muhammed SAV), ne zaman
kopacak diye kıyamet zamanını soruyorlar.
De
ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. ( O zamanki bilgi düzeyi ile Dünyamız
ve Evrenin yapısı yaşı gibi bilgiler bilinmiyordu. Elbette bu bilgiler Allah CC tarafın-
dan bilinmekte idi ve açıklanması söz konusu olamazdı.). (…).
188.-
(…). Ben (Hz Myhammed SAV), eğer gaybı
bilseydim daha çok
hayır yapardım ve
kötülük denen şey
yanıma uğramazdı. Ben
iman edecek bir kavme müjde veren ve
uyaran bir yalvaç (Peygamber)’tan başka bir şey değilim.
199.-
(Allah CC tarafından, Hz Muhammed
SAV’e) Sen, yine de affa sarıl,
iyiliği emret ve
Cahillerden yüz çevir.
203.-
(…). Bu kur’an,
Rabbinizden gelen basiretlerdir,
iman eden bir
kavim için hidayet
(Allah CC’ın yolunu gösterme)’tir, rahmet (Allah CC’ın
yardımı)’tir.
205.-
Sabah akşam demeden,
kendi içinden, Allah sevgisiyle ve
yalvararak, alçak bir sesle
Rabbini an ve gafillerden olma.
**************************************************
SURE: 008, ENFAL SURESİ, (75) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (088) SURE.
İNİŞİ: 30 ve 36 ayetleri Mekke’de, diğerleri
Medine’de inmiştir.
ADI:
Enfal, savaş ganimeti demektir.
Bir’inci ayette savaştan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resulüne ait
olduğu ifade edildiğinden, Sure’ye bu ad verilmiştir. Bedir Savaşı
sırasında gelmeye başladığı ve Bedir de
dahil olmak üzere savaşla ilgili hükümler taşıdığından “Bedir” adıyla da
anılmıştır.
KONUSU: Gerçek bir inananda bulunması gereken
nitelikler, hicret, Tanrı’nın ihlaslı ve fedakar kullarına yardımları, Tanrı ve
elçisine bağlılığının gerekliliği ve sonuçları, takva ahlakı ile doğruyu
yanlıştan ayırma bilinci arasındaki ilişki, İnanmamanın dünya ve ahiret
yaşamında insana getirdikleri, Tanrı’nın lütuf, nimet ve cezasının, kulların
kendilerini değiştirme ve iyileştirme çabalarıyla bağlantısı, maddi ve manevi
değerleri koruyabilmek ve meşru savunmayı gerçekleştirebilmek için gerekli olan
stratejik donanım ve hazırlık, İnananlar arasındaki birlik ve dayanışma
ilişkisinin koşulları ve boyutları.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Gerçek inananlar onlardır ki;
Allah’ın adı anıldığında,
yürekleri ürperir, ayetler (Kendi
dillerinde) okunduğu zaman
imanlarını arttırır. Onlar, yalnızca Rableri’ne
dayanıp,
güvenen kimselerdir.
003.-
Onlar (İnanlar) ki, namazı özenle kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah
yolunda harcayan kimselerdir.
004.-
İşte gerçek mümin olanlar onlardır.
(…)
010.-
(…). (Zafer hak
edenindir), yardım ise, ancak Allah katındandır (Tanrı CC hak edene
yardım eder). Mutlak galip
sahibi olan (Galip olan) ve hikmet sahibi (Yardım edici)
olan Allah’tır.
028.-
İyi biliniz ki; mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer
sınavdır. Ödülü ise Allah katın-
-17-
dandır, (Sınavı kazananlar için) büyük ecir vardır.
029.-
Ey iman edenler! Allah’a saygıda kusur etmezseniz; O (Tanrı CC) size bir Furkan verir
ve günahlarınızı gizler, sizi bağışlar.
Allah büyük lütuf sahibidir.
030.-
Hani bir zamanlar
o kafirler (…) sana tuzak
kuruyorlardı. (…) Allah da karşılığında
tuzaklarını boşa çıkarıyordu.
Allah tuzaklarına karşılık verenlerin en hayırlısıdır.
034.-
(…). (…). O (Kabe)’nun hizmetine ehil
olanlar ancak takva
sahipleridir. Lakin çoğu
bunu bilmezler.
039.-
Baskı ve şiddet
kalkmayıncaya (Din ve
vicdan özgürlüğü yerleşinceye, herkesin
serbestçe dinini yaşaması
olanağı doğuncaya ve
böylece hak olsun,
batıl olsun din
seçimi ve dini
yaşam baskıya değil,
samimi inanca dayanıncaya, (Bknz DİB Kuran
Yolu II Cilt s.690), böylece din tamamıyla Allah’ın dini oluncaya değin,
onlar (Tanrı
CC ’nın Dini ile mücadele edenler)’la savaşın. Eğer son
verirlerse, kuşkusuz ki, Allah
yaptıklarını görmektedir. .
043.-
(…). Çünkü O (Tanrı CC), gönüllerde yatanı bilir.
044.-
(…). Bütün işler Allah’a
döndürülür.
046.-
(…). Birbirinizle didişmeyin.
Sonra içinize korku
düşer ve gücünüz elden gider.
Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle birliktedir.
049.-
(…). Her kim
Allah’a tevekkül ederse,
bilsin ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet
sahibidir.
051.-
(…). Hiç kuşkusuz ki Allah,
kullarına hiçbir şekilde zulüm etmez.
058.-
(…). Allah hainleri sevmez.
060.-
(…). Allah yolunda her ne
harcarsanız, onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksız-
lığa uğratılmazsınız.
061.-
(…). Allah’a güven. Çünkü işiten ve bilen O (Tanrı CC)’dur.
062.-
Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. (…).
066.-
(…). Allah sabredenlerle
birliktedir.
075.-
(…). Bir de akraba olanlar,
Allah’ın kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar. (…).
****************************************************
SURE: 009, TEVBE SURESİ, (129) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (113) SURE.
İNİŞİ: 128 ve 129
ayetleri Mekke’de, diğerleri Medine’de indirilmiştir. Başında besmele olmayan
tek suredir.
ADI: 104 ayette
TEVBE sözcüğü geçtiğinden bu ad verilmiştir.
KONUSU: Kabe ve
çevresinin inanmayanlardan arındırılması, elçiye bağlılık, iman, kardeşlik,
zekat gibi konular.
AYETLER:
002.-
(…). Şunu da bilin ki, Allah’ı
aciz bırakacak değilsiniz. (…).
003.-
(…). Yok yine tövbeden yüz
çevirirseniz biliniz ki, Allah’ı yıldıracak değilsiniz. (…).
004.-
(…). Muhakkak ki Allah
muttakileri sever.
007.-
(…). Allah hainlikten sakınanları
elbette sever.
009.-
Allah’ın ayetlerini az bir çıkara değiştirdiler de, Allah yolundan
engellediler. Gerçekten
de bunlar ne fena işler yaptılar.
011.-
Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde
kardeşleriniz olurlar. (…).
013.-
(…). Eğer inanıyorsanız
her şeyden önce Allah’ı sevip, (Kötülük yapmaktan) çekin-
melisiniz.
016.-
Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız? (…).
Allah bütün yaptık-
-18-
larınızdan haberdardır.
018.-
Allah’ın mescitlerini, ancak
Allah’a ve ahret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren
ve Allah’tan Başkasından korkmayan kimseler imar
ederler. İşte hidayet üzere olduk-
ları umulanlar bunlardır.
019.-
(…). Allah zalimler topluluğuna
hidayet ihsan etmez.
022.-
(…). Çünkü en büyük ödül Allah
katındandır.
031.-
(…). Allah’tan başka hiçbir tanrı (İlah) yoktur. O (Allah CC)
müşriklerin ortak koştuğu
şeylerden de münezzehtir.
033.-
O, öyle bir Allah’tır ki, müşrikler hoşlanmasalar da, Resul (Hz
Muhammed SAV)’ünü
hidayetle ve hak dinle bütün dinlere üstün kılmak için
göndermiştir.
037.-
(…). Allah kafir olan bir kavmi
(Tövbe etmedikçe) doğru yola iletmez.
038.-
(…). (…) dünya hayatının zevki
ahret zevkinin yanında ancak pek az bir şeydir.
040.-
(…). Hani o kafirler, O (Hz
Muhammed SAV)’nu Mekke’den çıkardıklarında, yalnızca
iki kişiden biri iken, ikisi de
mağarada bulundukları sırada arkadaşına
“Üzülme, Allah
bizimledir” diyordu. Allah
O (Hz Muhammed SAV)’nun
kalbine sükunet ve kuvvet
indirmiş ve O (Hz Muhammed SAV)’nu görmediğiniz bir orduyla
desteklemişti. (…).
051.-
De ki; “Bize hiçbir zaman, Allah’ın bizim için takdir ettiğinden başkası
dokunmaz. O
(Allah CC) bizim koruyucumuzdur.
Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.
060.-
Sadakalar (Zekatlar) Allah’tan bir farz olarak, ancak şunlar
içindir: Yoksullar, düşkün-
ler, zekat toplayan mamurlar, kalpleri İslam’a
ısındırılacaklar, özgürlüğüne kavuşma
mücadelesi veren köleler (Günümüzde ağır
geçim koşullarına sahip
çalışanlar), borç-
lular, Allah yolunda çalışan ve mücadele veren gerçek aydınlar ve yolda
kalmışlar.(…).
102.-
Onlar (Münafıklar)’dan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler.(…). Ola ki,
Allah tövbelerini
kabul eder. Çünkü Allah Gafurdur,
Rahimdir.
103.-
Onlar (Günahlarını itiraf
eden münafıklar)’ın mallarından
sadaka al ki,
kendilerini
temizlersin. Bir de
haklarında hayır dua et, çünkü Sen (Hz Muhammed SAV)’in duan
kalpleri yatıştırır.
105.-
Ve de ki; “Çalışın!
Yaptıklarınızı hem Allah
görecek, hem Resul’ü, hem de inanlar
görecektir. (…) “
108.-
(…). Ta ilk gününde temeli takva
üzerine kurulan mescit, elbette içinde namaz kılmana
daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler
vardır. Allah arınmış
ak pak olmuş olanları sever.
109.-
(…), (…) binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarı (Tabanı ve
çevresi zayıf bir
alan)’na kurup da, onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha
hayırlı? (…)
112.-
(…), o tövbekar olanlar, o ibadet edenler, o oruç tutanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği
emredip, kötülükten vazgeçenler, Allah’ın hududunu koruyanlar,
emirleriyle yasakları-
nın ölçülerine riayet edenlerdir.
Müjde ver o müminlere, müjde!
120.-
(…). Allah güzel iş yapanların
ödülünü zayi etmez.
122.-
(…). (...) bir kısım
insanlar da (Din ve beşeri) bilimlerde
derinleşmeli ve kabileleri
(Toplumları) savaş (Kalkınma ve gelişme yolunda çalışmalar yapma)’tan
dönüp gelince
(Toplumsal yaşamlarında
birlikte olduklarında) onları uyarmalıdır ki, böylece Allah’ın
azabından sakınırlar (Hataya düşmezler).
***************************************************
SURE: 010, YUNUS SURESİ, (109) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (051) SURE.
İNİŞİ:
40. 94 - 96 ayetler
Medine’de diğerleri Mekke’de
hicretten 2 yıl önce indirilmiştir
-19-
ADI: 98 ayette bir kez Yunus adı
geçmektedir. O nedenle bu ad
verilmiştir.
KONUSU: Hz Yunus kavminden söz edilmektedir.
Bütün elçilerin görev ve işlevlerine, Hz Muhammed SAV.’in gerçek bir Tanrı
Elçisi olduğuna dair konular.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim
Esirgeyen bağışlayan Allah’ın adıyla
004.-
(…). Her şeyi
ilk baştan yaratan
O (Allah CC)’dur. Sonra
iman edip, Salih
amel
işleyenleri hak ettikleri ölçüde ödüllendirmek için geri
döndürecek olan yine O (Allah
CC)’dur. (…).
005.-
O Allah’tır ki, (Geçen ve içinde bulunduğunuz)
yılların sayısını ve hesabını
bilesiniz
diye Güneş’i (Aynı zamanda) bir
ışık kaynağı ve (Geceleri gökyüzünde nurlu bir ışık
olan) Ay’a da erimler
(Dönüşüne göre biçimler aldığı Menziller) tayin etmiştir. Allah
bunları hak olarak (Kendi
iradesiyle) yarattı. O (Allah CC)’ (Düşünmek ve
incelemek
yoluyla) bilecek olan topluluk (Kavim) için ayetlerini ayrıntılı olarak
açıklar.
006.-
Elbette gece ile gündüzün
birbiri ardınca değişip durmasında
ve Allah’ın göklerde ve
yerde yarattıklarında sakınan (Dikkate alan) bir kavim için birçok
deliller vardır.
009.-
Hiç kuşkusuz, iman edip
salih, ameller işleyenleri, inanmışlıklarından dolayı Rableri
hidayete erdirir. (…).
012.-
İnsana bir sıkıntı dokunduğunda,
gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken
bize dua eder.
Kendisinden sıkıntısını giderdik
mi, sanki kendisine dokunan o sıkıntı
için bize hiç yakarmamış gibi aldırmadan geçer gider. (…).
015.-
(…). De ki; “O
(Kur’an)’nu kendiliğimden değiştiremem, bu olacak bir şey
değildir.
Ben (Hz Muhammed SAV), ancak
bana indirilene (Vahyolunana)
uyarım. Rabbime
isyan edersem, kuşkusuz büyük bir günün (Hesap gününün) azabından
korkarım”
020.-
(…). De ki;
“(Bilinmeyeni) Gaybı bilmek ancak
Allah’a özgü (Mahsus)’dür, bekleyi-
niz bakalım. Kuşkusuz ben de
sizinle birlikte bekleyeceğim”
023.-
(…). Ey insanlar taşkınlığınız yalnızca kendi zararınızadır. (Bu
taşkınlıklarınızla ancak)
şu geçici dünya
yaşamının sağladığı (Bazı) güzelliklerini yaşarsınız. Sonra nasıl
olsa
bize geleceksiniz. Biz de bütün
yaptıklarınızı size haber vereceğiz.
026.-
İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık
vardır. Yüzlerine ne
kara bulaşır, ne de aşağılanırlar.
Cennet ehli işte bunlardır. (…).
027.-
Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası misli kadardır. (…).
031.-
De ki; “Size gökten ve yerden kim rızık
veriyor? O (Allah CC),
Kulaklara ve gözlere
hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri (Tüm evrenin işleyi-
şini) yöneten kim?” (İnananlar)
Hemen “Allah”tır diyecekler. De ki; “O halde Allah’
tan sakınmaz mısınız?
036.-
Onların (İnanmayanların) bir çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise, haktan hiçbir
şeyin yerini tutmaz. (…).
037.-
Bu Kuran Allah’tan
başka bir kaynaktan
gönderilmiş olamaz. Kendisinden
önceki
kitapları onaylar ve
ayrıntılı olarak açıklar.
O (Kuran)’nda kuşkulanılacak
hiçbir şey
yoktur. Tüm evren (Alemler)’in
Rabbi tarafından indirilmiştir.
038.-
“O (Kuran)’nu yalvaç (Peygamber) uydurdu” mu diyorlar? De ki; “Haydi siz de onun
gibi bir sure
getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma
çağırın. (…)”
041.-
Eğer Sen (Hz Muhammed SAV)’i inkar etmeyi sürdürürlerse, de ki;“Benim
yaptıklarım
(Amelim) bana sizin
yaptıklarınız (Ameliniz) de
size aittir. Benim
yapacağım sizi
ilgilendirmez. Sizin yapacağınız da beni ilgilendirmez”
047.-
Her ümmetin bir
yalvaç (Peygamber)’ı vardır. O
Yalvaçları (Peygamberleri) gelince
(Ümmetlerinin insanları) arasında adaletle hüküm verir. O insanlar hiç
zulüm görmezler
-20-
055.-
(…). Açın gözünüzü, Allah’ın
vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir.
Ancak insanların
çoğu bunu bilmezler.
057.-
Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, sinelerde olana bir şifa, inananlara bir hidayet
ve rahmet geldi.
062.-
Haberiniz olsun ki, Allah’ın
dostları üzerine ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun
olurlar.
063.-
Onlar (Allah CC’ın dostları) ki,
iman etmişler ve Allah’a karşı gelmekten
sakınmışlar-
dır.
066.-
(…). Allah’tan başkasına
tapanlar dahi, Allah’a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar,
ancak zanna uymuş oluyorlar. (…).
068.-
Dediler ki; “Allah
kendine çocuk edindi”
O (Allah CC), böyle şeylerden
yücedir ve
beridir (Dışındadır).
094.-
Sana (Hz Muhammed SAV) indirdiklerimizden kuşkuya
düşersen, senden önce kitap
(Zebur, Tevrat, İncil) okuyanlara sor.
And olsun ki, Sana (Hz Muhammed)
Rabbinden
hak gelmiştir. Sakın kuşkuya
düşenlerden olma.
095.-
Sakın Allah’ın ayetlerini inkar edenlerden olma, sonra hüsrana
uğrayanlardan olursun.
100.-
Allah’ın izni olmadıkça
(Akıllarını kullanmayan) hiçbir
kişinin iman etmesi mümkün
değildir. Akıllarını kullanmayanlar üzerine
Allah şeytanı musallat
eder ve onları
zorda bırakır.
101.-
De ki; “Tüm evrende (Göklerde)
ve yerde (Dünyada)
olup bitenlere (Uzayda oluşan
olaylar, göktaşları, dünya
dışı gök cisimlerindeki oluşumlara
uzay araştırmaları ile
yaklaşılması ve Dünyamızın
coğrafi, tektonik, yer altı, yer üstü ve denizlerdeki etkin-
liklerin araştırılması) dikkatle
bakın” Fakat o uyarmalar ve o ayetler, iman etmeyen
bir topluluğa (Bu ayetleri ciddiye almayanlara) bir yarar sağlamaz
ki.
104.-
De ki; “Ey insanlar!
Eğer benim dinimde
bir kuşkunuz varsa, şunu bilin ki, Allah’ı
bırakıp ta sizin taptıklarınıza tapmam. (…).
Bana Allah’a inanlardan olmam emredil-
miştir”
105.-
“Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma” diye
emrolundum
108.-
(…). Ben (Hz Muhammed SAV) sizin
(İnsanlık alemi) üzerinize vekil değilim.
109.-
(…). O (Allah CC), hüküm
verenlerin en hayırlısıdır.
*************************************************
SURE:
011, HUD SURESİ, (123) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (052) SURE.
İNİŞİ: Yusuf
suresinden önce, Mekke döneminin son bir yılı içinde inmiştir.
ADI: 50 ve 60
ayetlerde Arabistan halkına
gönderilmiş yalvaçlardan
(Peygamberlerden) biri olan Hud (as) ’un
yaşamından söz edildiği
için bu adı almıştır.
KONUSU: Ağırlıklı
olarak Tanrı’nın varlığı, birliği Tanrı elçilerinin önemi ile Nuh, Hud, Sa-
lih, İbrahim, Lut,
Şuayb ve Musa yalvaçların kıssaları anlatılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
(…). Bu öyle
bir kitaptır ki, ayetleri muhkem kılınmış, sonra da her
şeyden haberdar
olan hikmet sahibi Allah tarafından ayetleri ayrıntılı olarak
açıklanmıştır.
002.-
Öyle ki, Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. (…).
004.-
Dönüşünüz yalnızca Allah’adır. O
(Allah CC)’nun da her şeye gücü yeter.
005.-
(…). Muhakkak ki Allah, gönülde
gizlenenleri de bilir.
-21-
006.-
Yeryüzünde rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. (…).
012.-
(…). Sen (Hz Muhammed SAV) yalnızca
bir uyarıcısın. Allah ise, her şeye vekildir.
013.-
Yoksa “O (Kuran)’nu kendi (Hz Muhammed SAV) uydurdu” mu diyorlar? O
halde sen
(Hz Muhammed SAV) de onlara (İnanmayanlara) de ki; “Haydi siz de O (Kuran)’nun
gibi uydurulmuş! On sure
getirin. Allah’tan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları
da yardıma çağırın. Eğer doğru
söylüyorsanız” bunu yaparsınız.
014.-
(…), artık bilin ki, bu
Kuran ancak Allah’ın bilgisiyle (İlmiyle) indirilmiştir.
O (Allah
CC)’ndan başka tanrı (İlah) yoktur.
(…).
017.-
(…). (…) Sen (Hz Muhammed
SAV) de bu Kuran’dan kuşku içinde olma.
Kesinlikle
O (Kuran) haktır, Rabbindendir.
Fakat insanların çoğu inanmazlar.
024.-
İki ayrı gurubun (İnananlar ve inanmayanlar) örneği,
görmeyen ve işitmeyen ile gören
ve işiten gibidir. (…). Hala düşünmeyecek misiniz?
031.-
Ben (Hz Muhammed) size “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum
ki. Ben
(Hz Muhammed SAV) bir meleğim” de demiyorum. (…).
034.-
Ben (Hz Muhammed SAV ) size (İnsanlara)
öğüt vermek istemiş olsam da,
Allah sizi
(Onulmaz hatalarınızdan dolayı)
cezalandırmayı düşünüyorsa, öğüt vermem bir sonuç
vermez. (…).
035.-
Yoksa “O (Kuran)’nu uydurdu” mu? diyorlar. De ki; “Eğer uydurdumsa vebali benim
boynumadır. (…)”
048.-
“Ey Nuh” denildi,“Bizden bir selam sana ve seninle birlikte olanlardan
gelecek ümmet-
lere kutluluk dileğiyle gemiden in.
İleride kendilerini bir çok nimetten yararlandıraca-
ğımız, sonra da
bu yüzden kendilerine
(Nimetlerimizi inkar edenlere)
tarafımızdan
acıklı bir azap dokunacak nice topluluklar (Ümmetler)
olacaktır”
049.-
İşte bunlar gayb
haberlerindendir. Bunları sana
vahiyle bildiriyoruz. Bundan
önce
bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin.
(…).
084.-
(…). Ölçeği de, teraziyi de eksik
tutmayın. (…).
085.-
“Ey kavmim! Ölçerken de
tartarken de adaleti yerine getirin.
Halkın malına densizlik
etmeyin ve yeryüzünde fesatlık yaparak (İnsanlara) kötülük etmeyin.
086.-
Eğer mümin iseniz, Allah’ın helalinden
size ihsan ettiği kar sizin için daha hayırlıdır.
Bununla beraber ben (Hz Muhammed SAV) sizin üzerinize gözcü değilim.
088.-
(…). Başarım da
ancak Allah’ın yardımı
ile olacaktır. Ben
(Hz Muhammed SAV)
yalnızca O (Allah CC)’na dayandım ve ancak O (Allah CC)’na
döneceğim.
090.-
Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O (Allah CC)’na tövbe ile
yönelin. (…).
109.-
(…). Daha önce
ataları nasıl ibadet
ediyor idiyseler, bunlar da öyle ibadet ediyorlar.
Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz.
110.-
And olsun ki, Musa’ya kitab (Tevrat)’ı verdik, yine de onda ihtilafa
düşüldü. (…).
112.-
İşte bundan dolayı, emrolunduğu gibi doğru ol! Beraberindeki tövbe edenler de doğru
olsunlar. Aşırı gitmeyin!
(…).
113.-
Zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. (…).
114.-
Gündüzün her iki
tarafında ve gecenin
gündüz e yakın olan saatlerinde
namaz kıl!
Muhakkak ki iyilik kötülükleri giderir.
Bu ise düşünebilenlere bir öğüttür.
115.-
Ve sabret! Çünkü Allah iyilik
edenlerin ödülünü yitirmez.
117.-
Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o ülkeleri haksız yere
helak edecek değildir.
118.-
Eğer Rabbin dileseydi, elbette
bütün insanları tek bir ümmet yapardı.
Bu durumda bile
yine de (Aralarında) ihtilaf edip duracaklardı (Ayrılığa düşeceklerdi).
123.-
Tüm evren (Gökler)’in
ve yer (Dünya)’nın
gaybını bilmek yalnızca Allah’ha
hastır.
Her iş O (Allah CC)’na döndürülür. Sen (Hz Muhammed SAV ve ümmeti) yalnızca O
(Allah CC)’na dayanan Rabbin yaptıklarınızın hiç birinden gafil
değildir.
-22-
**************************************************
SURE: 012, YUSUF SURESİ. (111) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (053) SURE.
İNİŞİ:
Surenin 1, 2 ve 3 ayetleri Medine’de diğer ayetler Mekke’de
inmiştir.
ADI:
4-101 ayetlerinin tamamında Hz Yusuf’tan söz edildiğinden bu adı
almıştır.
KONUSU: Surenin tamamında HZ Yusuf Yalvaçtan
söz edilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
(…) İşte bunlar sana (Hz Muhammed
SAV) o açık ve seçik kitab (Kur’an)’ın ayetleri-
dir.
002.-
Gerçek şu ki, Biz (Allah CC ) O (Kuran)’nu (SİZ ARAPÇA BİLENLER)
anlayasınız
(ANLAYARAK OKUYASINIZ) diye “Arapça” bir kitap olarak indirdik.
003.-
Sana (Hz Muhammed SAV)
bu Kuran’ı vahyetmekle
Biz (Allah CC), kıssaların en
Güzelini anlatıyoruz. Gerçek
şu ki, daha önce Sen (Hz Muhammed SAV)’in bundan
hiç haberin yoktu.
023.-
(…). “(…). Doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar (Yola
gelmezler)” (…).
038.-
(Hz Yusuf) “Atalarım
İbrahim, İshak ve Yakup’un dinine uydum. Bizim, Allah’a hiç
bir şeyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bizde ve insanlara Allah’ın lütfudur. Fakat insan-
ların çoğu şükretmezler”
040.-
“Sizin Allah’ı bırakıp ta o taptıklarınız, sizin ve
atalarınızın uydurduğu bir takım isim-
lerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için Allah hiçbir delil
indirmiş değildir.
Hüküm ancak Allah’a
aittir: O (Allah CC), size, kendisinden
başkasına tapmamanızı
emretti. İşte dosdoğru din
budur. Fakat insanların çoğu bunu
bilmezler”
057.-
İman edip takva yolunu tutanlar için elbette ahret ödülü daha
hayırlıdır.
076.-
(…). Ve her bilgi sahibinin
üstünde bir başka bilen vardır.
087.-
“(…). Allah’ın rahmetinden
ümit kesmeyin; zira
(Allah CC’ya) inanmayanlardan
başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez”
101.-
“(…). Ey tüm evreni (Gökleri) ve yeri yoktan var eden
Rabbim! Benim velim Sen’sin,
benim canımı Müslüman olarak al ve beni Salih kullarının arasına
kat”
104.-
(Hz Muhammed SAV) (…) onlardan (İnsanlardan) herhangi bir ücret de
istemiyorsun.
O Kuran Tüm evrene (Alemlere) ancak bir öğüttür.
109.-
(…). Elbette ahret
yurdu Allah’a hakkıyla
(Korkan ) inanan ve sevenler
için daha
hayırlıdır. Hala aklınızı
başınıza almayacak mısınız.
111.-
(…). Bu Kuran
uydurulmuş herhangi bir söz değildir. Lakın kendisinden önce gelen
Kitapların onaylayıcısı, her şeyin ayrıntılarıyla açıklayıcısı ve iman
edecek bir topluluk
(Kavim) için hidayet ve rahmettir.
*************************************************
SURE: 013, RA’D SURESİ, (43) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDEA (096) SURE.
İNİŞİ: Rahman suresinden önce, Sure’nin içeriği
dikkate alındığında, Mekke’de indiğini söyleyenlerin görüşü biraz daha
ağırlık kazanmaktadır.
ADI: 13 ayette Tanrı’nın adını andığı
bildirilen ve “gök gürültüsü” anlamına gelen Ra’d sözcüğünden dolayı bu adı
almıştır.
KONUSU: Tanrı’nın varlığı, birliği, bilgisi ve
kudretinin akıl yürütülerek ispatı ile ahlaki
konular.
-23-
AYETLER:
Bismilrahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Allah O (Allah CC)’dur ki, Evren (Gökleri)’i direksiz yükseltti, (…), Güneş’ i ve Ay’ı
emrine boyun eğdirdi. Her
biri belirli bir zamanda
yörüngelerinde yol alırlar. Bütün
işleri (Evrendeki tüm
oluşumları) O (Allah CC ) yönetiyor. Ayetleri
O (Allah CC)
açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz.
007.-
(…). Sen (Hz Muhammed SAV) yalnızca bir uyarıcısın. Ve her topluluk (Kavim) bir
hidayetçi vardır.
008.-
(…). Doğrusu O (Allah CC)’nun
katında her şey bir ölçü iledir.
009.-
Allah görünmeyeni de
bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden
yücedir. (Yüceler-
den yücesin. Kimse bilmez
nicesin. Karacaoğlan)
011.-
Her insan için önünden ve arkasından izleyenler
vardır. Allah’ın emrinden dolayı onu
(İnsanı) gözetirler. (…).
015.-
(…) evrende (Göklerde) olsun yerde olsun kim varsa (Canlı veya cansız)
isteyerek veya
istemeyerek, hem kendileri hem gölgeleri hepsi sabah akşam Allah’a secde
ederler.
016.-
De ki; “Evrenin (Göklerin) ve yerin
Rabbi kimdir?” De ki; “Allah’tır” “(…).
De ki;
“(…). Hiç karanlıklarla aydınlık bir olur mu?” (…).
De ki; “Allah her şeyi yaratandır.
O (Allah CC), birdir. Her şeye
üstün ve kahredicidir”
018.-
Rablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardır. O (Allah CC)’na itaat etmeyenler
(in) (…) varacakları yer de cehennemdir.
Orası da ne fena yataktır.
019.-
Şimdi Rabbinden Sana (Hz Muhammed SAV) indirilenin gerçekten hak
olduğunu bilen
(…) ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler.
020.-
Onlar (İnananlar) ki, Allah’ın ahdini yerine getirirler ve antlaşmayı
bozmazlar.
021.-
Onlar (İnananlar) ki,
Allah’ın uyulmasını emrettiği
şeye uyarlar ve
Rablerine saygı
gösterirler ve hesabın kötülüğünden çekinirler (Korkarlar).
022.-
(İnananlar) Rablerinin rızasını
kazanmak arzusuyla sabrederler
ve namazı dosdoğru
kılarlar ve kendilerine
verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah
yolunda harcarlar.
Çirkinlikleri güzelliklerle yok
ederler. İşte bunlar,
bu hayatın akibeti
kendilerinin
olacak olanlardır.
025.-
Allah’a verdikleri sözü sonra bozanlar ve Allah’ın birleştirilmesini
emrettiği bağlantılar
koparanlar ve yer yüzünü bozguna verenler (…) (Ahiret) yurdunun kötüsü
de onlarındır
026.-
Allah, dilediği kimseye
(Layık olana bir sınav vasıtası
olarak EE) rızkı genişletir de,
daraltır da. (…).
Dünya yaşamı ahiret yaşamının yanında bir yol ağzından ibarettir.
029.-
Onlar ki, iman etmişler ve Salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara,
varacakları yer
de ne güzeldir.
030.-
(…). De ki; “O Rahman benim Rabbimdir, O (Allah CC)’ndan
başka ilah yoktur. Ben
ona dayandım, tövbem de O (Allah CC)’nadır.
033.-
(…). Doğrusu küfre sapanlara
(Allah’ inanmayıp, kötü işler yapanlara EE) kendi oyun-
ları güzel gösterildi de, (Doğru) yoldan saptırıldılar. (…).
037.-
Biz Kuran’ı (Sizler Arapça
konuştuğunuz için EE) Arapça
bir hüküm olarak indirdik.
Yemin olsun ki, eğer
sen (Hz Muhammed SAV), gelen
bu bilgiden sonra
Onların
(İnanmayanların) keyiflerine
uyacak olursan, Sana (Hz Muhammed SAV) Allah’tan ne
bir dost ne de bir koruyucu vardır.
038.-
(…). Her ecel için bir yazı
vardır.
039.-
Allah dilediğini imha
eder, dilediğini de yerinde bırakır.
(Uzayda imha olan, yeniden
oluşan gök cisimleri örneğinde olduğu gibi EE)
040.-
(…). Sana (Hz Muhammed SAV) düşen yalnızca tebliğ
etmek, Bize (Allah CC) düşen
de hesaba çekmektir.
043.-
O Kafirler: “Sen
(Hz Muhammed SAV) Allah
tarafından gönderilmiş bir
yalvaç
-24-
(Peygamber) değilsin” diyorlar.
De ki; “Benimle sizin
aranızda tanık olarak
Allah
yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan yeter”
**************************************************
SURE: 014, İBRAHİM SURESİ, (52) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (072) SURE.
İNİŞİ: 28 ve 29 ayetleri Medine’de, diğer
ayetler Mekke’de inmiştir.
ADI:35-41 ayetlerde Hz İbrahim’in adına ve
dualarına yer verildiğinden bu ad verilmiştir. KONUSU: .Tanrı’nın varlı-ğı,
birliği, inanç konuları, Hz Musa yalvaç hakkında bilgiler.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
(…) Bu Kur’an öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile
karanlıklardan
aydınlığa, her şeye galip ve hem de layık olan Allah’ın yoluna
çıkarman için onu Sana
(Hz Muhammed SAV) indirdik.
004.-
Biz her yalvaç (Peygamber)’i
ancak bulunduğu topluluğun (Kavmin) diliyle gönderdik
ki, onlara (Kavmine) apaçık anlatılsın.
(…).
006.-
Musa Topluluğu (Kavmi)’na
demişti ki: “Allah’ın
üzerinizdeki nimetini
anımsayın.
(...). Ve bunda Rabbinizden size
büyük bir sınav vardır”
007.-
Anımsayın (…). “(…) eğer
nankörlük ederseniz hiç kuşkusuz azabım çok şiddetlidir”
012.-
Bize yollarımızı göstermişken, neden biz Allah’ dayanıp
güvenmeyelim? (…).
024.-
(…). Güzel bir söz, kökü yerde
sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.
026.-
Kötü sözün durumu da, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca
benzer.
030.-
(…). De ki; “Şimdilik
eğleniniz! Çünkü varacağımız yer
ateştir”
031.-
İman eden kullarıma söyle:“Namazı
dosdoğru kılsınlar,alışveriş ve dostluğun olmadığı
(Herkesin kendinden sorumlu
olduğu) bir günün
gelmesinden önce, kendilerine
verdiğimiz rızıktan açık ve gizli harcasınlar”
032.-
Allah, öyle bir Allah’tır ki; evreni (Gökleri) ve yeri yarattı (…).
033.-
Sürekli olarak yörüngelerinde hareket
eden ay ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin
emrinize verdi.
034.-
O (Allah CC),
kendisinden isteyebileceğiniz her
şeyi size verdi.
Allah’ın nimetini
saymak isterseniz sayamazsınız.
(…).
038.-
“Ey Rabbimiz! Sen
bizim gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da kuşkusuz
bilirsin.
Çünkü Yerde ve Evren (Gök)’de, hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz”
040.-
“Ey Rabbimiz! Beni ve soyumdan
gelecekleri, namazı dosdoğtu kılanlardan eyle! Ey
Rabbimiz! Duamı kabul et”
041.-
“Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba
çekileceği günde beni, anamı, babamı ve inananları
bağışla”
044.-
Ey Yalvaç (Peygamber Hz
Muhammed SAV)! İnsanları azabın geleceği
gün (İnanma-
yanlar ve kötü işler yapanlar için ceza günü EE) ile korkut (Uyar
EE). (…).
052.-
Bu Kur’an kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek Tanrı (İlah)
olduğunu bilsinler
ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir
tebliğdir.
**************************************************
SURE: 015, HİCR SURESİ, (99) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (054) SURA.
İNİŞİ: Ayetlerden 87’ncisi Medine’de,
diğerleri Mekke’de inmiştir.
-25-
ADI: Arap yarımadası kuzey batısında,
Medine-Tebük yolu üzerinde korunaklı bir vadinin adı bu sureye verilmiştir. Bu
yerin Hz Salih yalvaçla ilgisinden dolayı “Medain-i Salih” diye de
adlandırılmıştır.
KONUSU Kur’an, vahiy ve yalvaçlık konuları
üzerinedir. !
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
(…) Bunlar kitabın ve apaçık bir Kuran’ın ayetleridir.
002.-
Bir zaman gelecek
ki (Allah’a CC) inanmayanlar,
keşke Müslüman olsaydık (Allah’a
CC inansaydık) diyeceklerdir.
004.-
Biz (Allah CC), kendisi için
bilinen, takdir edilmiş
bir kitap olmaksızın hiçbir
ülkeyi
yıkıma uğratmadık (Cezalandırmadık).
009.-
Hiç kuşku yok
ki, Kuran’ı Biz (Allah CC)
indirdik, elbette O (Kuran)’nu
yine Biz
(Allah CC) koruyacağız.
010.-
And olsun, Sen
(Hz Muhammed SAV)’den
önceki uluslar arasından
da yalvaçlar
(Peygamberler) gönderdik.
022.-
Biz, rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi
onunla suladık. O
suyu haznelerde tutan da siz değilsiniz.
026.-
DERİNLEMESİNE İNCELENECEK.
047.-
Biz (Allah CC)
o cennetliklerin kalplerindeki
kinleri söküp atarız.
Hepsi kardeşler
olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar.
055.-
(…). “(…). Sakın Allah’ın rahmetinden ümidini
kesenlerden olma” (…).
085.-
Biz (Allah CC) Evren
(Gök)’i ve yeri (Evre’nin
içindeki Dünya’yı) ve aralarındaki
Varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette kıyamet
kopacaktır (Bu varlıkların
da sonu gelecektir EE). (…).
086.-
Kuşkusuz Rabbin kemaliyle yaratandır ve iyi bilendir.
089.-
De ki; “Kuşkusuz ben (Hz Muhammed SAV) apaçık bir uyarıcıyım”
099.-
Sana ölüm gelinceye değin Rabbine ibadet et.
*************************************************
SURE: 016, NAHL SURESİ, (128) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (070) SURE.
İNİŞİ: Sondan 3 ayeti Medine’de, 125 ayeti de
Mekke döneminin sonlarında inmiştir.
ADI: 68
ayette geçen “Bal arısı” anlamına gelen Nahl sözcüğü geçtiğinden bu adı
almıştır. KONUSU: Surede başlıca;
uluhiyyet (kutsallık), vahiy (Tanrı’dan bildirim, Tanrı’nın sözü), öldükten
sonra dirilme ve Tanrı’nın huzurunda hesap verme gibi konular.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
Allah Evren (Gökler)’i ve
Yer (Dünya)’i (EVREN
VE YER BİRBİRİNDEN AYRI
DEĞİLDİR. TANRI CC, BİZİM ÖZEL YARATILMIŞ OLDUĞUMUZU VURGULA-
MAK İÇİN BÖYLE BUYURMAKTADIR. EE) hikmeti ile yarattı. O (Allah CC),
inanmayanların (Kafirlerin) (Allah’a
CC) ortak koştukları şeylerden çok daha yücedir.
004.-
O (Allah CC), insanı
bir damla sudan
yarattı. Bir de bakarsın ki o (İnsan), Rabbine
karşı apaçık bir düşmandır.
008.-
(…). Ve şu anda bilemeyeceğiniz
daha nice şeyler yaratacak.
009.-
Doğru yolu göstermek Allah’a aittir.
(…).
011.-
Allah, sizin için, (Gökten
indirdiği) o su ile
ekin zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her
-26-
çeşit meyveleri bitirir ,bunda düşünecek
bir topluluk için büyük bir ibret vardır. (GÖK-
TEN İNEN SUYUN DEĞERİNİ ANLAMAMIZ
İÇİN, TANRI CC DÜŞÜNMEMİZİ
EMRETMEKTEDİR. EE)
012.-
Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı sizin hizmetinize o (Allah CC) verdi.
(…). Kuşkusuz
ki, bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
015.-
Allah, yeryüzü sizi sarsmasın
diye araya sabit
dağlar yerleştirdi (DEPREMLERDE
DAĞLIK ALANLARIN OVALARA GÖRE DAHA GÜVENLİ OLDUĞU VE DAĞ-
LARIN DEPREMLERLE OLUŞTUĞU
BİLİMSEL ÇALIŞMALAR İLE ANLAŞIL-
MIŞTIR. EE). Yolunuzu
bulmanız için de
nehirler ve yollar (DOĞAL
GEÇİTLER)
yarattı.
016.-
(Allah CC) Daha bir çok alemler
(EVRENİ OLUŞTURAN GÖKADALAR
VB EE)
yarattı. İnsanlar geceleyin de
Allah’ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
023.-
(…). Doğrusu Allah, kendilerini
büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez.
029.-
(…). Kibirlenenlerin yeri ne
kötüdür!
032.-
Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını rahat ve hoş alırlar. “Selam size,
yapmış olduğunuz güzel işlerin karşılığı olarak girin cennete…”
derler.
035.-
Allah’a ortak koşanlar dediler ki;
“Allah dileseydi, ne biz, ne atalarımız O (Allah CC)
’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık
ve O (Allah CC)’nun emri dışında hiçbir şeyi haram
kılmazdık” Kendilerinden öncekiler de
böyle yaptılar. Buna karşı
yalvaçların görevi,
ancak açık, seçik bir tebliğden ibarettir.
044.-
Biz (Allah CC), yalvaçları
(Peygamberleri) mucizelerle ve kitaplarla
gönderdik. Ey
Yalvaç (Hz Muhammed SAV)’ım Sana
da Kur’an’ı indirdik
ki, insanlara indirileni
(Vahyedileni) açıklayasın. Belki
onlar da düşünürler.
(ALLAH CC İNDİRİLENİN
ÜZERİNDE DÜŞÜNMEMİZİ DE İSTEMEKTEDİR.
EE)
049.-
Evren (Gökler)’de ve yerde
bulunan bütün canlılar ve melekler, kibirlenmeden Allah’a
secde ederler.
050.-
(İnananlar) Kendilerine
hakim olan Rablerinden
çekinirler ve emrolundukları her işi
yaparlar.
051.- Allah, buyurmuştur ki; İki tanrı (İlah)
edinmeyin. O (Allah CC), ancak
bir tanrı (İlah)’
dır. Onun için yalnız Ben (Allah
CC)’den çekinin.
052.-
Evren (Gökler)’de ve yerde olan
her varlık yalnız O (Allah CC)’nundur.
Din de daima
O (Allah CC)’nundur. Böyle iken
siz Allah’tan başkasından mı çekinirsiniz?
053.-
Hem sizde nimet adına ne varsa
hepsi Allah’tandır. Size bir sıkıntı
dokunduğunda hep
O (Allah CC)’na feryat edersiniz.
054.-
Sonra Allah sıkıntıyı
sizden kaldırdığında, bir de bakarsınız
ki, içinizden bir topluluk
hemen Rablerine ortak koşarlar.
062.-
Allah’a ortak koşanlar
(Müşrikler), kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah’a isnat
ediyorlar. Dilleri, en güzel
şeylerin kendilerine ait
olduğunu yalan yere
durmadan
söyler. (…).
063.-
(…). (…) şeytan, kafirlerin
dostudur. Onlar için acı bir azap
vardır.
064.-
Biz (Allah CC), sana (Hz Muhammed
SAV) bu Kur’an’ı sırf hakkında ayrılığa düştük-
leri konuları insanlara açıklaman
için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet
olsun diye indirdik.
067.-
Hurma ve üzüm meyvelerinden de hem
güzel içecekler, hem de güzel
gıdalar edinir-
siniz. Kuşkusuz ki, bunda aklını
kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.(ALLAH
CC CANLILIĞIN DEVAMI AMACIYLA VERİLEN NİMETLERİ İRDELEMEMİZ
İÇİN, AKLIMIZI KULLANMAMIZI İSTEMEKTEDİR. EE)
070.-
(…). Kuşkusuz ki Allah, çok
bilgili ve büyük kudret sahibidir.
082.-
(…). Buna rağmen
(İnsanlar) eğer yüz çevirirlerse, ey Muhammed! Artık sana
düşen
-27-
yalnızca açık bir şekilde (Sana indirilenleri) tebliğden ibarettir.
089.-
(…). Bu Kitab (Kur’an)’ı da her şeyi açıklayan ve
Müslümanlara doğruyu gösteren bir
rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.
090.-
Kuşkusuz ki Allah, size adaleti,
iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasız-
lıktan, fenalıktan ve azgınlıktan yasaklar. Ders almanız için size böyle öğüt verir.
091.-
(…) pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. (…).
092.-
(…) kuşkusuz hakkında ayrılığa
düştüğünüz (İhtilaf ettiğiniz) konuları kıyamet günü
size mutlaka (Allah CC) açıklayacaktır.
094.-
Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta etmeyin. (…).
095.-
Allah’ın ahdini az bir bedel karşılığında satmayın. (…).
096.-
Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir.
Allah’ın katındakiler ise tükenmez.
(…).
098.-
Şimdi Kur’an okumak istediğin zaman, önce o kovulmuş şeytandan Allah’a
sığın.
100.-
(…). Şeytanın nüfuzu, ancak onu
dost edinenlere ve Allah’a ortak koşanlaradır.
102.-
Onlara (İnsanlara) de ki; “Kur’an’ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek,
Müslümanlara
bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak
indirdi”
103.-
Muhakkak biliyoruz ki (Allah’a
CC) inanmayanlar (Kafirler); “Kur’an’ı
Muhammed’e
bir insan öğretiyor”
diyorlar. Yalvaç (Hz
Muhammed SAV)’a öğretiyor
zannında
bulundukları kimsenin dili
yabancıdır. Bu Kur’an ise apaçık bir (HZ MUHAMMED
SAV YALNIZCA ARAPÇA BİLDİĞİ İÇİN) Arapça’dır.
114.-
Artık Allah’ın size
rızık olarak verdiği nimetlerden helal
ve temiz olarak yiyin. Eğer
gerçekten o (Allah CC)’na ibadet edecekseniz, Allah’ın verdiklerine
şükredin.
116.-
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi ile,“Şu helaldir, şu haramdır”
demeyin, aksi halde
Allah’a iftira etmiş
olursunuz. Kuşkusuz Allah’a yalan
uyduranlar asla kurtulamazlar.
-28-
125.-
Ey Resulüm! (İnsanları)
Rabbinin yoluna hikmetle
ve güzel öğütlerle
çağır! (…).
Kuşkusuz Rabbin, kendi yolundan
sapanları en iyi bilendir ve O
(Allah CC). hidayete
kavuşanları da en iyi bilendir.
128.-
Kuşkusuz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla
beraberdir.
************************************************
SURE: 017, İSRA SURESİ, (111) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (050) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de hicretten takriben bir buçuk
yıl önce nazil olmuştur.
ADI: Sure adını 1 ayet- ten almıştır. 2 v3 8 ayetlerde İsrailoğullarının adı
geçtiğinden “Beni İsrail Suresi” ve Sure’nin ilk sözcüğünde dolayı “Sübhan
Suresi” olarak ta anılmıştır.
KONUSU: İsra olayı,
İsrailoğullarının kötülükleri nedeniyle oluşan işgal ve kırım ile dinsel
kaynaklı ahlak, yeniden dirilme, ve ahiret konuları.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın Adıyla
001.-
Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu (Hz Muhammed
SAV) bir gece
Mescid-i Haram’dan,çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya
götüren O (Allah
CC) yücedir. Gerçekten O (Allah CC), işitendir,
görendir.
009.-
Kuşkusuz ki; bu Kur’an insanları en doğru ve en sağlam yola
iletir. Salih amel işleyen
müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
010.-
Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azap hazırlamıştır.
012.-
Biz (Allah CC) geceyi
ve gündüzü varlığımıza işaret
eden birer delil kıldık.
Sonra
Rabbinizden bir lütuf
aramanız, yılların sayısını
ve hesabını bilmeniz
için gecenin
-28-
karanlığını silip, yerine eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını
getirdik. İşte Biz (Allah
CC) her konuyu uzun uzadıya anlattık.
020.-
(…). Rabbinin ihsanı kısıtlanmış
değildir.
022.-
Allah ile birlikte
başka bir tanrı (İlah) edinme!
Yoksa kınanmış ve yalnız başına bıra-
kılmış olarak oturup kalırsın.
023.-
Rabbin kesin olarak
şunları emretti: Ancak
kendisine tapının (İbadet edin),
anne ve
babaya iyilik edin. Onlardan (Anne ve baba) biri veya her ikisi senin
yanında yaşlanırsa
sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel sözler söyle.
024.-
İkisine de acıyarak tevazu
kanatlarını indir. Şöyle de: “Ey
Rabbim! Onların (Anne ve
baba) beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de
kendilerine merhamet et”
025.-
(…). Eğer iyi
kimseler olursanız elbette
Allah çok tövbe
edenleri bağışlayacaktır.
(BAĞIŞLANMANIN EN TEMEL KOŞULU, İYİ İNSAN OLMAKTIR. EE)
026.-
Akrabaya, yoksula ve
yolda kalmışa hakkını
ver. Bununla birlikte
(Helal yollarla
elde ettiğin) malını saçıp savurma.
031.-
Bir de geçim korkusuyla
çocuklarınızı dışlamayın (Öldürmeyin, sokağa bırakmayın)
Onlara da, size de rızkı
Biz (Allah CC) veririz.
Kuşkusuz ki, çocuklarınızı
dışlamak
(Öldürmek, sokağa bırakmak vb.), çok büyük bir suç ve günahtır.
032.-
Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.
033.-
Haklı bir neden
olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram
kıldığı canı (İnsan ve tüm
canlı varlıkları) öldürmeyin.
(…).
034.-
Yetimin malına da yaklaşmayın.
(…).
035.-
Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. (…).
036.-
Bir de hiç bilmediğin bir şeyin
ardına düşme! Çünkü
kulak, göz, gönül bunların her
biri yaptıklarınızdan sorumludur.
037.-
Yer yüzünde kibir ve
azametle yürüme! Çünkü sen asla (Tek
başına ve yeterli teçhiza-
zatın olmadan) yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin
041.-
Biz (Allah CC), bu Kuran’da akıllarını
başlarına almaları için türlü şekillerde uyarı ve
ihtarı açıkladık. (…).
044.-
Evren (Gökler), yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ı tesbih
ederler. O (Allah CC)
’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. (…).
070.-
And olsun ki
Biz (Allah CC) , insanoğlunu şan
ve onur sahibi kıldık. (…).
Onları
(İnsanları) yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.
072.-
Her kim bu Dünya’da manen kör ise, ahrette de kördür ve gidişçe daha
şaşkındır.
078.-
Güneş’in batıya kaymasından,
gecenin karanlığına değin
belirli zamanlarda gereği
üzere namaz kıl,
bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında gece ve gündüz
melekleri hazır bulunur.
079.-
Gecenin bir kısmında da yalnızca
Sana (Hz Muhammed SAV) mahsus bir nafile olmak
üzere, uykudan kalk, Kur’an
ile teheccüd namazı
kıl. Rabbinin seni
bir Makam-ı
Mahmud’a göndermesi kesindir.
081.-
De ki: “Hak geldi, batıl zail
oldu. Elbette batıl yok olmaya
mahkumdur”
084.-
De ki: “Herkes bulunduğu
hal ve niyetine göre iş yapar. Bu durumda kimin en doğru
yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir”
088.-
De ki: “Yemin olsun, eğer
insanlar ve cinler
bu Kuran’ın benzerini getirmek
üzere
toplansalar ve
birbirlerine yardımcı da
olsalar, yine de O
(Kur’an)’nun bir benzerini
meydana getiremeyeceklerdir”
089.-
Yemin olsun ki: Biz (Allah CC), bu Kuran’da insanlar için
çeşitli misaller vermişizdir.
Yine de insanların çoğu inkarlarında ısrar ederler.
105.-
Biz (Allah CC) bu Kuran’ı
hak olarak indirdik.
O (Kur’an) bütün gerçekleri içinde
toplayarak indi. Ey yalvaç
(Hz Muhammed SAV)! Biz (Allah
CC) ancak müjdeci ve
-29-
uyarıcı olarak gönderdik.
106.-
Sana (Hz Muhammed SAV) Kuran’ı
verdik ve O’nu insanlara sindire sindire (İNSAN-
LARIN KURAN’I İYİCE
ANLAMALARI İÇİN. ZİRA
KURAN İNSANLARCA
MEALEN ANLAŞILMASI AMACIYLA,
ALEMLERE RAHMET OLARAK İNDİ-
RİLMİŞTİR. EE) okuyasın diye
bölümlere ayırdık ve Biz (Allah CC) O (Kur’an)’nu
yavaş yavaş (YILLARA YAYGIN OLARAK) indirdik.
107.-
Ey Muhammed! De ki: İster
Kuran’a inanın, iste r inanmayın; O (Kur’an) daha önce
kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye
kapanırlar.
108.-
Ve derler ki, Rabbimizi tenzih ederiz.
Kuşkusuz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir.
110.-
(…). Namazında sesini pek
yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç.
111.-
Şöyle de:Hamd o Allah’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur,
aciz olmayıp
bir yardımcıya da gereksinimi yoktur. Tekbir getirerek O (Allah CC)’nu
noksanlıklar-
dan yücelt de yücelt.
**************************************************
SURE: 018, KEHF SURESİ, (110) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (069) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 9-26 ayetlerde anlatılan mağara dostları
demek olan “Ashab-ı Kehf” adını almıştır. KONUSU: Yüce Tanrı’ya kutsallığı,
kemal sıfatları, Kur’an’ın üstünlüğü ile 9-26 ayetler arasında inançları uğruna
yurtlarından çıkıp bir mağaraya yerleşen gençlerin öyküsü anlatılır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim
Esirgeyen bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Hamd, O Allah’a hastır ki, Kulu (Hz Muhammed SAV)’na Kitab (Kur’an)’ı
indirdi ve
O (Kur’an)’na hiçbir eğrilik (Hata, yanlışlık) koymadı.
002.-
O (Kur’an)’nu dosdoğru
bir kitap olarak
indirdi ki, katından gelecek şiddetli azaba
karşı insanları uyarsın
ve yararlı işler yapan
müminlere kendileri için güzel
bir ödül
bulunduğunu müjdelesin.
004.-
Bu Kur’an, “ Allah çocuk edindi” diyenleri uyarır.
015.-
(…). Allah’a karşı yalan
uydurandan daha zalim kim olabilir?
023.-
Hiçbir şey için, Allahın dilemesi dışında: “Ben yarın şu işi yapacağım deme”
024.-
Ancak Allah dilerse
yapacağım de. Ve
unuttuğun zaman Allah’ı
an ve “Umarım
Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir” de.
027.-
Rabbinin Kitap (Kur’an)’ından
sana (Hz Muhammed SAV) indirileni oku! O
(Kur’an)
’nun sözlerini değiştirecek
kimse yoktur. O
(Allah CC)’ndan başka,
sığınacak da
bulamazsın.
028.-
Nefsince de, sabah akşam
rızasını isteyerek Rablerine
yalvaranlarla birlikte candan
sabret. (…). Kalbini, bizi
anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin
kötü arzusuna uymuş ve
işi hep aşırılık olan kimseye uyma.
054.-
Kuşkusuz Biz (Allah CC), bu Kuran’da insanlara
çeşitli anlamları değişik
örneklerle
açık olarak verdik. İnsan ise,
her şeyden çok mücadelecidir.
056.-
(…) Biz (Allah CC) yalvaçlar (Peygamberler)’ı, ancak müjdeciler
ve uyarıcılar (İkaz
ediciler) olarak göndeririz.
(Allah’a CC) İnanmayanlar (Kafir olanlar) ise hakkı, batıla
ortadan kaldırmak için
uğraşıyorlar. Onlar, ayetlerimizi
ve korkutuldukları azabı da
alaya almışlardır.
057.-
Rabbinin ayetleri ile
nasihat edilip de onlardan
yüz çeviren ve
daha önce işlediği
günahları unutandan daha zalim kim olabilir? (…). Ey Muhammed! Sen onları (Allah’a
-30-
inanmayanları) doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.
058.-
Bununla birlikte rahmet
sahibi olan Rabbin
çok bağışlayıcıdır, tövbe eden
kullarına
rahmeti boldur. (…).
083.-
Bir de Sana (Hz Muhammed SAV) Zülkarneyn’den
soruyorlar. De ki: Size ondan bir
hatıra okuyacağım.
084.-
Gerçekten Biz (Allah
CC) O (Zülkarneyn)’nu yeryüzünde
iktidar sahibi yaptık
ve
ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik.
085.-
Derken O (Zülkarneyn)’da bu yollardan birini tutup gitti.
086.-
(…) Güneş’in battığı yere
vardığında, Güneş’i, sanki kara bir balçıkla batıyor buldu.
Bir de bunu yanında bir topluluk (Kavim) buldu. (…).
087.-
O (Zülkarneyn)’da demişti
ki: “Kim haksızlık
ederse muhakkak ona azap edeceğiz
Sonra Rabbine geri döndürülecek.
(…)”
092.-
Sonra yine bir yol tuttu.
093.-
Sonunda iki dağ
arasına ulaştığında onların
önünde, hemen hiç
söz anlamayan bir
topluluk (Kavim) bulmuştu.
094.-
Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cuc ve Me’cuc bu yerde
fesat çıkarıyorlar. Onun için,
bizimle onlar arasında bir sed yapman koşuluyla sana bir vergi versek
olur mu?”
095.-
(Zülkarneyn) Dedi ki: “(…). Bana
maddi yardımda bulunun da, sizinle onların arasına
en sağlam Seddi yapayım”
096.-
“Bana, demir kütleleri
getirin” Nihayet dağın
iki ucunu denkleştirdiği vakit; “Ateş
yakıp körükleyin” dedi.
Demir bir ateş koru haline
gelince, “Bana erimiş bakır getirin
üzerine dökeyim” dedi.
097.-
Artık Ye’cuc ve Me’cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.
110.-
De ki: “Be n de sizin
gibi ancak bir beşerim. Ne var ki, bana ilahınızın ancak bir ilah
olduğu vahyolunuyor. Onun
için her kim
Rabbine kavuşmayı arzu ederse iyi amel
işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin”
**************************************************
SURE:
019, MERYEM SURESİ, (98) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (044) SURE.
İNİŞİ: Mekke döneminin 4. Yılında
inmiştir.
ADI: Sure adını, 16-40 ayetlerde geçen
Hz. Meryem ’den almıştır.
KONUSU: Esas olarak tevhid (Tanrının birliği)
inancını doğruluğu ile yalvaçlık kurumunun gerçekliliği ve geçerliliği
üzerinedir. Hz Meryem’in Tanrının bir
mucizesi olduğu ve yalvaçların hak dine davetleri, çabaları.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Bu (Meryem Suresi), Rabbinin, kulu Zekeriya’ya olan rahmetini anmadır.
004.-
(Zekeriya) Şöyle demişti ”(…).
Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bahtsız
olmadım”
012.-
“Ey Yahya! Kitaba
kuvvetle sarıl” dedik ve daha çocukken O (Hz Yahya)’na hikmet
verdik.
014.-
(Hz Yahya) Anne ve babasına karşı
iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankar (Kötü
davranan kişi) değildi.
054.-
Kuran’da İsmail’i de
an; çünkü O Hz İsmail), vaadine sadık
bir kuldu ve gönderilmiş
bir yalvaç (Peygamber)’di.
055.-
Ailesine ve çevresine namaz
kılmayı ve zekat vermeyi
emrederdi. Rabbinin katında
-31-
hoşnutluğa ermişti.
056.-
Kitap (Kur’an)’da İdris’i de an;
çünkü O (Hz İdris), çok özü, sözü pek doğru bir yalvaç
(Peygamber)’tı.
059.-
Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terk
ettiler, heva ve heveslerine
uydular. Onlar bu taşkınlıklarını
karşılığını mutlaka göreceklerdir.
060.-
Fakat tövbe edip iman eden ve Salih amel işleyen bunu dışındadır. (…).
076.-
Allah, hidayet kabul edenlere,
daha çok hidayet verir. Baki kalacak
olan Salih ameller,
Rabbinin katında sevap
bakımından da daha
hayırlıdır. Sonuç bakımından
da daha
hayırlıdır.
088.-
“Rahman çocuk edindi” dediler.
089.-
Yemin olsun ki, siz (“Rahman çocuk edindi” diyenler) çok çirkin bir şey
söylediniz.
092.-
Oysa Rahman’a çocuk edinmek yaraşmaz.
096.-
İman edip, Salih amel işleyenler var ya, Rahman olan Allah, onlara bir
sevgi kılacaktır.
097.-
Biz, (Allah CC) Kuran’ı Sen (Hz Muhammed SAV)’in dilin (Senin anlayabileceğin dil
olan Arapça dilinde )
üzere kolaylaştırdık ki,
O (Kur’an)’nunla Allah’tan
korkup
sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de ikna edesin.
****************************************************
SURE:
020, TAHA SURESİ, (135) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (045) SURE.
İNİŞİ: Hz Muhammed SAV efendimizin yalvaç
(Peygamber)’lığının altıncı yılında Mekke’ de inmiştir. Hz Ömer bu sureyi dinleyince Müslüman
olmuştur.
ADI: Surenin ilk ayetinde bulunan Ta Ha
ifadesinden almıştır. “Suretü’l-kelim”
ve “Suretü Musa” adlarıyla da anılmıştır.
KONUSU: Hz Muhammed’in maneviyatını yükseltmek
Hz Musa ve Hz Adem hakkında bilgiler verilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Kur’an’ı Sana (Hz Muhammed SAV) sıkıntıya düşesin diye indirmedik.
003.-
Ancak Allah’tan korkan
(ALLAH’TAN ÇEKİNEN, SAYGISIZLIK ETMEK İSTE-
MEYEN EE.) kimse için bir öğüt olarak indirdik.
007.-
İster yavaş konuş, ister açıktan,
O (Allah CC)’na göre birdir. Zira O
(Allah CC) gizliyi
de gizlinin gizlisini de bilendir.
053.-
“Yeryüzünü sizin için
bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve
gökten bir su
indiren O (Allah CC)’dur.” İşte
Biz (Allah CC) o cu ile türlü türlü bitkilerden çiftler
çıkardık.
054.-
Hem siz yiyin, hem de
hayvanlarınızı otlatın. Akıl
sahipleri için bunda nice
ibretler
vardır.
090.-
(…). Sizin gerçek rabbiniz
Rahman’dır. (…).
098.-
Sizin tanrınız (İlahınız), ancak
kendisinden başka hiçbir tanrı (İlah) bulunmayan Allah’
tır. O (Allah)’nun bilgisi (İlmi)
her şeyi kuşatmıştır.
113.-
İşte böylece Biz (Allah CC) O’nu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Onda tehditlerden
nice türlüsünü tekrar
tekrar açıkladık ki, belki sakınırlar, yahut onlara (İnsanlara) bir
ibret ve uyanış verir.
114.-
(…). Kur’an Sana
(Hz Muhammed SAV) vahyedilirken, vahiy bitmeden önce unutma
korkusu ile Kur’an’ı okumada acele etme; “Rabbim benim ilmimi arttır”
de.
130.-
(…). Güneş’in doğmasından
önce ve batmasından
önce Rabbini hamd ile tesbih
et.
-32-
Gecenin bir kısmında ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnutluğa
eresin.
132.-
Ehline namaz kılmalarını
emret, kendin (Hz
Muhammed SAV) de
ona (Namaza)
sabırla devam et.
Biz (Allah CC) Sen (Hz Muhammed CC)’den
bir rızık istemiyoruz.
Seni Biz rızıklandırırız. Güzel
gelecek takya sahiplerinindir.
*******************************************************
SURE: 021, ENBİYA SURESİ, (112) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (073) SURE.
İNİŞİ: Mekke döneminin son zamanlarında
inmiştir.
ADI: Surede 17 adet yalvaçtan söz edildiğinden
“enbiya” adını almıştır.
KONUSU: Tanrı’nın birliği, yalvaçlık ve inanç
konuları işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
004.-
Yalvaç (Peygamber) (Hz Muhammed SAV); “Benim Rabbim Evren
(GÖK)’de ve Yer
(Dünya)’de söylenen her sözü bilir.
O (Allah CC) her şeyi işitir, her şeyi bilir” dedi.
005.-
Onlar (İnanmayanlar): “Hayır,
bunlar karışık rüyalardır; yok, O (Kur’an)’nu kendisi
uydurdu, yok, O (Hz Muhammed SAV) bir şairdir. Böyle (Şair) değilse önceki yalvaç-
lar (Peygamberler) gibi, O (Hz Muhammed SAV) da bize bir mucize
getirsin” dediler.
006.-
Onlardan önce yok
ettiğimiz hiç bir
ülke halkı iman etmedi. Şimdi bunlar mı iman
edecekler?
010.-
And olsun, size
(Tüm evrene ve
insanlığa) öyle bir
kitap indirdik ki, bütün şan ve
onurunuz ondadır. Hala
akıllanmayacak mısınız?
016.-
Biz (Allah CC) Evren (Gök) ile Yer (Dünya)’i, boş bie eğlence için
yaratmadık.
020.-
Gece gündüz hep Allah’ı tesbih ederler, usanmazlar.
030.-
(…). Yaşayan (Canlı olan) her
şeyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar
mı?
033.-
Geceyi, gündüzü, Güneş’i
ve Ay’ı yaratan O (Allah CC)’dur. Bunların her biri kendi
yörüngesi (Dairesi)’nde dolaşmaktadır.
035.-
Her nefis ölümü tadacaktır.Sizi bir sınav olarak kötülük ve iyilikle
deneyeceğiz.Hepiniz
de sonunda bize döndürüleceksiniz.
047.-
Biz (Allah CC) kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse
hiçbir haksızlığa
uğratılmaz. (…).
090.-
(…). Doğrusu Onlar
(İnananlar) iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve hata
yapmaktan
çekinerek Biz (Allah CC)’e yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.
093.-
İnsanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar. Sonunda hepsi biz (Allah CC)’e
döneceklerdir.
094.-
İnanmış olarak yararlı
iş işleyenin emeği
inkar edilmeyecektir. Biz (Allah CC) onu
kuşkusuz yazmaktayız.
106.-
Kuşkusuz bu Kuran’da (Yalnızca Allah CC’a) kulluk eden kimseler için
yeterli bir öğüt
vardır.
107.-
Biz (Allah CC), Sen (Hz Muhammed
SAV)’i ancak Evren
(Alemler)’e rahmet olarak
gönderdik.
112.-
Hz Yalvaç (Peygamber) şöyle dedi.
“Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hüküm ver ve
Rabbimiz O Rahmandır ki, isnat ettiğiniz yalan vasıflarınıza karşı
yardımına sığınılacak
olan da ancak O (Allah CC)’dur.
*************************************************
-33-
SURE: 022, HACC SURESİ, (78) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (103) SURE.
İNİŞİ: 19 – 29 arası ayetler Medine’de geri
kalan ayetler Mekke’de inmiştir.
ADI: 27
ayette geçen hac sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Tanrı’nın varlığına ve birliğine
inanmayı önerir. Hac ve kurban ibadetinin önemi de ayrıca vurgulanmıştır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
İnsanlardan bazıları Allah hakkında bir bilgisi olmadığı halde
tartışır da, azılı şeytanın
ardına düşer.
004.-
O şeytan ki,
hakkında (Tarafımızdan) şöyle
hüküm verilmiştir. Kuşkusuz kim onu
(şeytanı) dost edinirse,
o (şeytan) muhakkak
onu (şeytanın ardına düşeni) saptırır ve
doğruca cehennem azabına götürür.
005.-
Ey insanlar! Eğer
öldükten sonra dirilmekten
kuşkuda iseniz, bilin ki ne olduğunuzu
size açıklamak için
kuşkusuz biz sizi
topraktan (YERYÜZÜNDE ÖNCE TOPRAK
VARDI. SONRA SU, CANLI HÜCRE VE ORGANİZMALAR OLUŞTU. EE),
sonra
spermadan, sonra bir embriyodan,
sonra yapısı belli belirsiz (ÇIPLAK GÖZLE GÖRÜ-
LEMEYEN, MODERN CİHAZLARLA ALGILANABİLİNEN. EE) bir et parçasından
yaratmışızdır. Dilediğimizi belli
bir süreye kadar
rahimlerde tutarız. Sonra
sizi bir
çocuk olarak çıkartırız.
Sonra sizi olgunluk çağına erişmeniz için
bırakırız. Bununla
birlikte kiminiz bize döndürülür,
kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilme-
mek üzere, ömrünün en zor zamanı olan yaşlılığa ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün
ki kupkurudur; fakat biz onun
üzerine (UYGUN DOĞAL ORTAM YARATARAK) su
indirdiğimizde, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler
bitirir.
026.-
Bir zamanlar Kabe’nin yerini
İbrahim’e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın Bana (Allah
CC) hiçbir şeyi
ortak koşma; tavaf
edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve
secdeye varanlar için Evim (Kabe)’i tertemiz et.
027.-
İnsanları hacca çağır. (…).
028.-
Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar. (…).
029.-
Sonra kirlerini giderip
temizlensinler. Adaklarını yerine
getirsinler. Kabe’yi tavaf
etsinler
037.-
(…). Görevlerini güzelce yapan
iyilik sevenleri müjdele.
038.-
Kuşkusuz Allah inananları savunur. Çünkü Allah hain ve nankörlerin hiç
birini sevmez.
040.-
(…). Kuşkusuz Allah kendi dinine
yardım edene yardım edecektir. (…).
041.-
Onlar, O müminler
(İnananlar)’dır ki, eğer kendilerini
yeryüzünde iktidar mevkiine
getirirsek namazı (Hakkıyla)
kılarlar, zekatı verirler,
iyiliği emrederler ve
kötülüğü
(İNSANLARA YALAN SÖYLEMEYİ,KAMU MALINI ÇALMAK DA DAHİL HER
TÜRLÜ HIRSIZLIĞI, ADALETSİZLİĞİ, İSRAFI, İNSANLAR ARASINDA AYRIM
YAPMAYI VE BİRBİRLERİNE DÜŞMAN
KILMAYI VE DAYANIŞMAYI ORTA
DAN KALDIRMAYI, ÜLKE KAYNAKLARINI YABANCILARA DEVRETMEYİ,
İNSANLARIN MADDİ REFAHINI YOK ETMEYİ UYGULAYICILARA EE) yasak
ederler. Bütün işlerin sonu sırf Allah’a aittir.
045.-
Nice ülkeler vardır
ki, zulüm yaparlarken biz onları yok
ettik. (…). Geride nice terk
edilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar bırakılmıştır.
046.-
(…). Gerçek şudur ki, gözler kör
olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.
051.-
Ayetlerimizi tartışarak bozmaya çalışanlara gelince, işte onlar
cehennemliktirler. (…).
053.-
Allah şeytanın karıştırdığını, kalplerinde
hastalık bulunan ve
kalpleri kaskatı olan
kimseleri sınamaya vesile kılar.
(…).
-34-
054.-
(…). Çünkü Allah yalnızca iman
edenleri doğru yola eriştirir.
058.-
(…). Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.
059.-
(…). Kuşkusuz Allah
Alimdir (Bilgi sahibidir),
her şeyi bilir,
Halimdir, kullarına
yumuşak davranır.
060.-
(…). Allah, Kuşkusuz çok
affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
061.-
(…). Allah, her şeyi işitir, her
şeyi görür.
062.-
(…). Allah, yücedir, büyüktür.
063.-
(…). Gerçekten Allah çok
lütufkardır, her şeyden haberdardır.
064.-
(…). Doğrusu Allah müstağnidir,
övülmeye layıktır.
065.-
(…). Göğü de
izni olmaksızın yere
düşmekten O (Allah CC) koruyup
hava tutuyor.
(NEWTON ÇEKİM YASASI GEREĞİNCE UZAYDA CİSİMLERİN BİRBİRLERİNİ
ÇEKMELERİ NEDENİYLE DENGE HALİNİN OLMASI DURUMU açıklanmaktadır
EE). Kuşkusuz Allah insanlara çok
şefkatlidir, çok merhametlidir.
078.-
(…). Size Müslüman
adını veren O
(Allah CC)’dur. Artık namaz kılın, zekat verin,
Allah’a sarılın. O (Allah CC) ne
güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
************************************************************
SURE: 023, MÜ’MİNUN SURESİ, (118) AYETTİR,
İNİŞ SIRALAMASINDA (074) SURE.
İNİŞİ: Mekke döneminin sonunda inmiştir.
ADI: 1.ayette geçen ve diğer ayetlerde de
anlatılan inananlar “Mü’minun” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Surenin esas konusu inananların üstün
özellikleridir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Gerçekten Mü’minler kurtuluşa ermiştir.
002.-
Onlar (Mü’minler) ki namazlarında huşu içindeler.
003.-
Onlar (İnananlar) ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.
004.-
Onlar (İnananlar) k, zekat görevlerini yerine getirirler.
005.-
Ve Onlar (İnananlar) ki, iffetlerini korurlar.
008.- O
inananlar üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tam tamamına
tutarlar
009.-
Namazlarını titizlikle kururlar.
020.-
Tur-ı Sina’da yetişen bir ağaç da
meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ, hem de yiyen-
lerin ekmeğine katık edecekleri zeytin verir.
051.-
Ey yalvaçlar (Peygamberler)! Temiz
ve helal olan şeylerden
yiyin; güzel amel
ve
hareketlerde bulunun. Çünkü Ben
(Allah CC) sizin yaptıklarınızı bilirim.
057.-
Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler,
058.-
Rablerinin ayetlerine inananlar,
059.-
Rablerine ortak tanımayanlar,
060.-
Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri
titreyerek yapanlar;
061.-
İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.
062.-
Biz (Allah CC) hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile
yükümlü kılmayız. Yanı-
mızda hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa
uğratılmazlar.
091.-
Allah evlat edinmemiştir; O (Allah CC)’nunla birlikte hiçbir tanrı
(İlah) da yoktur. (…).
096.-
Sen (Hz Muhammed SAV) kötülüğü en güzel bir davranışla uzaklaştır. (…).
097.-
De ki; Rabbim! Şeytanların
kışkırtmalarından Sana (Allah CC) sığınırım!.
098.-
Onların (Şeytanların) yanımda bulunmalarından da Sana (Allah CC)
sığınırım.
-35-
118.-
Resulüm! De ki; Rabbim, bağışla
ve merhamet et! Sen merhametlilerin en
iyisisin.
**********************************************************
SURE: 024, NUR SURESİ, (64) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (102) SURE.
İNİŞİ: Tamamı Medine’de inmiştir.
ADI: 35 ayette Yüce Tanrı’nın nuru bir
benzetme ile açıklandığından bu adı almıştır.
KONUSU: 1.Zinanın suç olduğu, 2.Namuslu kadınlara iftita atıldığında
ispat zorunluluğu. 3.Hz Aişe’nin iftiraya uğraması sonucu aklanması. 4. İftir
atanların kınanması. 5. Evlere girmek konusunda muaşeret kuralları. 6. Kadın
erkek eşitliği ve toplumsal ilişkiler. 7. Köle ve cariye konuları. 8. Fuhşun
yasak olması. 9.Şeytanın tuzakları. 10. Tanrı’nın insanları doğru yola sevk
etmesi hakkında temsili açıklamalar 11. Tanrı’nın büyüklüğü ve
nitelikleri.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
019.-
İnanan insanlar arasında
kötü söz ve davranışın
yayılmasını arzulayan kimseler
için
dünyada da ahrette de acı veren bir azap vardır. (…).
021.-
Ey İnananlar! Şeytanın
adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın
adımlarını izlerse, bilsin ki
o (Şeytan), edepsizlik ve kötülük yapmanızı emreder.
Eğer üstünüzde Allah’ın lütuf ve
merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse aklanmazdı.Fakat Allah
dilediğini (Uygun
gördüğünü) arındırır. Allah
işitir ve bilir.
022.-
İçinizden faziletli ve servet
sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç
edenlere mallarından
vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar, feragat göster-
sinler. (…).
023.-
Namuslu, kötülüklerden habersiz inanan kadınlara zina suçlamasında
bulunanlar, dünya
ve ahrette lanetlenmişlerdir.
(…).
027.-
Ey iman edenler!
Kendi evinizden başka
evlere geldiğiniz fark ettirip, o ev halkına
selam vermedikçe (Haberleri olmadan)
girmeyin. Bu sizin için daha
iyidir. Herhalde
bunu düşünüp anlarsınız.
028.-
Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar girmeyin. “Geri
dönün” denilirse
hemen geri dönün. (…).
030.-
Resulüm! Mümin erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini,
ırzlarını da korumalarını
söyle. (…).
031.-
Mimin kadınlara da söyle:
Gözlerini harama bakmaktan korusunlar; namus ve iffetleri-
ni esirgesinler. Görünen kısımları
istisna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler.
Baş örtülerini, yakalarının
üzerine kadar örtsünler.
Kocaları, babaları, kocalarının
babaları, kendi oğulları,
kocalarının oğulları, erkek
kardeşleri, erkek kardeşlerinin
oğulları,kız kardeşlerinin
oğulları, mümin kadınlar (…) henüz kadınların gizli kadınlık
özelliklerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini
göstermesinler. (..)
035.-
Allah Evren (Gökler)’in
ve yerin Nur’udur. (…).
Bu ışık nur üstüne nurdur. Allah
dilediği (Layık [Uygun]
gördüğü) kimseyi nuruyla hidayete
iletir. Allah insanlara işte
böyle örnek verir. Allah her şeyi
bilir.
037.-
Birtakım insanlar vardır ki, onlar Allah’ı tesbih ederler. “Ne ticaret ne de geçim işleri
onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten
alıkoyamaz. (…).
045.-
Allah her canlıyı
sudan yarattı. (BİLİMSEL
ARAŞTIRMALAR YER YÜZÜNDE
CANLILIĞIN İLK FORMU
OLAN İLK HÜCRLERİN
OLUŞUMUNUN SU
BİRİKİNTİLERİNDE ORTAYA ÇIKTIĞI
TEZİNİ GÜÇLENDİRMEKTEDİR.
OLUŞAN HÜCRELER ALLAH
CC’IN YARATTIĞI UYGUN
ORTAMLARDA
-36-
EVRİMLEŞEREK CANLI ORGANİZMALARI OLUŞTURMUŞLARDIR. EE). İşte
bunlardan kimi karnı
üstünde sürünür, kimi
iki ayağı üstünde yürür, kimi
dört ayağı
üstünde yürür. Allah dilediğini
yapar; Çünkü Allah her şeye
kadirdir.
052.-
Her kim Allah’a ve Resulü’ne
itaat eder (Buyruklarına uyar), Allah’a saygı duyar ve O
(AllahCC)’ndan sakınırsa , işte asıl bunlar bedbahtlıktan
kurtulanlardır.
054.-
(…). Yalvaç (Peygamber)
(Hz Muhammed SAV)’in sorumluluğu,
kendine yüklenen,
sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. (…).
Yalvaç (Peygamber) (Hz Muhammed
SAV)’a düşen, yalnızca açık açık duyurmaktır.
055.-
(…). Artık bundan sonra kim
(Allah CC) inkar ederse, işte bunlar asıl büyük günahkar-
lardır.
061.-
(…). Allah tarafından kutsal ve
güzel yaşama dileği olarak birbirinize selam verin. İşte
Allah düşünüp anlayasınız diye size ayetlerini böyle açıklar.
****************************************************
SURE: 025, FURKAN SURESİ, (77) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (042) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.68, 69 ve 70
ayetlerin Medine’de indiği hakkında rivayetler vardır. ADI: 1.ayette geçen
“Furkan” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Yüce Tanrı’nın evrendeki hükümranlığı
ve üstünlüğü hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Evren (Alemler)’e uyarıcı olsun diye Kulu (Hz Muhammed SAV)’na Furkan’ı
indiren
Allah ne yücedir.
002:-
O (Allah CC)
öyle bir Tanrı
(İlah)’dır ki, Evren
(Gökler)’in ve Dünya
(Yer)’nın
Hükümranlığı kendisinindir. O
(Allah CC) hiç öocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı
yoktur. O (Allah CC) her şeyi
yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.
004.-
İnkar edenler: “Bu (Kur’an)
Muhammed’in uydurmasıdır, O (Hz Muhammed SAV)’na
başka bir topluluk yardım etmiştir”
diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
006.-
Ey Muhammed! De ki: “O (Kur’an)’nu Evren (Gökler)’in ve
Dünya (Yer)’nın (DÜN-
YA’MIZ DA EVREN’İN
BİR PARÇASI OLMAKLA
BİRLİKTE, İNSAN’IN
EVRENDEKİ ÖZEL YERİ NEDENİYLE DÜNYA’MIZ
AYRICA ZİKREDİLMEK-
TEDİR. EE) gizemini (Sırrını) bilen (Allah CC)
indirmiştir. Kuşkusuz O (Allah CC),
bağışlayandır, merhamet edendir”
053.-
Birinin suyu tatlı
ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve
aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O (Allah CC)’dur.
054.- O
(Allah CC) hakir (Basit, sade, saf) sudan bir insan yaratıp (BAKINIZ, NUR
SURESİ
45. AYET. EE) O (İnsan)’na
bi r nesep bahşede ve sıhhiyet bağı ile akraba yapan O
(Allah CC)’dur. Rabbinin her şeye
gücü yeter.
056.-
(…) Biz (Allah CC)
Sen (Hz Muhammed SAV)’i ancak
müjdeci ve uyarıcı
olarak
(Dünya’ya) gönderdik.
057.-
De ki: “Ben (Hz Muhammed SAV), buna
karşı sizden bir ücret değil,
ancak Rabbine
doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler
olmanızı istiyorum.
063.- O
çok merhametli olan Allah’ın
has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler
ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman incitmeksizin “Selam”
deyip geçerler.
067.-
Harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler, ikisi arasında orta bir
yol tutarlar.
068.-
Yine onlar ki, Allah ile birlikte
başka bir tanrıya yalvarmazlar.
Allah’ın haram kıldığı
cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahının cezasını bulur.
-37-
072.-
Onlar, yalan yere şahitlik
etmezler, boş bir şeye rastladıkları
zaman vakar ile oradan
geçip giderler.
074.-
Onlar, “Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü
aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi
takva sahiplerine önder kıl” derler.
077.-
De ki; “Sizin yakarı (Dua)’nız olmasaydı Rabbim size değer verir
miydi? (…).
***********************************************
SURE: 026, ŞUARA SURESİ, (227) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (047) SURE.
İNİŞİ: Sure’nin 224, 225, 226 ve 227 ayetleri
Medine’de, diğerleri Mekke’de nazil oldu.
ADI:
224 ayette geçen şairler “Şuara” sözcüğünden bu ad verilmiştir.
KONUSU:
Esas olarak Tanrı’nın birliği, yalvaçlık, vahiy ve ahiret konuları
işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Bunlar sana (Hz Muhammed SAV) apaçık Kur’an ayetleridir.
003.-
İnanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.
007.-
Yeryüzüne (insanlar) bir
bakmadılar mı? Biz
(Allah CC) Orada (Yeryüzünde)
her
güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.
008.-
Kuşkusuz bunda, mutlak bir nişan vardır; ama onların (insanların) çoğu
iman etmezler
077.-
“(…) Evren (Alemler)’in Rabbi, benim (Hz İbrahim AS) dostumdur”
078.-
“O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir”
079.-
“Beni yediren, içirendir”
080.-
“Hastalandığım zaman bana O (Allah CC), şifa verir”
081.- “
O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir”
082.-
“Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur”
083.-
“Ya Rab! Bana hikmet (Hüküm) ver
ve beni iyiler zümresine kat”
084.-
“Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!”
085.-
“Beni nimeti bol cennetin varislerinden eyle”
087.-
“İnsanların diriltilecekleri gün, beni mahcup etme”
088.-
“O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar”
089.-
“Ancak Allah’a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)”
090.- O
gün cennet takva sahiplerine yaklaştırılmıştır.
091.-
Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
103.-
Kuşkusuz bunda alınacak
bir ders vardır;
oysa (İnsanların) çokları
iman etmiş
değillerdir.
181.-
“Ölçeği tam ölçün de, hak yiyenlerden olmayın”
182.-
“Doğru terazi ile tartın”
183.-
“Halkın mallarını değerinden düşürmeyin.
Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık
çıkarmayın”
192.-
Muhakkak k, bu Kur’an Evren (Alemler)’in Rabbinin indirmesidir.
193.- O
(Kur’an)’nu Ruhu’l-emin indirdi.
194.-
Uyarıcılarda olasın diye Sen (Hz Muhammed SAV)’in kalbinin üzerine.
195.-
Açık parlak (Senin konuşabildiğin tek dil olan) bir Arapça lisan
ile.
196.- O
(Kuran’daki bilgiler), kuşkusuz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
197.-
İsrailoğulları (Din) bilginlerinin
O (Kuran)’nu bilmesi, onlar İnanmayanlar) için bir
delil değil midir?
198.-
Biz (Allah CC) O
(Kuran)’nu Arapça bilmeyenlerden birine
indirseydik de, bunu o
-38-
199.-
(Arapça bilmeyen) okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.AÇIKLAMA
GEREKİYOR.
*****************************************************
SURE: 027, NEML SURESİ, (93) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (048) SURE.
İNİŞİ: Neml Suresi Mekke’de inmiştir.
ADI: 18 ayetteki karıncalar “Neml” sözcüğü bu
surenin adı olmuştur.
KONUSU: Bir önceki Şuara ve bir sonraki Kasas
sureleriyle bütünlük teşkil eder.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
019.-
(…). “Ey Rabbim!
Bana ve ana
babama verdiğin nimete
şükretmemi ve hoşnut
olacağın iyi iş yapmamı gönlüme tegir.
Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına kat.
065.-
De ki:“Evrende (Göklerde) ve Yer (Dünya)’de Allah’tan başka kimse gaybı
(Görünme-
yen, bilinmeyen) bilmez. (…).
075.-
Evren (Gök)’de ve Yer (Dünya)’de gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta
bulun-
masın. (GİZLİ YANİ KEŞFEDİLMEMİŞ,
İCAT EDİLMEMİŞ, ARAŞTIRILMAMIŞ,
BİLİMSEL ÇALIŞMA YAPILMAMIŞ TÜM
ALANLARDA BU ÇALIŞMALARIN
MUTLAKA YAPILMASINI, ALLAH
CC İNSANOĞLUNA GÖREV OLARAK,
EMİR VERMEKTEDİR. EE)
077.-
O (Kur’an) inananlar için gerçekten
bir Hidayet ve (BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR
İÇİN) Rehber ve rahmettir.
078.-
(…). Rabbin kuşkusuz
onlar (KUR’AN’I YETERİNCE
ANLAMAK AMACIYLA
OKUMAYIP, GEREĞİNİ YAPMAYANLAR)
arasında kendi hükmünü
verecektir.
(...).
079.-
Sen (Hz Muhammed SAV) Allah’a
güven. Çünkü Sen (Hz Muhammed
SAV) apaçık
gerçeğin üzerindesin.
093.-
(…). Rabbin, yaptıklarınızdan
habersiz değildir.
***************************************************
SURE: 028, KASAS SURESİ, (88) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA
(049) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 25 ayette geçen kasas “kısa yaşam öyküsü)
sözcüğü bu surenin adı olmuştur. KONUSU:
Hz Musa’nın kıssası anlatılmıştır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
014.-
Musa yiğitlik çağına
girip olgunlaşınca, Biz (Allah CC),
O (Hz Musa)’na hikmet ve
bilgi verdik. (…). İşte güzel davrananları Biz (Allah CC) böyle
ödüllendiririz.
022.-
(Hz Musa) Medyen’e doğru
yöneldiğinde: “Umarım Rabbim
beni doğru yola iletir”
dedi.
023.-
Musa, Meyden suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan bir çok insan
buldu. Onların
gerisinde de hayvanlarını suyun
olduğu yerden geri
çeken iki kadın gördü.
Onlara
“Derdiniz nedir?” diye sordu.
Şöyle yanıtladılar:
“Çobanlar sulayıp çekilmeden
biz
onların içine sokulup hayvanlarımızı sulamayız; babamız çok yaşlıdır”
dediler.
(KADINA KARŞI OLUMSUZ AYRIMCILIK YAPILDIĞI VE BUNUN NE
DENLİ
-39-
YANLIŞ OLDUĞU VURGULANMAKTADIR.
EE)
024.-
Bunu üzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra bir gölgeye çekildi ve “Rabbim!
Doğrusu bana indireceğin her hayra gereksinim var” dedi.
025.-
Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek O (Hz Musa)’na geldi.
“Babam, dedi
bizim yerimize hayvanlarımızı sulamanın karşılığını ödemek için seni
çağırıyor” (YA-
PILAN HİÇ BİR İYİLİĞİN KARŞILIKSIZ KALMAMASI GEREKTİĞİ
BELİRTİL-
MEKTEDİR. EE) dedi. Musa
(Kadınların babası yalvaç)
Hz Şuayb’a gelip başından
geçenleri anlatınca, O (Hz Şuayb), “Korkma o zalim kavimden kurtuldun”
dedi.
027.-
Şuayb dedi ki:“Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini
sana nikahlamak
istiyorum. (…).” (HZ ŞUAYB
ÇOK YAŞLI OLDUĞUNDAN, GENÇ BİR
ERKEK
YARDIMCIYA GEREKSİNİMLERİ VARDI.
EE)
029.-
Artık Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafından bir
ateş gördü. (…).
030.-
Oraya gelince, o kutsal
yerdeki vadinin sağ kıyısından kendisine şöyle seslenildi: “Ey
Musa! Bil ki ben, bütün Evren
(Alemler)’in Rabbi olan Allah’ım”
035.-
Allah buyurdu: “Sen (Hz Musa)’i
Kardeşin (Harun) ile destekleyeceğiz ve size öyle bir
Kudret vereceğiz ki, ayetlerimiz
sayesinde onlar (Düşmanlarınız) size erişemeyecekler.
Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz”
036.-
Musa onlara (İnanmayanlara) apaçık ayetlerimizi
getirince, “Bu, olsa olsa uydurulmuş
bir sihirdir. Biz önceki
atalarımızdan böylesini işitmemiştik” dediler.
043.-
Andolsun ki, Biz (Allah CC),
(…) Musa’ya, olur ki DÜŞÜNÜR, ÖĞÜT
ALIRLAR
diye, insanlar için apaçık
deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak O Kitab (Tevrat)’ı
vermişizdir.
044.-
Resulüm (Hz Muhammed
SAV)! Musa’ya emrimizi
vahyettiğimiz sırada Sen
batı
yönünde bulunmuyordun ve o olguyu görenlerden değildin.
045.-
(…). Sen (Hz Muhammed SAV ) onlara ayetlerimizi
okuyarak, Meyden halkı arasında
bulunanlardan da değildin; aksine Biz (Allah CC) başka yalvaç
göndermiştik.
046.-
Musa’ya seslendiğimiz zaman da, Tur’un yanında değildin. Bilakis senden önce kendi-
lerine yalvaç gelmeyen bir
kavmi (Arap Yarımadasındaki insanları ve tüm insanlığı)
uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak orada geçenleri Sana (Hz
Muhammed SAV)
bildirdik. OLA KJ, ONLAR DÜŞÜNÜP,
ÖĞÜT ALIRLAR.
048.-
(…) onlara (Arap Yarımadası
halkına) Tarafımız (Allah
CC)’dan O Hak Yalvaç (Hz
Muhammed SAV) gelince, ”Musa’ya
verilen mucizeler gibi, O (Hz Muhammed SAV)’
na da verilmeli deği l miydi?” dediler. Peki
daha önce Musa’ya
verilenleri de inkar
etmemişler miydi? (…).
049.-
Resulüm (Hz Muhammed SAV)! De
ki: “Eğer doğru sözlü iseniz, Allah
katından bana
ve Musa’ya inen kitaplardan daha doğru bir kitap getirin de ben ona
uyayım!”
050.-
Eğer Sana (Hz Muhammed SAV) yanıt vermezlerse, bil ki onlar
(İnanmayanlar) heves-
lerine uymaktadırlar. (…).
056.-
Resulüm! Sen (Hz Muhammed SAV) sevdiğini hidayete eriştiremezsin; bilakis, Allah
dilediğine (Uygun gördüğüne)
hidayet verir ve
hidayete girecek olanları
en iyi O
(Allah) CC bilir.
060.-
Size verilen varlıklar,
Dünya yaşamının geçim
aracı ve debdebesidir. Allah
katında
olanlar ise, daha hayırlı ve ebedidir.
Hala buna aklınız ermeyecek mi?
076.-
Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara (Kavmine) karşı azgınlık
etmişti (…). Kav-
mi ona demişti ki: “Şımarma! Bil
ki Allah şımarıkları sevmez”
077.-
“Allah’ın sana verdiğinden (İyilik amaçlı) O (Allah CC)’nun yolunda
harcayarak ahiret
yurdunu gözet, ama dünyadan
da nasibini unutma!
(ALLAH YOLUNDA DİYEREK
DÜNYA YAŞAMINI TERKETME EE)
Allahın sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara
iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Kuşkusuz ki Allah bozguncuları sevmez
-40-
079.-
Derken Karun, ihtişam
içinde kavminin karşısına çıktı.
Dünya yaşamını arzulayanlar,
“Keşke Karun’a verilenin benzeri
bizim de olsaydı, gerçek şu ki o (Karun), çok büyük
devlet sahibidir” dediler.
080.-
Kendilerine bilgi verilmiş
olanlar ise, şöyle dediler: “Yazıklar olsun size! İman edip
iyi işler yapanlara, Allah‘ın vereceği
ödül daha üstündür. Ona da ancak sabredenler
kavuşabilir.”
081.-
Derken Biz (Allah CC)
O (Karun)’nu da, görkemli sarayını yerin dibine geçirdik. O
artık Allah’a karşı kendisine yardım edecek yandaşları olmadığı gibi,
kendisini savunup
kurtarabilecek kimselerden de değildi.
082.-
Daha dün onun
yerinde olmayı isteyenler de,
“Demek ki Allah kullarından dilediğine
rızkı çok da az da verir.
(…). Demek ki inkarcılar iflah
olmazmış” demeye başladılar.
083.-
İşte ahret yurdu!
Biz (Allah CC) onu
yeryüzünde böbürlenmeyi ve
bozgunculuğu
arzulamayan kimselere veririz. En
güzel ekibet takva sahiplerinindir.
086.-
Sen (Hz Muhammed SAV) bu
Kitab (Kuran)’ın sana vahyolunacağını ummuyordun.
Bu ancak Rabbinden bir rahmettir.
O halde sakın inanmayanlara arka çıkma.
087.-
Allah’ın ayetleri Sana
(Hz Muhammed SAV) indirildikten
sonra, artık sakın
onlar
(İnanmayanlar) seni bu ayetlerden alıkoymasınlar. Rabbin’e davet et.
Asla müşriklerden
olma.
088.-
Allah ile birlikte
başka bir tanrıya
tapıp, yalvarma! O
(Allah CC)’ndan başka tanrı
(İlah) yoktur. O
(Allah CC)’nun zatından başka
her şey (Sonunda)
helak olacaktır.
Hüküm O (Allah CC)’nundur ve siz ancak O (Allah CC)’na
döndürüleceksiniz.
************************************************************
SURE: 029, ANKEBÜT SURESİ, (69) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (085) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 41. ayetinde kafirlerin işleri örümcek
ağına benzetildiğinden, sure bu ismi almıştır. KONUSU: Surenin ana konusu;
doğru inanca sahip olmak ve bu yönde yaşamak şeklindedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
İnsanlar, sınavdan geçirilmeden,
yalnızca “İnandık” demeleriyle
bırakılacaklarını mı
sandılar?
003.-
(…). Elbette Allah doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka
ortaya koyacaktır.
004.-
Yoksa kötülükleri yapanlar Biz (Allah CC)’den kaçabileceklerini mi
sandılar? (…).
008.-
Biz (Allah CC) insana, ana ve babasına iyi davranmasını
önermişizdir. (…).
022.-
(…). Allahtan başka bir dost ve
yardımcı da bulamazsınız.
041.-
Allah’tan başka dost
edinenlerin durumu, kendine
yuva yapan örümceğin
durumu
gibidir Oysa evlerin en çürüğü
kuşkusuz örümcek yuvasıdır. Keşke
bilselerdi.
045.-
(…). Muhakkak ki,
(Dosdoğru kılınan) namaz
hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.
Allah’ı anmak elbette en büyük tapınma (İbadettir)’dır. Allah yaptıklarınızı bilir.
048.-
Sen (Hz Muhammed SAV) bundan
önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın.
Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.
050.-
(…) de ki: “Mucizeler ancak Allah’ın
katındadır. Ben (Hz Muhammed SAV)
ise yal-
nızca apaçık bir uyarıcıyım”
056.-
Ey inanan kullarım! Kuşkusuz
benim yarattığım yeryüzü geniştir. (…).
057.-
Her can ölümü tadacaktır. Sonunda
Biz (Allah CC)’e döndürüleceksiniz.
069.- (…). Hiç kuşku yok ki Alla iyi
davrananlarla Birliktedir.
-41-
*******************************************************
SURE: 030, RUM SURESİ, (60) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (084) SURE.
İNİŞİ: Rum suresinin 17 ayeti hariç, tamamı
Mekke’de inmiştir.
ADI: 2.ayetinde “Rum” söz-cüğü geçtiğinden bu
adı almıştır.
KONUSU: Tanrı’dan inen kitap (İncil) sahibi
Bizanslılar ile putperest İranlıların Bizans’a yenileceği ve Müslümanların buna
sevineceği anlatılmaktadır. Gerçekten daha sonra yapılan savaşta Bizanslılar
İranlılara karşı galip gelmişilerdir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın Adıyla
002-
Rum (Bizans) orduları yenildi.
006.-
(…). Allah vaadinden caymaz. (…).
011.-
Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir, onu yeniden yapar. (…).
017.-
(…) akşama girdiğiniz zaman da,sabaha girdiğiniz zaman da tesbih
Allahın’dır (Allah’ı
anın, namaz kılın, dua edin).
018.-
(…). İkini anında da, öğleye
girerken de O N(Allah CC)’nu takdis edin. Namaz kılın!
022.-
Yine Evren (Gökler)’in ve Yer (Dünya)’in yaratılışı ile dillerinizin ve
renklerinizin ayrı
oluşu O (Allah CC)’mum ayetlerindendir.
(…).
030.-
(…) yüzünü Allah’ın, insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına
dönder. Allah’ın yara-
tışında değişiklik bulunmaz.
Dosdoğru din budur. (…).
031.-
Başkasından geçerek hep
O (Allah CC)’na gönül
verin ve O’ndan sakının. Namaza
devam edin ve müşrik (Allaha ortak koşan)’lerden olmayın.
032.- O
müşrikler, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güven
duymaktadırlar. .
038.- O
halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. (…).
039.-
İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz (Tefeci faizi),
Allah yanında artmaz.
Allah’ın rızasını dileyerek
verdiğiniz zekata gelince, işte
onlar, malları kat kat artmış
olanlardır.
********************************************************
SURE: 031, LOKMAN SURESİ, (34) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (057) SURE.
.
İNİŞİ: 27, 28, ve 29 ayetler Medine’de
diğerleri Mekke’de inmiştir.
ADI:
konusu: Hz Lokman’ın kısasını anlatmaktadır.
KONUSU: Hz Lokman’ın oğluna verdiği öğütleri
içerir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
006.-
İnsanlardan öyleleri vardır ki,
bilgisizce Allah yolundan
saptırmak ve onu eğlence
yerine
tutmak için sözün boş ve gayesiz
olanını satın alırlar. İşte onlar için
aşağılayıcı
bir azap vardır.
013.-
(…) Lokman, oğluna öğüt
vererek demişti ki: “Yavrucuğum!
Allah’a ortak koşma,
çünkü Allah’a ortak koşmak, elbette büyük zulümdür”
014.-
Gerçi Biz (Allah CC)
insana, anasına ve
babasına itaati de tavsiye
ettik. (…). Biz
(Allah CC) insana: “Bana (Allah CC), annene ve babana
şükret” diye de tavsiye ettik.
(...).
-42-
015.-
Bununla birlikte eğer
her ikisi de bilmediğin bir şeyi, Bana (Allah CC) ortak koşman
hususunda seni zorlarlarsa, onlara itaat etme.
Fakat dünyada onlarla iyi geçin ve bana
yönelenlerin yolunu tut.
(…).
016.-
(Lokma oğluna dedi ki) “Yavrucuğum! Haberin
olsun ki, yaptığın bir
hardal tanesi
Ağırlığınca olsa da, bir
kaya içinde veya evrende, yahut
yerin dibinde gizlense, Allah
onu getirir, mizanına kor.
(…).
017.-
(Lokman oğluna dedi ki)
“Yavrucuğum! Namazı kıl, iyilik emret,
kötülükten sakındır.
Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir”
018.-
(Lokman oğluna dedi
ki) “Hem insanlara
karşı kibirlenme ve
yeryüzünde çalımla
yürüme. Çünkü Allah övünen ve
kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez”
019.-
(Lokman oğluna dedi ki) Yürüyüşünde doğal ol, sesini alçalt,
çünkü eselerin en çirkini
elbette merkeplerin sesidir.
027.-
Eğer yeryüzündeki ağaçlar
hep kalem olsa,
deniz de arkasından
yedi deniz daha
kendisine destek olduğu
halde mürekkep olsa, yine de Allah’ın sözcükleri yazmakla
tükenmez. (…).
034.-
(…). Hiçbir kimse
yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini
bilmez. Kuşkusuz ki Allah her
şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.
*****************************************************
SURE: 032, SECDE SURESİ, (30) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (075) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 15 ayetinde gerçek inananların
teslimiyet, alçak gönüllülük içinde secdeye kapanmalarından söz edilmiş ve bu
kavram surenin adı olmuştur.
KONUSU:
Yalvaçlar ve onların getirdiklerine iman konusuyla başlanmış ve devam
olunmuştur.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
022.-
Rabbinin ayetleriyle kendisine ÖĞÜT verilip de, sonra onlardan
yüz çeviren kimseden
daha zalim kim olabilir? (…).
***********************************************************
SURE: 033, AHZAB SURESİ, (73) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (090) SURE.
İNİŞİ: Hicretten sonra Medine’de inmiştir.
ADI:
Surenin tek adı vardır, grup, bolluk, topluluk anlamlarına gelen “Ahzab”
sözcüğü bu sureye isim olmuştur. Müslümanlara karşı savaşmak üzere birleşen
Arap kabilelerinden söz edildiği için bu isim verilmiştir.
KONUSU: 1. Hz Muhammed’e ve ümmetine takva,
tevekkül, Tanrısal emirlere uyma emri
verilmiştir. 2.Aile fertleri arasındaki
hukuksal bağlar, evlat edinme. 3.Kan hısımlığı dışındaki velayet bağları.
4.Savaş nedeniyle münafıklar (iki yüzlüler)’ın psikolojileri ve olumsuz
davra-nışları. 5.Hz Muhammed’in kişiliği. 6. Kadın erkek ayrımı yapılmadan
bütün inananların eşit olduğu. 7.Kadınların giysileri. 8.Emanet kavramı ve
emanete hıyanet edilmemesi konuları.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
-43-
001.-
Ey yalvaç!(Peygamber) Allah’tan
kork, inanmayanlara ve münafıklara itaat etme, (…).
002.-
Rabbinden Sana (Hz Muhammed SAV) ne vahyediliyorsa onun ardınca
git. Muhakkak
ki, Allah ne yaparsanız haberdardır.
005.-
Evlatlıkları babaları adına çağırın.
Allah yanında o daha doğrudur.
(…).
006.-
(…). Akraba da Allah’ın kitabında
birbirlerine, diğer
inananlardan ve muhacirlerden
daha yakındırlar. (…).
009.-
Ey İnananlar! Allah’ın
üzerinizdeki nimetini anın. (…).
015.-
(…). Allah’a verilen söz ise
sorumluluk yüklüdür (Mesuliyetlidir), mutlaka sorulur.
024.-
Allah sadıklara sadakatleriyle ödül
verecek, dilerse (Uygun görürse) münafıklara da
azap edecek veya tövbe nasip edecektir.
(…).
035.-
Kuşku yok ki,
Müslüman erkeklerle Müslüman
kadınlar, inanan erkekler ile
inanan
kadınlar, itaat eden
erkekler ile itaat eden kadınlar, sadık erkekler ile sadık
kadınlar,
sabreden erkekler ile sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka
veren erkekler ile sadaka
veren kadınlar, oruç tutan
erkekler ile oruç tutan kadınlar,
ırzlarını koruyan erkekler ile ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok
zikreden erkeklerle
Allah’ı çok zikreden
kadınlar, var ya,
işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir
ödül hazırlamıştır.
041.-
Ey iman edenler! Allah’ı çokça
anın.
042.- O
(Allah CC) sabah akşam tespih edin.
044.- O
(Allah CC)’na kavuşacakları gün müminlere esenlik dileği selamdır. Allah onlar için
cömertçe bir ödül hazırlamıştır.
045.-
Ey yalvaç (Peygamber)!
Biz (Allah CC) Seni hem bir tanık, hem bir müjdeci, hem bir
uyarıcı olarak gönderdik.
046.-
Hem de izniyle Allah’a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil olarak
gönderdik.
047.-
Müminlere müjdele! Onlara
Allah’tan bir ödül var.
070.-
Ey iman edenler! Allah’tan
çekinin ve sağlam söz söyleyin.
*****************************************************
SURE: 034, SEBE’ SURESİ, (54) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (058) SURE.
İNİŞİ: Sebe suresinin 6 ayeti hariç bütünü
Mekke’de inmiştir.
ADI: 15 ayette geçen, Yemen ’de yaşamış bir
“Sebe” adlı kavin ismi bu sureye ad olarak verilmiştir.
KONUSU: Yüce Tanrı’mızın gücünün üstünlüğü ve
biliminin kuşatıcılığı düşüncesi bu surede işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
010.-
Andolsun ki, Biz
(Allah CC) Davud’a tarafımızdan bir fazilet verdik. (…).
ve O (Hz
Davut AS)’na demiri yumuşattık.
011.-
“Bol bol zırhlar yap ve
biçimlemede ölçüyü gözet” dedik. Siz de
iyi işler yapın, çünkü
Ben (Allah CC) her yapacağınızı gözetliyorum.
012.-
Süleyman’ın emrine de
rüzgarı verdik. (…).
Erimiş bakır madenini O (Hz
Süleyman
AS)’na sel gibi akıttık.
(…).
013.-
(…). Çalışın Ey
Davut Hanedanı, şükür
için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden
azdır
046.-
(…). Arkadaşınızda (Hz Muhammed SAV) delilikten
eser yoktur. O, yalnız
şiddetli
bir azabın önünde sizi sakındıracak bir yalvaç (Peygamber)’dır.
-44-
047.-
De ki: “Ben sizden herhangi
bir ücret istemem.
O sizin içindir. Benim ecrim ancak
Allah’a aittir. (…).
048.-
De ki: “Gerçekten Rabbim,
hakkı yerli yerine
koyar. O (Allah CC)
bilinmeyenleri
hakkıyla bilendir.
049.-
De ki: “Hak geldi, batılın önü de kalmaz, sonu da”
050.-
De ki: “Eğer ben yanılırsam, yalnız kendi adıma yanılırım. Ve eğer
hidayeti bulmuşsam
bilinmeli ki Rabbimin
Bana (Hz Muhammed SAV ) vahiy vermesiyledir. Çünkü
O
(Allah CC), yakındır, işitir, işittirir”
*************************************************
SURE: 035, FATIR SURESİ, (45) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (043) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayetinde yaratan anlamına gelen
“Fatr” sözcüğünden bu adı almıştır.
KONUSU: Tanrı’nın yaratıcılığı, ondan başka
Tanrı olmadığı hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Hamd (…) Allah’a mahsustur.
(…). Gerçekten Allah her şeye
kadirdir.
003.-
Ey insanlar! Allah’ın
üzerinizdeki nimetini anın. (…).
005.-
Ey insanlar! (…) sakın o aldatıcı
şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.
006.-
Çünkü şeytan size düşmandır. (…)
o, etrafında toplanan taraftarlarını ancak cehennem-
liklerden olsunlar diye davet eder.
008.-
Hiç kötü işleri kendisine güzel görünen kimse, iyilik edip dürüst işler
işleyen kimse gibi
olur mu? (…).
010.-
Her kim izzet istiyorsa bilsin ki, izzet tamamıyla Allah’ındır. O (Allah
CC) hoş sözcük-
ler yükselir, onu da Salih amel yükseltir. (…).
011.-
Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir damla sudan yarattı. Sonra sizi
çiftler kıldı, (…).
015.-
Ey insanlar! Siz Allah’a
muhtaçsınız. Allah ise zengin ve her
hamde layıktır.
029.-
Allah’ın kitabı (Kur’an)’nı
(Anlamak, bilgi sahibi olmak amacıyla)
okuyan, namazı
kılan ve kendilerine
verdiğimiz rızıktan gizli
ve açık olarak (Hayır amaçlı) verenler,
kesinlikle batma olasılığı olmayan bir ticaret umarlar.
039.-
Sizi yeryüzünde halifeler (Yöneticiler) yapan O (Allah CC)’dur. (…).
043.-
(…) fena düzen ancak sahibinin
başına geçer. (…).
Sen Allah’ın sünnetinde asla bir
değişme bulamazsın. Sen Allah’ın
sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.
*********************************************
SURE: 036, YASİN SURESİ, (83) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (041) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Sure, adını iki harften oluşan ilk
ayetinden almıştır.
KONUSU: Kur’an’ın kalbi olarak kabul
edilir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Hikmetli Kuran’a and olsun.
003.-
Sen (Hz Muhammed SAV) elbette gönderilen resullerdensin.
-45-
004.-
Dosdoğru bir yol üzerindesin.
005.-
(Kur’an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah CC)’in indirmesidir.
011.-
Sen (Hz Muhammed SAV) ancak
Kur’an’a Bağlı olan ve görünmediği halde Rahman
olan Allah’tan korkan (Allah’a
karşı yanlış bir iş yapmaktan çekinen) kimseyi sakındı-
rırsın. İşte onu bir bağışlama ve
çok şerefli bir ödülle müjdele.
069.-
Biz (Allah CC) O (Hz Muhammed SAV)’na şiir öğretmedik.
Bu O’na yaraşmaz da. O
(Öğrettiğimiz Kitap) yalnızca bir ÖĞÜT ve apaçık bir Kur’an’dır.
070.-
Bu (Ku’ran), yaşayanları
uyarmak (YAŞAYANLARIN KENDİ
DİLLERİNDE
OKUYUP AYDINLANMALARINI SAĞLAMAK, BÖYLECE YANLIŞ İŞLER YAP-
MAMALARI İÇİN UYARMAK EE.) (…) içindir.
077.-
İnsan, kendisini bir damla
sudan yarattığımızı görmedi mi
de, şimdi apaçık bir hasım
kesidi?
079.-
De ki: “Onları ilk defa yaratan,
diriltecek. O (Allah CC) her yaratmayı
bilir.
081.-
Evren (Gökler)’i ve Dünya (Yer)’yı yaratan, onlar gibisini yaratmaya
kadir değil midir?
Elbette kadirdir. (…).
*****************************************************
SURE: 037, SAFFAT SURESİ, (182) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (056) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 1 ayette geçen sıra sıra dizilenler, saf
tutanlar anlamlarına gelen “Saffat” sözcüğü bu
Sure’nin adı olmuştur.
KONUSU: Tanrı’nın birliği, ahiret yaşamının
gerçekliği ve nasıl olacağı konuları işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
035.-
(…) onlar (İnanmayanlar), kendilerine: “Allah’tan başka
tanrı yoktur” denildiği zaman
kafa tutuyorlardı.
036.-
“Biz ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız? Diyorlardı.
037.-
Hayır O (Kur’an) hak ile geldi ve bütün yalvaçları onayladı (Tasdik
etti).
039.-
(…), (İnanmayanlara) hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.
040.-
Yalnızca Allah’ın ihlaslı kulları müstesnadır.
061.-
Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar.
074.-
Ancak Allah’ın ihlas ile seçilen kulları başka.
138.-
(…). Hala akıl edip, düşünmez
misiniz?
181.-
Gönderilen bütün yalvaçlara selam olsun.
182.-
Hamd, Evren (Alemler)’in Rabbi Allah’a mahsustur.
*******************************************************
SURE: 038, SAD SURESİ, (88) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (038) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 1. Ayetin başında bulunan “Sad” harfi bu
surenin adı olmuştur.
KONUSU: Resul-u Ekrem (Hz Muhammed SAV)’in hak
yalvaç olduğu gerçeğinin ispatı amaçlı anlatımlar.
AYETLER:
-46-
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Sad, Bu zikirle dolu Kuran’a bak.
024.-
Davut dedi ki: “(…).
Gerçekten bir toplumda yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine
haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de Salih amel işleyenler başka. Ama
onlar pek az”
026.-
Ey Davut! Gerçekten Biz (Allah
CC) Seni yeryüzünde bir halife
yaptık. Artık insanlar
arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya
uyma ki, Seni Allah yolundan saptırmasın.
Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları
için kendilerine çok şiddetli
bir azap vardır.
029.-
Bu (Kur’an) Sana (Hz Muhammed SAV) indirdiğimiz kutsal bir kitaptır ki, insanlar O’
nun ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.
067.-
De ki: “Bu, bir büyük haberdir”
068.-
Siz onlardan yüz çeviriyorsunuz.
087.- O
Kur’an, Bütün Evren (Alemler) için bir zikir, bir ÖĞÜTTÜR.
*********************************************
SURE: 039, ZÜMER SURESİ, (75) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMAMSINDA (059) SURE.
İNİŞİ: 53 ve
55 ayetleri Medine’de, gerisi Mekke’de inmiştir.
ADI:71. Ve 73 ayetlerde geçen Gruplar, topluluklar anlamına gelen “Zümer”
sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Tanrı ve ahiret inancı
hakkındadır. İnanmayanların topluluk
halinde cehenneme,
inananların da yine topluluk halinde cennete
sürüleceği konuları işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
İyi bil ki, halis din ancak Allah’ındır.
(…).
006.- O
(Allah CC), sizi bir nefisten
yarattı. (…). Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlık
içinde yaratılıştan yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz Allah O’dur. Mülk O’nun
dur, O’ndan başka tanrı yoktur. O
halde nasıl haktan çevrilirsiniz.
007.-
(…). Hiçbir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir. (…).
009.-
(…). De ki: “HİÇ BİLENLERLE
BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”
Ancak temiz
akıl sahibi olanlar anlar.
010.-
De ki: “Ey inanan kullarım!
Rabbinizden (Kötü amel işleyip, ceza görmemek için çeki-
nin) korkun. Bu
dünyada güzellik yapanlara
bir güzellik vardır.
Allah’ın yeryüzü
geniştir. Ancak sabredenlere
ödülleri hesapsız verilecektir”
018.-
(Benim Kullarım) her sözü duyarlar, en güzeline uyarlar, işte Allah’ın hidayete erdir-
dikleri onlardır. İşte onlar akıl
sahibi olanların ta kendileridir.
027.-
(…), bu Kuran’da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Yeter ki iyi düşünsün-
ler.
028.-
Pürüzsüz (Kolayca anlaşılan) Arapça bi r Kuran indirdik ki,
(Kitabın getirdiği öğütleri
iyice anlayarak) Allah’ın azabından korunsunlar.
039.-
De ki: “Ey Kavmim! Haliniz üzere
çalışın. Ben de
kendi halime göre
çalışıyorum.
Artık ileride bileceksiniz”
044.-
De ki: “Bütün şefaat Allah’ındır
(…).”
046.-
Sen (Hz Muhammed SAV ve ümmeti)
şöyle dua et: “Allah’ım! Ey
Gökleri ve Dünya
(Yer)’yı yaratan! Ey görünen, görünmeyen ne varsa bilen, Hakkında
ihtilaf ettikleri her
sorunda kulların arasında Sen elbette hükmedeceksin. Ben bu güven içinde bekliyor ve
sabrediyorum”
-47-
053.-
De ki: “Ey haddi aşarak nefislerine
karşı israf etmiş
kullarım! Allah’ın rahmetinden
ümit kesmeyin. Çünkü
Allah, bütün günahları bağışlar.
Kuşkusuz ki O (Allah CC),
çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir”
054.-
Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azap gelmeden önce tövbe ile
Rabbinize yönelin
ve O (Allah CC)’na teslim olun.
Sonra kurtulamazsınız.
055.-
Haberiniz olmayarak ansızın
başınıza azap gelmeden halis
Müslüman olun da Rabbi-
nizden size indirilenin en güzelini takip ve tatbik edin.
062.-
Allah her şeyin yaratıcısıdır.
Her şey üzerine vekil de O (Allah CC)’dur.
063.-
Bütün göklerin ve yerin kilitleri O (Allah CC)’nundur.
069.-
Yer, Rabbinin nuru ile parlamıştır.
Kitap konmuş, yalvaçlar ve tanıklar
getirilmiş ve
aralarında hak ile hüküm verilmektedir.
Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz.
075.-
Meleklerin de arşın etrafını
kuşatarak, Rablerine hamd
ile tesbih ettiklerini görürsün.
Artık halk arasında
hak ile hüküm icra edilip “Alemlerin Rabbi Allah’a hamd
olsun”
denilmektedir.
***************************************************
SURE: 040, MÜ’MİN SURESİ, (85) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (060) SURE.
İNİŞİ: 56, 57, 85 ayetleri Medine’de diğerleri
Mekke’de inmiştir.
ADI: 28. Ayette Mısır’da Firavun ailesinden
olup, imanını gizleyen kişiden söz edildiğinden “Mümin” adını almıştır. 2.
Ayette geçen bağışlayan anlamında “Gafur” sözcüğü de bu surenin
ikinci adı olarak anılmıştır.
KONUSU: Ağırlıklı olarak “Tanrı’nın ayetlerini
tartışmaya kalkışanlardan”, bu ayetlere karşı
olarak mücadele verenlerden söz
edilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
007.-
(…). Ey Rabbimiz! Rahmetin ve
bilgin (İlmin) her şeyi kuşatmıştır. O,
tövbe edip Sen
(Allah CC)’in yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru”
009.-
“(…). Sen (Allah CC) her
kimi fenalıklardan korursan, o gün
(Hesap günü) muhakkak
onu rahmetinle bağışlamışsındır.
İşte asıl büyük kurtuluş da budur”
013.-
Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten
bir rızık indiren O
(Allah CC)’dur. Fakat
onları ancak gönül verip düşünenler anlar.
****************************************************
SURE: 041, FUSSİLET SURESİ, (54) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (061) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 3. VE 44 ayetlerde geçen; apaçık,
anlaşılır duruma getirilmiş anlamlarına gelen “Fussilet” sözcüğünden bu adı
almıştır.
KONUSU: İman konuları ile, Mekke
putperestlerinin yaptıkları, inanmayan ve bunda inat
eden durumları konu edilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
Bu, Arapça bir Kur’an
olarak, ayetleri bilen (ANCAK
ARAPÇA BİLEN KİŞİLER
ARAPÇA KURAN’I OKUMAK VE BİLMEK ŞANSINA SAHİPTİR. ARAPÇA BİL-
-48-
MEYENLER İSE ANCAK
KENDİ DİLLERİNDE OKUMAKLA,
BİGİ SAHİBİ
OLABİLİRLER. EE) bir kavim için
ayırt edilip açıklanmış bir kitaptır.
.
006.-
De ki: “Ben Hz Muhammed SAV) yalnızca sizin gibi insanım, ancak bana
tanrınızın bir
tek tanrı olduğu
vahyediliyor. Artık hep O (Allah CC)’na
yönelin ve O’ndan bağışlan-
ma dileyin. Vay O (Allah CC)’na
ortak koşanların haline”
044.-
Eğer Biz (Allah
CC) O Kur’an)’nu
yabancı (ARAP OLMAYAN
KAVİMLERİN
DİLİNDEN) bir Kur’an yapsaydık, onlar (ARAPLAR)
mutlaka, “Bu kitabın ayetleri
genişçe (ARAPLARIN ANLAYACAĞI ŞEKİLDE) açıklanmalı değil miydi?
Derlerdi.
Sen (Hz Muhammed SAV) de ki: “O (Kur’an) inananlar
için bir hidayet
ve şifadır”
İnanmayanların kulaklarında ise
bir ağırlık vardır.
Kur’an onlara göre bir körlüktür.
Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar da duymuyorlar.
*********************************************
SURE: 042, ŞURA SURESİ, (53) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (062) SURE.
İNİŞİ: 23 ve 26 ayetleri Medine’de, diğerleri
Mekke’de inmiştir.
ADI: 38. Ayette geçen danışma, istişare etme
kavramlarını anlamına gelen “Şura” sözcüğü Sure’nin adı olmuştur.
KONUSU: Ana konu; Elçi Hz Muhammed SAV’e
bildirilenlerin, O (Hz Muhammed SAV)’a
indirilenlerin aynı kaynak (Tanrı CC)’tan geldiği, aralarında tam bir
birlik olduğu konuları.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın Adıyla
007.-
Böylece Biz (Allah CC)
Sana (HZ Muhammed SAV) Arapça
bir Kur’an indirdik ki,
(MEKKE HALKININ VE
ETRAFUINDAKİLERİN KONUŞTUĞU DİLİN ARAPÇA
OLMASIYLA) Mekke halkını ve etrafındakileri uyarasın (…).
023.-
(…). Her kim bir iyilik yaparsa
biz onun iyiliğini artırırız. (…).
027.-
Eğer Allah, rızkı bolca verseydi,
mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi (YÜZYILLAR
ÖNCESİNDEN KAPİTALİZMİN AZGINLIĞI, GENİŞ YOKSUL KİTLELERE YAP-
TIĞI ZULÜM HABER
VERİLMEKTE VE ELEŞTİRİLMEKTEDİR. EE).
Fakat O
(Allah CC) dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor. Kuşkusuz ki O (Allah CC), kullar-
ından (KULLARININ DURUMUNDAN) haberdardır, onları hakkıyla görür.
029.-
Evren (Gökler)’i,yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları (EVRENDE BİZİM
DIŞIMIZDA
BAŞKA CANLILARIN DA VAR OLDUĞU İFADE OLUNMAKTADIR. EE) yarat-
ması da Allah’ın kudretinin delillerindendir. O (Allah CC)’nun dilediği zaman onları
bir araya toplamaya da gücü yeter.
030.-
Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle kazandıklarınız
yüzündendir.(…).
039.-
Onlar (İnananlar), bir zulüm ve
saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar.
(Asabiyetlik dayanışması içine girerler.
İbn Haldun, Mukaddime Cilt I, s 30-31)
040.-
Bir kötülüğün cezası
yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder,
bağışlarsa onun
ödülü Alalh’a aittir. Kuşkusuz
Alaz zulüm yapanları sevmez.
041.-
Zulme uğradıktan sonra hakkını (BU HAK ALMA YÖNTEMİ HUKUK KURALLARI
İÇİNDE OLMAK KOŞULUYLA. EE) alan
kimseye gelince, işte onların aleyhine ceza
vermek için herhangi bir yol yoktur.
042.-
Yol ancak insanlara zulmedenler
ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler aleyhine-
dir İşte onlar için acı bir azap
vardır.
043.-
Her kim de sabreder ve kusuru bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek
işlerdendir.
-49-
******************************************************
SURE: 043, ZUHRUF SURESİ, (89) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (063) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Sure’nin 35.ayetinde geçen ve süs
anlamına gelen “Zuhruf” sözcüğün bu adı almıştır. KONUSU: Kur’an’ı Kerim’im bir
mucize olduğu, bildirdiği dinin de hak din (Yüce Tanrı CC’nın dini) olduğu
kanıtlanmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
Biz (Allah CC) O (Kur’an)’nu
iyice anlayasınız (KURAN’İN İYİCE
ANLAŞILMASI
GEREKTİĞİ, YÜCE RABBİMİZ TARAFINDAN
EMİR OLUNMAKTADIR. EE)
diye Arapça (ELBETTE KİTABIMIZIN
İNDİĞİ KAVİM ARAPÇA KONUŞMAKTA
İDİ EE) bir Kur’an yaptık.
011.-
Allah gökten belli bir
ölçüye göre su indirdi. (İNSANOĞLUNUN SERA GAZLARI
SALINIMI VB. NEDENLERLE DOĞAL
DENGE ÖLÇÜSÜNÜ BOZMASI, SUYUN
İNME ÖLÇÜSÜNÜ DE BOZMAKTADIR.
EE). (…).
044.-
Doğrusu o Kur’an, Sen (Hz Muhammed SAV)’in için de, kavmin için de
bir ÖĞÜT-
TÜR ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
********************************************************
SURE: 044, DUHAN SURESİ, (59) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (064) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI:
Gafir – Ahkaf arasındaki (7) sureye ülkemizde “Hamimler” adı
verilir. Bu surenin 11. Ayetinde geçen
ve duman anlamına gelen “Duhan” sözcüğünden bu adı almıştır.
KONUSU: 1.Kur’an’ın indiği ilk gecenin değeri.
2.Tanrı’nın birliği ve büyüklüğü. 3.Firavun kavramı, geçmiş kavimlerin
yalvaçlara karşı olumsuz tavırları ile yalvaçların Tanrı’nın birliği hakkındaki
mücadeleleri. 4.Tanrı’nın yalvaçlarına inanmayanları dünyada ve ahirette
bekleyen akıbet, öldükten sonra dirilme, cennet ve cehennem.
AYETLER:
Bismillahirrahmanbirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
Biz (Allah CC) O
(Kur’an)’nu gerçekten kutsal
bir gecede (Kadir Gecesi) indirdik.
Çünkü Biz O’nunla insanları uyarmaktayız.
004.- O
gecede (Kadir Gecesi) her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır.
010.-
Şimdi Sen (Hz Muhammed SAV) göğün, insanları bürüyecek açık bir duman
getireceği
günü gözetle (UZAYIN
DERİNLİKLERİNDE OLAN OLUŞUMLAR,
ZAMANI
GELİNCE BİZİM GÖKADAMIZDA VE GÜNEŞ SİSTEMİMİZDE DE OLACAK.
UZAY BİLİMCİLERİN ÇALIŞMALARINI İZLEMELİYİZ. EE).
012.- O
gün insanlar: “Ey Rabbimiz! Bizden bu
azabı kaldır. Artık biz inanıyoruz”
derler.
013.-
Onlar için bunu düşünüp ÖĞÜT
ALMAK nerede? Oysa kendilerine gerçeği
açıklayan
bir de yalvaç gelmişti.
038.-
Biz (Allah CC) Evren
(Gökler)’i, Dünya (Yer)’i ve
ikisi arasındakileri bir oyun
ve
eğlence olsun diye yaratmadık.
039.-
Biz onları hak ve hikmetle yarattık.
(…).
058.-
Biz (Allah CC), Kur’an’nı Sen (Hz
Muhammed SAV)’in dilinde indirip kolaylaştırdık.
-50-
Umulur ki, Onlar (İnsanlar) ÖĞÜT
ALIRLAR. (YÜCE KİTABIMIZ, ÖĞÜT
ALIN-
MASI AMACIYLA KOLAYLAŞTIRILARAK,
İNSANLARIN KENDİ DİLLERİN-
DE OKUNMASINI FARZ KILMAKTADIR.
EE
***************************************************
SURE: 045, CASİYE SURESİ, (37) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (065) SURE.
İNİŞİ: Mekke döneminin sonlarında
inmiştir.
ADI: 28 ayette geçen ve diz çöken anlamına
ge-len “Casiye” sözcüğü surenin ismi olmuştur.
KONUSU: 1.Kur’an’ın Tanrı katından geldiği. 2.Evrendeki varlıkların ve
işleyiş kurallarının Tanrı’nın varlık, birlik, kudret ve hikmetine de-lil
olduğu. 3.Evrendeki pek çok nimetin Tanrı tarafından insanların yararına
sunulmuş olduğu. 4.Kur’an’ı (Türkçesini) dinlememenin, O (Kur’an)’nun
talimatına uymamanın acı sonuçları. 5.(Tanrı’ya) inanmayanların
cezalandırıl-masının Tanrı’ya bırakılması. 6.İsrailoğulları örneğinden
hareketle ve din kurallarıyla kullarını denediği, sınavı kaybedenlerin dünya ve
ahirette zarara uğrayacakları. 7.(Tanrı’ya) inananlar ile inanmayanların
Tanrı’nın nezdinde aynı değerde olmadıkları. 8.Öldükten sonra dirilmeyi inkar
edenleri yeniden düşünmeye sevk eden deliller. 9.Bunca nimetin ve kemalin
sahibi olan Tanrı’ya hamdü sena.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
Kuşkusuz Evren (Gökler)’de ve Dünya (Yer)’da inananlar için bir çok
ayetler vardır.
004.-
Sizin yaratılışınızda ve
çeşitli canlıları yeryüzüne
yaymasında kesin olarak
inanan
kimseler için ibretlere vardır.
012.-
Allah o yüce bir Zat’tır ki, içinde emri
ve izni ile gemiler akıp gitsin diye, lütfundan
nasiplerinizi arayasınız ve şükredesiniz diye denizleri sizin
hizmetinize vermiştir.
013.-
(…). Kuşkusuz bunda DÜŞÜNEN
TOPLULUKLAR için ibret ve deliller vardır.
020.-
Kur’an, insanların kalb gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen
bir toplum için
de hidatet ve rahmettir.
023.-
Heva ve hevesini kendine ilah
edinen, (…) kimseyi görüyor musun? Şimdi
onu Allah’
tan başka kim hidayete erdirebilir?
Hala düşünmez misiniz?
029.-
“İşte Kitabınız (Kur’an), yüzünüze karşı hakkı söylüyor. Çünkü Biz (Allah CC) sizin
yaptıklarınızı hep kaydediyorduk” denir.
************************************************
SURE: 046, AHKAF SURESİ, (35) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (066) SURE.
İNİŞİ: Hz
Muhammed’e yalvaçlık geldikten iki yıl sonra Mekke’de inmiştir.
ADI: 21 ayette
geçen ve kum tepeleri anlamına gelen
“Ahkaf” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: 1. Tek
yaratanın Tanrı olduğu ve O (Tanrı CC)’nun her şeyi bir hikmetle yarattığı,
2.(Tanrı’ ya)
inanmayı kolaylaştıran deliller, akıl yürütme şekilleri. 3.iman ve istikametin
meyvesi. 4.İnsanın ameli (yapıp ettikleri), yapıtları ile derecesi arasındaki
koşutluk. 5.Aile bireylerinin karşılıklı hak ve ödevleri. 6.Ad kavmi ile
yalvaçları arasında geçenlerin ibret için anımsatılması. 7.Cinlerin Kur’an’ı
dinlemeleri ve inanmaya davet edilmeleri. 8.Yaratan ve insana can veren
Tanrı’nın, ölenleri diriltmeye de yetkin olduğunun, diriltmeyi izleyen zaman
da inanmayanların
başlarına geleceklerin anımsatılması.
-51-
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
009.-
De ki: “Ben yalvaçların
ilki değilim. Bana
ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben
ancak bana indirilene uyuyorum (Tabi oluyorum). Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.
012.-
(…). Bu Kur’an
ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları
müjdelemek için Arap
lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri onaylayan bir
kitaptır.
015.-
Biz (Allah CC) insana anne ve babasına iyilik yapmayı
önerdik. Annesi onu zahmetle
doğurdu. Onun anne
karnında taşınması ile sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet
insan olgunluk çağına
ulaşıp, kırk yaşına geldiğinde
der ki: “Ey Rabbim! Bana, anne
ve babama ihsan ettiğin
nimetlerine şükretmemi ve senin hoşnut olacağın Salih amel
işlememi ilham et. Benim neslimden gelenleri de Salih kimseler kıl. Doğrusu ben tevbe
edip Sana (Allah CC) yöneldim.
Ben gerçekten Müslümanlardanım”
035.-
(…). Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan
başkası helak edilir mi?
*************************************************
SURE: 047, MUHAMMED SURESİ, (38) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (095) SURE.
İNİŞİ: Medine’de Bedir ve Uhut savaşları
arasında inmiştir.
ADI: Sure’nin 2.ayetinde Hz Muhammed SAV’den
söz edildiğinden bu adı almıştır.
KONUSU: Başlıca; savaş belasından kurtulmak ve barışı devamlı kılabilmek
için, barış düş-manlarının savaş arzusunu ve gücünü yok etmeye değin onlarla
savaşmaya barış yanlılarını teşvik etmek.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
007.-
Ey inananlar! Eğer siz
Allah’ın dinine yardım ederseniz
Allah da size yardım eder ve
ayaklarınızı sabit tutar.
022.-
Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk
çıkaracaksınız ve akra-
balık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi?
038.-
(…). Allah zengindir, siz ise
yoksulsunuz. (…).
***************************************************
SURE: 048, FETİH SURESİ, (29) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (111) SURE.
İNİŞİ: Hicretin 6. yılında Hudeybiye
antlaşması dönüşünde, Mekke ile
Medine arasında inmiştir.
Medine’de inen surelerden sayılmıştır.
ADI: Sure adını, ilk ayette geçen “Fetih”
sözcüğünden almaktadır.
KONUSU: Ana konusu; Hudeybiye Antlaşması’nın
değerlendirilmesi.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Kuşkusuz Biz (Allah CC)
Sana (Hz Muhammed SAV) apaçık bir
fetih bir fetih ihsan
ettik
002.-
Allah Sen (Hz Muhammed SAV)’in geçmiş ve
gelecek günahlarını bağışlar,
Sana olan
nimetini tamamlar ve Sen’i doğru yola iletir.
003-
Allah Sana (Hz Muhammed SAV) şanlı bir zaferle yardım eder.
-52-
008.-
Kuşkusuz Biz (Allah CC) Sen (Hz Muhammed SAV)’i, tanık,
müjdeleyici ve uyarıcı
olarak gönderdik.
028.-
Bütün dinlerden üstün
kılmak üzere, Yalvaç (Peygamber)’ını hidayet
ve hak din ile
gönderen O (Allah CC)’dur. Tanık
olarak Allah yeter.
029.-
Muhammed Allah’ın elçisidir.
O (Hz Muhammed SAV)’nun yanında
bulunanlar da
inanmayanlara karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onlar (İnananlar)’ı ruküa
varırken, secde ederken görürsün.
(…). Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret vaat
etmiştir.
*****************************************************
SURE: 049, HUCURAT SURESİ, (18) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (106) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: Hz Muhammed’in evi. Hücrenin çoğulu “Hücurat” sözcüğü bu surenin
adı olmuştur. KONUSU: Müslümanların
Tanrı’ya ve elçisine karşı uymaları gereken edep, kendi aralarında ve başkalarıyla
ilişki ve iletişimlerinde takınmaları gereken ahlaki tavır konularında buyruk ve öneriler.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
006.-
Ey inananlar, eğer
bir fasık, size bir
haber getirirse, onu
etraflıca araştırın. Yoksa
cehalet sonucu (Bilmeden), bi r kavme (Kişi veya kişiler) kötülükte bulunursunuz da,
sonra işlediklerinize pişman olusunuz.
007.-
(…). Allah size (İnananlar) imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize ziynet
yapmıştır. Küfrü
fasıklığı, (Allah’a) isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
009.-
Eğer inananlardan iki
grup birbirleriyle vuruşurlarsa (TOPLUM KENDİ İÇİNDE İKİ
VEYA DAHA FAZLA
GRUPA AYRILMIŞSA EE) aralarını düzeltin (İÇ CEPHEYİ
SAĞLAM KILIN EE). Eğer
biri ötekine saldırırsa,
Allah’ın buyruğuna dönünceye
(TOPLUMUN ÇIKARLARINI GÖZETENLERİN TARAFINA KATILINCAYA EE)
kadar saldıran tarafla mücadele edin. Eğer dönerlerse aralarını adaletle
düzeltin ve HER
İŞTE ADALETLİ DAVRANIN. Kuşkusuz
ki ALLAH ADİL OLANLARI SEVER.
010.-
Müminler ancak kardeştirler.
Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve
Allah’tan
çekinin ki rahmete eresiniz
011.-
Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay
etmesin. Belki de onlar, kendi-
lerinden daha iyidirler. Kadınlar
da kadınları alaya almasınlar.
Belki onlar kendilerin-
den daha iyidirler. Kendi
kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.
(…).
012.-
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Bir-
birinizin kusurunu araştırmayın.
Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. (AYNI AN-
LAMDA OLMAK ÜZERE)
Biriniz, ölmüş kardeşinin etini
yemekten hoşlanır mı?
İşte bundan tiksindiniz.
(…).
013.-
Ey insanlar! Doğrusu Biz (Allah
CC) sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.
Ve birbiriniz
ile tanışmanız (Sizde
bulunmayanların temini, toplumsal
asabiyet sağlanması vb.
nedenlerle EE) için sizi
milletlere ve kabilelere ayırdık.
(…).
**************************************************
-53-
SURE: 050, KAF SURESİ, (45) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (034) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Sure, Arapçada Kaf harfi ile
başladığından bu adı almıştır.
KONUSU: Başlıca; Kur!an’ı Kerime verilen
önemle birlikte, öldükten sonra hesap vermek, ve dünyada elde edilen sonuca
göre karşılık görmek üzere dirilme olayı açıklanmakta.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Kaf, Onurlu Kur’an’a and olsun
ki.
002.-
Kafirler kendi içlerinden uyarıcı bir yalvaç geldiğine şaşırdılar,
dediler ki: Bu şaşılacak
bir şeydir!
003.-
Öldüğümüz ve toprak olduğumuz vakit mi tekrar dirileceğiz? Bu dönüş çok uzaktır.
016.-
Yemin olsun insanı Biz (Allah CC) yarattık ve nefsinin kendisine
fısıldadıklarını biliriz.
Ve Biz (Allah CC) ona (İnsana) şahdamarından daha yakınız.
017.-
Onun (İnsanın) sağınta ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutatrken,
018.-
İnsan hiçbir söz söylemez ki
yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapt eden bir melek
hazır bulunmasın.
031.-
Cennet de kötülükten sakınanlara yaklaştırılır. Zaten uzak değildir.
039.-
Ey Muhammed! (…). Güneşin
doğuşundan önc e sabah namazını ve batışından önce
de öğle ve ikindi namazlarını kılarak Rabbini hamd ile tsbih et.
040.-
Geceleyin akşam ve yatsı namazlarını kılarak, namazlardan sonra da vitir
ve nafile kıla-
rak O (Allah CC)’nu tesbih et.
041.-
Bir çağıranın yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
045.-
(…) Sen (Hz Muhammed SAV), Ben (Allah CC)’im uyarımdan korkanlara bu
KURAN
İLE ÖĞÜT VER.
****************************************************
SURE: 051, ZARİYAT SURESİ, (60) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (067) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen savuranlar, tozu dumana
katanlar anlamında “Zariyat” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Öldükten sonra dirilmenin gerçek
olduğu hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen,
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
015.-
Takva sahipleri (Cennette) bahçelerde, pınar başlarındalar.
016.-
Rab’lerinin kendilerine verdiği
ödülleri almaktadırlar. Çünkü onlar,
daha önce Dünya’
da yaşıyorken iyi davranan kimselerdi.
018.-
Onlar seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dilerlerdi.
019.-
Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardır.
020.-
Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.
021.-
Kendi nefislerinizde de vardır.
Yine de görmüyor musunuz?
050.-
Ey Muhammed! De ki: “Öyleyse Allah’a koşun, gerçekten ben size O (Allah
CC)’nun
tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
051.-
Allah’a ortak koşmayın.
Gerçekten Ben (Hz Muhammed SAV) size O’nun tarafından
gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
-54-
****************************************************
SURE: 052, TUR SURESİ, (49) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (076) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayetinde geçen ve Sina dağı olduğu
sanılan dağ adı “Tur” ismiyle bu surenin adı
olmuştur.
KONUSU:
Yemin ifadeleriyle, hesap gününün kaçınılmaz olduğu
vurgulanmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen,
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
021.-
(…). Herkes kendi kazandığına
bağlıdır.
041.-
Yoksa, gayb kendilerinin yanında da onlar mı (Bu Kitabı) yazıyorlar.
048.-
(…). Her kalkışında Rabbini Hamd
ile tesbih et!
049.-
Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışının ardında da O (Allah CC)’nu
tespih et.
****************************************************
SURE: 053, NECM SURESİ, (62) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (023) SURE.
İNİŞİ: 32. ayet Medine’de, diğerleri Mekke’de
inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve yıldız anlamına gelen
“Necm” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kur’an’ı Kerim’in Tanrı tarafından Melek Cerbrail aracılığıyla
elçi Hz Muhammed’e indirildiği ve Hz Muhammed’in de Tanrı’nın Elçisi sıfatıyla
Tanrı’dan gelenleri sadakatle insanlığa tebliğ ettiği anlatılmakta.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen,
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Arkadaşınız (Hz Muhammed SAV) sapmadı, azıtmadı da.
003.- O
(Hz Muhammed SAV) kendi istek ve arzusuna göre konuşmaz.
004.- O
(Hz Muhammed SAV)’nun konuşması kendisine vahyedilenden başkası değildir.
005.- O
(Vahy)’nu kendisine pek
güçlü ve kuvvetli, O üstün akıl
ve olgunluk sahibi olan
melek Cebrail öğretti.
006.-
Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
007.- O
(Melek Cebrail), en yüksek ufukta idi.
008.-
Sonra yaklaştı ve aşağıya sarktı.
009.- O
(Melek Cebrail)’nunla (Hz Muhammed SAV) arasındaki açıklık, iki yay kadar,
yahut
daha az kaldı.
010.-
Allah, Kulu (Hz Muhammed SAV)’na verdiği vahyi verdi.
011.- O
(Haz Muhammed SAV)’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı.
012.- O
(Hz Muhammed SAV)’nun gördükleri hakkın da kendisiyle tartışacak mısınız?
033.-
Şimdi gördün mü O yüz çevireni?
034.-
Azıcık verip sonra vermekte direneni?
039.-
Doğrusu insana, çalışmasından (Çalışarak kazandığından) başka bir şey
yoktur. (EMEK
HARCANMADAN, HAK EDİLMEDEN EDİNİLEN KAZANÇLAR HELAL DEĞİL-
DİR. EE)
040.-
Çalışması da yakında görülecektir.
041.-
Sonra, O (Çalışan)’na karşılığı, (HAK ETTİĞİ) tastamam verilecektir.
(ÇALIŞMANIN
KARİILIĞI TAM OLARAK VERİLECEKTİR. EE.)
-55-
******************************************************
SURE: 054, KAMER SURESİ, (55) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (037) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayetteki ay anlamına gelen “Kamer”
sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kıyametin yaklaştığı (Dünyanın sonu;
bilimsel çalışmalar sonucu ulaşılan yakla-şık en az 500 milyon Dünya yılı
sonrası. Keza Evrenimizin oluşumu sürecinde 500 milyon yıl çok yakın bir
zamandır.) uyarısını izleyerek inanmayanların taassubu eleştirilmekte.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen,
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
017.-
Yemin olsun Biz (Allah CC) Kuran’ı ÖĞÜT
ALMAK için kolaylaştırdık. Öğüt alan
yok mudur?
049.-
Haberiniz olsun ki, Biz (Allah CC) her şeyi bir kadere göre yarattık.
054.-
Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler.
*******************************************************
SURE: 055, RAHMAN SURESİ, (78) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (097) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayetinde geçen ve Tanrı’nın
isimlerinden olan “Rahman” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnsanın kendinde ve dış dünyada
görebileceği dine ve dünyaya ait bir çok nimete
değinilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Rahman olan Allah,
002.-
Kuran’ı öğretti,
003.-
İnsanı yarattı,
004.-
Ona beyanı öğretti,
005.-
Güneş de Ay da bir hesap iledir.
008.-
Sakın tartıda taşkınlık etmeyin.
009.-
Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.
019.-
Acı ve tatlı su bulunan iki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar.
020.-
Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip
karışmıyorlar.
060.-
İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?
077.-
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
078.- Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne
yücedir!
-
****************************************************
SURE: 056, VAKIA SURESİ, (96) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (046) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayetindeki olay anlamına gelen
n”Vakıa” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kıyamet gününün gerçekliğinde asla
kuşkunun bulunmadığı hakkında.
-56-
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
049.-
De ki: “Öncekiler ve sonrakiler”
050.-
“Belli bir günün belli anında mutlaka toplanacaklardır”
062.-
Yemin olsun, ilk yaratılışı bildiniz.
Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
077.- O
elbette onurlu bir Kur’an’dır.
078.-
Korunmuş bir kitaptır.
079.- O
(Kuran)’na temizlenenlerden başkası el süremez.
080.- O
(Kuran) Evren (Alemler)’in Rabbinden indirilmiştir.
081.-
Şimdi siz bu sözü mü küçültüyorsunuz?
********************************************************
SURE: 057, HADİD SURESİ, (29) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (094) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: 25 ayetindeki demir anlamına gelen
“Hadid” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: İman ve infakın önemi üzerinde durulmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.- O
(Allah CC) ilktir, sonsuzdur, zahirdir, batındır. O her şeyi bilendir.
007.-
Allah’a ve Resulüne inanın. Sizi egemen kıldığı, sizin yönetiminize
verdiği varlıklardan
harcayın. (…).
009.-
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler
indiren O (Allah CC)’
dur. Kuşkusuz Allah, size karşı
çok şefkatli, çok merhametlidir.
011.-
Kimdir o Allah’a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini
kat kat artırsın
ve onun için onurlu bir ödül de versin.
017.-
Biliniz ki, Allah yeryüzünü ölümünden
sonra diriltir. Belki aklınızı
kullanırsınız diye
size ayetleri açıkladık.
019.-
Allah’a ve Yalvaç (Hz Muhammed SAV)’ına inananlar var ya,işte onlar,
Rableri yanın-
da sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. (…).
020.-
Biliniz ki, dünya hayatı (…)
tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot ekincilerin hoşuna
gider, sonra ot kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çer çöp olur. (…).
Dünya hayatı, alda-
tıcı bir zevkten başka bir şey değildir.
021.-
Rabbinizden bir mağfirete; (…)
genişliği Evren (Gökle yerin genişliği) kadar olan cen-
nete koşuşun. İşte bu Allah’ın
lütfudur. (…).
022.-
Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet
yoktur ki, Biz (Al-
lah CC) onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın. (…).
023.-
Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği
nimetlerle şımarmaya-
sınız. Çünkü Allah, kendini
beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.
024.-
Onlar (Kendini beğenip böbürlenen kimseler) cimrilik edip insanlara da
cimriliği emre-
derler. (…).
025.-
And olsun, Biz (Allah CC)
Yalvaç (Peygamber)’larımızı açık
delillerle gönderdik ve
insanların adaleti yerine
getirmeleri için beraberlerinde
kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz
(Allah CC) demiri de indirdik ki,
ondan büyük bir kuvvet ve insanlar için
faydalar var-
dır. Bu, Alalh’ın dinine
ve yalvaçlarına görmeden yardım
edenleri belirlemesi içindir.
Kuşkusuz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.
027.-
(…). Meryem oğlu İsa’yı da (…)
gönderdik, O (İsa AS)’na İncil’i verdik
ve ona uyan-
-57-
ların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu,
Biz (Allah CC) yazmadık.
Fakat kendileri Allah’ın
rızasını kazanmak için yaptılar.
Ama buna da gereği gibi uymadılar.
(…).
*********************************************************
SURE: 058, MÜCADELE SURESİ, (22) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (105) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: İlk iki sözcüğü ile “Kad Semia” adıyla da
anılır. Sure bu adı ilk ayetinde geçen ve aynı kökten türetilmiş olan fiilden
almıştır, “Mücadele” ve “Mücadile” şekillerinde telaffuz edilmektedir.
KONUSU: Cahiliye devrinde kadın açısından
sorun yara-tan “Zihar” kavramının (Bkz. Zihar) yanlış bir anlayışa (telakkiye)
dayandığı ortaya konulmakta.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Kocası hakkında Seninle
(Hz Muhammed SAV) tartışan ve Allah’a şikayette bulunan
kadının sözünü Allah işitmiştir.
Allah, sizin konuşmalarınızı işitir.
(…).
002.-
İçinizde zihar yapanların
kadınları, onların anneleri değildir.
Onların anneleri ancak
kendilerini doğuran kadındır.
(…).
009.-
Ey iman edenler!
Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve
Yalvaç
(Hz Muhammed SAV)’a karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzu-
runa toplanacağınız Allah’tan korkun.
016.-
Yeminlerini kalkan yapıp Allah’ın yolundan çevirdiler. Onlar için küçük düşürücü bir
azap vardır.
019.-
Şeytan onları istila etmiş, onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. Onlar
şeytanın yandaşı-
dır. İyi bilin ki şeytanın
partisi kaybedecektir.
022.-
(…). İyi bil k, kurtuluşa
ulaşacak olanlar Allah’ın yandaşlarıdır.
*******************************************************
SURE: 059, HAŞR SURESİ, (24) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (101) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI:2.ayetinde geçen “Haşr” sözcüğü bu sureye
ad olarak verilmiştir.
KONUSU: Bütün varlıkların Tanr’’yı tüm noksanlıklardan O (Tanrı CC)’nun tekliği
yüceliği, biliminin sınırsızlığı, rahmet ve şefkatinin enginliği, irade ve
gücünün mutlaklığı, eşsiz yaratıcı olduğu belirtilerek, kalplere tevhid inancı
yerleşmesi amaçlanmıştır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
(…). Ey akıl sahipleri! İbret alın.
007.-
(…). Yalvaç (Hz Muhammed
SAV) size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa
ondan sakının (…).
023.-
O, öyle bir
Allah’tır ki, kendisinden
başka hiçbir Tanrı yoktur. O,
malik ve sahiptir,
münezzehtir, selamet verendir,
güvenliğe kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür,
istediğini yaptıran, büyüklükte
eşi olamayandır. Allah puta tapanların
ortak koştukları
şeylerden arınmıştır.
-58-
024.-
O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah’tır. En güzel isimler
O’nundur. Evren
(Gökler)’de ve Dünya
(Yer)’da olanlar O’nun şanını yüceltmektedirler. O, galip olan,
her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.
*******************************************************
SURE:060, MÜMTEHİNE SURESİ, (13) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (091) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: 10. Ayetinde sınayın sözcüğüne dayanarak,
imtihan edin anlamında “imtehina” fiili
geçtiğinden bu adı almıştır.
KONUSU: Tanrı’ya karşı gelenlerle daha
dikkatli dost olunacağı hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Ey inananlar! Benim
(Hz Muhammed SAV) de düşmanım, sizin
de düşmanınız olan
kimseleri dost edinmeyin.
(…). Sizden bunu kim yaparsa
doğru yoldan sapmış olur.
003.-
Kıyamet günü yakınlarınız ve
çocuklarınız size fayda vermezler. Çünkü
Allah, aranızı
ayırır. Allaha yaptıklarınız
görendir.
004.-
(…). Rabbimiz! Yalnız Sana
dayandık, Sana yöneldik. Dönüşümüz de
ancak Sana’dır.
010.-
(…). Allah’ı inkar eden kadınları
nikahınızda tutmayın. (…).
013.-
Ey inananlar, Allah’ın gazap ettiği kimselerle dostluk etmeyin. (…).
*********************************************************
SURE: 061, SAFF SURESİ, (14) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (109) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: 4. Ayetinde geçen ve sıra, dizi
anlamlarına gelen “Saf” sözcüğü bu surenin adı olmuştur. KONUSU: Öz ve söz uyumluluğunun önemine vurgu yapılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Ey iman edenler! Yapmayacağınız
şeyi niçin söylüyorsunuz?
003.-
Yapmayacağınızı söylemeniz, Allah yanında şiddetli bir buğza neden olur.
008.-
(…) inanmayanlar hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
************************************************************
SURE: 062, CUM’A SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (110) SURE.
İNİŞİ:
Medine’de inmiştir.
ADI: Cuma namazından söz eden 9.ayetinden
alınmıştır.
KONUSU: Hz Muhammed’in yalvaç olarak
gönderilmesinin hikmetlerine değinilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
005.-
Kendilerine Tevrat yükletilip de
sonra O’nu taşımayanların durumu, kitaplar taşıyan
merkebin durumu gibidir. Allah’ın
ayetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. (…).
-59-
006.-
De ki: “Ey Yahudi olanlar!
Eğer insanlar arasında yalnız sizin, Allah’ın dostları oldu-
ğunuzu sanıyorsanız, o halde ölümü temenni edin, doğru iseniz?
007.-
Ama onlar (Yahudiler), ellerinin
yapıp öne sürdüğü işler yüzünden ölümü asla temenni
etmezler. (...).
009.-
Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah’ı
anmaya koşun, alış-
verişi bırakın. Eğer bilirseniz,
bu sizin için daha hayırlıdır.
010.-
Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan
nasibinizi arayın. (…)
011.-
Bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona gittiler ve
Seni (Hz Muham-
med SAV) ayakta bıraktılar. De ki:
“Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaret-
ten de hayırlıdır. Allah, rızık
verenlerin en hayırlısıdır”
*******************************************************
SURE:063, MÜNAFİKÜN SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (104) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: İlk ayetinde geçen, münafıklar sözcüğünün
Arapça karşılığı “Münafikun” sözcüğü bu surenin ismi olmuştur.
KONUSU: İman ettiklerini söylediklerinden
Müslüman kabul edilen, fakat İslamiyet aleyhine çalışan kişiler hakkında önemli
bilgi ve tasvirlere yer verilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
(…). Allah münafıkların yalancı
olduklarına şahitlik eder.
002.-
Yeminlerini kalkan yapıp insanları Allah’ın yolundan
çevirdiler. Onların yaptıkları ne
kötüdür.
004.-
(…). Onlar düşmandır, onlardan
sakın. (…).
006.-
Onlara (Münafıklara) mağfiret dilesen de, dilemesen de onlar için
birdir. (…).
007.-
Onlar (Münafıklar) öyle
kimselerdir ki: “Allah’ın Elçisi
(Hz Muhammed SAV)’nin
yanında bulunanları beslemeyin ki
dağılıp gitsinler” diyorlar. Oysa
Evren (Gökler)’in
ve Dünya (Yer)’nın hazineleri Allah’ındır, fakat münafıklar
anlamazlar.
009.-
Ey inananlar! Mallarınız ve
çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu
yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.
010.-
Birinize ölüm gelip
de: “Rabbim, ben i yakın bir süreye
kadar erteleseydin de sadaka
verip iyilerden olsaydım!”
demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan Allah yolunda
harcayın.
*******************************************************
SURE: 064, TEĞABÜN SURESİ, (18) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (108) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: 9.ayette geçen aldanma kar zarar
anlamlarına gelen “Teğabün” sözcüğünden bu adı almıştır.
KONUSU: Tüm evrenle birlikte insanı Tanrı’nın
yarattığına inanmayanlara ve inanlara (ya-şamın var ediliş hikmetinin gereği
olarak) insanlara olanak ve fırsat
verildiği anlatılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
-60-
003.-
Evren (Gökler)’i ve Dünya (Yer)’yı hak ile yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de
güzel yaptı. Dönüş ancak O (Allah
CC)’nadır.
006.-
(…) onlara (İnanmayanlara) yalvaçları, açık deliller
getirdilerdi, fakat onlar (İnanma-
yanlar): “Bir insan mı bize yol gösterecek?” dediler ve yüz
çevirdiler. Allah da muhtaç
olmadığını gösterdi. (…).
007.-
İnanmayanlar, katiyen
diriltilmeyeceklerini sandılar.
De ki: “Hayır! Rabbim hakkı için
mutlaka diriltileceksiniz,
sonra yaptıklarınız size
habe verilecektir. Bu,Allah’a göre
kolaydır.
014.-
Ey iman edenler!
(Kadın veya erkek)
Eşlerinizden ve
çocuklarınızdan size düşman
olanlar da vardır
(Olabilir). Onlardan sakını
n. Ama affeder, kusurlarını yüzlerine
vur-
maz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok
merhamet edendir.
015.-
Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin
için bi r sınavdır. Büyük ödül ise Allah’ın
yanındadır.
016.-
(…). Kim nefsinin cimriliğinden
korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
017.-
Eğer Allah’a güzel
bir borç verirseniz, Allah da onu
sizin için kat kat yapar
ve sizi
bağışlar. Allah çok ödül
verendir, halimdir.
*****************************************************
SURE: 065, TALAK SURESİ, (12) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (099) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI Boşama anlamına gelen “Talak” sözcüğü
surenin ilk ayetinde aynı kökten gelen fiiller kullanıldığından bu sözcük
sureye ad olarak verilmiştir.
KONUSU: Aile kurumunun dinsel, etik ve
hukuksal temelini oluşturan nikah konusu
incelenmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
007.-
(…). Allah bir kişiye ne vermiş
ise ancak onu teklif eder. Allah bir
güçlükten sonra bir
kolaylık yaratacaktır.
011.-
Size Allah’ın ayetlerini
açıkça okuyan bir
elçi (Hz Muhammed SAV) gönderildi
ki,
inanıp yararlı işler
yapanları, karanlıktan aydınlığa
çıkarsın. (KUR’AN BİR İYİLİK-
LER VE AYDINLANMA KİTABIDIR.
BUNUN İÇİN İNSANIN KENDİ DİLİNDE
OKUYUP ANLAMASI ZORUNLUDUR. EE)
*******************************************************
SURE: 066, TAHRİM SURESİ, (12) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (107) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: Hz Muhammed’in kendisi için koyduğu
geçici yasaklardan söz edilirken ilk ayette geçen fiilin mastarı olan “Tahrim”
sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Hz Muhammed’in eşlerinden birine bir
sır vermesi ve eşinin bunu koruyamaması üzerine gelişen olayların olumsuzluğu
hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Allah gerektiğinde
yeminlerinizi çözmek için kefaret yolunu göstermiştir. Allah sizin
-61-
yardımcınızdır, sahibinizdir.
(…).
006.-
Ey insanlar! Kendinizi ve
ailenizi bir ateşten koruyun (…).
008.-
Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötü-
lüklerinizi örter, (…).
012.-
Irzını korumuş olan, İmran kızı
Meryem’i de Allah örnek gösterdi. Biz
(Allah CC), O’
na ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin
sözlerini ve kitaplarını tasdik
etti. O (Meryem)
gönülden itaat edenlerdendi.
***************************************************
SURE: 067, MÜLK SURESİ, (30) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMAMSINDA (077) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen malik olma, hükümranlık
anlamlarına gelen “Mülk” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Genel olarak Yüce Tanrı’nın varlığı ve
birliğini, azametini, evrendeki egemenliğini, tek yaratıcı olduğunu, yaşamın ve
ölümün var ediliş amacını, öldükten sonra dirilmeyi konu edinmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.- O
(Allah CC) hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı
yarattı
(…).
003.-
(…). Rahman’ın yaratmasında
bir aykırılık, uygunsuzluk
görmezsin. Gözünü döndür
de bak, bir bozukluk görüyor musun?
010.-
(İnanmayanlar) Derler ki: “Eğer biz
(Uyarıları) dinleseydik, yahut
düşünüp anlasaydık
şu çılgın (Cehennem) ateşinin halkı arasında bulunmazdık!?”
******************************************************
SURE: 068, KALEM SURESİ, (52) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (002) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. ADI: 1.Ayette geçen “Kalem” sözcüğü surenin adı olmuştur. KONUSU: Hz Muhammed SAV’ın Tanrı tarafından
gönderilmiş gerçek bir “Tanrı Elçisi” olduğu, yüksek kişiliği, Mekkeli
inanmayanların onun aktardığı iletiler konusunda yaratmaya çalıştıkları
kuşkular, inanmayanlardaki kişilik zayıflığı, nimete karşı nankörlüğün kötü
sonuçları ve benzeri konular.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Sen (Hz Muhammed SAV) Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin.
003.-
Kuşkusuz Sen (HZ Muhammed SAV)’in için tükenmez bir ecir var.
004.-
Sen (Hz Muhammed SAV) elbette yüce bir ahlak üzeresin.
010.-
Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık.
011.-
Daima kusur arayıp kınayan, hep laf götürüp getiren.
012.-
Hayra engel olan, saldırgan, günahkar.
013.-
Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı.
014.-
Mal ve oğulları var diye böyle davranır.
016.-
Yakında Biz (Allah CC) onu burnunun üzerinden damgalayacağız.
-62-
052.-
Oysa O (Kuran) Evren (Alemler) için bir öğüttür.
*******************************************************
SURE: 069, HAKKA SURESİ, (52) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (078) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 1.Ayette geçen ve kıyamet ([Dünya’mızın
sonu.] Yüce Tanrı’mız, Evren’in ve onun çok küçük bir parçası olan dünyamızın
da bir sonu olacağını açıkça belirtiyor.) anlamına gelen “Hakka” sözcüğü bu
surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kur’an’ın Tanrısal (Tanrı tarafından
gönderilen) bir kitap olduğu ve Yalvaçlık konuları.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
033.-
Çünkü o, Büyük Allah’a inanmıyordu.
034.-
Yoksula yedirmeye teşvik etmiyordu.
040.-
Kuşkusuz Kur’an, onurlu bir Yalvaç (Hz Muhammed SAV)’ın Allah’tan
getirdiği söz-
dür
041.- O
bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz.
042.-
Bir kahin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz!
048.- O
(Kur’an) hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir ÖĞÜTTÜR.
051.-
Gerçekten O (Kur’an) kuşku götürmez bir bilgidir.
****************************************************
SURE: 070, MEARİC SURESİ, (44) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (079) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 3. Ayette geçen yükselme dereceleri ve
araçları anlamlarına gelen “Mearic” bu surenin ismi olmuştur.
KONUSU: Öldükten sonra dirilme, hesap günü,
cennet-cehennem ahiret yaşamı, yalvaçlık bibi konular.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
005.- O
halde güzel bir sabır ile sabret.
017.-
(İnanmayan, kıyamet günü)
Çağırır, (Kendisine yardımcı
olmasını istediği ve fakat
asla ona yardım etmeyecek olan) sırtını dönüp gideni.
018.-
Mal toplayıp kasada yığanı.
019.-
Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.
020.-
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
021.-
Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.
022.-
Ancak (Allah’a inanıp) ibadet edenler bunların dışındadırlar.
023.-
Onlar ki ibadetlerini sürekli yaparlar.
024.-
Onların mallarında belli bir hak vardır.
025.-
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
029.-
Onlar ki namuslarını korurlar.
031.-
Bundan ötesini isteyenler var ya işte onlar haddi aşanlardır.
-63-
032.-
Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
033.-
Şahitliklerinde dürüsttürler.
034.-
Namazlarına devam ederler.
035.-
İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.
********************************************************
SURE: 071, NUH SURESİ, (28) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (071) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Hz Nuh’un yalvaç olarak gönderilişi,
inanmayanlara karşı verdiği mücadeleler anlatıldığından bu adı almıştır.
KONUSU: İman esasları ve Hz Nuh yalvacın
mücadeleleri konu alınmıştır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Kuşkusuz Biz (Allah CC)
Nuh’u kavmine “Kavmine, acı bir azap
gelmezden önce
onları uyar” diye gönderdik.
015.-
“Görmediniz mi, Allah (Gerçek
anlamı yalnız kendisince
bilinen Evren’i) yedi göğü
uygun tabakalar (Gökadalar, başka büyük katmanlar) halinde nasıl
yaratmış?”
016.-
Ve Ay’ı bunların içinde
(Karanlıkları aydınlatan) bir nu r yapmış, Güneş’i de (Enerji
kaynağımız olarak) bir lamba kılmış.
017.-
Allah sizi yerden (Evrim yasalarına uygun olarak) bir bitki bitirir gibi
bitird.
019.-
Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.
020.-
Ki ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.
028.-
“Ey Rabbim! Bana, babama, anneme, mümin olarak
evime girene ve bütün inanmış
insanlara mağfiret buyur. Zulüm
yapanların da sadece helakini artır.
*******************************************************
SURE: 072, CİN SURESİ, (28) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (040) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen “Cin” sözcüğünden bu adı
almıştır.
KONUSU: Ana konu, cinler ve buna ait özel
durumlar.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
016.-
Onlar (Bazı insanlar) gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi,
elbette kendilerine bol
bir su verirdik.
(GÜNÜMÜZDE, ATMOSFERE KARBON
GAZI SALINIMINDA
GEREKLİ ÖZEN GÖSTERİLSEYDİ, İKLİM
DEĞİŞİKLİĞİ VE KURAKLIK
BU
DÜZEYDE SORUN OLMAYACAKTI. BU
GERÇEK ANLAMAK İSTEYENE NET
BİR ŞEKİLDE ANLATILMAKTADIR. EE)
026.- O
(Allah CC) bütün gaybı bilir. Fakat
gaybını hiç kimseye açmaz.
027.-
Ancak seçtiği elçiye açar. (…).
*************************************************
SURE:073, MÜZZEMMİL SURESİ, (20) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (003) SURE
-64-
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen örtünüp, bürünen
anlamına gelen “Müzemmil ” sözcüğü surenin adı olmuştur. -
KONUSU: Tanrı’nın elçisinin (Hz Muhammed SAV)
kişiliği ve yalvaçlığı ile ilgili bazı görevlerin verildiğini açıklayan
ayetlerle başlar, kıyamet günü ve hesaplaşma konularını içerir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Ey örtüsüne bürünen! (Hz Muhammed
SAV).
002.-
Gecenin birazı hariç olmak üzere,
geceleyin kalk.
003.-
Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eskilt.
004.-
Veya üzerine biraz
ekle. Kur’an’ı tertil ile,
düşünerek oku. (YÜCE KURAN DÜŞÜ-
NÜLEREK OKUNULMASI GEREKEN
BİR KİTAPTIR. OKUDUĞUNU ANLA-
YAMAYAN NASIL DÜŞÜNSÜN. EE)
005.-
Doğrusu Biz (Allah CC), Sen (Hz Muhammed SAV)’in üzerine ağır bir söz
(KUR’AN)
bir söz bırakacağız.
006.-
Çünkü, gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha
sağlamdır.
007.-
Çünkü, gündüz Sen (Hz Muhammed SAV)’in (KEZA
TÜM İNSANLARIN EE) için
uzun bir meşguliyet vardır.
008.-
Rabbinin adını an ve bütün gönlünle O (Allah CC)’na yönel.
010.-
Başkaların diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.
019.-
İŞTE BU BİR ÖĞÜTTÜR. ARTIK
DİLEYEN RABBİNE BİR YOL TUTAR.
020.- (…).
Kuran’dan kolayınıza geldiği kadar (ANLAYACAĞINIZ ŞEKİLDE bkz4. Ayet)
-65-
okuyun, namazı kılın, zekatı verin
ve Allah’a güzel bir borç verin. Hayırlı işlere mal
sarf edin. Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği Allah
katında daha hayırlı ve sevapça
daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah
bağışlayandır,
merhamet edendir.
*********************************************
SURE: 074, MÜDDESSİR SURESİ, (56) AYETTİR,
İNİŞ SIRALAMASINDA (004) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk Ayette geçen ve bürünüp sarınan
anlamına gelen “Müddesir” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Hz Muhammed’in ilk vahyi aldığında
yaşadığı heyecana rağmen, yüklendiği göreve uygun olarak tebliğ sorumluluğunu
yerine getirmesi, inanmayanları uyarması ve bu
alanda karşılaşacağı sıkıntılara katlanması
emredilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Ey örtünüp bürünen!
002.-
Kalk artık uyar.
003.-
Yalnızca Rabbini yücelt.
004.-
Elbiseni temizle. (TEMİZLİK, SALGIN ZAMANINDA
MASKE VE MESAFE ÖN-
CELİKLE İSLAMIN KURALLARI)
005.-
PİSLİKTEN SAKIN.
-65-
006.-
Yaptığını çok görerek başa kakma.
007.-
Rabbin için sabret.
*********************************************************
SURE: 075, KIYAMET SURESİ, (40) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (031) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk Ayette geçen “Kıyamet” sözcüğü
surenin adı olmuştur.
KONUSU: Tanrı’nın insanları yeniden diriltmeye gücü olduğunu,
kıyamet koparken evrende oluşacak olaylar, inanmayanların ahiret yaşamı
hakkında bilgiler.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
006.- O
(İnsan) kıyamet günü ne zaman? Diye sorar.
007.-
Ne zaman ki o göz şimşek çakar.
008.-
Ay tutulur.
009.-
Güneş ve ay toplanır.
(GÖKBİLİMCİLERİN GÜNEŞ SİSTEMİMİZİN GELECEĞİ
HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ DE BENZER YÖNEDİR.
EE)
010.- İşte o gün insan, “kaçacak yer neresi?”
der.
020.-
(…) siz (İnsanlar) peşin olan dünyayı (Dünya nimetlerini) seviyorsunuz
da,
021.-
Ahreti bırakıyorsunuz.
************************************************
SURE: 076, İNSAN SURESİ, ( 31) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (098) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen “İnsan” sözcüğü surenin
adı olmuştur.
KONUSU: İnsanın yaratılış aşmaları,
yükümlülükleri hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
003.-
Kuşkusuz (İnsan) ister
şükredici olsun, ister nankör olsun. Biz (Allah CC) ona yolu
gösterdik.
029.-
İşte bu bir ÖĞÜTTÜR. Dileyen
Rabbine giden yolu tutar.
*********************************************************
SURE: 077, MÜRSELAT SURESİ, (50) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (033) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen gönderilenler anlamında
“Mürselat” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Tanrı’nın varlığı, birliği, kudreti, melekler, kıyamet, ahiret
yaşamı ve orada inananlar için hazırlanmış nimetler hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen bağışlayan
Tanrı’nın Allah’ın adıyla
001.- …
-66-
******************************************************
SURE: 078, NEBE’ SURESİ, (40) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (080) SURE
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: 1. Ayette geçen ve haber anlamına gelen
“Nebe” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kıyamet, öldükten sonra dirilme, hesap konuları
işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
028.-
(İnanmayanlar) Ayetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı
olmuşlardı.
029.-
Biz (Allah CC) ise her şeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
***********************************************************
SURE: 079, NAZİ’AT SURESİ, (46) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (081) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: ilk ayetteki “Naziat” sözcüğü surenin adı
olmuştur.
KONUSU: Kıyamet, hesap konuları işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.- …
**********************************************************
SURE: 080, ABESE SURESİ, (42) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (024) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Sure’nin ilk sözcüğü olan ve yüzünü
ekşitti, suratını astı anlamlarına gelen “Abese” sözcüğü surenin adı
olmuştur.
KONUSU: Kıyamet, öldükten sonra dirilme ve
benzeri konular.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.- …
*******************************************************
SURE: 081, TEKVİR SURESİ, (29) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (007) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: ilk ayette geçen ve dürdü, dürüp sardı
anlamlarına gelen “Tekvir” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kıyamet, vahiy ve yalvaçlık konuları
işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
-67-
********************************************************
SURE: 082, İNFİTAR SURESİ, (19) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (082) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve yarıldı anlamına
gelen “İnfitar” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kıyamet koparken evrende oluşacak değişiklikler esas olarak
surenin konusudur.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
006.-
Ey insan! İhsanı bol Rabbi’ne
karşı seni aldatan nedir?
007.- O
Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi.
008.-
Seni dilediği herhangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.
017.-
Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin?
019.- O
gün, hiç kimsenin başkası
için hiçbir şeye
sahip olamadığı gündür. O gün
buyruk
yalnız Allah’ındır.
****************************************************
SURE: 083, MUTAFFİFİN SURESİ, (36) AYETTİR,
İNİŞ SIRALAMASINDA (086) SURE.
İNİŞİ: Mekke döneminin sonunda inmiştir.
ADI: İlk ayette yer alan ve ölçü tartıda
eksiklik yapanlar anlamına gelen “Mutaffifin” sözcüğü surenin adı
olmuştur.
KONUSU: Ölçü ve tartıda dürüstlükten
uzaklaşanlar eleştirilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Eksik ölçüp tartanların vay haline!
002.-
Onlar insanlardan kendilerine bir mal aldıklarında tam ölçerler.
003.-
Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik
ölçer ve tartarlar.
007.-
Hayır! Hileye sapmayın,
ahreti inkar etmeyin! Doğrusu yoldan sapan kafirlerin hesap
defterleri Siccin’dedir.
018.-
Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyin’dedir.
***********************************************
SURE: 084, İNŞİKAK SURESİ, (25) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (083) SURE:
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: ilk ayette yer alan ve göğün yarılması
anlamına gelen “İnşikak” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Kıyametin kopması ve ardından
gelişecek olaylar.
AYETLER:
Bismilahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
006.-
Ey insan! Kuşkusuz sen
Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarf etmektesin, sonunda O
(Tanrı CC)’na varacaksın.
-68-
019.-
Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.
*****************************************************
SURE: 085, BURUC SURESİ, (22) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (027) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve burçlar anlamına
gelen “Buruç” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: (Hendek ehli) denen inanmayanların, inananlara verdiği
sıkıntılar surenin başlıca konusudur.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
021.-
Hayır O onurlu bir Kur’an’dır.
022.-
(O Kur’an) Levh-i Mahfuz’dadır.
********************************************************
SURE: 086, TARIK SURESİ, (17) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (036) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen yıldız anlamındaki
“Tarık” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnsanın yaratılışı, yaptıklarını kayıt
e3dildiği, öldükten sonra dirilme ve
inanmayanların tuzakları konuları
işlenmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Evren (Gök)’e ve Tarık’a ant olsun.
004.-
Hiçbir nefis yoktur ki, başında bir denetleyici bulunmasın.
013.-
Kuşkusuz Kur’an, ayırıcı bir sözdür.
014.- O
(Kur’an) asla bir şaka değildir.
********************************************
SURE: 087, A’LA SURESİ, (19) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (008) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inen ilk surelerdendir.
ADI: İlk ayette geçen ve en yüce, en üstün
anlamına gelen “A’la” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Yaratan Tanrı, vahiy, Kur’an, yalvaç
ve tebliğ görevi, bunun karşısında insanların tavrı ve benzeri konular.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Rabbinin yüce ismini tespih et.
006.-
Bundan böyle Sana (Hz Muhammed SAV) Kuran’ı okutacağız da
unutmayacaksın.
014.-
Doğrusu felah buldu temizlenen.
015.-
Rabbinin adını anıp namaz kılan.
016.-
Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
-69-
017.-
Oysa ahret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
*******************************************************
SURE:
088, ĞAŞİYE SURESİ, (26) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (068) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayetinde geçen ve örten anlamına
gelen “Gaşiye” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Cennetliklerin ve cehennemliklerin ahiretteki durumları konu
edinilmiştir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
021.-
Haydi ÖĞÜT ver; Sen (Hz Muhammed SAV) sırf bir ÖĞÜTÇÜSÜN.
022.-
Onların (İnsanların) üzerinde bir zorba değilsin.
025.-
Kuşkusuz onlar (İnsanlar) döne dolaşa Biz (Allah CC)’e gelecekler.
026.-
Sonra da Biz (Allah CC)’e hesap verecekler.
*****************************************************
SURE: 089, FECR SURESİ, (30) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (010) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve tan yerinin ağarması
anlamına gelen “Fecr” sözcüğü surenin adı
olmuştur.
KONUSU: Başlıca yalvaçlara karşı çıkan ve
Tanrı’dan gelen iletileri reddeden eski toplulukların başına gelenler
anımsatılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
014.-
Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.
017.-
Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
018.-
Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.
019.-
Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haram-helal gözetmeden.
020.-
Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.
027.-
Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
028.-
Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
************************************************
SURE: 090, BELED SURESİ, (20) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (035) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk iki ayetlerinde geçen, “kent, ülke”
anlamlarına gelen ve Mekke için kullanılan
gelen “Beled” sözcüğü surenin adı olmuştur. Ayrıca “La Uksimü” adıyla da anılmaktadır. Buhari, fsir”, 90 KYTM Tefsir S. 433.
KONUSU: İnsanın, yaratılıp yaşam mücadelesine
sokulduğu, Tanrı’ya karşı gelenlerin aldan-dığı, insana verilen nimetler ile
hayır ve kötülükler anlatılmıştır.
AYETLER:
-70-
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Yemin ederim şu beldeye,
003.-
Ana babaya ve çocuklarına,
004.-
(…) Biz (Tanrı CC) insanı zorluklarla mücadele gücüyle yarattık,
008-009.- O’na (insana) iki göz, bir dil, iki
dudak vermedik mi?,
010.-
Ve O’na iki yol göstermedik mi?,
011.-
Fakat O (insan), sarp yolu gözer alamadı,
012.- O
sarp yol nedir, bilir misin?,
013.- Köle azat etmek (KUL HAKKI YEMEMEK,
ÇALIŞANIN HAKKINI TAM OLARAK
VERMEK EE.)’tir,
14-16.- Veya bir kıtlık günün (DOĞAL VEYA
DEĞİL FELAKET ZAMANLARI)’de akraba
lığı olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu (TÜM GEREKSİNİM İÇİNDE
OLANLA-
RI) doyurmak (GEREKSİNİMLERİNİ KARŞILAMAKTIR EE)’tır
018.- İşte bunlar hakkın ve erdemin yanında
olanlardır,
019-020.- (…) doğrunu yanında olmayan
erdemsizlerin hakkı, üzerlerine kapatılmış bir
ateştir.
*****************************************************
SURE: 091, ŞEMS SURESİ, (15) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (026) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk Ayette geçen ve güneş anlamında
“Şems” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnsan doğasına iyilik ve kötülük
eğilimlerinin verildiği, bunları kullanmanın insanın iradesine bırakıldığı
hakkında.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
009.-
Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.
010.-
Onu isyanla, günahla bozup kirleten ziyan etmiştir.
******************************************************
SURE: 092, LEYL SURESİ, (21) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (009) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve gece anlamına gelen
“Leyl” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnsanoğlunu cömertlik ve cimrilik zıt huylarından söz
edilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
012.-
Doğru yolu göstermek muhakkak Biz (Allah CC)’e aittir.
018.- O
(İnanan) ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir.
020.- O
(İnanan) ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir.
021.-
Elbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır.
************************************************************
-71-
SURE: 093, DUHA SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (011) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve kuşluk anı anlamına
gelen “Duha” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Yalvaçımız Hz Muhammed SAV’e çocukluk ve zorluk zamanları
anımsatılarak, kendisinin de yetime, yoksula ve çocuklara iyi davranması
istenmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
004.-
Ahiret Sen (Hz Muhammed SAV)’in için dünyadan iyi olacaktır.
006.- O
(Allah CC) Sen (Hz Muhammed SAV)’i yetim bulup da barındırmadı mı?
007.-
Sen (Hz Muhammed SAV)’i yol bilmez bulup yola iletmedi mi?
008.-
Sen (Hz Muhammed SAV)’i yoksul bulup zengin etmedi mi?
009.-
Öyleyse sakın yetimi ezme.
***********************************************************
SURE: 094, İNŞİRAH SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (012) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Açılıp genişlemek, huzura kavuşmak
anlamlarına gelen “İnşirah” sözcüğü ile, ilk ayette aynı kökten gelen fiil
kullanıldığından bu sözcük sureye ad olarak verilmiştir. Sure ayrıca;
“Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır.
KONUSU: Yüce Tanrı’nın Hz Muhammed SAV’e
lütufları özetlenmekte, kendisine her güçlüğün bir kolaylığı bulunduğu
açıklanmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
005.-
Demek ki zorlukla birlikte kolaylık da vardır.
007.- O
halde boş kaldın mı, yine kalk başka bir iş ve ibadetle yorul!
008.-
Ancak Rabbine yönel.
**************************************************
SURE:
095, TİN SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (028) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve incir anlamına gelen
“Tin” sözcüğü surenin adı olmuştur.
Ayrıca “Ve’t-tin” adıyla da anılmaktadır.
KONUSU: İnsanın değeri vurgulanarak, kötü
ahlakın bu değeri düşürdüğü, Tanrı’ya inanıp iyi işler yapmanın daha övgüye
layık olduğu anlatılmıştır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.- …
**************************************************
SURE: 096, ALAK SURESİ, (19) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (001) SURE.
-72-
İNİŞİ: Mekke’de
inmiştir. Baştan beş ayet, Hz Muhammes
SAV’e inen ilk ayetler olduğundan normalde, “ilk sure” kabul edilir. Başka
surelerin de ilk sureler olduğu rivayetleri olmakla bir- likte gerçekte inen
ilk ayetler, surenin ilk beş ayetleridir.
ADI: Surenin ikinci
ayetinde geçen ve asılıp tutunan anlamına gelen “Alak” sözcüğü sure ad
olmuştur. Ayrıca oku anlamına gelen ve Kur’an’ın ilk sözcüğü olan “İkra” ve
“İkra’bi’smike” adlarıyla da anılmaktadır.
KONUSU: Surede
okumanın önemi vurgulanmakta, insanın yaratılış kaynağının ne olduğuna dikkat
çekilmekte, kendi kendini yeterli görüp nankörlükle taşkınlık yapan insanın
olumsuz geleceği nedeniyle uyarılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Yaratan Rabbinin adıyla OKU.
002.- O
(Allah CC) İnsanı bir Alak’tan yarattı.
003.-
OKU! Rabbin sonsuz kerem
sahibidir.
004.- O
Rab ki, kalemle yazmayı öğretti.
005.-
İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
****************************************************
SURE: 097, KADİR SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (025) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Surede Kadir gecesinden söz edildiğinden
bu adı almıştır. “İnna enzelna” adıyla
da anılmaktadır.
KONUSU: Kur’an’ın Kadir Gecesi indirilmeye
başlandığı bildirilmekte ve bu gecenin önemi
anlatılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Biz (Allah CC) o ki, Kuran’ı Kadir Gecesinde indirdik.
003.-
Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
005.- O
gece, tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir.
****************************************************************
SURE: 098, BEYYİNE SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (100) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve açık delil, kesim
belge anlamlarına gelen “Beyyine” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Hz Muhammed SAV’ın yalvaçlığı
karşısında Ehl-i kitap ve inanmayanların inkarcı tutumları eleştirilmekte.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Kitap ehlinden ve müşriklerden Hakk’ı
tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye
kadar inkarlarından ayrılacak değillerdi.
002.-
Bu delil, tertemiz
sayfaları okuyan, Allah
tarafından gönderilmiş bir
Yalvaç (Hz
-73-
Muhammed SAV)’tır.
003.- O
sahifelerde, en doğru hükümler vardır.
004.-
Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa
düştüler.
007.-
İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır.
*******************************************************
SURE:
099, ZİLZAL SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (093) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: Surede kıyamet sırasındaki büyük yer
sarsıntısından söz edildiğinden, deprem anlamına gelen “Zilzal” sözcüğü surenin
adı olmuştur.
KONUSU:
Kıyamet gününde yaşanacak sarsıntılardan söz edilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
007.-
Her kim, zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.
008.-
Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.
*********************************************************
SURE: 100, ADİYAT SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (014) SURE.
-
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve koşan atlar anlamına
gelen “Adiyat” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnsanoğlunu mala düşkünlüğü
eleştirilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen bağışlayan
Tanrı’nın Allah’ın adıyla
006.-
Kuşkusuz insan, Rabbine karşı çok nankördür.
007.-
Kendisi de buna tanıktır.
008.-
Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.
********************************************************
SURE: 101, KAARİ’A SURESİ, (11) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (030) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayeti oluşturan ve sert nesne,
korkunç olan ses ve kapı çalan anlamlarına gelen “Karia” sözcüğü surenin adı
olmuştur.
KONUSU: Ahiret sorumluluğu bilinci aşılayan
uyarılarda bulunulmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.- …
**********************************************************
SURE: 102, TEKASÜR SURESİ, (8) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (016) SURE.
-74-
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: ilk ayette geçen ve çokluk yarışı,
çoklukla övünme anlamları-na gelen “Tekasür” sözcüğü surenin adı ol
muştur.
KONUSU: İnsanların, yaşamın aldatıcı
yönleriyle meşgul olmalarından, mala düşkünlüğünden ve ahiret hallerinden söz
edilir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri.
005.-
Sakının bundan! Eğer kesin bir
tarzda (Bilime yakın) bilseydiniz böyle yapmazdınız.
********************************************************
SURE:
103, ASR SURESİ, (3) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (013) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve zaman, çağ, ikindi
vakti” anlamlarına gelen “Asr” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnsanı ebedi hüsrandan kurtaracak
yollar gösterilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
002.-
Bütün insanlar gerçekten ziyandadır.
003.-
Ancak iman edenler, Salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı
tavsiye edenler
bunu dışındadır.
**********************************************************
SURE: 104, HÜMEZE SURESİ, (9) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (032) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve arkasından çekiştirme
anlamına gelen ”Humeze” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnsanları küçümseme, kusur arama gibi
davranışlar eleştirilmiş, edinilen servetlerin yanlış yolda kullanılmasının
zararları anlatılmıştır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
İnsanları arkadan çekiştiren, küçük düşüren, kaş
göz hareketleriyle eğlenenlerin vay
haline!
002.-
Böylesi mal yığar ve onu sayar durur.
003.-
Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır.
004.-
Hayır, andolsun ki, o Hutame’ye atılacaktır.
********************************************************
SURE: 105, FİL SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (019) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
-75-
ADI: İlk ayette geçen “Fil” sözcüğü surenin
adı olmuştur.
KONUSU: Surede Fil ordusu kısası
anlatılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?
002.-
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
**********************************************************
SURE: 106, KUREYŞ SURESİ, (4) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (029) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen “Kureyş” sözcüğü surenin
adı olmuştur.
KONUSU: Kureyş’e cahiliye döneminde verilen
ayrıcalıklardan, güvenlik, istikrar ve zenginlik gibi nimetlerin değerinden söz
edilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
(Kureyşliler) Kureyş’in
güvenlik ve barış
antlaşmalarından yararlanmalarını sağlamak
için,
002.-
(Ticaret kervanlarının) Kış ve yaz seferlerinde kadrini bilmiş olmaları
için,
003.-
Bu Kabe’nin Rabbine kulluk etsinler.
004.- O
(Allah CC), kendilerini açlıktan kurtararak
beslemiştir ve her tehlikeye karşı onlara
güvenlik sağlamıştır.
*****************************************************
SURE: 107,
MA’UN SURESİ, (7) AYETTİR, İNİŞ SIRALAMASINDA (017) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Son ayetinde geçen “Maun” sözcüğü surenin
adı olmuştur. Ayrıca “Eraeyte,
Eraeytellezi, Din, Tekzib” adlarıyla da anılmaktadır.
KONUSU: Tanrı’nın verdiği nimetler ve
riyakarlar hakkında uyarılarda bulunulmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen bağışlayan
Tanrı’nın adıyla
001.-
Dini yalanlayanı gördün mü?
002.-
İşte o, öksüzü iter, kakar.
003.-
Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
004.-
VAY HALİNE O NAMAZ KILANLARIN Kİ,
005.-
KILDIKLARI NAMAZIN DEĞERİNE ALDIRIŞ ETMEZLER.
006.-
GÖSTERİŞ YAPARLAR ONLAR.
007.-
VE KÜÇÜK BİR YARDIM VERMEZLER.
******************************************************
SURE: 108, KEVSER SURESİ, (3) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (015) SURE.
-76-
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen “Kevser” sözcüğü surenin
adı olmuştur. Ayrıca “İnna a’tayna…” ve
“Nahr” adlarıyla sa anılmaktadır.
KONUSU: Hz Muhammed SAV’e dünya ve ahirette
verilen nimetlerden, Tanrı’ya kulluk etmesi ve kurban kesmesi
emrolunmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Kuşkusuz Biz (Allah CC) Sana (Hz Muhammed SAV) Kevser’i verdik.
002.-
Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
003.-
Doğrusu asıl soyu kesik olan, Sana (Hz Muhammed SAV) kin duyandır.
*******************************************************
SURE: 109, KAFİRUN SURESİ, (6) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (018) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve inanmayanlar anlamına
gelen “Kafirun” sözcüğü bu surenin adı olmuştur.
KONUSU: Hz Muhammed SAV’ın inanmayanlarla
Tanrı’ya ortak koşma ve sapkınlıkta birlik olamayacağı açık olarak ifade
olunmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
De ki: Ey kafirler,
002.-
Sizin taptıklarınıza ben tapmam.
003.-
Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.
004.-
Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
005.-
Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
006.-
Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
****************************************************************
SURE: 110, NASR SURESİ, (3) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (114) SURE.
İNİŞİ: Medine’de inmiştir.
ADI: İlk ayetinde geçen ve yardım, zafer
anlamlarına gelen “Nasr” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Ayrıca “Tevdi, İza cea… ve Fetih”
adlarıyla da anılmaktadır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.- …
************************************************************
SURE: 111, TEBBET SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMSINDA (006) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
-77-
ADI: İlk ayette geçen ve surede kurusu sözcüğü
ile beddua anlamında kullanılan “Tebbet” sözcüğü surenin de adı olmuştur. Sure ayrıca “Mesed, Keheb, Ebu Leheb”
adlarıyla da anılmaktadır.
KONUSU: Servetlerinin gücüne dayanarak kötülük
yapanlar Ebu Leheb örneğiyle eleştirilmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
Ebu Leheb’in eli iki eli kurusun; zaten kurudu da.
002.-
Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.
************************************************************
SURE: 112, İHLAS SURESİ, (4) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (022) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: Yirmiye yakın adı olmakla birlikte,
yaygın olarak İslam dininin temel ilkesi olan Tanrı’nın birliği “Tevhid”
inancının veciz bir ifadesi olan “İhlas” sözcüğü, surenin asıl adı
olmuştur. Ayrıca “Kul hüvellahü ahad,
Samed, Tevhid, Esas, Tecrid, Necat, Velayet, Mukaşkışe, Muavizze” adlarıyla da
anılmaktadır.
KONUSU: Surede Yüce Tanrı’mızın bazı sıfatları
veciz bir şekilde açıklanmıştır.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
De ki; O Allah birdir.
002.-
Bütün varlıklar O
(Allah CC)’na muhtaç, fakat
O (Allah CC), hiçbir
şeye muhtaç
değildir.
003.-
Ne doğurdu, ne de doğuruldu.
004.-
Ve hiçbir şey O (Allah CC)’nun dengi değildir.
*************************************************************
SURE: 113, FELAK SURESİ, (5) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (020) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir. Bundan
sonra gelen Nas
Suresiyle birlikte “İki koruyucu”
demek olan “Muavvizeteyn” ve şirketen uzaklaştıranlar anlamında “Mukaşkışeteyn”
sureler
de denir.
ADI: İlk ayette geçen ve sabah anlamına gelen
“Felak” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: Surede bazı kötülüklerden dolayı Yüce Tanrı’ya sığınılması
öğütlenmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.
002.-
Yarattığı varlıkların şerrinden,
003.-
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.
004.-
Düğümlere üfleyen büyücülerin (TUZAK KURUCULARIN) şerrinden.
005.-
Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
*****************************************************
-78-
SURE: 114, NAS SURESİ, (6) AYETTİR, İNİŞ
SIRALAMASINDA (021) SURE.
İNİŞİ: Mekke’de inmiştir.
ADI: İlk ayette geçen ve insanlar anlamına
gelen “Nas” sözcüğü surenin adı olmuştur.
KONUSU: İnananların, sinsice kötülüğe sürükleyen, cinlerin (şeytanın) ve
insanların şerlerinden Yüce Yaratan’a (Tanrı CC) sığınılması öğütülmektedir.
AYETLER:
Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen
bağışlayan Tanrı’nın adıyla
001.-
De ki: Ben (Hz Muhammed SAV) insanların Rabbine sığınırım.
004.- O
sinsi vesvesecinin şerrinden.
005.- O
ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
006.-
Gerek cinlerden gerekse insanlardan.
****************************************************
ÖĞÜTLÜ
AYETLER - SÖZLÜK – KISALTMALAR – KAYNAKÇA
ABDEST : Başta namaz olmak
üzere, bazı tapınma ve amellerin yerine getirilmesin
de
önceden yapılan dinsel
temizlik. Yahudilik,
Hıristiyanlık ve pagan
dinlerde
abdest benzeri temizlik çeşitleri görülmüştür. TDVİA
ADALET : Davranış ve karar vermede
(Hükümde) doğru olmak. Hakka göre hüküm
vermek,
eşit olmak, eşit kılmak. Kur’an’da ve
hadislerde genellikle “dü-
zen,
denge, denklik, eşitlik,
gerçeğe uygun karar
verme, doğru yolu
izleme,
takvaya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık”
gibi anlamlarda kullanıl
mıştır. TDVİA
ADEM : Göksel (Semavi)
kitaplara göre ilk insan ve ilk
yalvaç (Peygamber)’tır.
Kur’an-ı
Kerim’de Adem’e ve O’nun soyuna halife denildiğine bakılırsa,
yeryüzünde Adem’den
önce başka bir insan türü (olasılıkla
Neondartel
insanı) yaşamış
olmalıdır. Bunlar dünyayı fesada
verdikleri ve kan dök-
tükleri için
helak edilmişlerdir. Bu nedenle Homo Sapiens (Adem soyu)
halife, yani bu
eski insanların halefi olmuş, onların yerine geçmiştir. (T
DVİA’dan
yararlanılmıştır. Neondartel ve Homo Sapiens görüşler tarafı-
mıza aittir. Bunu açıklayacak olan kuşkusuz BİLİM’dir.
EE)
ADL : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Mutlak
adalet sahibi, aşırılığa
meyletmeyen. TDVİA
AFÜV : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Hiçbir
sorumluluk almayacak
şekilde
günahları affeden. TDVİA
AHİR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Varlığının
sonu olmayan.
TDVİA
AHİRET : (Dinsel inanışa göre) Dünya
yaşamından sonra devam edecek olan ikinci
yaşam. Kısa
bir Dünya yaşamından sonra,
ölümle her şeyin son buldu-
ğunu öne sürmek, insan
ruhunu sonu belirsiz bunalımlara sürükler. Dü-
şünen akıl (Kafa) ve duyan gönüllerin bunu kabullenmesi
kolay değildir
TDVİA.
AHİT : Kendi kendine söz
vererek bir işi üzerine alma, ant, antlaşma. Devir, za-
man.
TDK. Bir
hukuk terimi olarak
iyi ile kötüyü, kar ile zararı ayırt
etmeye yarayan
zihni melekeler açısından yeterli olan kimse. TDVİA.
AHLAK : İnsanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol
açan tinsel(Manevi)
nitelikleri,
huyları ve bunların etkisiyle ortaya
koyduğu istençli (İradeli)
-79-
davranışlar
bütünü: Bu konularla ilgili Bilim
Dalı.
AHZAB : Parça, kısım:cemaat: silah
ve harp aleti gibi anlamlara gelen Arapça hizb
sözcüğünün
çoğuludur.
AKIL : Hukuk bakımından temyiz kudretine sahip kimse
TDVİ. Düşünme, anla
ma ve kavrama
gücü, us. ÖĞÜT, salık veren yol.
Düşünce, kanı, bellek.
TDK
AKİD : En yaygın,
hukuksal işlemi ve borç kaynağını ifade eden bir hukuk teri-
rimidir. Ey iman edenler! Akidlerin
gereğini yerine getiriniz.
(el-Mai-
de 5/1) Hem terim olarak hem de geniş anlamıyla
söylenmiştir. TDVİA
Bağıtçı, sözleşme,
nikah TDK.
AKİDE : Çoğulu Akaid.
İslam dininde inanılması gereken
esasların bütünü ve
bunları konu
edinen bilim dalı. TDVİA.
ALAK : Genellikle “kan pıhtısı”
diye açıklanan alak’ın, döllenmiş
hücrenin ana
Rahminde
tutunan, yani embriyon safhasından önceki
halini (nidation)
ifade
ettiğini söylemek olanaklıdır. Kur’an-ı
Kerim Alak Suresi 2.Ayet-
de adı
geçmektedir. TDVİA
ALEM : Maddi ve manevi,görülen
ve görülmeyen, dünyada ve ahrette Allah Tea-
la’nın yarattığı
her varlıktır. KKTAM. Duyuya da akıl
yoluyla kavrana-
bilen veya
var olduğu düşünülebilen, Allah’ın dışındaki
tüm varlık ve
olayların tamamını
ifade eden terim. TDVİA
ALEVİ : Hz Ali’ye bağlı olan
kimse. TDK
ALEVİLİK : Alevi olma durumu. TDK
ALİ : Tanrı’nın
isimlerinden biri. Kişiliği ile
ilgili. İzzet, onur
ve egemenlik
bakımından
en yüce. Aşkın. TDVİA
ALİM : Allah’ın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Hakkıyla
bilen, bilgi sahibi
Zaman ve
mekan kaydı olmaksızın küçük büyük,
gizli açık her şeyi, her
olayı
hakkıyla bilen. TDVİA
ALLAH : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgi. Varlığı
zorunlu olan ve bü-
tün
övgülere layık bulunan zatın özel ve en
kapsamlı adı. Evren (Kainat)
’i
yaratan ve yöneten en yüce varlık. Kur’an-ı Kerim O (Allah CC)’nun
Evren (Alem)’in
yaratıcısı ve devam ettiricisi
olduğunu ifade ederken
(Evvel ve
ahir) bir bakıma apaçık bir bakıma gizli
(Zahir ve batın) oldu-
ğunu da
söylemiştir.(el-Hadid 57/3).
Etimolojik anlamda değişik görüş-
ler
vardır. TDVİA.
AMEL : Dünya ve ahrette
ceza veya ödül
konusu olan her türlü iş ve davranışı
ifade eder. TDVİA.
AMİN : Allah’a yakarı
(Dua)’nın kabulünü temenni
etmek niyetiyle sonunda
söylenen bitiriş
sözü. TDVİA.
ARŞ : Kur’an-ı Kerim ve hadislerde kutsal (İlahi) egemenlik
(Hükümranlık) ve
kutsal
(ilahi) taht anlamlarında kullanılan bir terim
TDVİA.
ASABİYET : Aynı soydan gelenlerin veya bir başka nedenle
aralarında yakınlık bulu-
nanların
kendilerine karşı duranlara karşı
birlikte hareket etmelerini sağ-
layan dayanışma
duygusu. TDVİA.
ASHAB : Sözlükte “eskimiş sahipler,
sahip çıkanlar” Hz Muhammed SAV’i gör-
müş ve onun
sohbetinde bulunmuş, arkasında saf
tutup namaz kılmış
insanlar,
sahabe. TDK
AYET : Allah’ın varlığına,
yalvaç (Peygamber)’ların doğruluğuna
işaret eden
delil, mucize
anlamındadır. Ayrıca Kur’an-ı
Kerim Surelerinin belli
bölümlerinden her biri için kullanılan bir terimdir.
-80-
AZİM : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili.
Zatının ve sıfatlarının içe-
riği
anlaşılamayacak denli ulu. TDVİA
AZİZ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Yenilmeyen,
yegane galip.
TDVİA
AZRAİL : Dört büyük melekten, can
almakla görevli olanı.
BAĞIŞ : Bağışlanan şey, yardım,
hibe, teberru. TDK.
BAĞIŞLAMAK
: Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek.Herhangi bir kötü
kötü davranış için
ceza vermekten vazgeçmek, affetmek.
Görevden çek-
mek, almak. Hoş görmek.
TDK.
BAİS : Tanrı’nın isimlerinden
biri Varoluşsal (Kevni). Ölümden sonra dirilten.
TDVİA
BAKİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Varlığının
sonu olmayan.
TDVİA
BARİ’ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni).
Bir model olmaksızın
canlıları
yaratan. TDVİA
BASIT : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Rızkı
genişleten, ruhla-
rı
bedenlerine yayan. TDVİA
BASİR : Tanrı’nın
isimlerinden. Kişiliği ile ilgili. Gören.
TDVİA
BATIL : Hz. Muhammed’e veya
bir İslam büyüğüne
nispet edilen asılsız söz.
Gerçeğe
uymayan inanç hüküm ve düşünceleri ifade eden terim, hakkın
karşıtı. TDVİA
BATIN : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Arapça
oba anlamındadır.
Vakıf,vasiyet
ve miras hukukunda; soyun nesep bakımından derecelerini
ifade
eder. Gizli olanı bilmek, bir şeyin iç yüzüne ve bir kimsenin sırla-
rına vakıf
olmak. TDVİA
BEDİ’ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Eşi ve örneği olmayan,
sanatkarane
yaratan. TDVİA
BER : Tanrı’nın
isimlerinden biri. Kişiliği ile
ilgili. İyilik eden, vaadini yerine
getiren. TDVİA
BESMELE : Kur’an’da özel bir konuma
sahiptir. 009. Tevbe Suresi hariç tüm
surele-
rin başında
yer almıştır. Ancak, surelerden bağımsızdır. Yaygın görüşe
göre Besmele
Fatiha suresinin birinci ayeti olarak numaralandırılır.
BEŞER : İnsani insanoğlu.
BİLİM : Arapça ilim. Evrenin veya
olayların bir bölümünü konu olarak seçen, de-
neye dayanan
yöntemler ve gerçeklikten
yararlanarak sonuç çıkarmaya
çalışan düzenli
bilgi TDK.
BİLİMSEL
DÜŞÜNCE: : Bilim temeline
dayanan, özgür eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce.
Uzmanlığa ve
bilime dayanan düşünce. TDK
BOZGUNCULUK : Kargaşa çıkarma, kaos
yaratma. Var olan düzeni dağıtma,
bozma.
BUĞZ : Düşmanlık duygusu,
nefret, kin, içten düşmanlık göstermek anlamlarında
dır TDK.
Ayrıca; çekememe, istememe, incitme.
BUĞZETME : Kin besleme.
BUKAĞI : Ağır cezalıların
ayaklarına takılıp, ucuna pranga
bağlanan demir halka.
Kaçmaması
için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek. TDK.
BUTLAN : Bir tapınmanın(İbadetin) veya
yasal işlemin temeldeki bir noksanlık veya
bozukluk nedeniyle
geçersiz (Hükümsüz) olması
anlamında kullanılan
fıkıh terimi. TDVİA.
CAFERİLİK : Caferi düşünce ekolü, imamiye-i
isnaaşeriye İslam mezhebinin temelini
-81-
teşkil
eden fıkıh ekolü.
Caferiye Şiiliği olarak
adlandırıldığı da olur.
Şiilerin
çoğunluğunun mensup olduğu fıkhi mezheptir.
Vikipedi.
CAHİL : Öğrenim görmemiş,
okumamış, belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan,
deneysiz, geç,
toy kişi. TDK.
CAHİLİYE : Özel olarak Arapların İslamdan
önceki dini ve sosyal yaşam anlayışlarını
genel olarak
da kişilerin ve toplumların günah ve doğruluk, iyilik düzen-
lerine baş
kaldırma (İsyan)’larını ifade eden bir kavramdır. TDVİA.
CAMİ’ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Toplayıp
düzenleyen,
kıyamet gününü
hesaba çekmek için yaratılanları toplayan.
TDVİA
CEBBAR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. İradesini her durumda yürü
ten,
yaratılmışların halini iyileştiren.
TDVİA
CEBRAİL : Kutsal (İlahi) emirleri meleklere
ve Allah’ın elçilerine ulaştıran
Vahiy
Meleği. Ruhul
Kudüs ve Ruhül
Emin Kur’an_ı Kerim’de Cebrail için
kullanılan
isimlerdir. TDVİA :
CEHENNEM : Allah’ı inkar edenlerin ve
günahkarların ahrette cezalandırılacakları yer.
TDİA.
CELİL : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Azamet sahibi. TDVİA
CEMAAT : Ashab, “müctehid imamlar veya
her devirdeki Müslümanların çoğunluğu
” gibi
anlamlara gelen ve Ehli sünnet için
kullanılan bir tabir. Müslüman
ların din kardeşliği esasına dayalı olarak
gerçekleştirdikleri ve katılmak
zorunda
oldukları (Katılmak zorunda
bırakıldıkları) birlik, beraberlik.
Kütüb-i sitte
yazarları hakkında kullanılan hadis terimi.
TDVİA.
CENNET : Bütün dinsel inanışlarına
göre inananların ölümden veya kıyametin kop-
masından sonra
sonsuz mutluluk içinde yaşayacakları yer.TDVİA
CEZA : İnsanların fiil ve
davranışlarının dünyada veya ahretteki karşılığı kelam,
suçluya
uygulanacak maddi ve tinsel manevi yaptırım anlamında fıkıh
terimi. TDVİA.
CİN : Duyularla algılanamayan
ve insanlar gibi kutsal (İlahi)
emirlere uymak
la yükümlü tutulan
varlık türü. TDVİA.
CÖMERT : Cömertlik yapan.Eldeki
olanakları, kabul edilir (Meşru) ölçüler içinde,
gönüllü olarak
ve karşılık beklemeden
başkalarının yayarına sunan.
Ahlak kitaplarında cömertlik; israf ve cimrilik
diye adlandırılan iki aşı-
rılığın (Rezilet)
ortası sayılmıştır. TDVİA. :
DALALET : Haktan yüz çevirip batıla
yönelme, kutsal (İlahi) buyruklara aykırı dav-
ranma anlamına
gelen bir kavram.
DAR (ZAR) : Tanrı’nın isimlerinden biri. Varoluşsal (Kevni) Zarar veren. TDVİA
DİN : Seyyid Şerif el-Cürcani: Akıl sahiplerini
Allah’ın elçilerinin bildirdiği
gerçekleri
benimsemeye çağıran kutsal bir yasadır. Zebidi: Akıl sahibi
insanları
kendi tercihleriyle bizzat
hayırlı olan şeylere
götüren kutsal
(İlahi) bir
yasadır. Tehanevi: Akıl sahiplerini
kendi istençleriyle (İrade-
leriyle) şimdiki
halde (Dünyada) salaha, gelecekte
(Ahrette) felaha sevk
eden, Allah
tarafından konulmuş bir
yasadır. M. Hamdi Yazır: Din,
insanlar
arasında ihtilaf ve çekişmeleri önleyerek
barış içinde olmayı
(Müsalemeyi)
sağlayan bir yasadır. (Hak Dini,
II.61-64). TDVİA.
DİN GÜNÜ : İslam inanışında “ödül ve ceza
günü”. Her insanın ahrette hesaba çekil-
diği ve
hakkında hüküm verildiği gün. KYTMT
DİYANET : Din kurallarına tam bağlı olma
durumu. TDK
DÜŞÜNCE : Uzay ve zamanın
ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, du-
yularla
değil, yalnızca ruhen ve aklen algılanabilen asıl gerçeklik. Fikir,
-82-
ide,
idea. Dış dünyanın insan zihnine
yansıması. Niyeti tasarı, tasa, kay-
gı, sıkıntı,
ilke, yönetici, sav. TDK
ECEL : Allah tarafından her canlı için önceden takdir
edilen yaşam süresi ve bu
sürenin sonu olan
ölüm zamanı anlamında kelam terimi.
TDVİA
ECİR : Kur’an-ı Kerim’de
tekil ve çoğul olarak geçen ecir: bu
ayetlerde daha
çok “ödül”, bazen
de “ceza” anlamına gelir. (Al-i İmran 3/185, ayrıca
“mehir” anlamında
da kullanılmıştır.(en-Nisa 4/24-25)TDVİA
EHL-İ SÜNNET : Sözlükte “manevi alanda
çizilen yolu benimseyenler “ İslam
indinde:
“Hz Muhammed
SAV ile ashab cemaatinin İslam dininin temel konula-
rında
izledikleri yolu benimseyenler”
TDVİA
ESİRGEME : Koruma, himaye etme. TDK
EVLATLIK : Nesebi belli olsun veya olmasın,
kendi çocuğu olarak kabul edilen baş-
başkasına ait
çocuk. Evlatlık edinme geçmişte ve günümüzde rastlanan
toplumsal ve
hukuksal bir olaydır. TDVİA
EVREN : Kainat. Gök varlıklarının
bütünü, cihan, alem, kozmos. Düzenli ve uyum
lu bir bütün
olarak düşünülen tüm varlıklar. Büyük
yılan. Kişinin içinde
yaşadığı,
ilişkide bulunduğu ortam. TDK
EVVEL : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili..Varlığının
başlangıcı olma-
yan. TDVİA
EZAN : Bildirmek, duyurmak
anlamındadır. Farz namazların vaktinin geldiğini
müminlere duyurmayı
ifade eder. Müezzin: ezan okuyan, mi’zene: ezan
okunan yer (Minare)
demektir. Kur’an-ı Kerim (et-Tevbe
9/3)’de geç-
mektedir. TDVİA.
FAKİH : Din bilgini, fıkıh bilgini. Sözlükte bilmek, her
şeyi iyi anlamak anlamın-
dadır. TDVİA.
FARZ : Sert bir cismi kertmek, parçalara ayırmak, bir şeyi
belirlemek, kesinleş-
tirmek
anlamlarındadır. Fıkıh usulünde: dinin
inananlardan yapılması
kesinlikle ve
bağlayıcı şekilde istediği eylem (fiil) anlamında fıkıh usulü
terimidir. TDVİA. :
FASIK : Sıfat olarak; Allah’ın emirlerini
tanımayan, günah işleyen. Haram
işle-
yen ve bu
günahları bilen, bile bile günaha giden.
TDK
FAZİLET : İnsanın iyilik
yapmasını ve kötülükten uzak durmasını sağlayan ruhsal
yetenekler. Kur’an- Kerim’in genelinde adalet, itidal,
hoşgörü, doğruluk,
dürüstlük, azim,
sebat, ülfet, kardeşlik, dostluk, sevgi,dayanışma, barışçı-
lık, cömertlik,
tövbe, tevekkül, kanaatkarlık, Allah’a itaat ve teslimiyet,
hikmet, hayırda
yarışma, güler yüzlülük, ölçü ve tartıda dürüst
davranma
selamlaşma,
ağırbaşlılık, cesaret ve kahramanlık gibi bir çok faziletli tu-
tutum ve davranış
üzerinde durulmuştur. TDVİA.
FELAH : Dünya ve ahret
mutluluğu.
FELSEFE : Varlık, bilgi ve değerler
alanıyla ilgili sorunları akılcı,deneysel, eleştirel
yöntemlerle
inceleyen ve temellendiren sistemli
düşünsel etkinlikler
bütünü. TDVİA.
FER’İ : Ayrıntılarla ilgili,
ayrıntı niteliğinde olan, ikinci dereceden.
TDK
FESAD : Bozulmak, Çürümek. Bir
tapınmanın (İbadetin) veya
hukuksal işlemin,
vasıf ve
koşullarındaki eksiklik ve bozukluk nedeniyle hükümsüz olması
anlamında
fıkıh terimi. TDVİA
FETTAH : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. İyilik kapılarını açan, arabulu
culuk
(Hakemlik yapan. TDVİA
FEYİZ : Verimlilik, gürlük,
ongunluk, bereket, artma, çoğalma,
ilerleme, ekinsel
-83-
gelişme,
olgunluk. TDK
FIKIH : İslam tapınma (ibadet)
ve hukuk bilimi. Sözlük anlamı bir şeyi iyi ve tam
anlamak, kavramak
demektir. İslam toplumunda dinsel
bilginin gelişip,
alt dallarının
oluşmasına koşut olarak VIII yüzyılın sonların
dan itibaren
İlam’ın kişisel ve
toplumsal yaşama dair ameli hükümlerini bilmeyi
ve
bu konuyu inceleyen
bir bilim dalını ifade eden bir terim halini almaya
başlamıştır. TDVİA
FITRAT : İnsanın doğuştan sahip
olduğu bütün özelliklerini ifade eden bir kavram.
Sözlük
anlamı,yarmak, icat etmek, yaratılış, belli yetenek ve yatkınlığına
sahip oluş. İlk yaratılış, bir bakıma mutlak yokluğun
yarılarak içinden
varlığın çıkması
(Büyük patlama) şeklinde telakki edildiğinden; fıtrat
sözcüğü ile ifade
edilmiştir. Buna göre fıtrat: “ilk
yaratılış anında varlık
türlerinin temel
yapısını, karakterini ve henüz dış etkilerden etkilenme-
miş olan ilk
durumlarını belirtir. TDVİA.
FİİL : Eylem. İş, davranış.
Olumlu veya olumsuz olarak
çekimli durumda za-
man kavramı
taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavrami veren
sözcük. TDK
FİRASET : İnsanların, varlık ve olayların
iç yüzünü keşfetme, gelecek hakkında
doğru
tahminde bulunma yetisi anlamında bir terim ve bu konuyu ele
alan bilim dalı.
TDVİA.
FİRAVUN : Eski Mısır krallarının
ünvanı. Krallık sarayını ve orada
oturanları ifade
etmektedir. Kur’an_ı Kerim’de
firavun sözcüğü yalnızca Hz Musa döne
mindeki Mısır
Kralını ifade etmekte olup Hz Yusuf devrindeki Kral için
“rab” ve “
melik” sözcükleri kullanılmaktadır.
TDVİA.
FİTNE : Sınav, iyi veya kötü
şeylerle deneme;dinsel, toplumsal ve siyasal kargaşa
anlamlarında
kullanılan geniş kapsamlı bir kavram. Kur’an’da başlıca şu
anlamlara
geldiği görülür: Sınama, deneme, şirk, küfür, müşriklerin Müs
lümanlara
uyguladıkları ve şirke döndürmeyi amaçlayan baskılar, sapık-
lık, sapma,
saptırma, azap, işkence, ateşe atma, düşman saldırısı, Allah’n
kullarına
farklı olanaklar vererek birbirlerine karşı niyet ve tutumlarını
ortaya
çıkarması, şeytanın hile ve tuzağı, şeytanın zayıf ruhlu kişilere
aşıladığı
batıl inanç ve kuruntu, delilik.
TDVİA.
FURKAN : İyi ile kötü, doğru ile yanlış
arasındaki farkı gösteren. TDK
GAFFAR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Daima
affeden, tekrarlanan
günahları
affeden. TDVİA
GAFLET : Dünya veya ahiret yaşamı
için gerekli olan bir şeyin önemini kavraya-
mama halini
ifade eden ahlak ve tasavvuf kavramıdır.
Kur’an-ı Kerim’
de maddi ve
manevi çıkarlarından habersiz olanı gafil, yararlı olan bir
şeyi bilerek
terk etmek gaflet olarak nitelenmiştir
TDVİA.
GAFÜR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Bütün
günahları bağışlayan.
TDVİA
GANİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Her şeyden müstağni, ken-
di dışındaki
her şey O (Allah CC)’na muhtaç. TDVİA
GAYB : Melekler alemi. Madde ötesi varlıklar. Gizli olan, görünmeyen. TDK.
GÖKLER : Evren
GÜNAH : Kutsal emir ve yasaklara
aykırı davranış ve eylemler. Günah bu
emirle-
rin yerine
getirilmemesi veya yasakların çiğnenmesiyle ortaya çıkan ve
dini,ahlaki
ve vicdani açıdan sorumluluk gerektiren bir olgudur. Toplum
sal yaşamda
yasa ve kuralların çiğnenmesi suç olarak adlandırılırken din
-84-
alanındaki
hata ve aşırılıklar günah kabul edilir.
TDVİA
HABİR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile
ilgili. Her şeyin
içyüzünden
haberdar
olan. TDVİA
HAC : Kutsal kabul edilen
mekanları din maksatlı ziyaret etme. İslam’ın beş ko
şulu
(Şart)’undan biri. Pagan veya diğer tüm
dinlerde kutsal mekanları
ziyaret etme
ritüeli var olmuştur. TDVİA
HADİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Yol gösteren, murada erdiren.
TDVİA
HADİS : Hz Muhammed SAV’in sözlerini, yaptıklarını ve onayladıklarını
tanım-
layan
kavram. Hadisleri araştırma, saptama,
geleceğe devretme ve anla-
maya yönelik
Bilim dalı. TDVİA
HAFID : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Alçaltan
zillete düşüren.
TDVİA
HAFIZ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Koruyup
gözeten ve
dengede
tutan. TDVİA
HAİN : İhanet eden.
HAK : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Fiilen
var olan, varlığı ve
kutsallığı
(Uluhiyeti) gerçek olan. Sözlükte “gerçek, sabit ve
doğru ol-
mak,
gerekmek, bir şeyi gerçekleştirmek, bir
şeye yakinen vakıf olmak,
varlığı
kesin olan şey. Çoğulu hukuk. Batılın
zıddı kabul edilir. Hz Mu-
hammed
SAV’in duası: “Allahım! Sen haksın,senin
vaadin haktır,sana
kavuşmak
haktır,senin sözün haktır, cennet
haktır, cehennem haktır,yal-
vaçlar
(Peygamberler) haktır,Muhammed haktır, kıyamet haktır.TDVİA
HAKEM : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Son hükmü veren. TDVİA
HAKİM : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Bütün
emirleri ve işleri
yerli yerinde
olan. TDVİA
HALİFE : Sözlükte; arkada olmak,
birinin arkasından gelmek, yerine geçmek.
Özel
olarak
“birinin yerine geçerek işini, görevini devam ettiren. Yeryüzünde
bir halife yaratacağım (el-Bakara 2/30) ayetiyle
insanın Allah’ın halifesi
olup
olmayacağı İslam bilimciler tarafından tartışılmıştır.
HALİK : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Takdirine uygun bir şe-
kilde
yaratan. TDVİA
HALİM : Tanrı’nın isimlerinden biri. İnsanla ilgili. Sabırlı
ve temkinli, akıllı ve
ağırbaşlı
olan, acele ve kızgınlıkla
karşılık vermeyip, ileride meydana
gelecek gelişmelere fırsat
tanıyan. Dil bilimciler “gücü olduğu
halde ce-
zalandırmayan
ve cezayı büsbütün terk etmeyip,
gelişmelere göre hare-
ket eden”
şeklinde tanımlamışlardır. TDVİA
HAMD : Türkçede övme, teşekkür etme. Yalnızca Allah’a yapılır. Allah’ın,
fıtrat
ve
özellikleri takdir edip yaratarak insanlara bahşeden kudretinin eseridir
Hamd ile karşılık
verilir.
HAMİD : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliğiyle ilgili. Övülmeye layık. TDVİA
HANBELİ
MEZHEBİ: : Mezhebi Dört büyük Sünni fıkıh
mezhebinden biri. Ahmet b. Hanbel’in
görüşleri
etrafında oluşan ve ona nispetle anılan
mezhep kolu. Ehl-i re’
y ’e karşın, “ehl-i
hadis” görüşüne yatkın olduğu
anlaşılmaktadır. Mu-
tezile’ye
karşı verdiği mücadeleden;hadisçiliği ve fıkıhçılığı yanında,
aynı zamanda
Ehl-i sünnet inancının yerleşmesine katkıda bulunmuştur.
TDVİA
HANEFİ
-85-
MEZHEBİ : Dört büyük Sünni fıkıh mezhebinden
biri. İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin
görüşleri
etrafında oluşan ve ona nispetle anılan mezhep kolu. Emevi’ler
devrinde coğrafi
genişlemeyle oluşan çevre
farklılığın adayalı Hicaz ve
-
Irak
ekolleri, hüküm çıkarmada re’y
ve hadis’e verilecek yer ve değer
konusuyla
ilgili metodolojik bir ayrışma noktasına gelmiştir.Bu ayrışma-
da
Iraklılar re’yciliği (ehl-re’y),
Hicazlılar ise eser veya hadisçiliği (ehl-i
eser, ehl-i
re’y) temsil ediyordu. İmam-ı Azam Ebu
Hanife ehl-i re’y ‘in
önderliğini
yapıyordu. TDVİA
HARAM : Sözlükte; “bir şeyin bir
kimseye yasak olması” Dince yasaklanan
eylem.
HASİB : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Kullarına yeten, onları hesaba
çeken. TDVİA
HAY : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Ebedi hayatla
diri Sözlükte
yaşamak, diri
ve canlı olmak. TDVİA.
HAYA : Kınanma endişesiyle,
kurallara aykırı davranmaktan kaçınma.
TDK
HAYIR : Sözlükte “iyi olmak, iyilik etmek, üstün olmak, üstün
kılmak” Ragıp el-
Isfahani
“akıl, adalet, fazilet ve
yararlı nesne” Kur’an-ı Kerim’de 179
yerde geçer
“iyi, güzel, değerli,
yararlı ve mal mülk
gibi arzulanan
şeyler”
el-Müfredat, “hyr” md 1.). Bu
kavram genişliği, hayrın bir çok
ayette çeşitli
olumsuz kavramların zıttı olarak
kullanılmaktadır. Şer’in
zıttı. TDVİA
HELAK : Ölme, öldürme, yok olma,
yok etme. TDK
HELAL : Yapılması dine
göre serbest olan fiil. Haramın
karşıtı. Kurallara, gele-
neklere
uygun. Meşru, nikahlı eş. TDK
HIYANET : Hainlik, ihanet.
HİCRET : Sözlükte, terk etmek, ayrılmak, ilgisini kesmek. Dini nedenlerle bir yer-
den diğer
bir yere
göçme ve özellikle Hz Muhammed
SAV’ın Mekke’-
den
Medine’ye göç etmesi
olayı. Taif’liler ve
diğer kabileler Resul-i
Ekrem’i
reddederken, Medine’den gelenlerin daha ilk
görüşmede İslama
girmeleri ve
her türlü tehlikeye ve sıkıntıyı göze alarak şehrin kapılarını
açmaları,
Medine’nin hicret yeri
olmasını sağlamıştır. Böylece
İslam
Dini
gelişme ve yayılma olanağı
bulmuştur. Hicret edenlere “muhacir”
denir” TDVİA
HİDAYET : Dünya ve ahret mutluluğunu
sağlayacak yolu gösterme. Sözlükte; “doğ-
ru yola
gitmek, doğru yolu göstermek”
ve “doğru yol, kılavuzluk” an-
lamlarındadır. TDVİA
HİKMET : Klasik sözlüklerde;
yargıda bulunmak, engellemek, gemlemek,
alıkoy-
mak, sağlam
olmak anlamlarındaki Arapça ihkam mastarı ile ilişki kuru-
lur. İbrahim el-Farabi hikmetin anlamını kısaca
“anlamları algılamak
(İdrak
etmek) şeklinde açıklamaktadır.
(Divan’ül-edeb, 1,200).
TDVİA
HOŞGÖRÜ : Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş
görme durumu, mü-
samaha,
tolerans. TDK
HUKUK : “Kişilerin birbirleriyle
veya devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallar
bütünü, haklar“
anlamında bir kavram.
Hak kavramının çoğulu, yani
genel
anlamda “Haklar”. TDVİA
HUŞU : Allah’a duyulan saygının
gereği olarak, başta namaz olmak üzere ibadet-
lerin
yerine getirilmesi sırasında sükunet
ve alçak gönüllülük (tevazu)
içinde bulunma .
TDVİA
HUTAME : Cehennemin adlarından
biri. TDH
-86-
HUZUR : Dirlik, baş dinçliği, gönül
rahatlığı, erinç, bir yerde bulunma. TDK
HÜKÜM : Sözlükte “iyileştirmek amacıyla
menetmek, düzeltmek, karar vermek”
Anlamlarında
Arapça masdar ve “Bilim, derin anlayış, siyası egemenlik,
karar ve
yargı” anlamlarında isimdir. TDVİA
İBADET : Kulluk, tapınma. Allah’a karşı
sevgi, korku ve boyun eğme
duyguları-
nın ibadetin temelini
oluşturur. Kul, dünya yaşamını bir sınavı olarak,
özgün iradesiyle
yerine getirmekte veya ihmal etmektedir.
TDVİA
İÇTİHAT : Sözlükte “bir konuda elden
gelen çabayı harcamak. Bir şeyi elde
edebil-
mek için
olanca gücü harcamak” Nas’sın (bkz. Nas)
söylem ve anlamın-
dan
hareketle, Nas’sın bulunmadığında da çeşitli araştırma (istinbat) yön
temleri
kullanılarak yargısal ve şer’i (bkz. Şer’i) hüküm hakkında düşün
sel, sanlı
(zanni) bilgiye ulaşma çabası.
TDVİA
İHLAS : Kulun bütün
davranışları ve sözlerine yalnızca Allah’ın rızasını gözet-
mesi
anlamında ahlak terimi.
Sözlükte: “bir şeyi, içine
karışmış ve de-
ğerini
düşürmüş olan başka
şeylerden temizleme, arındırmak, saflaştır-
mak. Kavram olarak: “ibadet ve iyilikleri riyadan
ve çıkar kaygılarından
arındırıp,
yalnızca Allah için yapmak” TDVİA
İHSAN : Genel olarak iyilik ve
lütufda bulunmak, bir işi en güzel şekilde yapmak.
Başkasına
iyilik etmek, yaptığı işi güzel yapmak.
TDVİA
İKRA : OKU. İslam’ın ilk emri. Hiç, okuyanla okumayan bir olur mu?
İLAH : Tanrı. İlah
Arapça asıllıdır. Tapılmaya layık
görülen yüce varlık. Tapı-
nılan,
yüceliği karşısında hayrete düşülen
gönülden bağlanılıp sığınılan,
duyularla
agılanamayan varlık. Allah Tanrı’nın
gerçek ismi. TDVİA
İLHAM : Feyiz yoluyla insanın
kalbine ulaştırılan bilgi. Sözlükte:
yutturmak. Te-
rim olarak
”Allah’ın, doğrudan veya
melek aracılığıyla iyilik
telkin
eden
bilgileri insanın kalbine ulaştırması”
TDVİA
İLİM : Bakınız BİLİM
İLLİYYİN : Amel defterlerinin
bulunduğu yer anlamında
Kur’an terimi. Sözlükte
Arapça
“yükselmek” anlamındaki ulüv (ala) kökünden türeyen ve “üst
makam,
yüksek derece” demek olan illiyy sözcüğünün çoğulu. TDVİA
İMAM : Arapça; önder,
lider. Cemaatte namaz kıldıran
kişi. Devlet başkanı.
İMAN : İnanmak. Din
adına tebliğ ettiği
konularda yalvaç (peygamber)’ı
doğrulamak. Güven duygusu içinde
onaylamak, inanmak. Allah’tan alıp
din adına
tebliğ ettiği kesinlik kazanan hususlarda yalvaçları onaylamak,
inanmak. Allah’a inananlara (iman edenlere) Müslüman
denir. TDVİA
İNCİL : Hz İsa’ya verilen
kutsal (İlahi) kitabın
Kur’an’daki adı. Hristiyanlara
göre Ahd-i
Cedid’de İncil, yazılı bir metin değil Mesih (Hz İsa) ve hava-
rilerin
bildirdiği ileti (Mesaj)’yi ve müjdeyi, şifahi tebliğ. TDVİA
İNHİSAR : Yed-i Vahit, Tekel.
İNKAR : Sözlükte “kabul
etmemek, reddetmek, hoş
görmemek” anlamındadır.
Bunları
sergileyen, böyle davrananlara “münkir” abı verilir. TDVİA
İRADE : Bir davranışı tercih edip
gerçekleştirme gücü. Sözlükte: istemek, dilemek
Nefsin
yapılması gerektiğine hükmettiği bir işi, bir amacı gerçekleştirme
yi istemesi,
ona yönelmesi. Canlıyı, kendisinden
değişik içerikteki fiille-
rin doğmasını
sağlayacak bir duruma getiren nitelik.
Bir yarar elde etme
inancının
ardından doğan eğilim. TDVİA .
İRŞAD : Hem ianan ve hem de
inanmayanlara doğru yolu gösterme.
TDVİA
İSLAM : Son kutsal
(İlahi) din. Sözlükte, kurtuluşa ermek, boyun eğmek,
teslim
olmak,
teslim etmek, barış yapmak.
“Boyun eğmek ve iradi olarak uy-
-87-
mak
suretiyle barış ortamına girmek” İbn Kuteybe. Allah’ın Yalvaçları
(Peygamberleri) ile
kullarına gönderdiği dinlerin
genel adıdır. İslam’da
akıl, vahiy
ve vicdan birlikte düşünülmelidir.
TDVİA
İSRAF : Gerçek, geçerli (Meşru)
ve makul olanın dışına çıkma,
itidalden sapma.
Sözlükte,
“haddi aşma, hata, cahillik, gaflet”,
israf sözcüğü genel olarak
inanç,
söz ve davranışta dinin, akıl
veya örfün uygun gördüğü ölçülerin
dışına çıkmayı, özellikle mal ve
olanakları meşru olmayan amaçlar için
saçıp
savurmayı ifade eder. TDVİA
İSRAFİL : İslam inancına göre; dört
büyük melekten biri olup kıyamet gününde Sur
’a üflemekle
görevlidir. TDVİA
İSTİĞFAR : Kişinin kusurunun bağışlanmasını
Allah’tan istemesi. TDVİA
İTAAT : Yasal (meşru) emir ve isteklere
uyma. Sözlükte. Arap’ça tav
kökünden
türemiştir ve
aynı anlamlara gelmektedir. Şöyle; “baş
eğmek, emredileni
yerine
getirmek, söz dinlemek” TDVİA
İTİDAL : Duygu, düşünce, ahlak ve davranışlardaki denge. Sözlükte. “iki aşırı tu-
tum ve
davranış arasındaki orta hal”. TDVİA
İ’TİKAD : Sağlamlaştırmak, kesin
karar vermek, onaylamak (tasdik etmek) anla-
mındadır. İman karşılığı
kullanılır. TDVİA
İZZET : Yenilgiye uğramayı
ve aşağılanmayı önleyen güçlü
ve saygın konum.
Sözlükte
“güçlü ve üstün olmak, galip
gelmek, saygın olmak” yanında
“bir kimsenin
başkaları karşısında bedenseli psikolojik, geçimsel (ekono-
mik), toplumsal statü vb. yönlerden güçlü, etkin ve saygın olması, baskı
altına alınamaz
bir konumda bulunması durumu”. “Acizlik, alçaklık”
anlamındaki
zillet’in karşıtı olarak kullanılır.
TDVİA
KABIZ : Tanrının isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni).
Rızkı tutan, canlıların
ruhunu alan. TDVİA
KABİLE : Aynı soya mensup, aileler topluluğu. Aynı atadan
gelen ve birbirine kan
bağıyla bağlı
bulunan büyük insan topluluğu. Soy birliği bilincine dayalı
toplumsal,
geçimsel (ekonomik) ve siyasal
örgütlenme biçimini de ifade
eden,
nesilden nesile aktarılan kültürün bir arada tuttuğu kabilenin kimli-
ği: din, dil
(lehçe), tarihsel aktarımlar ve türe farklılaşması gibi sembolik
alanlarda
ortaya çıkar. TDVİA
KADER : Allah’ın nesneleri
ve olayları , özellikle sorumluluk doğuran beşeri fiil-
leri, ezelde
planlayıp, zamanı gelince yaratması. Sözlükte “gücü yetmek,
planlamak,
ölçü ile yapmak, bir şeyin şeklini ve niteliğini belirtmek, de-
ğerini
bilmek, rızkını daraltmak” ve
“Allah’ın bütün nesne
ve olayları
ezeli ilmiyle
bilip belirlemesi”. TDVİA
KADI : Özellikle Osmanlı’da,
“hukuksal uyuşmazlıkları karara bağlamak üzere
Devlet’çe atanan görevli.
İnsanlar arasında meydana gelen
çekişme ve
davaları
şer’i hükümlere göre çözümlemek.(el-Mecelle md.1785)TDVİA
KADİR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Her
şeye gücü yeten, kud-
retli. TDVİA
KAFİR : Küfrü benimsemeyen. “fıtri yeteneğini köreltip, örten” TDVİA
KAHHAR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Yenilmeyen,
yegane galip.
TDVİA
KASEM : Bakınız. Yemin.
KAVİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Her
şeye gücü yeten, kud-
retli. TDVİA
KAVİM : Topluluk, halk, ırk. Sözlükte “aynı soydan
gelen, töre, dil ve ekin (kül-
-88-
tür)’leri bir
olan insan topluluğu” Irk ve ulus anlamlarında da kulanılır.
TDVİA
KAYYÜM : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Her şeyin
varlığı kendi-
sine bağlı olup,
Evren (Kainat)’i yöneten. TDVİA
KAZA : Tanrısal (İlahi)
takdirin zamanı gelince gerçekleştirilmesi (Kader).Vakti
içinde yerine
getirilemeyen bir ibadetin, daha
sonra yerine getirilmesi.
Yargılama
hukuku ve yargı kararı. Osmanlı’da
Kadı’nın yetki alanı. İl-
çe,
kaymakamlık. TDVİA
KEBİR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Zatının
ve sıfatlarının içe-
riği
anlaşılamayacak kadar ulu. TDVİA
KELAM : İslam dininin ana
ilkelerini konu edinen bilim dalı.
Sözlükte “bir düşün-
ceyi tam
olarak anlatan söz” Konusuna göre
yapılan tanımların; bir kıs-
mı
Allah’tan başka nübüvveti, bir kısmı da ahireti tanımının
kapsamına
almakla
yetinmiştir (et-Tar’ifat, “Kelam” md., Topaloğlu. S.48), bir kıs-
mı imanın üç
temel esasına da yer vermiştir. Buna
göre: “Allah’ın kişi-l
liğinden ve
sıfatlarından, nübüvvet konularından, başlangıç ve sonuç iti-
bariyle evrenin
hallerinden İslam yasaları
gözleminde bahseden bir
bilim
dalıdır. TDVİA
KELİMEYİ : İslam’ın beş koşulundan biri.
Eşhedüenla İlahe İllallah ve Eşhedü enne
ŞEHADET Muhammeden Abdühu ve
Resulühu.
:
KEREM : Soyluluk, Büyüklük,
cömertlik.
KERİM : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Fazilet
türlerinin hepsine
sahip. TDVİA
KEVN : Toplumda bulunmak,
yaratılan her şey. Doğa alanındaki varoluş.TDVİA
KEVSER :Sözlükte sıfat
olarak “çok, pek çok”, isim olarak da “iyilik ve hayır” an-
lamlarındadır. Kur’an-ı Kerim’in
108. suresidir. Hz Muhammed SAV’i
teselli etmek
amaçlı indirildiği görüşü egemendir.
TDVİA
KIRAAT : Sözlükte “okumak” Genellikle Kur’an okuma anlamında
kullanılır. Na-
mazın bir
rüknü olarak kıyam halinde (ayakta durma) iken Kur’an oku-
mak . TDVİA
KISAS : Sözlükte“ardından gitmek, iz
sürmek, yaptığı işte birinin
yolunu izle-
mek, kesmek,
eşitlemek ve misilleme
yapmak” Etkili fiil suçlarında
suçlunun
işlediği fiile denk bir ceza. TDVİA
KISSA : Sözlükte “bir
kimsenin izini sürmek, ardınca gitmek,
bir kimseye bir ha-
ber veya
sözü bildirmek”. Kur’an-ı Kerim’de tarihi
kişilerle olaylara
dair yer alan
haberler ve bunlardan söz eden bilim.
Öykü. TDVİA
KIYAM : Sözlükte “doğrulmak, ayakta
durmak, yönelmek” Fıkıhta kavram olarak
“namazda
ayakta durmak” TDVİA
KIYAMET : Kur’an-ı Kerm’de kıyametin tasviriyle ilgili ayetlerden
anlaşıldığına gö-
re, bu olay (Kıyamet), evrende var
olan kozmik düzenin bozulmasıyla
başlayacaktır. TDVİA
KİTAP : Ciltli veya
ciltsiz olarak bir
araya getirilmiş, basılı veya
yazılı kağıt
yaprakların
bütünü. Herhangi bir konuda yazılmış
yapıt. TDK
KİTAP EHLİ : Kutsal bir kitaba inananlar. TDK
KOZMİK : Gökbilim terimi. Evren ve onun genel düzeniyle ilgili. Evrensel.
Haber
alma ile
ilgili. TDK
KUDDÜS : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Her
türlü noksanlıklardan
arınmış
Münezzeh). TDVİA
KUL : Tanrı’ya göre insan.
Sözlükte “esir, köle” Osmanlı Devleti’nin kapıkulu
-89-
askerleriyle
askeri ve mülki yöneticileri için kullanılan kavram. TDVİA
KUR’AN : İslam Dini’nin
kutsal kitabı. Sözcük
anlamı “Harfleri bir araya getirip
seslendirmek,
okumak” olan Kur’an sözcüğü,
genel kabule göre vahiy
kaynaklı diğer kutsal kitapların temel kurallarını,
bilgilerini içerdiği için
Hz Muhammed
SAV’e gönderilen kitabın adı olmuştur.
KYTMT.
KURRA : Kıraat Alimleri.
KUT : Devlet yönetiminde
güç, yaratıcılık ve yetki
bakımından sahip olunan
üstün
güç. Mutluluk, Tanrısal (ilahi)
bir kaynaktan gelen rahmet, bere-
ket. TDK
KUTSAL : Tanrıya adanmış olan,
tanrısal olan. Bozulmaması, dokunulmaması karşı
Çıkılmaması,
çiğnenmemesi gereken, üstüne titrenilen.
Güçlü bir dinsel
saygı
uyandıran ve uyandırması gereken.
TDK. Kutsalı belirleyen öge:
kişinin,
kaynağı doğa üstü sayılan varlığa sevgi ve korunmaya dayalı bir
duyguyla
bağlanması eylemidir. TDVİA
KUTSİYET : Kutsallık. Doğa
üstü bir güçte ve onunla temas sonucunda bazı varlık-
larda
bulunduğuna inanılan aşkın
nitelik. Yaratılmışlık
özelliklerinden
ve
içeriğinin algılanmasından uzak
(münezzeh) oluş anlamında Allah’a
atfedilen
kavram. TDVİA
KÜFÜR : Sözlükte “örtmek, gizlemek,
nankörlük, etmek”. Din adına
tebliğ ettiği
Konularda yalvaçları (peygamberleri) onaylamamak (tasdik etmemek).
TDVİA
LATİF : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Yaratılmışların gereksinimle-
rini en ince
ayrıntısına değin bilip, sezilmez yollarla
karşılayan. TDVİA
LEVH-İ MAHFUZ: Sözlükte “üzerine yazı
yazılan, silinmekten ve değişikliğe
uğramaktan
korunmuş düzgün
satıh”. Bütün nesne ve olaylara
ilişkin tanrısal (ilahi)
bilgi ve
takdirin kayıtlı bulunduğu kitap.
TDVİA
MABUD : Kendisine tapınılan
varlık. TDK
MACİT : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Şanlı, onurlu
(Şerefli).
TDVİA
MADDİ : Madde ile ilgili, maddesel,
özdeksel, manevi karşıtı. TDK
MAĞFİRET : Sözlükte “örtmek, gizlemek,
birinin kusurunu açıklamayıp bağışlamak”
Allah’a
nispet edildiğinde “kulunun günahların ı
örtüp kusurunu bağışla
ması” TDVİA
MAKAM-I
MAHMUD : Övgüye
layık yer, yüksek dereceli
manevi makam. Hz Muhammed’in
kıyamet
gününde sahip olacağı manevi konumu. TDK
MALİKİ
MEZHEBİ : Dört büyük
Sünni fıkıh mezhebinden
biri. Hicri 2. (Miladi 7.-8.) asırda
Medine
merkezli ortaya çıkan
ehl-i Hicaz fıkhı, bu fıkhın gelişmesinde
en büyük paya
sahip bulunan Malik b. Enes’e nispetle
Maliki Mezhebi
olarak adlandırılır.
Mezhebe mensup fakihlere ve bu görüşle
amel eden
kişilere de
Maliki denmiştir TDVİA
MALİKÜL MÜLK: Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni) Mülkün
sahibi. TDVİA
MANEVİ : Tinsel. Görülmeyen, duyularla sezilebilen, ruhani,
maddi karşıtı. TDK
MANİ’ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni).
Dilemediği şeyin ger-
çekleşmesine izin vermeyen, kötü şeylere engel olan. TDVİA
MECİD : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Şanlı,
onurlu (şerefli).
TDVİA
MECUSİLİK : Mecus dinine ait inançlara dayalı
davranışların bütünüdür. Esas akidele-
-90-
ri “ateşe tapmak
olan Zerdüştilik, Muhrailik, Zurvailik, Mazdekilik gibi
çeşitli inanışların
ortak adıdır. İbn Haldun Mukaddime.
MEHİR : Sözlükte “ücret” Nikah
akdinin sonucu olarak kocanın karısına ödemek
türlerde oldukça
eski bir geçmişi vardır. Günümüzde
çok fazla önemi
kalmamakla birlikte,
gelişmemiş toplumlarda değişik
örnekleri görül-
mektedir.
MELEK : Sami dillerde
bulunan “göndermek” anlamındaki “l’ek”
kökünden olup
“haberci,
elçi: güçlü kuvvetli, tasarrufta bulunan, yöneten” Allah’ın emir-
lerine tam
itaat eden iyi nitelikteki ruhani varlıklar.
TDVİA
MELİK : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Görünen
ve görünme-
yen alemlerin
sahibi. Hükümdar, yetke (İktidar)
sahibi. TDVİA
MENDUP : Sözlükte “istenen, arzulanan,
kendisine çağrılan şey”İslam fıkıh
kavramı
olarak:
yapılması kesin ve
bağlayıcı olmaksızın istenen ve terk edilmesi
dini açıdan
kınanmayan işler. TDVİA
MERHAMET
: Sözlükte “acımak, şefkat
göstermek”, “acıma duygusu, bu duygunun et-
kisiyle
yapılan iyilik, lütuf”
Allah’ın bütün yaratılmışlara
yönelik lütuf
ve
ihsanı. TDVİA
METİN : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Her şeye
gücü yeten, kud-
retli. TDVİA
MEVLA : İslam hukukunda kölesini
azat eden,azat edilen köle ve velayetlik sözleş-
mesinin
taraflarından biri. Çeşitli hadislerde
“Allah’ın isimlerinden biri
olarak
zikredilmiştir. TDVİA
MEZHEB : Sözlükte; dinin asli veya
fer’i (bkz.Feri) hükümlerinin dayandığı delilleri
bulmakta ve bunlardan
hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan din
bilimcilerin
ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem
Dinin inanç
esaslarını veya ameli hükümlerini anlama ve yorumlama ko-
nusunda
kendine özgü yaklaşımlara sahip düşünce sistemi. Bu yaklaşım-
lar etrafında
oluşan ekolleşmenin ürünü olan birikim.
TDVİA
MİKAİL : Dört büyük
melekten biri. Müslüman dilciler; İbranice veya Süryanice
olduğunu
söylemektedir. İslam inancına göre
şeytana ve diğer meleklere
Adem’e secde
etmelerini emreden Mikail’dir. O,
semanın anahtarlarının
muhafızı ve
ahrette ölüleri dirilişe çağıracak olandır.
TDVİA
MİLLET : ULUS. İbrani’ce ve Aramice’de, “mille” söz,
sözcük. Arapça’da, “mil-
let” din ve
izlenen, gidilen yol. Bu
çerçevede: (el-milletü’l-İslamiyye)
İslam yolunu
izleyenler,
(el-Milletü’l-Mujammediyye)
Muhammed’in
yolunu
izleyenler şeklini almış. Daha sonraları sözcüğün kendisine top-
lumsal
bakımından yüklenen anlamdan da etkilenip, Türkçe’deki “ulus”
sözcüğünün
eş anlamlısı olarak,
batının “nation” kavramının karşılığı,
Türkçe’ye
ve Farsça’ya geçmiştir.
Bu dillerde sosyolojik ve siyasal
bir
anlam
kazanmıştır. TDVİA
MUAHHİR : Tanrı’nın isimlerinden biri. Varoluşsal (Kevni). Geriye bırakan. TDVİA
MUCİZE : Sözlükte bir şeye güç
yetirememek anlamındaki acz kökünden türemiştir.
Yalvaç
(peygamber) olduğunu ileri süren
kimsenin elinde doğruluğunu
kanıtlamak
için, Allah tarafından yaratılan olağanüstü olay. TDVİA
MUĞNİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Zenginlik
verip, doyu-
ran (Tatmin
eden). TDVİA
MUHKEM : Sözlükte “ sağlam kılınmış, dış
etkilere ve bozulmalara karşı korunmuş”
Başka bir
olasılık taşımayan açık anlamlı ayet ve hadislerle fıkıh usulün-
de açıklık
bakımından en üst düzeydeki söylem türü.
TDVİA
-91-
MUHSİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Her şeyi
tek tek ve bütün
ayrıntılarıyla
bilen. TDVİA
MUHYİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Can veren.
TDVİA
MUİD : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Tekrar
yaratan. TDVİA
MUİZ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Yücelten, izzet ve
onur (Şeref)
veren. TDVİA
MUKABELE : Sözlükte“iki şeyi birbiriyle
karşılaştırmak Bir başkasının Kur’an-ı Kerim
’i
okuyuşunu izlemesi ve
bu şekilde hatim
indirmesi. Bir söz
içinde
geçen iki veya daha çok ögeden sonra her birinin
karşıtını veya ilgilisini
sırayla
söylemek anlamında yazın sanatı.
TDVİA
MUKADDİM : Tanrı’nın isimlerinden biri. Varoluşsal (Kevni). Öne alan.
TDVİA
MUKİT : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Bedenlerin ve
ruhların
gıdasını
yaratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan.
TDVİA
MUKSİT : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili.Adaletle
hükmeden.TDVİA
MUKTEDİR : Tanrı’nın isimlerinden biri. Kişiliği ile ilgili. Her
şeye gücü yeten, kud-
retli. TDVİA
MUSAVVİR : Tanrı’nın isimlerinden biri. Varoluşsal (Kevni). Şekil
ve özellik veren.
TDVİA
MUSHAF : Sözlükte “bir araya getirilip
bağlanmış yazılı sahifeler” Kur’an-ı
Kerim
ayetlerinin
iki kapak arasında toplanmasından oluşan kitap.
TDVİA
MUTEZİLE : Sözlükte “uzaklaşan, ayrılıp köşeye
çekilen” (Allah’ iman)
konularının
yorumunda
akla ve iradeye öncelik veren kelam görüşü (mezhebi). Ebü
’l-Kasım
el-Belhi, Mu’tezile’nin “büyük
günah işleyen kimseyi
kafir
veya mümin
değil fasık sayması nedeniyle bu adı aldığını kaydeder. Zik
rü’l-Mu’tezile s.115. TDVİA
MUTTAKİ : Arap’ça. Takvalı, Allahtan korkan ve sakınan. TDK
MÜBAREK : Bereketli. Maddi
ve manevi açıdan
hayır getirip artarak devam eden.
TDVİA
MÜBDİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). İlkin
yaratan.TDVİA
MÜCİB : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Dileklere karşılık verenTDVİA
MÜCTEHİD : İçtihat (bkz. İçtihat) konularıyla
ilgileneni içtihat yapan.
MÜHEYMİN : Tanrı’nın isimlerinden biri. Varoluşsal (Kevni). Evren (Kainat)’in bütün
işlerini gözetip,
yöneten. TDVİA
MÜLK : Görülen, duyumlarla algılanılabilen (Hissedilen), insan bilgisinin ulaşa-
bildiği maddi
varlıklar. Şehadet alemi. TDVİA
MÜMİN : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Güven veren, vaadine güveni-
len. TDVİA
MÜMİT : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Öldüren.
TDVİA
MÜNAFIK : Sözlükte “Allah’a inanmadığı halde kendisini
inanan (mümin) gösteren
veya
inanmakla inanmamak arasında bocalayan kimse.
TDVİA
MÜNEZZEH : Temiz. Uzak.
TDK
MÜNTAKIM : Tanrı’nın isimlerinden biri. İnsanla
ilgili. Suçluları cezalandıran.TDVİA
MÜSLÜMAN
: Allah’ inanan, iman eden. (bkz.
İman)
MÜSTAĞNİ : Gözü gönlü tok, elindekiyle
yetinmesini bilen kimse.
MÜŞRİK : Şirk (bkz. Şirk) sahibi.
MÜTEALİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. İzzet, onur (Şeref) ve ege-
menlik bakımından
en yüce, aşkın. TDVİA
MÜTEKEBBİR
: Tanrı’nın isimlerinden biri.
Kişiliği ile ilgili. Azamet ve
yüceliğini gös-
teren (İzhar)
eden. TDVİA
-92-
MÜZİL : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Alçaltan, zillet veren.TDVİA
NAFİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Fayda veren.TDVİA
NAFİLE : Sözlükte “hak edilen
miktara veya paya eklenen, ziyade, ilave, fazlalık”
Kişinin insanlara yardımcı olmak, daha çok sevap
kazanmak için kendi
isteğiyle
yaptığı maddi, mali ve bedensel çabalar (ibadetler). TDVİA
NAMAZ : Özel duygu ve davranışlarla
Allah’a İbadet duygusu ile, Allah’ın huzuru-
na
çıkmak, belli şekillerle
Allah’a tapınmak ve Allah ile konuşmaktır.
Namaz:
Allah’ın kulunu huzuruna kabul
etmesidir KYTMT.
NAS : Sözlükte “sözü sahibine
kadar götürmek, bir
şeyi açığa çıkarıp
daha
görünür
ve anlaşılır hale
getirmek için yukarı kaldırmak, bir şeyin son
sınırına ulaşmak” İslam’da: Allah’ın ve Hz Muhammed SAV’ın sözünü
ifade eder,
fıkıh usulünde açıklık bakımından yapılan söylem (lafız) ay-
rımında
kullanılan anlamıdır. Genelde, hüküm kaynağı olması yönüyle
Kitap ve
Sünnet’in ifadeleri anlamında, fıkıh usulünde söylemin açıklık
düzeyini
belirtmek. TDVİA
NASİP : Allah’ın bir kimse için
önceden belirlediği mutluluk payı. TDVİA
NASİHAT : Sözlükte “bir şey için saf, halis
olmak. Kötülük ve bozukluluktan uzak
bulunmak. İyi niyet sahibi olmak, başkalarının iyiliğini istemek, başka-
larının hata
ve kusurlarını gidermek için gösterilen
çaba, iyiliği özendir-
me,
kötülükten sakındırma” TDVİA
NEBİ : Sözlükte “haber veren, mertebesi yüksek
olan, açık seçik yol, Allah’ın
buyruklarını
ve ÖĞÜTLERİNİ insanlara
bildirmek üzere seçtiği
elçi.
Gönderilmiş
kişi. TDVİA
NECASET : Pislik, kirlilik. Bazı nesnelerin dinen pis sayılması. TDVİA
NEFİS : Sözlükte“ruh, can, yaşam
ve yaşamın ilkeleri, varlık, kişi, hevesler, kan
beden,
bedenden kaynaklanan aşağılayıcı (sufli) arzular” Kur’an’da: ruh,
zat, öz varlık.
İnsanın özü, kendisi, tanrısal güzellik, kötü huyların
ve
sufli arzuların
kaynağı. Kelam bilginleri
nefsin güzel (latif) bir cisim
olduğunu
savunmuşlardır. TDVİA
NESEP : Soy bağı. Çocukla anne, baba, nine, dede arasındaki soy
bağı. TDVİA
NİMET : İyilik, lütuf, ihsan, yaşamak
için gerekli her
şey, yararlanılan olanak,
yiyecek
içecek, özellikle ekmek. TDK
NİSYAN : Unutma. TDK
NİYET : Sözlükte “yönelmek,
ciddiyet ve kararlılık”, “kalbin hemen
veya sonucu
itibariyle
amaca uygun bulduğu, yani
bir yarar sağlayacağına yahut bir
zararı
savacağına hükmettiği eyleme
yönelmesi” Kesinlik kazanmış ve
bir işlemin
yapılmasına yönelme. TDVİA
NUR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Nurlandıran,
nur kaynağı.
TDVİA
ORUÇ : İslam’ın beş
koşulundan biri. Fars’ça
ruze sözcüğünün Türkçe’leşmiş
hali. Kavram olarak, tan yerinin ağarmasından
güneşin batmasına değin
ibadet
niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak. TDVİA
ÖDÜL : Mükafat.
ÖĞÜT : Nasihat, vaaz.
ÖKSÜZ : Annesini kaybetmiş evlat.
PAGAN : Çok tanrıcı din anlayışına
sahip olan. TDK
PEYGAMBER
: Fars’ça bir sözcüktür,
“haber getiren, ulak”
anlamındadır. Türkçe’de
Allah’ın elçisi anlamında kullanılmaktadır, Arapça’da
kullanılmamakta-
dır. Türkçesi
Yalvaç’tır. Kur’an ve
hadislerde nebi, resul
ve mürsel
-93-
isimleri
kullanılır. YDVİA
PUT : Aslı, Buddha ismine
dayanan, Fars’ça “but” sözcüğü, Türkçe’ye “put”
olarak
geçmiştir. Bilinçli ve canlı
olduğuna inanılan suret veya
heykel.
Tamamen
veya kısmen bir dini ortam içinde
kurumlaşmış, tapınma (iba-
det) konusu
haline getirilmiş maddi cisim.
TDVİA
RAB : Tanrısallığın
(İlahiliğin) içkin yönü olarak, yarattıklarının tüm
işlerinin
yaratan,
yöneten, yürüten ve kullarıyla hemhal olan.
Allah. TDVİA
RAFİ’ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Yücelten, izzet ve
onur (Şeref)
veren. TDVİA
RAHİM : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Bağışlayan!
Sevdiklerine,
inananlara merhamet
eden, koruyan ve onlara acıyan. Çok merhametli
merhametli. Esirgeyen!
Allah’ın kullarının gelecekte elde etmek üzere
hak ettikleri,
layık oldukları sınırsız rahmetini lütuf ve merhametini ifade
etmektedir. TDVİA
RAHMAN : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Esirgeyen!
Rahmeti ile her
şeyi kuşatan.
Çok merhametli. Her
canlının gereksinimlerini ayırım
yapmadan
karşılayan. TDVİA
RAHMET : Allah’ın tüm yarattıklarına
merhamet etmesi. Halk dilinde yağmur. TDK
RAKİP : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Gözetleyip, kontrol
eden.
TDVİA
RAÜF : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Şefkatli
TDVİA.
REHBER : İnsanların doğru yolu
bulabilmesine olanak tanıyan birey ya da nesneler.
RESUL : Sözlükte “gönderilmiş
kişi” Allah’ın buyruklarını
ve ÖĞÜTLERİNİ
insanlara bildirmek üzere
seçtiği kişi. Ayrıca Allah ile yalvaçları veya
diğer bazı yaratılmışlar arasında elçilik yapan
melekler hakkında da kul-
lanılır. TDVİA
RESUL-İ EKREM : Allah’ın elçilerinin
en üstünü, en değerlisi olan Hz Muhammed, Resul-i
Ekrem SAV
(sallallahü aleyhi ve sellem) TDVİA
REŞİD : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Bütün
işleri isabetli ve
hedefine ulaşıcı,
aydınlatıcı (irşad edici). TDVİA
REZZAK : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Bedenlerin
ve ruhların
gıdasını
yaratıp, veren. TDVİA
RIZIK : Sözlükte “ yiyecek,
giyecek ve yararlanılacak her
şey, yağmur, bağış,
paynasip
gibi anlamlara gelir.
Kavram olarak Allah Teala’nın canlılara
yeme, içme
ve diğer hususlarda
yararlanmak üzere verdiği
her türlü
maddi manevi
yararlanma araçları. TDVİA
RİBA : Bakınız faiz.
RİSALET : Sözlükte “göndermek, elçilik,
mektup, mesaj” Bir kimsenin
irade beya-
nını diğer
bir kimseye tebliğ etme. Tebliğ edene
elçi (resul), elçiyi gön-
deren kimseye
(mürsil), elçinin gönderildiği kimseye (mürselün ileyh)
denir.
TDVİA
RİVAYET : Sözlükte “sulamak, su
başına gidip kana
kana su içmek,
nakletmek”
İslami kavram
olarak “hadis vb haberleri deliliyle (senediyle) nakletmek,
onları
söyleyene veya yapana dayandırmak (isnat etmek)
TDVİA
RUH : İnsanın yaşamasını
sağlayan, algılayıcı (idrak
edici) ve bilici unsuru.
Ruh bir
anlamda; kendisinin bir cüzünü teşkil eden ve devamlılığını sağ-
layan “nefes”
anlamına da gelir. TDVİA
RUKÜ : Öne doğtu eğilme.
Namazda elleri dize dayayıp öne doğru eğilme.
TDK
SABÜR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Çok sabırlı.
TDVİA
-94-
SADAKA : Gönüllü olarak
veya dini bir
vecibeyi yerine getirmek
üzere ihtiyaç
sahiplerine yapılan maddi
yardım. Allah’ın
hoşnutluğunu kazanmak
için
ihtiyaç sahiplerine yapılan
gönüllü veya dinen zorunlu
yardımlar.
TDVİA
SAHABE Sözlükte“ bir kişiyle
bulunmak, onunla dost arkadaş
olmak” Hz Mu-
hammed’in sohbetine katılanlar.
Sahabe bireylerine sahabi
denir. Sa-
habi
sayılmak için temyiz kudretine sahip olmak yeterlidir. TDVİA
SALAH : Bakınız Salih. TDVİA
SALİH : Sözlükte “iyi doğru,
yararlı ve uygun olmak, doğruluk, dürüstlük”
Dine
ve dünyaya
yönelik yararlı işlerle bu işleri yapan kimseler. TDVİA
SALİH AMELLER: Dinin yapılmasını
emir veya tavsiye ettiği, iyi,
doğru,yararlı ve sevap
kazanmaya vesile
olan işler. TDVİA.
SAMED : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Arzu
ve gereksinimleri
nedeniyle herkesin
yöneldiği ulular ulusu bir müstağni.
TDVİA
SAMİ : Hz Nuh’un oğlu olan
Sam’dan türediklerine inanılmış beyaz ırkın, Arap-
ça, Asur’ca,
İbrani’ce, ve Habeş’çe konuşan kavimler topluluğu. TDK
SEBİL : Sözlükte “yol” Anlamının
“fi sebili’ilah” (Allah yolunda, Allah rızası
için) deyiminden geldiği belirtilmektedir. Büyük şehirlerin işlek cadde-
leri üzerinde
ve genellikle cami
yanlarında içme suyu
dağıtan özel
mimari
birim. TDVİA
SECDE : Sözlükte “eğilmek, boyun eğmek, tevazu ile alnı yere koymak”
olan sü-
cud
mastarından secde olmuş. Fıkıh terimi olarak, namazda alın, burun
el ayaları,
dizler ve ayak parmakları zemine değecek
şekilde yere kapan
mak. TDVİA
SEKAR : Beyne acı veren sıcaklık.
SELAM : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Esenlik veren. TDVİA
SELSEBİL : Cennetteki berrak su
kaynağı.
SEMAVİ : Göksel.
SEMİ’ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. İşiten.
TDVİA
SEVAP : Dini açıdan geçerli
sayılan davranışların ahretteki ödülü,
ebedi hayatta-
ki mutluluk
(mükafatı) anlamında bir kavram. TDVİA
SİCCİN : Kötülerin amel
defterlerinin bulunduğu yer anlamında.
TDVİA
SURE : Sözlükte “yüksek ve
güzel bina, evin bir bölümü veya katı, yüce merte-
be, şan
ve şeref, alamet
ve nişan” Kavram
olarak “Kur’an-ı Kerim
ayetlerinin
bir araya getirilmesi sonucunda oluşan, sınırları vahiy doğrul
tusunda
Resul-i Ekrem tarafından belirlenen bölüm.
TDVİA
SÜNNET : Farz veya vacip derecesinde olmaksızın
yapılması stenen eylem
(fiil).
Mendubun en önemli
bölümünü oluşturur. Hanefi usulcüleri sünneti:
Farz yahut
vacip olmaksızın, Hz Muhammed SAV ve
ashabının yolu
olarak açıklamıştır.
Alaeddin es-Semerkandi: Allah’ın
elçisinin sürekli
biçimde yaptığı
ve herhangi bir özrü bulunmadıkça terk etmediği işler-
dir
(Mizanül-uşül, s.34). TDVİA
SÜPHAN : Tanrı, Allah. TDH
ŞAFİİ MEZHEBİ
: Dört büyük Sünni
fıkıh mezhebinden biri Hicri ilk iki yüzyılda ortaya
çıkan Hicaz
fıkhı ile Irak
fıkhını yakından tanıma ve eleştirme olanağı
bulup bu
iki eğilim arasında
özgün bir sentez
gerçekleştiren İmam
Şafii’ye nisbet edilen
fıkıh doktrini ve bu çizgide üretilen fıkıh birikim
TDVİA
ŞARİ : Din ve hukukun
menşe anlamında kaynağını, hüküm
koyma yetkisinin
-95-
asıl
sahibini belirlemek için kullanılan fıkıh usulu kavramı. TDVİA
ŞEFAAT : Sözlükte “suçunun bağışlanması
veya dileğinin yerine
getirilmesi için
birine aracılık
etme” Ahrette yalvaçların
ve kendilerine izin
verilen
kimselerin
inananların bağışlanması için Allah katında niyazda bulunma
maları. TDVİA
ŞEHİD : Tanrı’nın isimlerinden biri. Kişiliği ile ilgili. Her
şeyi gözlemiş olarak
bilen. TDVİA
ŞEKÜR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Az iyiliğe çok ödül (Mükafat)
veren. TDVİA
ŞER : Sözlükte“kötü olmak,
kötülüğe eğilim göstermek, kötülük yapmak, kötü
en kötü,
çirkin, hayrın karşıtı” Allah’ın
emri ve insanın selim fıtratıyla
bağdaşmayan
kötü ve zararlı şeyler anlamında kelam kavramı.
TDVİA
ŞER’i : Şeriata uygun. :
ŞERİAT : İslam’a ait
dinsel, ahlaki ve
hukuksal hükümler bütünü. Sözlükte “bir
yöne doğru
açılarak uzayıp gitmek, açık
olmak, açık hale getirmek an-
lamlarındaki
şer kökünden oluşturulan şeriat; insanların ya da hayvanla-
rın su
içtiği açıkta olan
ve kesilmeyen akarsu, bu suya
giden yollar”
Zaman
içinde; açık ve doğru kurallar, yerleşik
davranış biçimi ile dinsel
anlamda: bir
tanrısal (semavi) dine dayanan hükümler
bütünü anlamları
nı
almıştır. TDVİA
ŞEYTAN : İnsana musallat olup onu
saptırmaya çalışan ruhani varlık. TDVİA
ŞİA : Sözlükte “taraftar,
yardımcı, destekleyici, bir işi
gerçekleştirmek için bir
kimse
etrafında toplanan gurup” Kavram olarak. Resul-i Ekrem’in ölü-
münün
ardından Devlet Başkanlığı’nın (Halifeliğin) Hz. Ali’ye ve O’-
nun soyumdan
gelen belli kimselere
intikal etmesi gerektiğini savunan
gurupları
ifade eder. Emevi kuvvetlerince şehid
edilen Hz. Ali’nin oğlu
Hüseyin’in
kanı Şia’nın temel unsurunu teşkil etmiştir.
TDVİA
ŞİRK : Evren’i yaratan ve
yöneten en yüce varlığın kutsallığına, ilahiliğine (ulu-
hiyyrtine)
ortak tanıma. TDVİA
ŞÜKÜR : Teşekkür ile aynı
anlamdadır. İsteyerek yapılmış
bir iyilik ve ihsana
karşı dille veya
başka şekillerde uygun karşılıkta bulunmaktır.
TABİiN : İslam sahabesini Müslüman
olarak gören ve Müslüman olarak ölen ikinci
nesil. TDVİA
TAHARET : Temizlik. Sözlükte “ temizlenmek, arınmak”
anlamındaki taharet (tuhr)
kavram olarak “maddi
kiri (necaset, habes) veya tinsel
pisliği (hades)
gidermek” Tuhr özellikle
“hayızdan temizlenme” TDVİA
TAKDİS : Kutsal sayma, kutsama TDK
TAKİYYE : Kişinin canına
veya malına yönelik bir tehlike karşısında inancını gizle-
yip gerektiğinde aksini söylemesi. TDVİA
TAKVA : Dinin emir ve
önerilerine (tavsiyelerine) uyma, haram
ve günahlardan
kaçınma
hususunda gösterilen titizlik. TDVİA
TANRI : Doğu Hunları zamanından
itibaren kullanıldığı bilinen tenri sözcüğü var.
Önceleri gök
yüzünü, daha sonra tapınılan varlığı ifade etmek üzere, ten
ri (tengri),
tanrı, bayat tenri, ugan tenri biçimde kullanılmıştır. Kaşgarlı
Mahmud,
Divanü lugati’t-Türk’te tengri sözcüğünün “ulu tanrı” anlamı-
na
geldiğini, Türkler’in gözlerine büyük
görünen her şeye tenri dedikle-
rini
nakleder. TDVİA
TASAVVUF : İslam’ın zahir (bkz. Zahir) ve
batın (bkz. Batın) hükümleri çerçevesinde
yaşanan
manevi deruni yaşam tarzı. TDVİA. TARİKATA GİREN İS-
-96-
LAM
DİNİ’NDEN ÇIKMIŞTIR. EE.
TEBLİĞ : Sözlükte “bir şeyi veya bir
haberi ulaştırma. Yalvaçların yükümlü
oldu-
ğu
iletme görevi. Onların
(yalvaçların) vahiy yoluyla aldıkları bilgiyi
insanlara
ulaştırması. İmamın tekbir ve
zikirlerinin hazır olan cemaate
duyurulması
. TDVİA
TEFSİR : Sözlükte “açıklamak, beyan
etmek, ortaya çıkarmak, sözcük veya sözde-
ki
kapalılığı gidermek” Kur’an-ı Kerim ayetlerini açıklamayı ve yorum-
lamayı
ifade eden kavram.
Kur’an ayetlerini yorumlama bilimi ve bu
alandaki
eserlerin ortak adı. TDVİA
TESBİH : Allah’ın noksan sıfatlarından uzak ve yüce olduğuna inanıp
bunu sözleri
ve
davranışlarıyla belirtme. TDVİA
TEŞEKKÜR : Şükür ile aynı
anlamdadır. İsteyerek
yapılmış bir iyilik ve ihsana
karşı
dille veya
başka şekillerde uygun karşılıkta bulunmak
TEVAZU : Ağıbaşlılık.
TEVEKKÜL : Allah’a güvenip, dayanma.
TDVİA
TEVHİD : Allah’ın kişiliğinde,
sıfatlarında, kendisine tapınılan varlık
(mabud) olu-
şun da bir
ve tek olduğunu zihin ve kalp yoluyla kabul etmek. TDVİA
TEVRAT : Kur’an-ı Kerim’de
Yahudilerin kutsal kitabına verilen ad.
Tevrat sözcü
ğü,
kutsal kitap (metinler)
söz konusu olduğunda Ahd-i Atik’in ilk beş
kitabı sayılmaktadır. Tanah
(Ahd-i Atik), Mişna, Talmud ve
rabbilere
(Yahudi din
bilginleri) ait eserler Yahudi
geleneğinde Tevrat olarak
adlandırılmaktadır. TDVİA
TEVVAB : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Kullarını
tövbeye sevk eden
ve tövbeleri kabul
eden. TDVİA
ULUHIYYET : Kutsallık (İlahilik), Tapınılmaya
(İbadet olunmaya) hakkı olmak.
UMRAN : Bayindırlık, mamurluk,
uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk.
TDK
ÜLFET ; İnsanlarla uzlaşma, kaynaşma, barış içinde yaşama anlamında bir ahlak
kavramı. TDVİA
ÜMMET : Bir yalvaç (peygamber)’ın
tebliğ ettiği dine inanan veya o dine muhatap
olanların
oluşturduğu topluluk. TEDVİA
ÜMMİ : Hz. Muhammed SAV’in bir
sıfatı. Okuma yazma bilmeyen anlamında
bir Kur’an
terimi. TDVİA
VAAZ : Sözlükte “ÖĞÜT vermek,
uyarmak, sakındırmak” Bir topluluğa
dinsel
ve ahlaki
konularda nasihat etmek. TDVİA
VACİD : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Dilediğini
dilediği zaman
bulan bir tok
gözlü (müstağni). TDVİA
VACİP : İslam’da “dinsel
kuralların yerine getirilmesinde doğru
ve yapılması
önemli
davranışlar ve işlemler.
Kişinin yükümlü olmasa
da doğru ve
güzel davranış
sergilemesidir. Hanefi mezhebine
göre, vitir namazı,
bayram
namazı, bozulan nafile orucun kazasını tutmak, Haccda sa’y ve
veda tavafı
yapmak Hanefi mezhebinde vacip olan durumlardır. TDK
VAHDET : Sözlükte “birlik, teklik,
bütünlük” TDVİA
VAHİD : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Bölünüp
parçalara ayrılma-
ması ve
benzerinin bulunmaması anlamında tek.
TDVİA
VAHİY : Sözlük anlamı “süratlice ve gizlice bildirmektir” Terim olarak, “Allah’
ın elçilerine
ulaştırdığı sözü, kelimesi, kelamıdır”
TDVİA
VALİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Varoluşsal (Kevni). Evren
(Kainat)’e ege-
men olup, onu
yöneten. TDVİA
VARİS : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Varlığının
sonu olmayan.
-97-
TDVİA
VASİ’ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Bilgisi
ve merhameti ile
her şeyi
kuşatan. TDVİA
VEDÜD : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Çok seven, çok sevilen.TDVİA
VEHHAB : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Karşılık
beklemeden bol bol
veren. TDVİA
VEKİL : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Güvenilip dayanılan. TDVİA
VELA : İnce, renkli, ipekli
değerli kumaş TDK. Velayetlik “birinin
yakını, dostu
arkadaşı ve
yardımcısı olmak, onun
yönetimini elinde
bulundurmak.
TDVİA
VİCDAN : Kişiyi kendi
davranışları hakkında bir
yargıda bulunmaya iten, kişinin
kendi
ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yap-
masını
sağlayan güç. TDK
VELİ : Tanrı’nın isimlerinden
biri. İnsanla ilgili. Yardımcı ve dost. TDVİA
YALVAÇ : Allah’tan vahiy yoluyla aldığı
bilgileri ve emirleri tebliğ etmek, insanları
hak dine
çağırmakla görevlendirilen yüksek vasıflı kimse.
YEMİN : And. Sözlükte”sağ
el, sağ taraf, gerçek,
ant, kuvvet, bereket” Kavram
olarak
”bir kimsenin kararlılığını
pekiştirmek ve başkalarını ikna etmek
amacıyla söz
beyanı. TDVİA
YETİM : Babasını kaybetmiş
evlat.
ZAHİR : Tanrı’nın isimlerinden
biri. Kişiliği ile ilgili. Varlığını ve birliğini belge
leyen birçok
delilin bulunması açısından aşikar.
TDVİA
ZALİM : Zulmeden.
ZAN : Kuşku, kesinleşmemiş
kanaat.
ZEBUR : Kur’an’da Hz. Davut’a
indirilen kutsal kitap.
Bir görüşe göre, yazısı
ağır olan
kitaplarla kutsal kitaplar içinde anlaşılması güç olanlar “Zebur”
olarak
adlandırılmıştır. TDVİA
ZEKAT : İslam’ın beş koşulundan
biri. Sözlükte “artma, arıtma, övgü ve
bereket”
Kavram olarak,
Kur’an’da belirtilen toplum
sınıflarına sarf edilmek
üzere dinen
zengin sayılan Müslümanların malından alınan belli bir pay.
TDVİA
ZİHAR : “Annem gibisin” anlamında
bir kavram.
ZİKİR : Sözlükte “bir şeyi
anmak, anımsamak” İslam yazınında
“Allah’ı anmak
ve unutmamak
suretiyle gafletten kurtuluş” TDVİA
ZİLLET : İnsanın aşağılanmasına yol açan zayıf ve itibarsız
konum. Bir kimsenin
başkaları karşısında ruhsal, geçimsel (ekonomik), toplumsal duruşu
vb.
yönlerden
zayıflığını ve etkisizliği. TDVİA
ZİNA : Evlilik dışı (meşru
olmayan) cinsel ilişki. TDVİA
ZÜL-CELALİ
VE’L İKRAM : Tanrı’nın isimlerinden biri. Kişiliği ile ilgili. Azamet
ve kerem sahibi.
TDVİA
**********************************************************
KISALTMALAR:
BKZ : Bakınız
DİB : Diyanet İşleri Başkanlığı
DİBY :Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları
EE : Ekrem Ekmekcioğlu
-98-
EMHY : Elmalılı M. Hamdi Yazır
KKÖT : Kur!an-ı Kerim Öz Tefsiri, Süleyman
ATEŞ.
KKTAM : Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Açıklamalı Meali
KKYM : Kur’an-ı Kerim Yüce Meali
KYTMT : Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir,
TDVYayınları.
MD : Madde.
MS : Mustafa Sağ
S : Sahife
SA : Süleyman AREŞ
TDH : Türkçe’nin Diriliş Hareket
TDK : Türk Dil Kurumu.
TDV : Türkiye Diyanet Vakfı.
TDVİA : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
VB : Ve Benzeri.
NOT: Bu Kur’an meallerinin tamamı TDV yayını
“Kur’an Yolu Türkçe Meali ve Tefsiri”nden alınmıştır. Açıklamalar da yine TDV yayını “Türkiye
Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nden alınmıştır. Parantez içindeki açıklamalar tarafımızdan
konmuştur. EE.
****************************************************************
KAYNAKÇA
001.-
(KYTMT) Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir I, II, III, IV, V Ciltler,
Diyanet İşleri
Başkanlığı Yayınları/590, Kaynak
Eserler/32 Ankara 2006.
002.-
Kur’an-ı Kerim Meali, Diyanet İşleri Başkanlığı, 3. Baskı, Ankara –
2005.
003.-
Kur’an-ı Kerim ve Yüce Açıklamalı Meali,
Hazırlayanlar; Prof. Dr. Ali Özek, Prof.
Dr. Hayreddin Karaman, Doç. Dr. Ali Turgut, Doç. Dr. Mustafa Çağrıcı, Doç. Dr.
İbrahim Kafi Dönmez, Doç. Dr. Sadreddin Gümüş,
Hadimü’l-harameyni’ş-şerifeyn
Kral Fehd Mushaf-ı Şerif Basım
Kurumu, Medine-i Münevvere.
-99-
Yorumlar
Yorum Gönder